YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/1982
KARAR NO : 2023/4100
KARAR TARİHİ : 17.10.2023
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2019/515 E., 2020/23 K.
DAVA : Koruma tedbirleri nedeniyle tazminat
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma
İlk Derece Mahkemesi kararına yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 361 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edilebilir olduğu, davacı vekilinin temyiz dilekçesinin 16.12.2021 tarihinde tebliği üzerine davalı vekilinin 22.12.2021 tarihinde verdiği dilekçesinde hükme ilişkin temyiz sebeplerini bildirerek katılma yolu ile temyiz isteminde bulunduğu, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 142 nci maddesinin sekizinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Davacı vekili 01.06.2018 tarihli dava dilekçesinde özetle; davacının silahlı terör örgütüne üye olma suçundan 22.07.2016 tarihinde tutuklandığını, 23.01.2017 tarihinde tahliyesine karar verildiğini, yargılama sonucunda davacının beraatine karar verildiğini, davacının tutuklanması nedeniyle erken emekli olmasından dolayı kazanç kaybına uğradığını ve manevi olarak da zarar gördüğünü belirtmiş, bu kapsamda 1.000,00 TL maddi ve 200,000,00 TL manevi olmak üzere toplam 201.000,00 TL tazminatın tutuklanma tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ödenmesini talep etmiştir.
2. Davalı vekili 11.06.2018 tarihli cevap dilekçesinde özetle; davanın süresinde, yetkili ve görevli mahkemede açılmadığını, davacının tazminat isteyemeyecek kişilerden olup olmadığının ve aynı konuya ilişkin daha önce ödeme yapılıp yapılmadığının araştırılması gerektiğini, talep edilen tazminatın fazla olduğunu, tutuklamadan faiz talep edilemeyeceğini ve davanın reddi gerektiğini beyan etmiştir.
3. Adana 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 15.10.2018 tarihli ve 2018/253 Esas, 2018/547 Karar sayılı kararı ile maddi tazminat talebinin reddine, manevi tazminat talebinin kısmen kabulüne karar verilmiştir.
4. Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin, 10.01.2020 tarihli ve 2019/515 Esas, 2020/23 Karar sayılı kararı ile İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik davacı vekilinin ve davalı vekilinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
5. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı 07.04.2022 tarihli tebliğnamesi ile davacı lehine eksik manevi tazminata hükmolunduğu gerekçesiyle hükmün bozulmasını talep etmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
1. Davacı vekilinin temyiz istemi, hükmedilen manevi tazminat miktarının düşük olduğuna ve maddi tazminat talebinin kabulüne karar verilmesi gerektiğine ilişkindir.
2. Davalı vekilinin temyiz istemi, davanın reddi gerektiğine, hükmedilen manevi tazminatın fahiş olduğuna ve davanın reddedilen kısmı bakımından davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğine ilişkindir.
III. DAVA KONUSU
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
Adana 1. Ağır Ceza Mahkemesi gerekçesinde “Adana İncirlik 10’uncu Tanker Üs Komutanlığında görev yapan davacı …’ın tazminat istemine dayanak Adana 11. Ağır Ceza Mahkemesinin 2016/45 esas 2018/73 karar sayılı dosyasında 21/07/2016 tarihinde terör örgütüne üye olmak, Terörizmin Finansmanın Önlenmesi Hakkında Kanuna muhalefet suçlarından gözaltına alındığı, 1 gün gözaltında kaldıktan sonra 22/07/2016 tarihinde Adana 1. Sulh Ceza Hakimliğinin 2016/447 Sorgu sayılı kararıyla silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan tutuklanmasına karar verildiği, Adana 11. Ağır Ceza Mahkemesinin 23/01/2017 tarihli 2016/45 esas sayılı kararıyla tahliyesine karar verildiği, davacının tutuklu kaldığı sürelerin tamamının infaz gördüğü, dosyada mevcut evrakların ve UYAP mahsup sorgu ekranının tetkiki neticesinde gözaltında ve tutuklulukta geçen sürelerin başka dosyadan mahsup edildiğine ilişkin kayıt yer almadığı gibi davacının mahsuba konu olabilecek sabıka kaydının da bulunmadığı anlaşıldığından gözaltı ve tutuklulukta geçen sürelerin başka bir dosyadan mahsup edilmediği, hakkında Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma ve Terörizmin Finansmanın Önlenmesi Hakkında Kanuna muhalefet suçlarından cezalandırılma talebiyle 21/11/2016 tarihli iddianame ile kamu davası açıldığı, yapılan yargılama sonunda 09/02/2018 tarihinde davacı hakkında atılı suçlardan beraat kararı verildiği, kararın istinaf edilmeksizin 17/02/2018 tarihinde kesinleştiği, Adana 11. Ağır Ceza Mahkemesin 15/10/2018 tarihli cevabi yazısında kesinleşme işleminden sonra davacı sanığa tebligat çıkartılmadığının bildirildiği, dosyada mevcut davacı vekilinin sunmuş olduğu dava dilekçesinin 01/06/2018 havale tarihli olması karşısında davanın süresi içerisinde açıldığı anlaşılmıştır.
