Yargıtay Kararı 12. Ceza Dairesi 2022/3034 E. 2023/1297 K. 18.04.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/3034
KARAR NO : 2023/1297
KARAR TARİHİ : 18.04.2023

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi

Sanık hakkında Dairemizce verilen bozma kararı üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1…. 22. Asliye Ceza Mahkemesinin, 04.05.2015 tarihli ve 2014/11 Esas, 2015/373 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında taksirle yaralama suçundan, 5271 sayılı Kanunun 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca beraatine karar verilmiştir.

2…. 22. Asliye Ceza Mahkemesinin, 04.05.2015 tarihli ve 2014/11 Esas, 2015/373 sayılı kararının katılan vekili tarafından temyizi üzerine Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 15.01.2019 tarihli ve 2017/4983 Esas, 2019/578 Karar sayılı kararı ile sanığın kusuru olup olmadığının ve işlemlerinin tıp kurallarına uygun olup olmadığının tereddüte yer bırakmayacak şekilde tespiti amacıyla dosyanın kül halinde … Adli Tıp Üst Kuruluna gönderilerek öncelikle katılana yapılan tetkik ve tedavi ile IVP işlemi uygulamasının kullanılan konstrast maddelerinin seçiminin tıp kurallarına uygun olup olmadığı ile IVP işlemi için kullanılan konstrast maddelerin katılanda böbrek yetmezliğine yol açıp açmadığı yani eylem ile netice arsında illiyet bağı bulunup bulunmadığı dolayısıyla söz konusu işlemler sebebiyle sanığın kusurlu olup olmadığına ilişkin rapor tanzim edilmesi istendikten sonra sonucuna göre sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken yazılı şekilde eksik araştırmayla sanığın beraatine karar verildiğinden bahisle bozulmasına karar verilmiştir.

3…. 22. Asliye Ceza Mahkemesinin, 09.11.2021 tarihli ve 2019/208 Esas, 2021/523 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında taksirle yaralama suçundan açılan kamu davasının 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi, 67 nci maddesi ile 5271 sayılı Kanunun 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası uyarınca düşürülmesine karar verilmiştir.

4.Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 12.05.2022 tarih, 2022/50820 sayılı tebliğnamesi ile kararın onanmasına karar verilmesi talep edilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
1.Katılan vekilinin temyiz istemi, zamanaşımının dolmadığına ve kusurlu olsan sanığın mahkumiyetine karar verilmesi gerektiğine ilişkindir.

2.Mahalli Cumhuriyet savcısının temyiz istemi kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
1.Mahkeme gerekçesinde “Doğuştan böbrek rahatsızlığı bulunan Uzm.J.III Kad. Çvş müştekinin bu rahatsızlığına ilişkin tedavi görmekte olduğu, ağrılarının artmasıyla 26.10.2008 tarihinde … Asker Hastanesine müracaatla burada görevli Tbp. Atğm. Op. Dr….’e muayene olduğu, bu muayenede katılana verilen reçetedeki ilaçların kullanılması sonucu rahatsızlığının arttığı Asker Hastanesi ile sevkedildiği Balcalı Tıp Fakültesinde yapılan tetkiklerde, kontrast madde kullanılarak IVP çektirmesi ve reçetedeki ilaçları kullanması nedeniyle BUN ve Crea artışına maruz kalarak böbreklerinin çalışamaz hale girerek diyaliz uygulaması mecburiyetinde kalındığı..,

Sanığın savunmasında, müştekinin kendisine polikistik böbrek rahatsızlığı bulunduğundan bahsetmediğini, bu hastalığı bulunanların tam sınırda olan hastalar oldukları için … kesici dahi kullanmamaları gerektiğini, müştekinin hastalığından bahsetmiş olması halinde ilaçlı film çektirilmez ve reçetedeki ilaçların da verilmeyeceğini ifade ettiği, buna karşılık müşteki ise şikayetinde böbreklerinde kist ve polikistik rahatsızlığı olduğunu sanığa söylediğini beyan ettiği..,

