YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/9980
KARAR NO : 2023/3535
KARAR TARİHİ : 02.10.2023
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2019/3578 E., 2019/4856 K.
DAVA : Koruma tedbirleri nedeniyle tazminat
HÜKÜM : Düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddi kararı
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
İlk Derece Mahkemesi kararına yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 361 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edilebilir olduğu, davalı vekilinin yokluğunda verilen kararın ve temyiz dilekçesinin tebliği üzerinde 24.02.2020 tarihinde verdiği dilekçesinde hükme ilişkin temyiz sebeplerini bildirerek katılma yolu temyiz isteminde bulunduğu, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 142 nci maddesinin sekizinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, davanın niteliğine göre davacı vekilinin duruşmalı inceleme talebinin, 7079 sayılı Kanun’un 94 üncü maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun’un 299 uncu maddesinin birinci fıkrası gereği takdîren reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.Davacı vekili 06.10.2017 tarihli dava dilekçesinde özetle; 2011 yılında Oda tv internet haber sitesinde haber müdürü gazeteci olan müvekkilinin silahlı terör örgütü üyesi olmak, halkı kin ve düşmanlığa tahrik etmek, adil yargılamayı etkilemeye teşebbüs etmek suçlarından 14.02.2011 tarihinde gözaltına alındığını, 18.02.2011 tarihinde tutuklanmasına karar verildiği, 14.09.2012 tarihinde tahliye edildiği ve hakkında beraat kararı verildiği, müvekkilinin evinde haksız ve hukuka aykırı arama yapıldığını, dosya kapsamında el konulan dijitallerde sahte delil üretildiğini, yargılamada görevli olan kişilerin ihraç edildiğini, haksız tutuklama nedeniyle müvekkilinin akademik kariyer yapmasının engellendiğini, meslek hayatını sürdürmekten mahrum kaldığını, tarif edilemeyecek ölçüde büyük acı elem ve ızdırap duyduğunu, Fetö örgütüne mensup kişilerce hakkında komplo kurulduğunu, ceza evinde zor şartlarda tutuklu kaldığını, doktora eğitiminin yarım kaldığını, aile birliğinin zarar gördüğünü, uzun süre yargılamanın devam ettiğini, yazılı ve görsel basında hakkında olumsuz haberler yapıldığını, hakkında haksız dinleme yapıldığını, manevi yönden zarar gördüğünü, ailesinin ceza evi seyahat masraflarının, ceza evi masraflarının, yoksun kalınan kazanç sebebiyle uğranılan zararın tazminat kapsamında verilmesi gerektiğinden bahisle 121.850,00 TL maddi, 1.000.000,00 TL manevi tazminatın gözaltı tarihinden yasal faizi ile davalıdan tahsilini talep etmiştir.
2.Davalı vekili 26.10.2017tarihli cevap dilekçesinde özetle; dava dilekçesinin reddi gerektiğini, talep edilen manevi tazminat miktarının fazla olduğundan reddi gerektiğini, davanın süresinde açılmadığından reddi gerektiğini, mükerrer davanın bulunup bulunmadığının araştırılması gerektiğini, öne sürmüştür.
3.İstanbul Anadolu 4. Ağır Ceza Mahkemesinin, 09.04.2019 tarihli ve 2017/350 Esas, 2019/137 Karar sayılı kararı ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
4.İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesinin, 25.12.2019 tarihli ve 2019/3578 Esas, 2019/4856 Karar sayılı kararı ile İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik davacı ve davalı vekillerinin istinaf başvurularının 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca düzeltilerek esastan reddine karar verilmiştir.
5.Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığın 07.12.2021 tarihli tebliğnamesi ile davalı vekilinin ve davacı vekilinin temyiz isteminin esastan reddi ile hükmün onanması, talep edilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A.Davalı vekilinin temyiz istemi;
Davanın reddi gerektiğini, hükmedilen maddi ve manevi tazminatın fazla olduğunu, davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini, yargılama giderlerinin davalıya yüklenmemesi gerektiğini, belirtmiştir.
B.Davacı vekilinin temyiz istemi;
Müvekkilin haksız ve hukuka aykırı olarak yargılandığını, soruşturma ve yargılama yapan kişilerin ihraç olduğunu, adil yargılanma hakkının hiçe sayıldığını, müvekkilinin manevi yönden zarar gördüğünden hükmedilen manevi tazminatın eksik olduğunu, yerel mahkeme kararında bilirkişi raporuna yönelik itirazlarının kabul edilmediğini, bu noktada ailesinin ceza evi ziyaret masraflarının, müvekkilinin ceza evi masraflarının, yayınlamak üzere olduğu kitabının yayınlanmaması nedeniyle oluşan zararının maddi tazminat olarak verilmesi gerektiğini, belirtmiştir.
