Yargıtay Kararı 12. Ceza Dairesi 2022/2508 E. 2023/4411 K. 25.10.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/2508
KARAR NO : 2023/4411
KARAR TARİHİ : 25.10.2023

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Taksirle öldürme
HÜKÜMLER : Taksirle öldürme ve taksirle yangına neden olma suçlarından, sanık … hakkında; CMK’nın 223/2-c maddesi gereğince beraat,
Taksirle öldürme suçundan sanıklar, … ve … hakkında; CMK’nın 223/2-c maddesi gereğince beraat,
Taksirle öldürme suçundan sanıklar …, … ve … hakkında; TCK’nın 85/2, 22/3 maddesi gereğince mahkumiyet,
Taksirle öldürme suçundan sanıklar hakkında; …,…, …, …, …, …, …, … ve … hakkında; TCK’nın 85/2, 22/3, 62/1 maddesi gereğince mahkumiyet

Taksirle öldürme suçundan sanıklar …, …’in beraatlerine ve taksirle öldürme ve taksirle yangına neden olma suçlarından sanık …’in beraatine, taksirle öldürme suçundan sanıklar …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, … ve …’nın mahkumiyetlerine ilişkin hükümler katılanlar vekilleri ile sanık … müdafii, sanık … müdafii, sanıklar …, …, … müdafi, sanık … müdafii, sanık … müdafii, sanıklar …, …, … müdafii, sanık … müdafii, sanık … müdafileri tarafından temyiz edilmekle, yapılan inceleme sonunda, dosya incelenerek,

Bir kısım katılanlar vekilinin ve bir kısım sanık müdafilerinin duruşmalı inceleme talebinin, 7079 sayılı Kanun’un 94 üncü maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun’un 299 uncu maddesinin birinci fıkrası gereği takdiren reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü:

… Alışveriş Merkezi’nin inşaatında taşeron şirket olan … İnşaat Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi’nin işçilerinin kaldığı, olay sonrası yapılan incelemelerde polyester malzemeden yapılma ateşe dayanaklı olmayan branda ile kaplı olan, tek çıkış kapısı bulunan, soğuk girişini önlemek üzere arkasının sunta ile kapatıldığı, içerisinde tavandan sarkıtma 3 adet ısıtıcının ve yerde 2 adet ısıtıcı ile su ısıtıcı makinalarının bulunduğu çadırda olay günü, tavandan geçen elektrik kablosundan çıkan kıvılcım ile birlikte çadır içinde kapının yanında sıralı vaziyette bulunan ve elektrik kablosuna 2-3 cm mesafede olan sünger yatakların bir anda alev alarak çıkışı engelleyecek şekilde kapının önüne yıkılması neticesinde 11 işçinin öldüğü, olay sonrası Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı İl Teftiş Kurulu Başkanlığı müfettişlerince yapılan incelemede, çadıra çekilen elektrik hatlarının topraklamasının olmadığı, ana dağıtım panosunda 300 miliamper koruma eşikli yangın rölesinin bulunmadığı ve elektrikle çalışan aletler tarafından çekilen elektriği karşılayabilecek elektrik sisteminin tesis edilmemiş olduğu, çadırda yeterli sayıda yangın tüpünün bulunmadığı ve acil çıkış kapısının olmadığının tespit edildiği olayda,

1-Sanıklar …, …, … ve …’nın taksirle öldürme suçundan mahkumiyetlerine ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesinde;
A…. Gayrimenkul İnşaat ve Geliştirme Anonim Şirketi’nin, olaya konu yerde A ve B bloktan oluşan yaklaşık 189.500 metrekarelik alanı kapsayan alışveriş merkezi ve mütemmimlerini inşaa işleri projesinin yapımı işinin anahtar teslim olarak gerçekleştirilmesi için … Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi’ne aralarında imzalanan sözleşme ile verdiği, taşeron şirket olan … Şirketi’nin anılan projedeki yaklaşık 113.500 metrekarelik alanı kapsayan alışveriş merkezinin içinde yer aldığı A bloğun kaba inşaat işlerini … İnşaat Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi’ne aralarında imzalanan sözleşme ile devrettiği, yukarıda izah edilen olayda ölen işçilerin … Şirketi’nin işçileri olduğu, kardeş olup şirket ortağı olarak sanıklar … ve …’un yetkili kişi sıfatına haiz oldukları, her ne kadar kalıp ustası olduğunu söyleyen sanık …’un tüm dosya kapsamı itibariyle anılan sanıklar ile kardeş olduğu ve sahada söz sahibi olduğu anlaşılmakla,

… Şirketi ile … Şirketi arasında imzalanan sözleşmenin 19. maddesinde ‘’ Yüklenici kendisi tarafından yapılacak her türlü işin ‘’ asıl işveren ‘’ sıfatı ile münhasır sorumluluğunu taşıdığından, sözleşme konusu işin devamı sırasında çalışma ve iş güvenliğinin gerektirdiği her türlü tedbiri en geniş şekilde almakla, işçi sağlığı ve iş güvenliği tüzüğü ile sair ilgili mevzuat hükümlerine ve bu yönde verilecek işveren talimatlarına tamamen riayet etmek ve personellerini ya da hizmetinden faydalandığı kişilerin söz konusu kural ve/veya talimatlara teminle yükümlü ‘’ olduğunun belirtilmesi ” … Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi İSG Formları İSG-Ç Kurul Toplantı Tutanak Form”larında belirtilen … Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi tarafından olaya konu eksikliklerin giderilmesi için … İnşaat Sanayi ve Ticaret Limited Şirket ortağı ve yetkilisi sanık …’a bildirimde bulunulması, sanık …’nın aşamalardaki beyanlarında, çadırlara çekmiş olduğu elektrik hatlarının ısıtıcı kullanımına uygun olmadığını … ve …’a söylediğini, sanıklarında çadırlardaki ısıtıcıyı kaldıracaklarını söylediklerini, ifade etmesi, sanık …’ın savcı huzurunda verdiği beyanında, kazaya etken eksiklikleri patronları olan sanık … ve …’a bildirdiğini ancak patronlarının gerekli tedbirleri almadığını beyan etmesi, … Şirketi’nde saha mühendisi olarak çalışan tanık …’nın 14.09.2012 tarihli duruşmada verdiği beyanında, görevinin inşaat sahasındaki inşaatın proje uygun olup olmadığını denetlemek olduğunu, işçilerin iş güvenliği ile ilgili konularda yapılan toplantılar neticesinde sanık …’ın patronlarına eksikliklerini aktardığına kulak misafiri olduğunu beyan etmesi, … Firması adına inşaat sahasındaki iş güvenliğini denetlemek ve yönlendirmekle sorumlu olan sanık … ‘in kollukta verdiği ifadesinde, tespit ettiği eksiklikleri … Şirketi’ne bildirdiğini beyan etmesi ve sanık …’un yangının hızla yayılmasına etken olan sünger yatakları depo yerine çadır içinde istiflenmesi talimatını veren kişi olması ile … Şirketi tarafından … Şirketi’nin yetkililerinden sanık …’a hitaben 22.10.2011 tarihli yazı ile kazaya etken eksikliklerin tespit edildiğinin ve sözleşmenin 8.maddesi uyarınca 31.10.2011 tarihine kadar eksikliklerin giderilmesi aksi takdirde personelin sağlık, emniyet ve güvenliğini risk altında bulunduran uygunsuzlukların taraflarınca giderileceğini, bedelin ise … Şirketi’nden tahsil edileceğinin bildirilmesi karşısında, olaya konu sahada iş güvenliği uzmanları ve şantiye şefleri tarafından, olay tarihinden uzun bir zaman önce olaya konu eksikliklerin tespit edilerek … Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi İSG Formları İSG-Ç Kurul Toplantı Tutanakları’nda belirtilmesi ve … Şirket yetkililerine bildirilmesi ile tanık beyanları birlikte değerlendirildiğinde, olaya konu eksikliklerin tamamlanmadan iş sağlığı ve iş güvenliği kurallarına uygun hale getirilmeden çalışmaya devam edildiğinin anlaşılması karşısında; sanıklar …, Mehmet … ‘un eylemlerinde bilinçli taksirin unsurlarının oluştuğu anlaşılmakla,

