Yargıtay Kararı 12. Ceza Dairesi 2022/2041 E. 2022/9372 K. 01.12.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/2041
KARAR NO : 2022/9372
KARAR TARİHİ : 01.12.2022

Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi
Suç : Taksirle yaralama

Taksirle yaralama suçundan sanık ve katılan sanığın mahkumiyetine ilişkin hükümler, katılan sanık müdafii tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
I- Sanık …’ın mahkumiyetine ilişkin hükme yönelik, katılan sanık müdafii tarafından yapılan temyiz talebinin incelenmesinde;
Olay günü saat 08:30 sıralarında, sanık …’ın sevk ve idaresindeki aracı ile meskun mahalde, iki yönlü asfalt kaplama yolda seyir halindeyken, olay mahalli kontrolsüz kavşağa çıkış yaptığı sırada, aynı kavşakta geçiş yapan katılan sanık …’ın sevk ve idaresindeki … ile çarpışması sonucu, sanık …’ın aracında yolcu olarak bulunan katılan … ve sürücü katılan sanık …’ın basit tıbbi müdahale ile giderilemez şekilde, katılan sanık …’ın aracında yolcu olarak bulunan katılan …’ın ise, vücudunda 2. derecede kemik kırığı oluşacak şekilde yaralandığı, mahkemece hükme esas alınan keşfe dayalı düzenlenen 11.04.2016 tarihli bilirkişi raporuna göre, kazanın meydana gelmesinde sanık …’ın asli kusurlu, katılan sanık …’ın ise tali kusurlu olduğunun kabul ve tespit edildiği olayda;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılan sanık müdafinin eksik inceleme ile hüküm kurulduğuna, tayin edilen cezaya, kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna ilişkin temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün isteme uygun olarak ONANMASINA,
II- Katılan sanık …’ın mahkumiyetine ilişkin hükme yönelik, katılan sanık müdafii tarafından yapılan temyiz talebinin incelenmesine gelince;
Katılan sanığa isnat edilen eylemin, 5237 sayılı TCK’nın 89. maddesinin 1-2-3. fıkralarında düzenlenen ”taksirle yaralama” suçuna ilişkin olduğu, taksirle bir kişinin yaralanmasına sebebiyet verilmesi halinde gerçekleşecek olan taksirle yaralama suçu için TCK’nın 89. maddesinin 1. fıkrasında temel ceza miktarının ”üç aydan bir yıla kadar hapis veya adli para cezası” olarak belirlendiği; 5271 sayılı CMK’nın, 17.10.2019 tarihli ve 7188 sayılı Kanunun 24. maddesi ile başlığı ile birlikte yeniden düzenlenmiş olan ”Basit Yargılama Usulü” başlıklı 251. maddesinin 1. fıkrasında yer alan; ”Asliye ceza mahkemesince, iddianamenin kabulünden sonra adli para cezasını ve/veya üst sınırı iki yıl veya daha az süreli hapis cezasını gerektiren suçlarda basit yargılama usulünün uygulanmasına karar verilebilir.” şeklindeki düzenlemeye, 7188 sayılı Kanunun geçici 5. maddesinin 1-d bendinde yer alan ”01/01/2020 tarihi itibarıyla kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış veya kesinleşmiş dosyalarda seri muhakeme usulü ile basit yargılama usulü uygulanmaz.” şeklindeki düzenleme ile sınırlama getirilmiş ise de; Anayasa Mahkemesinin 19.08.2020 tarihli 31218 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 25.06.2020 tarihli ve 2020/16 Esas-2020/33 Karar sayılı ve 16.03.2021 tarihli 31425 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 14.01.2021 tarihli ve 2020/81 Esas-2021/4 Karar sayılı iptal kararları ile ”…kovuşturma evresine geçilmiş…, …hükme bağlanmış…” ibarelerinin, aynı bentte yer alan ”…basit yargılama usulü…” yönünden Anayasaya aykırı bulunarak iptaline karar verilmesi sebebiyle;
