Yargıtay Kararı 12. Ceza Dairesi 2022/16 E. 2023/1696 K. 17.05.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/16
KARAR NO : 2023/1696
KARAR TARİHİ : 17.05.2023

MAHKEMESİ:Ceza Dairesi

Davalı vekilinin temyiz istemi yönünden; Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen hükmün, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 24.11.2016 tarihli ve 6763 sayılı Kanun’un 42 nci maddesi ile değişik 362 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca kesin olduğu belirlenmiştir.

Davacı vekilinin temyiz istemi yönünden; İlk Derece Mahkemesi kararına yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen hükmün; 6100 sayılı Kanun’un 361 inci maddesinin birinci fıkrası gereği hükmün temyiz edilebilir olduğu, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 142 nci maddesinin sekizinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.Davacı vekili 27.12.2017 tarihli dava dilekçesinde özetle; Ulusal Sigorta Limited Şirketi mesul müdürü olan müvekkilinin suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olmak, Özel hayatın gizliliğini ihlal etmek suçlarından 18.03.2010 tarihinde gözaltına alındığını, 22.03.2010 tarihinde tutuklandığını, 12.04.2011 tarihinde tahliye edildiği ve hakkında beraat kararı verildiği, haksız şekilde arama, gözaltı ve tutuklama işlemi uygulandığını, haksız tutuklama nedeni ile kendisi ve ailesinin derin acılar yaşadığını, ceza evinde zorluklar yaşadığını, işlerinin bozulduğunu, muhasebe kayıtlarının cezevinde bulunması nedeniyle kaybolduğunu, ceza evinde masraflarının olduğundan bahisle 500.000,00 TL maddi, 1.500.000,00 TL manevi tazminata gözaltı tarihinden itibaren yasal faizi ile davalıdan tahsilini talep etmiştir.

2.Davalı vekilinin 07.06.2018 tarihli duruşmada beyanında; davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, öne sürmüştür.

3…. 10. Ağır Ceza Mahkemesinin, 24.10.2018 tarihli ve 2018/152 Esas, 2018/394 Karar sayılı kararı ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

4. … Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesinin, 31.01.2020 tarihli ve 2019/1601 Esas, 2020/80 Karar sayılı kararı ile İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik davacı ve davalı vekillerinin istinaf başvurularının 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca düzeltilerek esastan reddine karar verilmiştir.

5.Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığın 29.12.2021 tarihli tebliğnamesi ile davalı vekilinin temyiz isteminin kesin olduğundan reddi, davacı vekilinin temyiz isteminin ise esastan reddi ile hükmün onanması talep edilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A. Davalı vekilinin temyiz istemi;
Davacı hakkında yapılan işlemin yasa gereği yetkili mercilerin uygulaması olduğu, tutuklama tedbirinde devletin kusurunun bulunmadığına, tazminat talebinin reddi gerektiğine, hükmedilen manevi tazminat miktarının fazla olduğuna, faize hükmedilmesinin yasaya aykırı olduğuna, reddedilen kısım üzerinden karşı vekalet ücreti verilmesi gerektiğine, ilişkindir.

B. Davacı vekilinin temyiz istemi;
Müvekkilinin. Limited Şirketi mesul müdürü olduğu, dava dilekçesi ekine kurumlar vergisi beyannamesinin sunulduğu, evrakların kaybolmadığını, davacının gelirinin meslek odasından alınacak ücret üzerinden hesaplanması gerekirken asgari ücret üzerinden hesaplanmaması gerektiğine, tazminata esas dosyada ödenen vekalet ücretinin maddi tazminat hesabına dahil edilmesi gerektiğine, haksız tutuklama nedeniyle uzun süre gözaltı ve tutuklu kaldığı, kendisi ve ailesinin perişan olduğu, işlerininin bozulduğu bu nedenle hükmedilen manevi tazminatın eksik olduğuna, ilişkindir.

III. DAVA KONUSU
Temyizin kapsamına göre;

A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
Davacının tazminata esas … 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 2014/102 Esas – 2017/103 Karar sayılı dava dosyasında silahlı terör örgütüne üye olma, özel hayatın gizliliğini ihlal, şantaj, tehdit, kişisel verilerin kaydedilmesi, dolandırıcılık suçlarından yargılandığı, 18.03.2010 – 12.04.2011 tarihleri arasında gözaltı ve tutuklu kaldığı, yapılan yargılama sonunda beraatine hükmedildiği, beraat hükmünün 08.09.2017 tarihinde kesinleştiği davanın 5271 sayılı Kanunun 142 inci maddesinin birinci fıkrasında belirlenen süre içerisinde yetkili ve görevli mahkemede açıldığı, davacının gözaltı – tutuklama öncesinde eşi ile birlikte sigorta acentalığı yaptığı, çalışan bir elemanlarının olduğu, davacının gözaltına alınıp tutuklanmasından sonra eşi ve elemanının acentalık işini yürüttükleri, davacının gözaltında – tutuklulukta kalması nedeniyle uğradığı gelir kaybının asgari ücretten daha fazla olduğu ispat edilemediğinden asgari ücret üzerinden hesaplanarak 7.981,66 TL maddi, 19.500,00 TL manevi tazminatın tutuklama tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiştir.