B…. Şirketinde elektrikçi olarak çalışan ve kollukta verdiği ifadesinde çadırlara elektrik hattını kendisinin çektiğini, ‘’ ufo ‘’ olarak tabir edilen sobaları tellerle tavandan aşağı sarkıttığını, işçilerin bazen ek soba koymaları nedeniyle işçiler ile tartıştığını beyan eden, savcı karşısında verdiği beyanında, elektrik hattını 2010 yılının Mayıs ayında çektiğini, çektiği elektrik tesisatının sadece aydınlatma ve çadırlarda kalan işçilerin cep telefonlarını şarj etmelerine yönelik olduğunu ve çadırlarda ısıtma amacıyla ısıtıcı kullanılacağını tesisatı döşerken bilmediğini, tesisatı döşedikten sonra ısıtıcı kullanılacağını öğrendiğini, tesisatın elektrik ile çalışan ısıtıcıları kullanmaya elverişli olmadığını beyan eden sanık …’nın eylemlerinde bilinçli taksirin unsurlarının oluştuğu anlaşılmakla,

Kabule göre de;
TCK’nın 171. maddesinde belirtilen suçun tehlike suçu olduğu, somut olayda ise 11 kişinin ölmüş olması sebebiyle zarar suçunun oluştuğu, Dairemizin yerleşik uygulamasına göre; tehlikeli eylemin zarara yol açması ve her iki suçun birlikte işlenmesi halinde sanığın hangi suç nedeniyle cezalandırılacağı belirlenirken, suçlar için Kanunda öngörülen cezaların ağırlığının değil, zarar suçu-tehlike suçu ölçütünün esas alınması suretiyle, sanığın taksirle öldürme-yaralama suçundan cezalandırılmasının mümkün olduğu ahvalde sadece taksirle yaralama-öldürme suçundan cezalandırılması, ancak taksirle yaralama-öldürme suçundan cezalandırmanın mümkün olmadığı ahvalde ise, sanığın yalnızca TCK’nın 171. maddesinde düzenlenen taksirle yangına neden olma suçundan cezalandırılması gerektiği, somut olayda sanıklar …, …, … ve …’nın taksirle öldürme suçundan cezalandırıldığı gözetildiğinde, “taksirle yangına neden olma” suçundan “hüküm kurulmasına yer olmadığına” kararı verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,

Bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanıklar …, …, … ve … müdafisinin kusura, mahkumiyet kararının kanuna aykırı olduğuna, sanık … müdafisinin kusura, beraat kararı verilmesi gerektiğine, katılanlar vekilinin olası kast unsurlarının oluştuğuna ilişkin temyiz itirazlarının reddi ile hükmün isteme uygun olarak ONANMASINA,

2-Sanık …’nın taksirle öldürme suçundan mahkumiyetine ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Sanığın, A sınıfı iş güvenliği uzmanı olup tanık ve sanık beyanları, İSG Formları İSG-C Kurul toplantı tutanakları ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, … Firması adına olay yerinde iş güvenliği uzmanı olarak çalıştığının anlaşılması karşısında, olayın meydana gelmesinden önce yaptığı denetimlerde olaya etken eksikliklerin iş sağlığı ve güvenliği kurallarına uygun halde getirilmemesi üzerine … Firması ile … Şirketi arasında imzalanan sözleşme gereğince kendisine tanınan iş durdurma yetkisini kullanmayarak olayın meydana gelmesindeki sanığın eyleminin, bilinçli taksirin unsurlarını taşıdığı anlaşılmakla,

Bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafinin ve mahalli Cumhuriyet savcısının, kusura, mahkumiyet kararının kanuna aykırı olduğuna, katılanlar vekilinin olası kast unsurlarının oluştuğuna ilişkin temyiz itirazlarının reddine ancak;

Sanık hakkında tayin edilen cezadan 1/6 oranında indirim yapılması sırasında 6 yıl 12 ay hapis cezasına hükmedilmesi gerektiği gözetilmeksizin sanık hakkında sonuç cezanın 7 yıl hapis olarak belirlenmesi suretiyle sanığa fazla ceza tayini,

Kanuna aykırı olup, mahalli Cumhuriyet savcısının ve sanık müdafinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi gereğince BOZULMASINA; ancak, yeniden yargılamayı gerektirmeyen bu hususların aynı Kanunun 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hükmün 12.maddesindeki 3. paragrafında yer alan ‘’ 7 yıl hapis ‘’ ibaresinin hükümden çıkartılarak yerine ‘’ 6 yıl 12 ay hapis ‘’ ibaresinin eklenmesi suretiyle hükmün isteme uygun olarak DÜZELTİLEREK ONANMASINA,

3-Sanık …’in taksirle öldürme suçundan beraatine ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesinde;
… Firması’nda iş geliştirme müşaviri olan sanığın, yukarıda izah edilen olayda, iş güvenliği ve sağlığına ilişkin alabileceği herhangi bir tedbir ile önlemin bulunmadığı ve bu nedenle mahkemece sanık hakkında tayin edilen beraat kararında bir isabetsizlik görülmemekle,

Bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda, yüklenen suç açısından kusurunun bulunmadığı gerekçe gösterilerek mahkemece kabul ve takdir kılınmış olduğundan, katılanlar vekillerinin, beraat kararının kanuna aykırı olduğuna,eksik inceleme ve araştırma ile hüküm kurulduğuna ilişkin temyiz itirazlarının reddiyle, beraate ilişkin hükümlerin isteme uygun olarak ONANMASINA,

4-Sanık …’ün taksirle öldürme suçundan beraatine ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesinde;
… Şirketi teknik ofis müdürü olan ve tanık olarak dinlenen …’ın bozma öncesi duruşmada verdiği beyanında, sanık …’ü tanıdığını, sanığın proje yöneticisi olduğunu, olayın meydana geldiği sahada sorumlu şantiye şefi olarak sanık …’ü bilmediklerini, sözleşmeye öyle yazılmış olduğunu, sanık …’ın bu konuda yetkili olduğunu, ağırlıklı olarak saha ile ilgili talimatları sanık …’ın verdiğini ifade etmesi ile … Şirketi adına … Şirketi ile eksiklilerin giderilmesi konusunda yapılan yazışmaların incelenmesinden ve tüm dosya kapsamından sanığın olayın meydana gelmesinde sorumluluğunun bulunmadığı anlaşılmakla,

Bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda, yüklenen suçun sanık tarafından işlendiğine dair yeterli delil bulunmadığı gerekçe gösterilerek mahkemece kabul ve takdir kılınmış olduğundan, katılanlar vekillerinin, beraat kararının kanuna aykırı olduğuna,eksik inceleme ve araştırma ile hüküm kurulduğuna ilişkin temyiz itirazlarının reddiyle, beraate ilişkin hükmün isteme uygun olarak ONANMASINA,

5-Sanık …’ın taksirle öldürme suçundan mahkumiyetine ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Eser sözleşmelerinde, yüklenici yaptığı işin uzmanı olup sonucun gerçekleşmesini taahhüt eder. İş sahibinden talimat almaz ona karşı bağımsızdır. Somut olayda ise … Şirketi’nin, … Şirketi, … Şirketi ve … Firması ile yaptığı sözleşmelerin içeriğinden, anılan kurul tutanaklarından, tanık beyanlarından ve sahadaki fiili çalışma durumundan anlaşılacağı üzere … Şirketi’nin denetim gözetim ve talimatları doğrultusunda çalışmanın yapıldığı anlaşılmakla, teblignamede bu konu hakkında bozma öneren görüşe iştirak edilmemiştir.