Hava Kuvvetleri Komutanlığı 10’uncu Tanker Üs Komutanlığının 10/08/2018 tarihli cevabi yazısında davacının KHK ile ihraç olmadığı, açığa alınmadığı, tutukluluk durumu devam ederken 14 Ekim 2016 tarihinde kendi isteği üzerine emekliye ayrıldığı, emekli olmadan önce tutuklu kaldığı döneme ilişkin tutuklu maaşı ödendiği, sehven tam maaş ödenen aylara ilişkin geriye alınması gereken tutara ilişkin mahsup işlemleri için 15 Eylül-14 Ekim 2016 dönemi maaşı ödenmediği, neticeten davacıya tutukluluk işlemleri nedeni ile 979,14 TL tutarında eksik ödeme bulunduğu bildirilmiştir.
… davacının maaşından yapılan kesintilerin davacının tutuklu olması nedeni ile 926 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanununun 65/f-2 maddesinin atfı ile 657 sayılı Devlet Memurları Kanunun 141 inci maddesine göre aylık ödenmesi nedeninden kaynaklandığı, 926 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanununun 65/f-2 maddesinin devam cümlesinde açıkça “Ancak, bu gibilerden haklarında kovuşturmaya yer olmadığına, muhakemenin menine, beraate, her ne sebeple olursa olsun kamu davasının düşmesine veya ortadan kaldırılmasına karar verilenlerin ödenmeyen veya noksan ödenen her türlü özlük hakları ödenir.” hükmü yer aldığından davacının maaşından yapılan kesintileri idari yargı yoluna başvurmak suretiyle talep edebileceği, talep kabul edildiğinde ise davacının tazmin edilebilir gerçek bir maddi zararının bulunmaması nedeniyle davacının CMK’nın 141 ve devamı maddeleri gereğince tazminata konu zararın bulunmadığı anlaşılmıştır.
Yine davacı her ne kadar emekliye ayrılmak zorunda kaldığından bahisle maddi zararı olduğunu belirtmiş ise de; davacının açığa alınmamış, KHK kapsamında ihraç edilmemiş olması, tutukluluk dönemi içinde kendi rızası ile emekliye ayrıldığının ilgili kurum tarafından bildirilmiş olması, emekli işlemlerinin yapılmış ve sosyal durum araştırmasına göre emekli ast subay maaşı aldığının tespit olması karşısında davacının bu yönü ile de tazminata konu maddi zararının bulunmadığı anlaşılmış ve maddi tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun yerleşik içtihatlarında da değinildiği üzere manevi tazminatın tutuklu kalan kişinin sosyal çevresinde itibarının sarsılması, özgürlüğünden yoksun kalınması nedeniyle duyulan elem, ızdırap ve ruhsal sıkıntıların bir ölçüde de olsa giderilmesi amacına yönelik olduğu, uğranılan manevi zararın tümüyle giderilmesinin olanaksız olduğu, bununla birlikte tayin edilecek manevi tazminatın kişinin acı ve ızdıraplarının dindirilmesinde sıkıntılarının azaltılmasında etken olduğu ve bu nedenle tazminata hükmedilirken kişinin gözaltında ve tutuklu kaldığı süre, sosyal ve ekonomik durumu, toplumsal konumu, atılı suçun niteliği ve ev hapsinin şahsın üzerinde bıraktığı olumsuz etkiler nazara alınarak zenginleşme sonucu doğurmayacak bir miktar da olmasına özen gösterilerek davacıya talebinde geçen tutuklu (185 gün) kaldığı süre için takdiren 16.000 TL manevi tazminat verilmesine, bu tazminata yine taleple bağlı kalarak tutuklama tarihinden itibaren faiz işletilmesine, karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
” denilmektedir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince verilen kararla ilgili olarak, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır.