Kovuşturma evresine geçilmiş veya hükme bağlanmış olan ve basit yargılama usulü uygulanabilecek dosyalar yönünden 7188 sayılı Kanunun 5. maddesinin 1-d bendinde yer alan kesinleşmiş hükümler haricindeki düzenlemelerin iptal edildiği anlaşıldığından; Anayasa Mahkemesi kararlarının geriye yürümesi mümkün olmayıp, Ceza Muhakemesi Kanununda yapılan değişikliklerin ise derhal uygulanması gerekmekle birlikte, basit yargılama usulü uygulanan olaylarda CMK’nın 251. maddesinin 3. fıkrasına göre; ”mahkûmiyet kararı verildiği takdirde sonuç ceza dörtte bir oranında indirilir.” şeklindeki düzenleme karşısında, Anayasa Mahkemesinin anılan iptal kararlarının neticeleri itibariyle maddi ceza hukukuna ilişkin ve CMK’nın 251. maddesinin 3. fıkrasında yer alan düzenlemenin sanık lehine sonuç doğurabilecek nitelikte olduğunun anlaşılması karşısında, TCK’nın 7. maddesi ile CMK’nın 251. maddesi hükümleri gözetilmek suretiyle, katılan sanık lehine olan uygulamanın belirlenerek yerine getirilmesi ve gereği için dosyanın, ”Basit Yargılama Usulü” yönünden yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması;
Bozmayı gerektirmiş olup, katılan sanık müdafinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün bu sebepten dolayı sair yönler incelenmeksizin 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi gereğince BOZULMASINA; 01.12.2022 tarihinde kararın (I) numara ile gösterilen bölümü açısından oybirliğiyle, (II) numara ile gösterilen bölümü açısından oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY:
Olay günü saat 08:30 sıralarında, sanık …’ın sevk ve idaresindeki aracı ile meskun mahalde, iki yönlü asfalt kaplama yolda seyir halindeyken, olay mahalli kontrolsüz kavşağa çıkış yaptığı sırada, aynı kavşakta geçiş yapan katılan sanık …’ın sevk ve idaresindeki … ile çarpışması sonucu, sanık …’ın aracında yolcu olarak bulunan katılan … ve sürücü katılan sanık …’ın basit tıbbi müdahale ile giderilemez şekilde, katılan sanık …’ın aracında yolcu olarak bulunan katılan …’ın ise, vücudunda 2. derecede kemik kırığı oluşacak şekilde yaralandığı, mahkemece hükme esas alınan keşfe dayalı düzenlenen 11.04.2016 tarihli bilirkişi raporuna göre, kazanın meydana gelmesinde sanık …’ın asli kusurlu, katılan sanık …’ın ise tali kusurlu olduğunun kabul ve tespit edildiği olayda; katılan sanık …’ın TCK’nın 89/1, sanık …’ın ise TCK’nın 89/4. maddesi uyarınca cezalandırılmasına hükmedilmiş olup, katılan sanık …’ın eyleminin 5271 sayılı CMK’nın, 17.10.2019 tarihli ve 7188 sayılı Kanunun 24. maddesi ile başlığı ile birlikte yeniden düzenlenmiş olan ”Basit Yargılama Usulü” başlıklı 251. maddesinin 1. fıkrasında yer alan; ”Asliye ceza mahkemesince, iddianamenin kabulünden sonra adli para cezasını ve/veya üst sınırı iki yıl veya daha az süreli hapis cezasını gerektiren suçlarda basit yargılama usulünün uygulanmasına karar verilebilir.” şeklindeki düzenlemeye, 7188 sayılı Kanunun geçici 5. maddesinin 1-d bendinde yer alan ”01/01/2020 tarihi itibarıyla kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış veya kesinleşmiş dosyalarda seri muhakeme usulü ile basit yargılama usulü uygulanmaz.” şeklindeki düzenleme karşısında, bu sanık yönünden basit yargılama usulünün uygulanması gerektiği gerekçesi ile sayın çoğunluk bozma düşüncesinde ise de, 5271 sayılı CMK’nın, 17.10.2019 tarihli ve 7188 sayılı Kanunun 24. maddesi ile eklenen 251/8. maddesi uyarınca basit yargılama usulü kapsamına giren bir suçun, kapsama girmeyen başka bir suçla birlikte işlenmiş olması halinde bu usulün uygulanmayacağına ilişkin açık düzenlemesi karşısında, katılan sanık … yönünden bozma kararı verilmesi yerinde değildir. Zira karşılıklı gerçekleşen yaralamalı trafik kazasında, delillerin birlikte değerlendirilmesi ve kamu davasının birlikte görülmesinde zorunluluk bulunması ve her iki sanık hakkında tek bir iddianame ile kamu davası açılmış olması nazara alındığında, sanık … hakkında CMK’nın 251/8. maddesi uyarınca basit yargılama usulü uygulanamayacağından, katılan sanık … yönünden yasa bozmasına ilişkin sayın çoğunluğun görüşüne iştirak edilmemiştir.