Yukarıda izah edilen olayda, … Şirketi ile … Şirketi arasında imzalanan olaya konu alışveriş merkezinin A bloğunun kaba inşaat işlerinin yapımını … Şirketi’nin üstlendiği sözleşmenin, iş sağlığı ve güvenliğine ilişkin ekinin 8. maddesinde uyarılara rağmen önlem alınmaması halinde yaptırımlar uygulanabileceği ve gerekli görülmesi halinde sözleşmenin feshedileceği belirtilmiş olup … Şirketi adına …, … Şirketi’nin yetkililerinden sanık …’a hitaben 22.10.2011 tarihli yazı ile kazaya etken eksikliklerin tespit edildiğini ve 8. madde uyarınca 31.10.2011 tarihinde kadar eksikliklerin giderilmesi aksi halde personelin sağlık emniyet ve güvenliğini risk altında bulunduran uygunsuzlukların taraflarınca giderileceğini bedelin ise … Şirketi’nden tahsil edileceğinin bildirilmesi yine … Şirketi adına …’nın … Şirketi’nin yetkililerinden sanık …’a hitaben 10.06.2011 tarihli yazı ile defalarca çalışmaların emniyetsiz yapıldığına dair bildirimde bulunulmasına rağmen iş güvenliğine yönelik önlemlerin alınmadığının gözlemlendiği, iş kazalarına ve işçi sağlığını etkileyecek durumlara mahal vermemek ve mevzuat gereklerine uymak adına 15.06.2011 tarihine kadar eksikliklerin giderilmesi aksi halde anılan hizmetin kendileri tarafından karşılanıp sözleşme hükümleri gereğince her çalışan için belli miktarın hakedişlerinden kesileceğinin bildirilmesi ile tanık …’ın beyanı ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde … Şirketi yönetimi adına işlem yapma yetkisine sahip olan sanığın anılan sözleşmenin 8.-9. maddesindeki yaptırımları uygulayacağını söylemesine rağmen giderilmeyen eksikliler karşısında kayıtsız kalarak olayın meydana gelmesindeki eyleminin bilinçli taksirin unsurlarını taşıdığı anlaşılmakla,

Bozma ilamı üzerine yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafinin ve mahalli Cumhuriyet savcısının, kusura, mahkumiyet kararının kanuna aykırı olduğuna, katılanlar vekilinin olası kast unsurlarının oluştuğuna ilişkin temyiz itirazlarının reddi ile hükmün isteme aykırı olarak ONANMASINA,

6-Sanık …‘ın taksirle öldürme suçundan mahkumiyetine ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafisinin ve mahalli Cumhuriyet savcısının sair, katılanlar vekillerinin olası kast unsurlarının oluştuğuna ilişkin temyiz itirazlarının reddine ancak;

İnşaat teknikeri olup iş güvenliği uzmanı sıfatı taşımayan ve … Şirketi’nde iş güvenliği koordinatörü sıfatı ile sahada iş güvenliği ve iş sağlığı konularında denetim yapıp, … Şirketi’nde C sınıfı iş güvenliği uzmanı olarak görev yapan sanık …’in ve sahada … Şirketi adına … Şirketi’nin şantiye mühendisi olan sanık …’ın da katıldığı ” … Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi İSG Formları İSG-Ç Kurul toplantılara katılarak eksikliklerin tespitinin yapıldığı tutanaklarda imzası olan sanık …’ın, görevi gereği eksikliklerden şirket yöneticilerini haberdar etmiş olduğunun anlaşılması ile iş yerinde alınması gereken tedbirlerin alınmaması halinde işi durdurma hususlarında yetki ve sorumluluğu bulunan kişiler arasında yer almaması nedeniyle olayın meydana gelmesinde sanığın kusurunun bulunmadığı gözetilerek beraat kararı verilmesi gerektiği gözetilmeden, sanık hakkında mahkumiyet hükmü kurulması,

Kabule göre de;
A.TCK’nın 171. maddesinde belirtilen suçun tehlike suçu olduğu, somut olayda ise 11 kişinin ölmüş olması sebebiyle zarar suçunun oluştuğu, Dairemizin yerleşik uygulamasına göre; tehlikeli eylemin zarara yol açması ve her iki suçun birlikte işlenmesi halinde sanığın hangi suç nedeniyle cezalandırılacağı belirlenirken, suçlar için Kanunda öngörülen cezaların ağırlığının değil, zarar suçu-tehlike suçu ölçütünün esas alınması suretiyle, sanığın taksirle öldürme-yaralama suçundan cezalandırılmasının mümkün olduğu ahvalde sadece taksirle yaralama-öldürme suçundan cezalandırılması, ancak taksirle yaralama-öldürme suçundan cezalandırmanın mümkün olmadığı ahvalde ise, sanığın yalnızca TCK’nın 171. maddesinde düzenlenen taksirle yangına neden olma suçundan cezalandırılması gerektiği, somut olayda sanığın, taksirle öldürme suçundan cezalandırıldığı gözetildiğinde, ‘’ taksirle yangına neden olma ‘’ suçundan ‘’ hüküm kurulmasına yer olmadığına ‘’ kararı verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,

B.Sanık hakkında tayin edilen cezadan 1/6 oranında indirim yapılması sırasında 6 yıl 12 ay hapis cezasına hükmedilmesi gerektiği halde sonuç cezanın 7 yıl olarak belirlenmesi,

Kanuna aykırı olup, sanık müdafisinin ve mahalli Cumhuriyet savcısının temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden, 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi gereğince halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca, hükmün isteme aykırı olarak BOZULMASINA,

7-Sanık …’nın taksirle öldürme suçundan mahkumiyetine ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafisinin ve mahalli Cumhuriyet savcısının sair, katılanlar vekilinin olası kast unsurlarının oluştuğuna ilişkin temyiz itirazlarının reddine ancak;

… Şirket ile … Şirketi arasında olaya konu inşaat alanında kalifiye eleman tesisi için imzalanan sözleşme gereğince … Şirketi tarafından şantiye şefi olarak tayin edilen inşaat mühendisi …’ın anılan sözleşmeye ek olarak imzalanan zeyilname eki olan ‘’ İş Güvenliği İşçi Sağlığı ‘’ ‘’ Görev Yetki ve Sorumluluklar ‘’ başlığı altında belirlenen görevlerinin … Şirketi tarafından görevlendirilecek iş sağlığı ve güvenliği danışman firmasının inşaat faaliyetlerinin yürütüldüğü sahada iş sağlığı ve güvenliği kontrol ve denetimleri sonucunda bulunan uygunsuzluklar ve buna bağlı uygulanan cezalar ile ilgili hazırlanan tebligatları müsebbiplere iletmek, inşaat faaliyetlerinin yürütüldüğü sahada … Firması tarafından tespit edilen mevzuata aykırılık teşkil eden durumların giderilmesini sağlamak, anılan inşaat alanında … Firmasının talimatları doğrultusunda tehlikeli yerler ve durumlar için uyarı levhaları hazırlatılarak gereken yerlere konulmasını sağlamak, … Şirketi, … Firması ve taşeron şirketler ile birlikte aylık işçi sağlığı ve iş toplantılarına katılmak ve iş güvenliği talimatlarının ve duyurularının ilgili kişilere iletilmesini sağlamak olduğunun belirtildiği, dosya içerisinde mevcut … Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi İSG Formları İSG-Ç Kurul toplantı tutanaklarının incelenmesinde, sanık …’nın, sanık … ve sanık … ile birlikte sahayı dolaşarak yaptıkları gözlemlerin neticesinde tespit ettikleri eksiklikleri toplantılara katılarak tutanağa geçirdikleri ve … ile … Şirketi arasında iş başlama tarihi 29.03.2011 olarak belirlenen hizmet akdinde görevinin saha mühendisi olduğu, danışman firma tarafından görevlendirilmiş iş güvenliği uzmanı sıfatına haiz olmadığı ve tüm dosya kapsamı itibariyle sanığın olaya etken eksikliklerinin tespiti ile görevli olup bu eksiklikleri tespit ederek kurul toplantı tutanakları aracılığı ile ilgililere bildirdiği ve işi durdurma yetkisinin olmadığı anlaşılmakla, olayın meydana gelmesinde sanığa kusur atfedilemeyeceği gözetilmeksizin yazılı şekilde sanık hakkında mahkumiyet hüküm kurulması,