Konuyla ilgili olarak GATA Profesörler … Kurulunca düzenlenen raporda, katılanae tıbbi müdahale öncesi, müdahalenin amacı, niteliği, sonuçları ve tehlikeleri hakkında uygun bilgilerin verilmesinin gerektiği, uygulanan IVP işleminden öncede böbrek fonksiyonlarının ileri derecede bozuk olduğu, ancak IVP tetkiki için verilen kontrast maddenin kişideki mevcut böbrek fonksiyonu bozukluğuna katkı yapmış olabileceği, olumsuz etkinin katkı oranının tıbben belirlenmesinin mümkün olmadığı değerlendirmesine yer verildiği, rapordaki bu değerlendirmeler karşısında, sanığın üzerine atılı suçu işlediğinden bahisle cezalandırılması talebiyle yapılan ilk yargılama sonucunda sanığın üzerine atılı suçtan beraatine karar verildiği,

Mahkememizce verilen kararın katılan vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya Yargıtay’a gönderilmiş olup, Yargıtay 12. CD’nin 15.01.2019 Tarih, 2017/4983 Esas, 2019/578 Karar sayılı kararı ile bozularak mahkememize gönderilmiş olup, dosya yeni esasa kaydı yapılarak yapılan yargılama sonucunda yargıtay bozma ilamına uyularak;

İddia, sanığın üzerine atılı suçu işlediğinden bahisle cezalandırılması talep edilmiş ise de, suç tarihi olan 26.10.2008 tarihinden itibaren yasada öngörülen eklemeli 12 yıllık zaman aşımı süresinin dolmuş olduğu anlaşıldığından TCK’nın 66/1-e-6 ve TCK’nın 67. maddesi uyarınca, sanık hakkında açılan … bu kamu davasının vaki zaman aşımı nedeniyle düşürülmesine karar vermek gerekmiş olup, sanık hakkında aşağıdaki hüküm kurulmuştur.” denilmiştir.

2. Katılan aşamalarda 1999 yılından beri böbrek hastası olduğunu, yaklaşık 12 yıldır tedavi gördüğünü, 2008 yılında sol böbrek ağrısı şikayetiyle … Askeri Hastanesine sanık tarafından muayenesinden sonra sanığın rahatsızlığının büyük ihtimalle böbrek taşından kaynaklandığını söyleyip idrar tahlili, ultrason gibi tetkiklerin ardından her iki böbreğinde de kist olduğunu söylediğini, dikloran iğne, majezik tablet, ve hatırlayamadığı bir ilaç daha yazdığını, kendisine daha önceki doktorlarının Panadol ve Vermidon dışında … kesici kullanmayacaksın dediklerini söylemesine rağmen, sanığın hiç bir şey olmaz dediğini, dikloran iğneden dört tane yaptırdığını ayrıca majezik tablet kullandığını, daha sonra muayeneye gittiğini, sanığın IVP tahlili yapılacağını söylediğini ayrıca XM şurup yazdığını, bunları kullandıktan sonra renkli film çekileceğini söylediğini ertesi sabah filmler çekildiğini, filmde hiç bir şey çıkmayınca IVP tahlili için gereken serumun verildiğini 10-15 kez daha röntgen çekilmesi rağmen hiç bir şey çıkmadığını, hemşire bu duruma şaşırınca kendisine polikistik rahatsızlığım olduğunu söylediğini tekrar sanığa gittiğimde yaptığı kan tahlilinde 1,6 olan kreatin değerinin 6,5 çıktığını, 27 gün tıp fakültesi hastanesinde yattığını diyalize girdiğini, yanlış tedavi sonucunda böbreklerinin çok az oranda çalıştığını, sanıktan şikayetçi olduğunu ve davaya katılmak istediğini beyan etmiştir.

