Yargıtay Kararı 12. Ceza Dairesi 2022/1527 E. 2023/1027 K. 29.03.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/1527
KARAR NO : 2023/1027
KARAR TARİHİ : 29.03.2023

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi

Sanık hakkında suç üstlenmeye azmettirme suçundan, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 231 inci maddesinin beşinci fıkrası uyarınca verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının, aynı Kanun’un 231 inci maddesinin onikinci fıkrası gereği itiraz yoluna tabi olduğu belirlenmiştir.

Sanık hakkında taksirle öldürme suçundan kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
A. … 4. Asliye Ceza Mahkemesinin, 26.10.2015 tarihli ve 2015/455 Esas, 2015/611 Karar sayılı kararı ile;

1. Sanık hakkında taksirle öldürme suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 85 uncu maddesinin birinci fıkrası, 22 nci maddesinin üçüncü fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca 2 yıl 2 ay 20 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına;

2. Sanık hakkında suç üstlenme suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 38 inci maddesinin birinci fıkrası aracımığıyla 270 inci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca neticeten hükmolunan 25 gün gün hapis cezası ile mahkûmiyetin, 5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesinin beşinci fıkrası gereği hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına, karar verilmiştir.

B. … 4. Asliye Ceza Mahkemesinin, 26.10.2015 tarihli ve 2015/455 Esas, 2015/611 Karar sayılı kararının, sanık müdafii tarafından temyizi üzerine Dairemizin, 24.11.2021 tarihli ve 2020/1437 Esas, 2021/8239 Karar sayılı tevdii kararı ile “…Suça konu olayda ölen …’ın soruşturma aşamasında şikayetçi olan oğlu … ile … …’ın yargılama aşamasında alınan beyanlarında sanıktan şikayetçi olmadıklarını bildirdikleri, UYAP sisteminden elde edilen nüfus kayıt örneğine göre ölenin diğer mirasçısı olan kızı …’ın 5271 sayılı CMK’nın 234/a-b-1. maddesi uyarınca soruşturma ve kovuşturma aşamasında olaydan haberdar edilmediği anlaşıldığından, ölenin yasal mirasçısı kızı …’a gerekçeli hükmün tebliğ edilmesinin sağlanması ile kararı temyiz etmesi durumunda, temyiz dilekçeleri eklenip bu hususta ek tebliğname düzenlenmesi…” kararı verilmiştir.

C. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 18.06.2020 tarihli ve 2016/28553 sayılı, iade-onama görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdi edilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafiinin temyiz sebepleri;
1. Bilinçli taksirin koşullarının oluşmadığına,

2. Lehe hükümlerin uygulanmadığına,

ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
1. … 4. Asliye Ceza Mahkemesi gerekçesinde; “… Suç tarihinde eşi … ile birlikte sevk ve idaresindeki … Plakalı minibüs ile … Mahallesi … Caddesi üzerinde kuzeyden güneye seyir eden sanık …’un saat 21:30 sıralarında 37248 Sokak kavşağına geldiğinde, aracın ön kısmı ile … caddesine doğudan batıya doğru karşıdan karşıya geçmek için yola giren ve 10 metre genişliğinde yolun 8 metresini yürüyen 1934 doğumlu …’a çarparak yaralanmasına sebebiyet verdiği, … Üniversitesi Tıp Fakültesine kaldırılan …’ın vefat ettiği, olay anında alkollü olan …’un bu durumunu söyleyerek komşusu olan sanık …’ten aracı kendisinin kullandığının söylemesini istediği, …’in teklifi kabul ederek suçu üstlendiği, olay yerine gelen 6056 kod nolu ekibe …’in aracın kendisinin kullandığını söyleyerek bu konuda tutanak tanzim edildiği, daha sonra yaralının ölmesi üzerine …’in aracı … kullandığını beyan ettiği, …’un kaza mahallini terk ettiği, tüm aramalara rağmen kendisine ulaşamadığı, aradan birkaç gün geçtikten sonra 28/07/2015 günü karakola teslim olduğu, dosya üzerinden yaptırılan bilirkişi incelemesinde bilirkişi … n Uyar tanzim ettiği 31/07/2015 tarihli raporda … ‘nın okul geçidini ve kavşak başını kullanmayarak, yolun dikine geçmesi gerekirken çapraz şekilde geçerek, kendisine yaklaşan araçların uzaklık ve hızını dikkate almayarak, karşıdan karşıya geçerken … sürücülerini kendisini görmesini sağlayacak şekilde açık elbise giymeyerek, yansıtıcı işaret takıp el feneri bulundurmayarak kusurlu olduğu, Sanık …’un kavşaklara ve yaya geçitlerine yaklaştığında aracın hızını azaltmayarak, aracın hızını hava yol ve trafik durumunu gerektiği şartlara uydurmayarak, kazayı yetkililere bildirmeksizin kaza mahallinde ayrılıp iz bedelleri yok ederek kusurlu olduğunun bildirildiği, … ATK Trafik İhtisas Dairesinin raporundan sanığın tali, ölenin asli kusurlu olduğunun belirtildiği görülmüştür.