III. DAVA KONUSU
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
Davacının tazminata esas İstanbul 18. Ağır Ceza Mahkemesinin 2014/112 Esas – 2017/145 Karar sayılı dava dosyasında silahlı terör örgütü üyesi olmak, halkı kin ve düşmanlığa tahrik etmek, adli yargılamayı etkilemeye teşebbüs suçlarından yargılandığı, 14.02.2011 – 14.09.2012 tarihleri arasında gözaltı ve tutuklu kaldığı, yapılan yargılama sonunda beraatine hükmedildiği, beraat hükmünün 24.04.2017 tarihinde kesinleştiği ve davanın 5271 sayılı Kanunun 142 inci maddesinin birinci fıkrasında belirlenen süre içerisinde yetkili ve görevli mahkemede açıldığı, ceza evinde vaki iaşe masrafları ile aile yakınlarının ceza evi ziyaretleri dolayısıyla yapılan giderler, 5271 sayılı kanun 141 ve 142 maddeleri kapsamında tazmini mucip maddi zarar ve kayıp olarak değerlendirilemeyecekleri gibi davacı tarafından ”Türkiye’de Wikeleaks Belgeleri” isimli kitabın piyasaya sürüm aşamasında taslak halindeyken el konulduğu için uğranılan kazanç kaybı zararının da; iddianın ispatı bakımından celb edilen emanet kayıtları içeriğinde, söz konusu kitap taslağına rastlanmaması ve bilirkişi raporunda ifade edildiği veçhile Barış Pehlivan ile beraber davacının yazdıkları, ”Sızıntı, Wikileaks, Ünlü Türkler” isimli kitabın 04.05.2017 tarihinde yine benzer mahiyette ” Gizli Belgelerde Türkiye Sırları Mahrem” isimli kitabında 08.11.2017 tarihinde yazıldığı göz önüne alındığı vakit, taslak aşamasında kalan telif ücretine özgü değerlendirilebilecek ispatlanmış gerçek bir zararın mevcudiyetinden bahsedilemeyeceğine nazaran, giderimi lazım gelen maddi zarar kalemini; fiili çalışma olgusunun engellenmesi ve bundan neşet eden gelir yitiminin teşkil edebileceğinden hareketle, bilirkişi raporunda gösterilen hesaplamada gerekçelendirilerek serimlenen çalışma kazancının kaybı olan, telif ücretinden elde edilen aylık kazanç miktarının asgari ücretin altında kalması sebebiyle kişi kazancı asgari ücretin altında olamayacağı için asgari ücret üzerinden hesap edildiği belirlenerek, 11.648,70 TL maddi, 15.000,00 TL manevi tazminatın gözaltı tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik davalı vekilinin ve davacı vekilinin istinaf başvurusu üzerine, istinaf merci, maddi tazminatın eksik olduğundan 12.799,10 TL olması gerektiği ve manevi tazminatın eksik olduğundan 30.000,00 TL olması gerektiğini ve buna göre değişen vekalet ücretinin 5.057,90 TL olması gerektiğinden bu kısımların düzeltilmesi suretiyle, istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca düzeltilerek esastan reddine karar verilmiştir.
IV. GEREKÇE
Tazminat talebinin dayanağı olan İstanbul 18. Ağır Ceza Mahkemesinin 2014/112 Esas – 2017/145 Karar sayılı ceza dosyası kapsamında, davacının silahlı terör örgütüne üye olma suçundan 14.02.2011 – 14.09.2012 tarihleri arasında 578 gün gözaltında ve tutuklu kaldığı, yapılan yargılama sonunda beraatine hükmedildiği, beraat hükmünün 24.04.2017 tarihinde kesinleştiği ve davanın 5271 sayılı Kanunun 142 inci maddesinin birinci fıkrasında belirlenen süre içerisinde yetkili ve görevli mahkemede açıldığı ve kanunda öngörülen yasal şartların oluştuğu anlaşılmıştır.
A.Davalı vekilinin temyiz talebi yönünden;
1.Davanın reddi gerektiğine yönelik temyiz talebi yönünden;
Tazminat talebinin esasını oluşturan İstanbul 18. Ağır Ceza Mahkemesinin 2014/112 Esas – 2017/145 Karar sayılı ceza dava dosyasında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan gözaltında ve tutuklu kalan ve yapılan yargılama sonunda beraatine hükmedilen davacının 5271 sayılı Kanunun 141 inci maddesinin birinci fıkrasının e bendi gereğince tazminata hak kazandığı anlaşılmakla davanın kısmen kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.