Kabule göre de;
TCK’nın 171. maddesinde belirtilen suçun tehlike suçu olduğu, somut olayda ise 11 kişinin ölmüş olması sebebiyle zarar suçunun oluştuğu, Dairemizin yerleşik uygulamasına göre; tehlikeli eylemin zarara yol açması ve her iki suçun birlikte işlenmesi halinde sanığın hangi suç nedeniyle cezalandırılacağı belirlenirken, suçlar için Kanunda öngörülen cezaların ağırlığının değil, zarar suçu-tehlike suçu ölçütünün esas alınması suretiyle, sanığın taksirle öldürme-yaralama suçundan cezalandırılmasının mümkün olduğu ahvalde sadece taksirle yaralama-öldürme suçundan cezalandırılması, ancak taksirle yaralama-öldürme suçundan cezalandırmanın mümkün olmadığı ahvalde ise, sanığın yalnızca TCK’nın 171. maddesinde düzenlenen taksirle yangına neden olma suçundan cezalandırılması gerektiği, somut olayda sanığın, taksirle öldürme suçundan cezalandırıldığı gözetildiğinde, ‘’ taksirle yangına neden olma ‘’ suçundan ‘’ hüküm kurulmasına yer olmadığına ‘’ kararı verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,

Kanuna aykırı olup, sanıklar müdafii ve mahalli Cumhuriyet savcısının temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden, 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi gereğince halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca, hükmün isteme aykırı olarak BOZULMASINA,

8-Taksirle öldürme ve taksirle yangına neden olma suçlarından sanık … hakkında verilen beraat kararları ile taksirle öldürme suçundan sanıklar … ve …’ın mahkumiyetlerine ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesinde;

Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanıklar müdafilerinin kusura, mahkumiyet kararının kanuna aykırı olduğuna, mahalli Cumhuriyet savcısının, sanıklar … ve … hakkındaki sair ve katılanlar vekilinin olası kast unsurlarının oluştuğuna ilişkin temyiz itirazlarının reddine ancak;

A.Tüm dosya kapsamından, … Firması ile … Şirketi arasında imzalanan konusunun karşılıklı koordinasyon ile … Şirketi’nin yapı ve taahhüt işlerinin yürütüldüğü işyerlerinde ihtiyaç duyulan iş sağlığı ve güvenliği konularında gözetim, danışmanlık, risklerin tespiti ve güvenlik yöntemlerinin belirlenmesi ve … Şirketi’nin iş sağlığı ve güvenliği ekibinin ön eğitimlerinin verilmesi ve kanunda … Şirketi’ne atfedilen iş sağlığı ve güvenliği yükümlülükleri kapsamında danışmalık hizmetlerinin ifası olan sözleşme gereğince … Firması tarafından olaya konu inşaat alanında C sınıfı iş güvenliği uzmanı olan sanık …’in görevlendirildiği ve 23.05.2011 tarihli … Firması ile C sınıfı iş güvenliği uzmanı olan sanık arasında imzalanan ‘’ Hizmet Sözleşmesi ve Görev Tanımı ‘’ adlı akit ile sanığın görevleri arasında iş sağlığı ve güvenliğini kontrol ve denetimi ile şantiyelerde ve işyerinde çalışanların hayatı ile ilgili yakın tehlike oluşturan bir husus tespit ettiğinde, işin geçici olarak durdurulması için derhal önce firmanın sözleşme imzaladığı işvereni daha sonra firma üst yönetimi bilgilendirir maddesinin yer alması ve … Firması ile … Şirketi arasında imzalanan sözleşmede yer alan 4.13. maddesinde belirtilen ‘’ Şirketin, danışman uzmanlarına tehlikeden dolayı iş durdurma yetkisini vermiş kabul edilir ‘’ şartı birlikte dikkate alındığında, olaya etken eksiklikleri tespit edip dosyada mevcut 21.10.2011 tarihli sanık tarafından … Firması adına bilgi için … ve … Şirketlerine, gereği için … ve … Şirketlerine gönderilmek üzere ‘’ Koğuşların Durumu Hakkında ‘’ başlıklı sanık tarafından hazırlanan ve sanığın kaşesinin bulunduğu yazıda, … Şirketinin koğuşlarının şev tarafındaki su yolunda bulunan elektrik kablolarının suyla temasının engellenmesi, koğuşları ısıtmak için elektrikli ısıtıcıların ranzalara bağlı olduğu ve her yatağın altında bir uzatma kablosunun bulunduğu bu kabloların bazılarının ekli olduğu, yangın sırasında koğuşların acil çıkış kapılarının olmadığı ve yangına karşı hiçbir önleyici önlemin alınmadığı, yangın tüpünün olmadığı gibi tespitlerin yapıldığının ayrıca ‘’ … daha önce yazdığımız 20.07.2011 tarihli İSG- 51 nolu yazımızda burada adı geçen uygunsuzluklar tespit edilmiş ve bu güne kadar olumlu yönde hiçbir adım atılmamıştır. Tespit ettiğimiz bu uygunsuzlukların ivedilikle düzeltilmesini rica ederim .’’ denilmekle olaya etken eksikliklerin olaydan uzun zaman önce tespit edilmesine ve belli aralıklar ile ilgilisinden iş sağlığı ve güvenliği kurallarına uygun hale getirilmesinin istendiği ancak eksik hususların tamamlanmadığının tespitine rağmen başka bir tespit edilen eksiklik hakkında dosyada mevcut sanık tarafından 14 Haziran 2011 tarihinde sanık …’e gönderilen e-mail’de, … Şirketi’nin perde kalıp ve merdiven kovası perde kalıp imalatı 16.06.2011 tarihinde İSG -19 sayılı yazımızla ilgili kişilere bildirildiğini, 18.06.2011 tarihli ve İSG -21 nolu yazımızla … inşaatın perde kalıp imalatının durdurulduğunu, … ve … Şirketi’nin yetkililerine bildirdiklerini ayrıca … ve … Şirketlerine de uygunsuz eylemleri nedeniyle para cezası kestiklerini bildirmiş olması karşısında, sanığın olaya etken eksiklikleri olay tarihinden uzun zaman önce tespit etmesine ve uyarılarına rağmen eksik hususların düzeltilmemesine rağmen diğer eksikliklerde olduğu gibi para cezası ya da iş durdurma yaptırım yetkisini kullanmayarak olayın meydana gelmesindeki sanığın eyleminin bilinçli taksirin unsurlarını taşıdığı gözetilmeksizin sanık hakkında beraat hükmü kurulması,

Kabule göre de;
TCK’nın 171. maddesinde belirtilen suçun tehlike suçu olduğu, somut olayda ise 11 kişinin ölmüş olması sebebiyle zarar suçunun oluştuğu, Dairemizin yerleşik uygulamasına göre; tehlikeli eylemin zarara yol açması ve her iki suçun birlikte işlenmesi halinde sanığın hangi suç nedeniyle cezalandırılacağı belirlenirken, suçlar için Kanunda öngörülen cezaların ağırlığının değil, zarar suçu-tehlike suçu ölçütünün esas alınması suretiyle, sanığın taksirle öldürme-yaralama suçundan cezalandırılmasının mümkün olduğu ahvalde sadece taksirle yaralama-öldürme suçundan cezalandırılması, ancak taksirle yaralama-öldürme suçundan cezalandırmanın mümkün olmadığı ahvalde ise, sanığın yalnızca TCK’nın 171. maddesinde düzenlenen taksirle yangına neden olma suçundan cezalandırılması gerektiği, somut olayda sanığın taksirle öldürme suçundan cezalandırılması gerektiği gözetildiğinde, ‘’ taksirle yangına neden olma ‘’ suçundan ‘’ hüküm kurulmasına yer olmadığına ‘’ kararı verilmesi gerektiğinin gözetilmesi,