Sanık …’un olay sonrası kaçması nedeniyle alkol ölçümünün yapılamadığı, ölenin sosyal çevresi nazara alındığında kaçması için bir sebep bulunmayan sanığın olay yerinin terk etmesi, sanık …’in beyanı, olay sonrasında 4 gün boyunca teslim olmaması, ölenin yakınlarının olay yerinde bulunmaması, kendisine yönelik etkili eylemin bulunmaması nazar alındığında alkollü olduğu, bu nedenle olay mahallini terk etmesi ve daha sonra teslim olması, alkol ölçümünün yapılmasının mümkün olmaması, sanık sanık …’in soruşturma aşamasındaki beyanı nazara alındığında sanık …’un kaza anında alkollü olduğunun kabul edilerek sanık hakkında bilinçli taksirle ölüme sebebiyet vermek suçunu işlediği iddia, sanık savunmaları, müşteki beyanları, tanık beyanı ve tüm dosya kapsamından anlaşıldığından,

Sanık …’un üzerine atılı taksirle bir kişinin ölümüne neden olma suçunu işlediği anlaşılmakla, sübuta eren bu suçtan eylemine uyan TCK’nın 85/1. maddesi gereğince suçun işleniş biçimi, suçun işlendiği yer ve zaman, meydana gelen zararın ağırlığı, sanığın taksire dayalı kusurunun ağırlığı, failin saiki ve tüm dosya kapsamı nazara alınarak takdiren hapis cezası ile cezalandırılmasına, sanığın bu suçu bilinçli taksir ile işlemesi nedeniyle verilen ceza TCK’nın 22/3. maddesi gereğince takdiren 1/3 oranında arttırılmasına, sanığın duruşma hali lehine takdiri hafifletici sebep kabul edilerek verilen ceza TCK’nın 62/1. maddesi gereğince cezasında takdiren 1/6 oranında indirim yapılmasına, sanığa verilen ceza miktarı nazara alınarak yasal olarak hakkında TCK’nın 51. ve CMK’nın 231. maddesinin uygulanmasına yer olmadığı karar verilmesi yoluna gidilmiştir.