IV. GEREKÇE
Tazminat talebinin dayanağı olan Adana 11. Ağır Ceza Mahkemesinin 2016/45 Esas – 2018/73 Karar sayılı ceza dosyası kapsamında, davacının silahı örgüt suçundan 22.07.2016 – 23.01.2017 tarihleri arasında 185 gün tutuklu kaldığı, yapılan yargılama sonunda beraatine hükmedildiği, beraat hükmünün 17.02.2018 tarihinde kesinleştiği, tutuklama tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 5271 sayılı Kanun’un 142 inci maddesinde öngörülen süre içinde yetkili ve görevli mahkemeye davanın açıldığı ve kanunda öngörülen yasal şartların oluştuğu anlaşılmıştır.
A. Davacı vekilinin temyiz sebeplerine yönelik olarak
1. Davacının tutukluluğu devam ederken 14.10.2016 tarihinde emekli olduğunun anlaşılması karşısında, emekli olduğu tarih ile tahliye olduğu tarih arasındaki süre için Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığınca 16 yaşından büyükler için belirlenen net asgari ücret üzerinden maddi tazminata hükmolunması yerine maddi tazminat talebinin reddine karar verilmesi, hukuka aykırı bulunmuştur.
2. Nesnel bir ölçüt olmamakla birlikte, davacı lehine hükmedilecek manevi tazminatın davacının sosyal ve ekonomik durumu, üzerine atılı suçun niteliği, tutuklanmasına neden olan olayın cereyan tarzı, tutuklu kaldığı süre ve benzeri hususlar dikkate alınıp, hak ve nesafet ilkelerine uygun, makul bir miktar olarak tayin ve tespiti gerekirken, belirlenen ölçütlere uymayacak miktarda eksik manevi tazminata hükmolunması hukuka aykırı bulunmuştur.
B. Davalı vekilinin temyiz sebeplerine yönelik olarak
1. Davacının tutuklu kaldığı suçtan yapılan yargılama neticesinde beraat ettiği, açılan davanın süresinde olduğu, davacının tutuklama müzekkeresinin infaz gördüğü, dosya içerisinde yapılan incelemede davacının tutuklanmasına kendisinin sebep olduğuna dair herhangi bir bilgi ve belgenin bulunmadığı ve davacının tazminat isteyemeyecek kişilerden olmadığı gözetildiğinde tazminat isteme koşullarının oluştuğu anlaşılmakla, davalı vekilinin davanın reddi gerektiğine ilişkin temyiz istemi yerinde görülmemiştir.
2. Davalı lehine eksik manevi tazminata hükmedilmesi hususu bozma nedeni yapılmış olduğundan, davalı vekilinin hükmedilen manevi tazminat miktarının fazla olduğuna ilişkin temyiz istemi yerinde görülmemiştir.
3. Ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 13.03.2007 gün ve 2 Esas, 63 Karar sayılı kararında açıklandığı üzere; koruma tedbirleri nedeniyle tazminat davalarında, ancak davanın tamamen reddi halinde davalı lehine vekalet ücretine hükmolunabileceğinden, davanın kısmen kabulü halinde davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmemesinde hukuka aykırılık bulunmamıştır.
V. KARAR
Gerekçe bölümünün (A.1) ve (A.2) numaralı paragraflarında açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin, 10.01.2020 tarihli ve 2019/515 Esas, 2020/23 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca Adana 1. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 17.10.2023 tarihinde karar verildi.