B- Sanık …’nın … Firması’nın kurucu ortağı, sanık …’ın ise anılan firmanın ortağı olup temsile yetkili kişisi olduğu, … Firması’nın, … Şirketi ile yapmış olduğu sözleşme gereğince, olay konu inşaat alanında fiilen görev yapan A ve C sınıfı iş güvenliği uzmanlarını atamış olması ile sözleşmenin 4.13 maddesinde iş durdurma yetkisinin sahada görevlendirilen uzmanlarda olduğunun belirtilmesi ve iş güvenliği uzmanının hizmet sözleşmesinin 6.maddesinde, iş güvenliği uzmanı sahada tehlike oluşturan bir husus tespit ettiğinde işin geçici olarak durdurulması için önce … Firması’nın sözleşme yaptığı şirketi bilgilendirecek daha sonra firmanın üst yöneticilerini bilgilendirir hükmü dikkate alındığında, sanıklar … ve …’ın olayın meydana gelmesinde alabilecekleri herhangi bir tedbir ve önlemin bulunmayışı nedeniyle kusurlu olmadıkları gözetilerek sanıklar hakkında beraat hükmü kurulması gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde hüküm tesisi,

Kanuna aykırı olup, sanıklar müdafilerinin,katılanlar vekillerinin ve mahalli Cumhuriyet savcısının temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden, 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi gereğince halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca, hükmün isteme aykırı olarak BOZULMASINA,

9-Sanıklar … ve …’ın taksirle öldürme suçundan mahkumiyetlerine ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesinde;

Bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanıklar müdafilerinin ve mahalli Cumhuriyet savcısının sair, katılanlar vekillerinin olası kast unsurlarının oluştuğuna ilişkin temyiz itirazlarının reddine ancak;

… Gayrimenkul İnşaat ve Geliştirme Anonim Şirketi ile … Şirketi arasında imzalanan sözleşmenin 6.5 maddesinde ‘’ .. tüm inşaat süresince personelin yanı sıra bir sorumlu şantiye müdürü de tayin edecektir. Müşteriyle daha sonra varılabilecek başka mutabakatlar saklı kalmak kaydıyla, yüklenici kendi çalışanı … bu amaçla görevlendirecek ve onun adını ilgili resmi otoriteye de bildirecektir. ‘’ , ‘’ …. sorumlu şantiye müdürü de müşterinin kullanabileceği zanaatçılar ve alt yüklenicilere talimat verme ve şantiye için kurallar koyma yetkisine sahip olacaktır. ‘’ denilmekle sözleşmenin 6.6 maddesinde ‘’ Yüklenici …’ı hak ve menfaatlerini temsil etmesi için tayin edilen bu kişi tüm hukuki işlemlerde yükleniciyi temsil etme yetkisine sahiptir ve ancak müşterinin rızası ve izniyle değiştirilebilir‘’ denilmekle, … Şirketi yönetim kurulu başkanı sanık … ve anılan şirketin yönetim kurulu başkan yardımcısı sanık …‘ın ve anılan şirketin yönetim kurulu üyesi ile birlikte 19.12.2011 tarihinde aldıkları, sanık …’ün ve sanık …’ın tüm hukuki süreci takip etmesi, her türlü özel izinleri, güvenlik önlem ve izinlerini alabilmesi için yetkili kılınmalarına yönelik yönetim kurulu kararına istinaden 30 .12.2011 tarih, 32541 yevmiye numaralı Beyoğlu 18. Noterliği tarafından, 31.12.2012 tarihine kadar geçerli olmak üzere vekaletname düzenlediğinin anlaşılması karşısında tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, sanıkların olayın meydana gelmesinde kusurlarının olmadığı gözetilerek beraatlerine karar verilmesi gerektiği gözetilmeyerek sanıklar hakkında yazılı şekilde hüküm kurulması,

Kanuna aykırı olup, sanıklar müdafilerinin ve mahalli Cumhuriyet savcısının temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden, 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi gereğince halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca, hükmün isteme uygun olarak BOZULMASINA, 25.10.2023 tarihinde sanık … yönünden Yargıtay Üyesi …’ın karşı oyu ile oyçokluğu, diğer hükümler yönünden oybirliği ile karar verildi.

KARŞI OY:

Dosya içeriğine göre; … Alışveriş Merkezi’nin inşaatında taşeron şirket olan … İnşaat Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi’nin işçilerinin kaldığı, olay sonrası yapılan incelemelerde polyester malzemeden yapılma ateşe dayanaklı olmayan branda ile kaplı olan, tek çıkış kapısı bulunan, soğuk girişini önlemek üzere arkasının sunta ile kapatıldığı, içerisinde tavandan sarkıtma 3 adet ısıtıcının ve yerde 2 adet ısıtıcı ile su ısıtıcı makinalarının bulunduğu çadırda olay günü, tavandan geçen elektrik kablosundan çıkan kıvılcım ile birlikte çadır içinde kapının yanında sıralı vaziyette bulunan ve elektrik kablosuna 2-3 cm mesafede olan sünger yatakların bir anda alev alarak çıkışı engelleyecek şekilde kapının önüne yıkılması neticesinde 11 işçinin öldüğü olayla ilgili açılan kamu davasında Bakırköy 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 08.10.2021 tarih 2017/141 Esas 2021/365 karar sayılı kararı ile yazılı şekilde hüküm verilmiş olup,
Bu kararın sanık müdafiileri, Mahalli Cumhuriyet Savcısı ve katılan vekillerinin temyizi üzerine Yargıtay 12. Ceza Dairesince yapılan incelemesi neticesinde;
Sanıklar …, …, … ve … haklarındaki mahkumiyet hükümlerin onanmasına,
Sanık … hakkındaki mahkumiyet hükmünün isteme uygun olarak Düzeltilerek onanmasına,
Sanık …’in beraatine ilişkin hükmün onanmasına,
Sanık …’ün beraatine ilişkin hükmün onanmasına,
Sanık …’ın mahkumiyetine ilişkin hükmün onanmasına,
Sanık …’ın atılı suçta kusurunun bulunmaması nedeniyle beraat kararı verilmesi gerekirken beraat yerine mahkumiyetine karar verilmesi nedeniyle bozulmasına,
Sanık …’ın atılı suçta kusurunun bulunmaması nedeniyle beraat kararı verilmesi gerekirken beraat yerine mahkumiyetine karar verilmesi nedeniyle bozulmasına,
Sanık …’in mahkumiyet kararı verilmesi gerekirken beraat kararı verilmesi nedeniyle bozulmasına,
Sanıklar … ve …’ın kusurlu olmadıklarından beraatleri yerine mahkumiyetlerine karar verilmesi nedeniyle bozulmasına,
Sanıklar … ve …’ın kusurlarının bulunmaması nedeniyle beraatleri yerine mahkumiyetlerine karar verilmesi nedeniyle bozulmasına karar verilmiştir.
Dairece sanık … dışındaki sanıklar hakkında verilen kararlara iştirak edilmekle birlikte, sanık … hakkında “onanmasına” dair verilen karara karşı aşağıda arz ve izah edilen sebeplerle iştirak edilmemiştir.
Sanık … hakkında yerel mahkeme tarafından temel cezanın alt sınırdan makul oranda uzaklaşılması yerine temel cezanın asgari hadden alt düzeye yakın uzaklaşılarak 5 yıl hapis cezası olarak belirlenmesi ceza hukukunun temel ilkelerinden olan kanun önünde eşitlik, orantılılık ve hakkaniyet ilkelerine aykırı olup olmadığının yargı kararları ışığında belirlenmesi gerekmektedir.
Bilindiği üzere; Taksirle öldürme suçu 5237 sayılı TCK’nın 85. maddesinin 2. fıkrasında; “fiil birden fazla insanın ölümüne bir veya birden fazla kişinin ölümü ile birlikte bir veya birden fazla kişinin yaralanmasına neden olmuş ise kişi iki yıldan onbeş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır” şeklinde düzenlenmiş, aynı Kanun’un “Taksir” başlıklı 22. maddesinin dördüncü fıkrasında da; “Taksirle işlenen suçtan dolayı verilecek olan ceza failin kusuruna göre belirlenir” hükmüne yer verilmiştir.
Temel cezanın belirlenmesine ilişkin ilkeler ise, 5237 sayılı TCK’nın 61. maddesinin birinci fıkrasında;
“(1) Hâkim, somut olayda;