Sanık …’un üzerine atılı suç üstlenmeye azmettirme suçunu işlediği anlaşılmakla sübuta eren bu suçtan eylemine uyan 5237 sayılı TCK’nın 38/1. maddesi aracılığıyla TCK’nın 270/1. maddesi gereğince suçun işleniş biçimi, suçun işlendiği zaman ve yer, suç konusunun önem ve değeri, meydana gelen zararın ağırlığı, sanığın kastının ağırlığı, amaç ve saiki göz önüne alınarak ve takdiren aşağı hadden hüküm kurularak hapis cezası ile cezalandırılmasına, sanığın duruşmalardaki hal ve tavırları lehine takdiri indirim nedeni sayıldığından TCK’nın 62. md. uyarınca cezasından takdiren 1/6 oranında indirim yapılmasına, sanığa verilen cezanın tür ve miktarına, sanığın sabıkasız oluşuna, ileride suç işlemekten çekineceği konusunda mahkememizde kanaat edinilmiş bulunulmasına, kişilik özelikleri duruşmadaki tutum ve davranışları itibari ile 5271 sayılı yasanın 231. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesi yoluna gidilmiştir…” denilmiştir.

2. Sanık, alınan savunmasında “Olay günü alışverişden sonra eve gidiyordum. Yanımda eşim …’de vardı. Olay mahaline geldiğimde maktüle çarpmam ile aracı durdurmam aynı anda oldu. Eşim olayın şoku üzerine fenalaştı. Bende eşim ve arabada bulunan çocuğumun fenalaşması üzerine olay yerine önceden tanıdığım ve uzaktan akrabam olan ve tesadüfen bulunduğum yere gelen …’e olay yeri ile ilgilen ben eşimi hastaneye götüreceğim dedi. Oda bana sen ailenle ilgilen ben burayı hallederim dedi. Ancak direksiyona geçeceğini tahmin etmemiştim. Eşimi hastaneye götürdüm. Daha sonra ölüm haberini duyunca bende şoka girdim. Daha sonraki bir tarihte de teslim oldum. Alkollü olduğum iddiasını kabul etmiyorum. Olay günü alkollü değildim. Başka diyeceğim yoktur.” şeklinde savunmada bulunmuştur.

3. Kaza sebebiyle vefat eden …’ın yasal mirasçıları … … ile …’ın yargılama aşamasında şikayetlerinden vazgeçtikleri görülmüştür.

4. Ölenin kesin ölüm sebebini belirleyen, 25.07.2015 tarihli Ölü Muayene Tutanağına göre; “maktülün kesin ölüm sebebi; kafa travmasına bağlı gelişen beyin kanaması sonucu olduğu” belirtilmiştir.

5. Kolluk güçlerince tanzim olunan 24.07.2015 Tarihli Trafik Kazası Tespit Tutanağına göre sanığın “yaya ve okul geçitlerine yaklaşırken bütün sürücüler araçlarını yavaşlatmak zorundadır” kuralını; ölen yayanın ise” taşıt yolunun karşı tarafına geçmek isteyen yayalar, yaya yolunu veya okul geçidiyle kavşak giriş ve çıkışlarından geçmek zorundadır” kuralını ihlal ettiğinin belirtildiği görülmüştür.

6. Yargılama aşamasında düzenlenen 31.07.2015 tarihli Trafik Bilirkişi Raporuna göre, sanığın kavşağa geldiğinde yavaşlamadığı, 50 km/s hızla gitmesi gerekin yolda aracın çarpma noktası ile ilk durma noktası dikkate alındığında, 40 metre ileride durduğu böylece sürücünün kendisine Yasayla belirlenen hız limitinin üzerinde seyrettiği, ölen yayanın ise karşıya geçişinde 12 metre gerisinde bulunan okul geçidini ve kavşak başını kullanmadığı, çapraz şekilde yolu geçmeye çalıştığı, kendisine yaklaşan aracın uzaklık ve hızını dikkate almadığı, görünür kıyafet giymediği ve yansıtıcı işaret kullanmadığı, sanık ile ölen yayanın eş kusurlu olduğu belirtilmiştir.