B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik davalı vekilinin ve davacı vekilinin istinaf başvurusu üzerine, istinaf merci, maddi tazminatın fazla olduğundan 7.813,45 TL olması gerektiği ve buna göre değişen vekalet ücretinin 3.277,61 TL olması gerektiğinden, bu kısmın düzeltilmesi suretiyle, istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca düzeltilerek esastan reddine karar verilmiştir.

IV. GEREKÇE
Tazminat talebinin dayanağı olan … 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 2014/102 Esas – 2017/103 Karar sayılı dava dosyasında suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma, özel hayatın gizliliğini ihlal ve şantaj suçlarından yargılandığı, 18.03.2010 – 12.04.2011 tarihleri arasında 390 gün gözaltı ve tutuklu kaldığı, yapılan yargılama sonunda beraatine hükmedildiği, beraat hükmünün 25.04.2017 tarihinde kesinleştiği ve davanın 5271 sayılı Kanunun 142 inci maddesinin birinci fıkrasında belirlenen süre içerisinde yetkili ve görevli mahkemede açıldığı ve kanunda öngörülen yasal şartların oluştuğu anlaşılmıştır.

A. Davalı Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden
Davalı vekilinin temyizinin katılma yolu ile yapılmadığı dikkate alınarak İlk Derece Mahkemesi kararına yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen hükmün; karar tarihi itibarıyla temyiz kesinlik sınırının 72.070,00 TL olması, İlk Derece Mahkemesi tarafından hükmedilen tazminat miktarının 27.481,66 TL olması ve bu karara yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından hükmedilen tazminat miktarının 27.313,45,00 TL olarak düzeltilerek esastan ret kararının verilmiş olması nedenleriyle 6100 sayılı Kanun’un, 24.11.2016 tarihli ve 6763 sayılı Kanun’un 42 nci maddesi ile değişik 362 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca davalı açısından kesin olduğu anlaşıldığından, temyiz isteminin reddine karar verilmesi gerektiği belirlenmiştir.

B. Davacının Temyiz İstemi Yönünden;
1.Hükmedilen manevi tazminat miktarı yönünden;
Davacının dava dilekçesinde ve tazminat yargılanması boyunca Ulusal Sigorta Limited Şirketi mesul müdürü olduğunu beyan etmesi karşısında, söz konusu geliri ve tutuklu kaldığı döneme ilişkin kazanç kaybı miktarı konusunda itibar edilebilecek herhangi bir belge ibraz edemeyen davacının, bahse konu döneme ilişkin olarak Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığınca 16 yaşından büyükler için belirlenen net asgari ücret miktarı üzerinden hesaplama yapılmasında bir isabetsizlik görülmemiştir.

Yargıtay İçtihatı Birleştirme Hukuk Genel Kurulunun 29.05.1957 tarihli, 1957/4 Esas ve 1957/16 Karar sayılı içtihadı birleştirme kararında da açıklandığı üzere; vekalet ücreti yargılama giderlerindendir. Buna göre karşı tarafa yüklenmesi gereken vekalet ücretinin bağımsız bir vrlığı olamayacağından ayrı bir dava konusu yapılamayacaktır. Davacının kendi vekili ile yaptığı ve sadece tarafları bağlayan ücret sözleşmesi niteliğindeki vekalet akdi uyarınca ödenmesi kararlaştırılan bedelin koruma tedbirleri nedeniyle tazminat davasında zarar kapsamında değerlendirilemeyeceği gözetilmelidir.

Anılan içtihatı birleştirme kararı ve yerleşik Yargıtay uygulamaları nazara alındığında, tazminat talebinin dayanağı olan ceza dava dosyasında beraat etmiş olması nedeniyle davacı lehine maktu vekalet ücretine hükmolunması gerektiği, maktu vekalet ücretini aşan ve serbest meslek makbuzu ile ispatlanan kısmın ise davacı ile avukatı arasındaki hukuki ilişkiye dayandığı, bu nedenle koruma tedbirleri nedeniyle tazminat davasında zarar kapsamına dahil edilmemesinde isabetsizlik bulunmamıştır.

2. Hükmedilen manevi tazminat miktarı yönünden;
Nesnel bir ölçüt olmamakla birlikte, davacı lehine hükmedilecek manevi tazminatın davacının sosyal ve ekonomik durumu, üzerine atılı suçun niteliği, tutuklanmasına neden olan olayın cereyan tarzı, tutuklu kaldığı süre ve benzeri hususlar dikkate alınıp, hak ve nesafet ilkelerine uygun, makul bir miktar olarak tayin ve tespiti gerekirken, belirlenen ölçütlere uymayacak miktarda eksik manevi tazminata hükmolunması, hukuka aykırı bulunmuş ve tebliğ namede onama isteyen görüşe iştirak edilmemiştir.

V. KARAR
A. Davalı Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden
Gerekçe bölümünde A bendinde açıklanan nedenle … Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesinin, 31.01.2020 tarihli ve 2019/1601 Esas, 2020/80 Karar sayılı kararına yönelik davalı vekilinin temyiz isteminin, 5271 sayılı Kanun’un 298 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle REDDİNE,

B. Davacı Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden
Gerekçe bölümünde (B-2) bendinde açıklanan nedenle davacı vekilinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden … Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesinin,31.01.2020 tarihli ve 2019/1601 Esas, 2020/80 Karar sayılı kararının, 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca … 10. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise … Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

17.05.2023 tarihinde karar verildi.