a) Suçun işleniş biçimini,

b) Suçun işlenmesinde kullanılan araçları,

c) Suçun işlendiği zaman ve yeri,

d) Suçun konusunun önem ve değerini,

e) Meydana gelen zarar veya tehlikenin ağırlığını,

f) Failin kast veya taksire dayalı kusurunun ağırlığını,

g) Failin güttüğü amaç ve saiki,

Göz önünde bulundurarak, işlenen suçun Kanuni tanımında öngörülen cezanın alt ve üst sınırı arasında temel cezayı belirler.” şeklinde düzenlenmiştir.
Modern ceza hukuku anlayışında hangi eylem ve işlemin cezalandırılacağı konusu önceden belirlenmiştir. 5237 sayılı TCK’nın 2. maddesinde: Özet olarak “Kanunun açıkça suç saymadığı bir fiil için kimseye ceza verilemez. Kanunda yazılı cezalardan başka bir ceza ile de kimse cezalandırılamaz”
denilerek Kanunîlik ilkesi özelikle vurgulanmak istenmiştir.
“Kanunsuz suç ve ceza olmaz” kuralı Türk Ceza Hukukunda, Devlet ve Yargıç karşısında bireylerin “Kamu Hakları”nın güvencesidir.
Öğretide değerini koruyan bu kural, Anayasamızın (Mad. 38) ilkeleri arasına girmiş ve 5237 sayılı TCK’nın 2. maddesinde de açık bir şekilde ifade edilmiştir. Bu hükmün 2. maddede yer alması bile, kurala verilen önemi gösterir.“Kanunilik ilkesi” olarak tanımlanan bu duruma göre kanunda açıkça belirtilmedikçe bir fiil suç olarak sayılamaz ve dolayısıyla bu fiilden dolayı kişiye ceza verilemez. Bu ilkenin doğal sonucu olarak, suç ve cezalar ancak kanunla konulabilir, diğer bir ifadeyle idarenin düzenleyici işlemleriyle (KHK, tüzük, yönetmelik vs.) suç ve ceza oluşturulamaz. Yine ceza içeren kanunların kural olarak (istisnası; lehe olması) geriye yürümemesi ve kıyas yapma yasağı da bu ilkenin diğer sonuçlarıdır.
Buna göre hakim bir suçun işlenmesi durumunda kanunda tanımlanmış olması şartıyla, failin kusuru ile leh ve aleyhindeki diğer hususları esas alarak, yine yasada belirlenmiş bir cezaya hükmedebilecektir.[1]
“Cezanın Belirlenmesi” kavramıyla ifade edilen bu durum aynı zamanda Türk Ceza Kanunu’nun (TCK) 61. maddesinin de kenar başlığını taşımakta olup, anılan maddede iki sınır arasındaki temel cezanın tespit yöntemi düzenlenmiştir. Burada hakimin, söz konusu uygulamayı yaparken hangi hususları göz önünde bulunduracağı ve temel cezayı belirledikten sonra cezayı artırması ve/veya eksiltmesi gerektiğinde hangi sırayı izleyeceği gösterilmiştir.

Dolayısıyla hukukumuzda cezaların belirlenmesi ve bu tespit edilen cezaların ölçülü olması hususu anayasal ve yasal düzenlemeye bağlanmıştır.

Nitekim, yukarıda ifade edilen 5237 sayılı TCK’nın 61. maddesinin yanında, “Adalet ve Kanun Önünde Eşitlik İlkesi” kenar başlıklı 3. maddesi de “Suç işleyen kişi hakkında işlenen fiilin ağırlığıyla orantılı ceza ve güvenlik tedbirine hükmolunur.” düzenlemesini ihtiva etmektedir. Ayrıca, Anayasa’nın 2, 13, 36, 38 ve 141. maddelerinde öngörülen düzenlemelerin bu konu ile doğrudan ya da dolaylı irtibatlı olduğu görülmektedir.

5237 sayılı TCK’nın “Adalet ve kanun önünde eşitlik ilkesi” başlıklı 3. maddesinin birinci fıkrasındaki; “Suç işleyen kişi hakkında işlenen fiilin ağırlığıyla orantılı ceza ve güvenlik tedbirine hükmolunur.” biçimindeki hüküm ile de, işlenen fiil ile hükmolunan ceza ve güvenlik tedbirleri arasında “orantı” bulunması gerektiği vurgulanmıştır. Orantılılık veya ölçülülük olarak ifade edilen ilke, taraf olduğumuz Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin (AİHS) metni içerisinde tek başına geçmemekte ise de, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin (AİHM) içtihatlarında baskın bir şekilde vurgulanmaktadır.

Yargıtay Yüksek Ceza Genel Kurulunun 11/06/2013 gün, 2012/1337 E. – 2013/292 K. sayılı ilamında; “5237 sayılı TCK’nın “Adalet ve kanun önünde eşitlik ilkesi” başlıklı 3. maddesinin 1. fıkrasındaki, “Suç işleyen kişi hakkında işlenen fiilin ağırlığıyla orantılı ceza ve güvenlik tedbirine hükmolunur” biçimindeki hüküm ile de, işlenen fiil ile hükmolunan ceza ve güvenlik tedbirleri arasında “orantı” bulunması gerektiği vurgulanmıştır. Kanun koyucu, cezaların kişiselleştirilmesinin sağlanması bakımından hâkime, olayın özelliği ve işlenen fiilin ağırlığıyla orantılı bir şekilde gerekçesini göstererek iki sınır arasında temel cezayı belirleme yetki ve görevi yüklemiştir. Hâkimin temel cezayı belirlerken dayandığı gerekçenin, TCK’nın 61/1. maddesine uygun olarak, suçun işleniş biçimi, işlenmesinde kullanılan araçlar, işlendiği zaman ve yer, suç konusunun önem ve değeri, meydana gelen zarar veya tehlikenin ağırlığı, failin kast veya taksire dayalı kusurunun ağırlığı, failin güttüğü amaç ve saiki ile ilgili, dosyaya yansıyan bilgi ve belgelerin isabetle değerlendirildiğini gösterir biçimde Kanunî ve yeterli olmalıdır. Somut olayda yerel mahkemece sanık hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan temel hürriyeti bağlayıcı cezanın, işlenen fiil ile orantılı olmayacak şekilde üst sınırdan belirlenmesi yerinde olmadığından, Özel Daire bozma kararında bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Bu itibarla, itirazın reddine karar verilmelidir.” şeklinde karar verilmiştir.