7. Adli Tıp Kurumu … Trafik İhtisas Dairesinin 16.09.2015 tarihli raporuna göre sanığın idaresindeki otobüs ile gece vakti, yerleşim yerinde, aydınlatma bulunmayan olay yeri kavşağa yaklaştığında, seyir yönüne hitap eden “Okul Geçidi” trafik levhasını da dikkate alıp, müteyakkız olması ve hızını mevcut şartlara ve far ışığı altındaki görüşüne göre ayarlaması gerekirken,bu hususa yeterince riayet etmemesi nedeniyle, seyir yönüne göre yolun solundan karşısına çapraz bir şekilde geçmeye çalışan yayaya çarpmayı önleyemediği olaydaki; dikkatsizliği ve tedbirsizliği ile alt düzeyde tali kusurlu; ölen yayanın ise, gece vakti, koyu renk giysili vaziyette, aydınlatma bulunmayan olay yeri kavşakta karşıdan karşıya geçmek istediğinde, kural gereği, geçtiği noktaya 12 m. uzaklıkta bulunan “Okul Geçidi”ni kullanması ya da kavşak başından kurallara uygun bir şekilde geçmesi gerekirken, bu kurallara riayet etmeyip, can güvenliğini tehlikeye düşürecek şekilde, çapraz biçimde karşıdan karşıya geçmeye çalışması sonucu, sanığın idaresindeki otobüsün çarpmasına maruz kaldığı olaydaki; dikkatsizliği, tedbirsizliği ve kurallara aykırı davranışıyla asli kusurlu olduğu bildirilmiştir.

8. Olaya ilişkin görgüsü bulunan tarafsız tanık … T. “Olay tarihinde motorumla evime gidiyordum. Kaza yeri ile aramda 30 metre mesafe vardı. Ölen şahıs benim sağımda idi. Birden yola fırlaması ile yukarı kısımdan gelen … ölene çarptı. Motorumu durdurdum. Aracın çarptığı şahsın yanına gittim. Gittiğimde yerde yatıyordu. Çarpan şahsın yanınada gittim. Kendisini araçtan indirdim. Kendisi şok halinde idi. Alkollü olup olmadığını bilmiyorum. Polis memurları gelince çarpan şahsı sordular. Bende bulunduğu yeri gösterdim ancak oraya gittiklerinde çarpan şahsın olmadığını gördüler. Sanık …’de olay yerinde idi. Kendisinin polis memurları ile ne konuştuğunu duymadım. Daha sonra öğrendiğime göre sanık … ailesini hastaneye götürmek amacıyla olay yerinden ayrılmış…” şeklinde beyanda bulunmuştur.

9. Diğer tanıklar … Y, … D. ve … Ş. beyanları dosya kapsamında bulunmaktadır.

10. Sanığa ait güncel adli sicil kaydı ve nüfus kaydı, Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) üzerinden temin olunarak dava dosyasına eklenmiştir.

II. GEREKÇE
A. Suç Üstlenme Suçu Yönünden;
Sanık hakkında 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 231 inci maddesinin beşinci fıkrası uyarınca verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının; Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 03.02.2009 tarihli ve 2008/11-250 Esas, 2009/13 Karar sayılı kararı ile 5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesinin onikinci fıkrası gereği itiraz yoluna tabi olduğu, temyizinin mümkün olmadığı ve aynı Kanun’un 264 üncü maddesinin birinci fıkrasında yer verilen; “Kabul edilebilir bir başvuruda kanun yolunun veya merciin belirlenmesinde yanılma, başvuranın haklarını ortadan kaldırmaz.” şeklindeki düzenleme dikkate alınarak kanun yolu incelemesinin itiraz merciince yapılması gerektiği anlaşılmıştır.