3. Sanığın suçlamaları kabul etmeyip, polikistik böbrek hastalığı hafif seyirli bir hastalık olup böbrek yetmezliğine yol açabilecek ileri derecede hastalık seyri olabilen bir hastalık olduğunu, iddia edildiği gibi katılanın kendisine ileri derece böbrek rahatsızlığı olduğundan bahsetmediğini, kendisinden önce de başka hekimler tarafından bu ilaçların daha önceden de yazıldığını, hastanın böbrek rahatsızlığının daha önceden de var olduğunu ve böbrek yetmezliğinin ilaçlı film sonrası gelişmediğine yönelik savunma yapmıştır.

4.Adli Tıp Kurumu 2. İhtisas Kurulu Başkanlığının 30.01.2013 tarihli raporunda “Hastaneye başvuru öncesi polikistik böbrek hastalığı bulunduğu anlaşılan kişinin renal kolik olarak adlandırılan böbrekten kaynaklanan … nedeniyle başvurduğu, böbrekten süzülebilen ve radyolojik olarak böbreğin tüm kısımlarının görülmesine olanak sağlayan kontrast madde kullanılarak görüntüleme yapıldığının anlaşıldığı, bu maddenin de böbrek yetersizliği olan hastalarda böbrek yetmezliğinin derecesine göre kullanılıp kullanılmaması gerektiğine hem üroloji, hem de radyoloji uzmanının karar vermesi gerektiği, önceden var olan kronik böbrek yetmezliğinin derecesini bu maddelerin arttırabileceğinin tıbben bilindiği, bu hastada da kontrast madde kullanımının tetkik öncesi dönemde de var olduğu anlaşılan polikistik böbrek hastalığına bağlı böbrek yetmezliğinin derecesini arttırtığının belirlendiği, polikistik böbrek hastalığının herhangi bir dış etkiye bağlı olmaksızın kronik böbrek yetmezliği ile sonuçlandığının tıbben bilindiği, kontrast madde kullanılmasına bağlı bu sürecin hızlandığı ve dializ gerektiğinin anlaşıldığı, intravenöz pyelografi uygulanmasının tıp kurallarına uygun olmadığı, aynı hal ve şartlarda bir üroloji ve radyoloji uzmanından beklenmesi gerektiği..” belirtilmiştir.

5…. Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Üroloji Ana Bilim Dalı Başkanlığınca düzenlenen 11.02.2015 bilirkişi raporunda “Polikistik böbrek hastalığı genetir bir hastalık olup er yad ageç kronik böbrek yetmezliği ile sonuçlanan (üre kreatinin ve tansiyon yüksekliği ve anemi ile svyreden, böbrek taşı ve böbrek enfeksiyonuna neden olabilen) ilerleyici bir hastalıktır, katılanın kronik böbrek yetmezliği tanısı dava konusu İVP için kontrast madde enjeksiyonundan yaklaşık 9 yıl önce konduğu, kreatinin değerlerinin işlemden 1 yıl önce 3 mg/dl olduğu dosyadaki bilgilerden anlaşılmaktadır, ancak işlemden hemen önce ne seviyede olduğu bilinememektedir, Kreatinin düzeyi normal olan kişilerde kontrast made enjeksiyonu (Alerjik reaiksiyon söz konusu olmaması koşuluyla) her hangi bir probleme sebep olmazken kreatinin düzeyi 2 mg/dl’nin üstündeki kişilerde kontrast enjeksiyonu sonucu kreatinin düzeyinin hızla yükselmesi tartışılmaz tıbbi bir gerçektir, dolayısıyla İV kontrast enjeksiyonu öncesi kreatinin düzeyinin bilinmesi kesinlikle şarttır, katılanın böbrek fonksiyonlarının işlem öncesi de bozuk olduğu bir gerçektir, kontrast maddenin bu bozukluğu arttırdığı da kesindir, ancak bu bozulma oranının medikal olarak hesaplanmasının mümkün değildir.” şeklinde görüş verilmiştir.