Anayasa Mahkemesinin 12/11/2015 gün, 2015/26 E. – 2015/100 K. sayılı kararında;
Ceza ve ceza yerine geçen güvenlik tedbirlerine ilişkin kurallar, ceza hukukunun temel ilkeleri ile Anayasa’nın konuya ilişkin kurallarına aykırı olmamak kaydıyla, ülkenin sosyal, kültürel yapısı, ahlakî değerleri ve ekonomik hayatın gereksinimleri göz önüne alınarak saptanacak ceza politikasına göre belirlenir. Kanun koyucu, cezalandırma yetkisini kullanırken toplumda hangi eylemlerin suç sayılacağı, bunun hangi tür ve ölçüdeki ceza yaptırımı ile karşılanacağı, nelerin ağırlaştırıcı veya hafifletici sebep olarak kabul edilebileceği konularında takdir yetkisine sahip olmakla birlikte, bu yetkisini kullanırken suç ve ceza arasındaki adil dengenin korunmasını da dikkate almak zorundadır. Suç ve ceza arasında adalete uygun bir oranın bulunup bulunmadığının saptanmasında o suçun toplumda yarattığı etkinin, suçtan zarar görenin kişiliğinin ve ona verilen zararın azlığı veya çokluğunun da dikkate alınması gerekir.

Kanun koyucu, düzenlemeler yaparken hukuk devleti ilkesinin bir gereği olan ölçülülük ilkesiyle bağlıdır. Bu ilke ise “elverişlilik”, “gereklilik” ve “orantılılık” olmak üzere üç alt ilkeden oluşmaktadır. “Elverişlilik”, başvurulan önlemin ulaşılmak istenen amaç için elverişli olmasını, “gereklilik” başvurulan önlemin ulaşılmak istenen amaç bakımından gerekli olmasını ve “orantılılık” ise başvurulan önlem ve ulaşılmak istenen amaç arasında olması gereken ölçüyü ifade etmektedir. Bir kurala uyulmaması nedeniyle kanun koyucu tarafından öngörülen yaptırım ile ulaşılmak istenen amaç arasında da “ölçülülük ilkesi” gereğince makul bir dengenin bulunması zorunludur.
Şeklinde kararlar verilmiştir.

Yukarıda yargı kararları ışığında “cezaların belirlenmesinde orantılılık ilkesine ne kadar önem verildiği açıkça görülmektedir. Bu kural Türk Ceza Kanunun 3. maddesi ile hüküm altına alınan ve Anayasa hükümleri arasında da yer bulan “orantılılık ilkesinin” doğal bir sonucudur. Kanunî düzenleme yapılırken orantılılık ilkesine önem veren ve sınırın herhangi bir nedenle aşılmasını Anayasa hükümleri ile önlemek isteyen kanun koyucunun, alt ve üst sınır arasındaki temel cezayı belirleme yetki ve görevini mahkemenin takdirine bırakırken orantılılık ve hakkaniyet ilkesine kayıtsız kalması beklenemez. Kimi hukukçular, hakimliğin bir sanat olduğunu söylemektedir. Eğer hakimlik bir sanat ise, belki de bu sanatın en güzel göstergesi bir cezanın belirlenmesi şeklidir. Şüphesiz bu da, orantılılığın ve gerekçenin isabetli olarak tespiti ile mümkün olabilecektir.

Uyuşmazlığa konu ihtilafın daha iyi anlaşılabilmesi için Ceza Kanunumuzun amacı bakımından da somut olayın irdelenmesi gerekmektedir.
Çağdaş ceza hukukunun ve bunun ifadesini oluşturan ceza kanununun amacı; hukuk devleti, kusur ve hümanizm gibi evrensel ilkelere dayalı olarak, insan onurunu, bireyin hak ve özgürlüklerini korumak, suçluyu sosyalleştirip tekrar topluma kazandırmak ve aynı zamanda bireyi ve toplumu suça karşı korumaktır.

5237 sayılı TCK’nın 1. maddesinde Ceza Kanununun amacı; “Kişi hak ve özgürlüklerini, kamu düzen ve güvenliğini, hukuk devletini, kamu sağlığını ve çevreyi, toplum barışını korumak, suç işlenmesini önlemektir” şeklinde açıklanmıştır. ağırlatıcı nedene yer verilmemiştir.

Kanun koyucu adaletin gerçekleştirilmesi için hakkaniyet ilkesini kabul etmiştir (5237 sayılı TCK’nın 3, MK 4/BK 44)

Adalet de hakkaniyet de ahlaka yöneliktir, ancak ikisi arasındaki düşünce farklıdır. Adalet hukuk kurallarına egemen en yüksek ahlaki düşünceyi ifade ederken, hakkaniyet somut olayın özelliklerini göz önünde tutarak adalete ulaşmak için başvurulan yollardan biridir (somut olay adaleti). Hakkaniyet adil olmayan kuralın değil, adil olmayan sonuçların değiştirilmesi amacına hizmet eder.

Tüm bu açıklamalar ışığında, Kanun koyucu, cezaların kişiselleştirilmesinin sağlanması bakımından hâkime, olayın özelliği ve işlenen fiilin ağırlığıyla orantılı bir şekilde gerekçesini göstererek iki sınır arasında temel cezayı belirleme yetki ve görevi yüklemiştir. Buna göre; 01.06.2005 tarihinden sonra işlenmiş olan herhangi bir suç nedeniyle alt ve üst sınırlar arasında bir ceza belirlenmesi gerektiğinde, kural olarak göz önünde bulundurulması gereken ölçüt, 5237 sayılı TCK’nın 61. maddenin 1. fıkrasındaki düzenlemedir. Ancak taksirle işlenen suçlar açısından kanun koyucu, aynı Kanun’un 22. maddenin 4. fıkrası ile bir ölçüt daha eklemiştir. Bu durumda, taksirle işlenen suçlarda alt ve üst sınır arasında ceza belirlenirken, TCK’nın 61/1 ile 22/4. madde ve fıkralarında yer alan ölçütlerin birlikte göz önüne alınması gerekmektedir.

Ancak, TCK’nın 61/1. maddesindeki bu ölçütler genel nitelikli olup her suça uymayabileceğinden, her suç için tüm ölçütlerin değil sadece ilgili suça uyan kısımların nazara alınması gerekir. Bu açıdan taksirli suçlarda ancak kasıtlı suçlarda uygulanması mümkün olan 61/1. maddenin (b) bendinde yer alan “suçun işlenmesinde kullanılan araçlar”, (f) bendinde yer alan “failin kasta dayalı kusurunun ağırlığı” ve (g) bendinde yer alan “failin güttüğü amaç ve saik” ölçütleri uygulanamayacaktır.

Tüm bu kanuni düzenlemeler karşısında, taksirli suçlarda temel cezanın belirlenmesinde öncelikle failin kusurunun değerlendirilmesinin zorunlu olduğu, ancak kusurluluğun yanında “suçun işleniş biçimi”, “suçun işlendiği zaman ve yer”, “suç konusunun önem ve değeri” ile “meydana gelen zarar veya tehlikenin ağırlığı” ölçütlerinin de dikkate alınacağı sonucuna varılmaktadır.

Öte yandan, 5237 sayılı TCK’nın 3. maddesi uyarınca işlenen fiil ile hükmolunan ceza ve güvenlik tedbirleri arasında “orantı” bulunması, böylelikle suç işlenmesiyle bozulan toplum düzeninde adaletin sağlanması için suç işleyen kimseye uygulanacak yaptırımın haklı ve ölçülü olması gerektiği de göz önünde bulundurulacaktır.

Bu nedenlerle taksire dayalı kusurun ağır olduğu durumlarda, alt sınırdan uzaklaşılarak, hafif olduğu durumlarda ise alt sınırdan veya alt sınıra yaklaşılarak temel ceza tayin edilmesi isabetli bir uygulama olacak ise de, bundan her hâlde ağır kusurlu fail hakkında en üst hadden, hafif kusurlu fail hakkında ise alt hadden ceza tayin edilmesi gerektiği sonucu çıkarılmamalı, TCK’nın 61/1. maddesindeki olaya uyan diğer ölçütler ve TCK’nın 3. maddesinde düzenlenen “orantılılık” ilkesi bir bütün hâlinde değerlendirilerek haklı ve ölçülü bir ceza belirlenmeli, somut olayın özellikleri itibarıyla bazı hâllerde alt hadden bazı hâllerde de üst hadden tayin edilecek cezanın haklı ve ölçülü bir ceza olacağı da gözden uzak tutulmamalıdır.