B. Taksirle Öldürme Suçu Yönünden;
1. Mahkemece “… Sanık …’un olay sonrası kaçması nedeniyle alkol ölçümünün yapılamadığı, ölenin sosyal çevresi nazara alındığında kaçması için bir sebep bulunmayan sanığın olay yerinin terk etmesi, sanık …’in beyanı, olay sonrasında 4 gün boyunca teslim olmaması, ölenin yakınlarının olay yerinde bulunmaması, kendisine yönelik etkili eylemin bulunmaması nazar alındığında alkollü olduğu, bu nedenle olay mahallini terk etmesi ve daha sonra teslim olması, alkol ölçümünün yapılmasının mümkün olmaması, sanık sanık …’in soruşturma aşamasındaki beyanı nazara alındığında sanık …’un kaza anında alkollü olduğunun kabul edilerek…” sanık hakkında bilinçli taksir hükümleri gereği mahkumiyetine karar verilmiş ise de, sanığın olay anında alkollü olduğuna ve alkolün etkisi ile kazanın meydana geldiğine dair şüpheden uzak somut delil bulunmadığı, sanık …’in soruşturma aşamasında alınan beyanında “…sürücü olay yerindeydi ancak alkollüydü bana sürücü olarak kendini söyler misin dedi…” şeklinde beyanda bulunduğu ancak yargılama aşamasında bu husus sorulduğunda “Olay sırasında sanık … bana alkollü olduğu yönünde bir beyanda bulunmadı. Sanık …’un alkollü olduğu yönünde de bende bir kanaat oluşmadı…” şeklinde beyanda bulunduğu, soruşturma aşamasındaki beyanının bilinçli taksir hükümlerinin uygulanması bakımından kesin nitelikte bir delil kabul edilemeyeceği, dosya kapsamında beyanı alınan ve kaza öncesi ve sırasında sanığı gören tanıkların sanığın alkollü olduğu yönünde bir kanaatlerinin olmadığı, ayrıca bilinçli taksir koşullarını oluşturan bir diğer hal olarak olay yeri hız limitinin (50 km/saat) iki katı hız ile seyrettiğine dair bir tespitin de yapılmaması karşısında; sanığın olay yerinden kaçması nedeni temel cezanın belirlenmesi sırasında gözetilmesi gereken bir husus olmakla, sanığın eyleminde bilinçli taksir koşullarının oluşmadığı gözetilmeksizin, hükmolunan cezada TCK’nın 22/3. maddesi gereğince artırım yapılmak suretiyle fazla ceza tayini, hukuka aykırı bulunmuştur.

2. 5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesinin beşinci fıkrası uyarınca, mahkemece sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması hükümlerinin uygulanabilmesi için, yapılan yargılama sonunda sanığa hükmedilen ceza, iki yıl veya daha az süreli hapis veya adlî para cezası olması gerektiği; benzer şekilde, TCK’nın 51 nci maddesi birinci fıkrası uyarınca iki yıl veya daha az süreyle hapis cezasına mahkum edilen kişinin cezasının ertelenebileceğinin düzenlendiği, açıklanan sebeplerle iki yıldan fazla hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilen sanık hakkında bu hükümlerin uygulanmamasında hukuka aykırılık bulunmamıştır. Paraya çevirme hükümleri bakımından ise, bozma üzerine yapılan yargılamada (B-1) paragrafında belirtilen bozma nedeni kapsamında değerlendirilmesi gerekmekle birlikte, gerekçesinde ” …suçun işlenmesindeki özellikler ile suçun bilinçli taksirle işlenmesi nazara alınarak, sanığa verilen cezanın TCK’nın 50/4. maddesi gereğince adli para cezasına veya diğer tedbirlere çevrilmesine takdiren yer olmadığına,…” denilerek, bilinçli taksir kabulünde hata bulunsa dahi suçun işlenmesindeki özellikler gereği takdiren paraya çevirme hükümlerini uygulamadığı anlaşılmakla, bu yönden hükümde hukuka aykırılık bulunmamıştır.

III. KARAR
Gerekçe bölümünde (B-1) paragrafında açıklanan nedenle … 4. Asliye Ceza Mahkemesinin, 26.10.2015 tarihli ve 2015/455 Esas, 2015/611 Karar sayılı kararına yönelik sanık müdafiinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğnameye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

29.03.2023 tarihinde karar verildi.