6. … Adli Tıp kurumu 7. İhtisas Kurulu Başkanlığının 29.03.2021 tarihli raporu “Hastanın polikistik böbrek hastalığı, kronik böbrek yetmezliği olduğu, yan ağrısı sebebiyle 04/11/2008 tarihinde … Asker Hastanesi’nde İV kontrast madde uygulanarak film çekildiği, böbreklerden kontrast maddenin süzülmediği görüldüğü, ölçülen kreatinin değeri 6.2 mg/dL bulunduğu,. Hastanesi Nefroloji bölümüne sevk edildiği bildirilen … oğlu 07/08/1977 doğumlu … hakkında düzenlenen adli ve tıbbi belgelerin değerlendirilmesinde;

Hastaneye başvuru öncesi polikistik böbrek hastalığı bulunduğu anlaşılan kişinin renal kolik olarak adlandırılan böbrekten kaynaklanan … nedeniyle başvurduğu, böbrekten süzülebilen ve radyolojik olarak böbreğin tüm kısımlarının görülmesine olanak sağlayan kontrast madde kullanılarak görüntüleme yapıldığının anlaşıldığı, bu maddenin de böbrek yetersizliği olan hastalarda böbrek yetmezliğinin derecesine göre kullanılıp kullanılmaması gerektiğine, kullanılacaksa doz ayarlamasını hem üroloji, hem de radyoloji uzmanının karar vermesi gerektiği, önceden var olan kronik böbrek yetmezliğinin derecesini bu maddelerin arttırabileceğinin tıbben bilindiği, bu hastada da kontrast madde kullanımının tetkik öncesi dönemde de var olduğu anlaşılan polikistik böbrek hastalığına bağlı böbrek yetmezliğinin derecesini arttırtığının belirlendiği, polikistik böbrek hastalığının herhangi bir dış etkiye bağlı olmaksızın kronik böbrek yetmezliği ile sonuçlandığının tıbben bilindiği, başka bir deyişle  kontrast madde kullanılmamış olsa da poliklistik böbrek hastalığının kronik böbrek yetmezliği ile sonuçlanacağının bilinen bir durum olduğu, olayda kontrast madde kullanılmasına bağlı bu sürecin hızlandığı ve dializ gerektiğinin anlaşıldığı,  intravenöz pyelografi uygulanmasının tıp kurallarına uygun olmadığı, aynı hal ve şartlarda bir üroloji ve radyoloji uzmanından beklenmesi gereken özenin gösterilmediği belirtilmiştir.” şeklindedir.

IV. GEREKÇE
Sanığın yargılama konusu eylemi için, 5237 sayılı Kanun’un 89 uncu maddesi uyarınca belirlenecek cezanın türü ve üst haddine göre aynı Kanun’un 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi gereği 8 yıllık olağan zamanaşımı süresinin öngörüldüğü anlaşılmıştır.

5237 sayılı Kanun’un 67 nci maddesinin ikinci fıkrasının (d) bendi uyarınca zamanaşımı süresini kesen son işlemin 18.05.2011 tarihli sorgu olduğu ve bu tarihten karar tarihine kadar 8 yıllık olağan zamanaşımı süresinin gerçekleşmiş olduğu belirlenmiş olup, mahkemece suç tarihinden itibaren yasada öngörülen 12 yıllık olağanüstü zamanaşımı süresinin dolmuş olduğundan bahisle düşme kararı verilmesi, sonucu itibariyle doğru olduğundan bozma nedeni yapılmamış, katılan vekili ile mahalli Cumhuriyet savcısının temyiz sebepleri de bu itibarla yerinde görülmemiştir.

V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle … 22. Asliye Ceza Mahkemesinin, 09.11.2021 tarihli ve 2019/208 Esas, 2021/523 Karar Karar sayılı kararında katılan vekili ve mahalli Cumhuriyet savcısı tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden katılan vekilin ve mahalli Cumhuriyet savcısının temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

18.04.2023 tarihinde karar verildi.