2.Hükmedilen manevi tazminatın fazla olduğuna yönelik temyiz talebi yönünden;
Yargıtayın görevi ülke genelinde uygulama birliğinin sağlanması ve benzer olaylarda aynı çözüm tarzının oluşturulmasıdır. Bu görev yerine getirilirken hukukun genel ilkeleri, ülkedeki pozitif hukuk normları ve uluslararası temel insan haklarına ilişkin kural ve kabullere uygun bir yorum ve uygulama benimsenmelidir.
Bu ilke yalnızca denetim mahkemeleri için değil, hüküm mahkemeleri için de geçerlidir. Hukuk devletinin en belirgin özelliği hiçbir kurum ve makam ayrımı gözetilmeden herkesin hukuk kurallarına uymasıdır.
Dairemizin yerleşik kararlarında da vurguladığı üzere, nesnel bir ölçüt olmamakla birlikte, hükmedilecek manevi tazminatın davacının sosyal ve ekonomik durumu, üzerine atılı suçun niteliği, tutuklanmasına neden olan olayın cereyan tarzı, tutuklu kaldığı süre ve benzeri hususlar ile tazminat davasının kesinleşeceği tarihe kadar faizi ile birlikte elde edeceği parasal değer gözetilmek suretiyle, hak ve nesafet ilkelerine uygun, makul bir miktar olarak tayin ve tespiti gerekirken, davacı bakımından eksik manevi tazminata hükmedildiğinden, davalı vekilinin manevi tazminatın fazla olduğuna yönelik temyiz istemi yerinde görülmemiştir.
3.Ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 13.03.2007 gün ve 2 Esas, 63 Karar sayılı kararında açıklandığı üzere; koruma tedbirleri nedeniyle tazminat davalarında, ancak davanın tamamen reddi halinde davalı lehine vekalet ücretine hükmolunabileceğinden, davanın kısmen kabulü halinde davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmemesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.
4.Tutuklandığı dönem içerisindeki maddi zararını ücret bordrosu, vergi kaydı, gelir vergisi beyannamesi gibi itibar edilebilecek bir belgeyle ispatlayamayan davacıya tutuklu kaldığı dönemde 16 yaşından büyükler için geçerli net asgari ücret üzerinden hesaplanan miktarın maddi tazminat kapsamında davacıya ödenmesine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.
B.Davacı vekilinin temyiz talebi yönünden;
1. Hükmedilen maddi tazminat talebi yönünden;
Ailesinin ceza evi ziyaret masraflarının, müvekkilinin ceza evi masraflarının, yayınlamak üzere olduğu kitabının yayınlanmaması nedeniyle oluşan zararının, 5271 sayılı Kanun’un 141 inci ve devamı maddeleri gereğince hesaplanması gereken maddi zarar kapsamında olmadığından bu hususlara ilişkin olarak maddi tazminat talebinin reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamıştır.
2. Hükmedilen manevi tazminat miktarı yönünden;
Yargıtayın görevi ülke genelinde uygulama birliğinin sağlanması ve benzer olaylarda aynı çözüm tarzının oluşturulmasıdır. Bu görev yerine getirilirken hukukun genel ilkeleri, ülkedeki pozitif hukuk normları ve uluslararası temel insan haklarına ilişkin kural ve kabullere uygun bir yorum ve uygulama benimsenmelidir.
Bu ilke yalnızca denetim mahkemeleri için değil, hüküm mahkemeleri için de geçerlidir. Hukuk devletinin en belirgin özelliği hiçbir kurum ve makam ayrımı gözetilmeden herkesin hukuk kurallarına uymasıdır.
Dairemizin yerleşik kararlarında da vurguladığı üzere, nesnel bir ölçüt olmamakla birlikte, hükmedilecek manevi tazminatın davacının sosyal ve ekonomik durumu, üzerine atılı suçun niteliği, tutuklanmasına neden olan olayın cereyan tarzı, tutuklu kaldığı süre ve benzeri hususlar ile tazminat davasının kesinleşeceği tarihe kadar faizi ile birlikte elde edeceği parasal değer gözetilmek suretiyle, hak ve nesafet ilkelerine uygun, makul bir miktar olarak tayin ve tespiti gerekirken, belirlenen ölçütlere uymayacak ve emsal uygulamaların da altında olacak şekilde eksik manevi tazminata hükmolunması, hukuka aykırı bulunmuş ve tebliğnamede esastan ret isteyen görüşe iştirak edilmemiştir.
V. KARAR
Gerekçe bölümünün (B-2) nolu paragrafında açıklanan nedenle davacı vekilinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesinin, 25.12.2019 tarihli ve 2019/3578 Esas, 2019/4856 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 02.10.2023 tarihinde karar verildi.