Öğretide de bu konuda “…TCK’nın 3/1. maddesi, 61. maddeden çok daha geniş bir anlamı barındırmakta, fail hakkında takdiri indirim nedeni de dahil olmak üzere, tüm indirim ve artırım maddelerinin uygulanmasında, daha açık bir deyişle bütüncül açıdan, failin eylemi ile cezanın ağırlığı arasında bir orantı denge olması gerektiğini belirtmektedir. Ayrıca TCK’nın 3. maddesi hükmü sadece temel cezanın belirlenmesinde değil, aynı zamanda her türlü indirim ve artırımın uygulanmasında, kesinleşen cezalar için uyarlama yargılamasında göz önünde tutulması gereken bir düzenlemedir… TCK’nın 3/1. maddesindeki adalet ve orantılılık ilkesi gereği, özellikle işlenen eylem ile verilecek cezanın orantısız olduğu durumlarda, uygulayıcı mümkün olduğu oranda, temel cezanın belirlenmesi, indirim ve artırım maddelerinin uygulanması ve cezanın şahsileştirme kurumunu gözeterek, adaleti sağlamaya çalışacaktır.” (Osman Yaşar-Hasan Tahsin Gökcan-Mustafa Artuç, Yorumlu Uygulamalı Türk Ceza Kanunu, Adalet Yayınevi, 2. Bası, Ankara, 2014, s. 57-58.) şeklinde görüşler mevcuttur.

… Alışveriş Merkezi’nin inşaatında alt yüklenici olan … İnş. San. ve Tic. Ltd Şti’nin işçilerinin kaldığı çadırda olay günü, tavandan geçen elektrik kablosundan çıkan kıvılcım ile birlikte çadır içinde kapının yanında sıralı vaziyette bulunan ve elektrik kablosuna 2-3 cm mesafede olan sünger yatakların, alev alarak çıkışı engelleyecek şekilde kapının önüne yıkılması neticesinde 11 işçinin öldüğü olayda,

Yukarıda açıklanan olay çerçevesinde mevzuat uygulama ve öğretideki görüşlerden faydalanarak yapılan değerlendirmede;
… Gayrimenkul İnşaat ve Geliştirme Anonim Şirketi ile … Şirketi arasında imzalanan sözleşmenin 6.5 maddesinde ‘’ .. tüm inşaat süresince personelin yanı sıra bir sorumlu şantiye müdürü de tayin edecektir. Müşteriyle daha sonra varılabilecek başka mutabakatlar saklı kalmak kaydıyla, yüklenici kendi çalışanı … bu amaçla görevlendirecek ve onun adını ilgili resmi otoriteye de bildirecektir. ‘’ , ‘’ …. sorumlu şantiye müdürü de müşterinin kullanabileceği zanaatçılar ve alt yüklenicilere talimat verme ve şantiye için kurallar koyma yetkisine sahip olacaktır. ‘’ denilmekle sözleşmenin 6.6 maddesinde ‘’ Yüklenici …’ı hak ve menfaatlerini temsil etmesi için tayin edilen bu kişi tüm hukuki işlemlerde yükleniciyi temsil etme yetkisine sahiptir ve ancak müşterinin rızası ve izniyle değiştirilebilir ‘’ denilmekle, … Şirketi yönetim kurulu başkanı sanık … ve anılan şirketin yönetim kurulu başkan yardımcısı sanık …‘ın ve anılan şirketin yönetim kurulu üyesi ile birlikte 19.12.2011 tarihinde aldıkları, sanık …’ün ve sanık …’ın tüm hukuki süreci takip etmesi, her türlü özel izinleri, güvenlik önlem ve izinlerini alabilmesi için yetkili kılınmalarına yönelik yönetim kurulu kararına istinaden 30.12.2011 tarih, 32541 yevmiye numaralı Beyoğlu 18. Noterliği tarafından, 31.12.2012 tarihine kadar geçerli olmak üzere vekaletname düzenlediği,

Sanık …’ın tek yetkilisi olduğu, … Sanayi ve Ticaret Ananonim Şirketi ile … İnşaat Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi arasında imzalanan sözleşme ile mevcut alışveriş merkezinin A Bloğu’nun kaba inşaat işlerinin yapımını … İnşaat’ın üstlendiği, sözleşmenin iş sağlığı ve güvenliğine ilişkin sözleşme ekinin sekizinci maddesinde uyarılara rağmen önlem alınmaması halinde yaptırımlar uygulanabileceği ve gerekli görülmesi halinde sözleşmenin feshedilebileceğinin belirtildiği, bu kapsamda ilgili sorumlular tarafından ara ara güvenlik tedbirlerine ilişkin eksikliklerin şirkete bildirildiği,

Bahsi geçen Beyoğlu …. noterliğince düzenlenen vekaletnameye göre, sanık …’ın inşaatla ilgili tüm hukuki süreci takip etmesi, her türlü özel izinleri, güvenlik önlem ve izinleri alabilmesi için yetkili kılındığı, sıfat, görev ve sorumluluğunun açık ve net bir şekilde belirlendiği, yetki süresi içerisinde olayın meydana geldiği, sanığın … Sanayi ve Ticaret Ananonim Şirketindeki konumu itibariyle, iş sahasındaki eksiklikleri ve aksaklıkları tespit edip gerekli tedbirleri alma noktasında oldukça geniş sorumluluk ve yetkisi olmasına karşın; Çalışan personelin sağlık, emniyet ve güvenlikleri itibariyle risk altında bulunan, iş güvenliği ile ilgili alınması gerekli tedbirler noktasında bir kısım uygunsuzluklar tespit edilip ikaz edilen olaya konu kaldıkları barınma yerinde, gerekli denetim ve kontrolleri şirket adına etkin bir şekilde yapmadığı, risk kontrol mekanizması oluşturmadığı, alt yüklenici firma olan … firmasını usulüne uygun bir şekilde kontrol edip denetlemediği, sözleşmenin 8-9 maddelerindeki yaptırımları uygulayacağını söylemesine rağmen alt müteahhit firma … tarafından giderilmeyen eksiklikler karşısında bir şey olmaz düşüncesiyle kayıtsız kaldığı, bu suretle iş sağlığı ve güvenliği ile ilgili gerekli tedbirleri almayarak olayın meydana gelmesinde bilinçli taksir düzeyinde kusurlu olduğu,

Taksirli suçlar açısından temel cezanın belirlenmesinde TCK’nın 61/1 ve 22/4 madde ve fıkralarında yer alan ölçütlerden olan failin kusuru, meydana gelen zararın ağırlığı, suçun işleniş biçimi ile suçun işlendiği yer ve zaman nazara alınmakla suretiyle, aynı Kanunun 3/1 maddesi uyarınca işlenen fiilin ağırlığı ile orantılı olacak şekilde maddede öngörülen alt ve üst sınırlar arasında hakkaniyete uygun bir cezaya hükmolunması gerekirken, olayın meydana gelmesine etken kusurlu davranışlarının ağırlığı ve 11 kişinin ölümüyle sonuçlanan olayda neticenin ağırlığı dikkate alınarak, sanık … hakkında adalet ve hakkaniyet kuralları uyarınca cezada orantılılık ilkesi gözetilerek temel cezanın alt sınırdan makul oranda daha fazla uzaklaşılarak tayin edilmesi gerekirken, yazılı şekilde asgari hadden yeterince uzaklaşılmaksızın alt düzeyin biraz üzerinde uygulama yapılarak eksik ceza tayin edilmesi, usul ve yasaya aykırı görülmekle yerel mahkeme kararının onanması yönündeki sayın çoğunluğun görüşüne iştirak edilmemiştir.