Yargıtay Kararı 12. Ceza Dairesi 2022/3310 E. 2023/1059 K. 03.04.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/3310
KARAR NO : 2023/1059
KARAR TARİHİ : 03.04.2023

MAHKEMESİ:Ceza Dairesi

İlk Derece Mahkemesi kararına yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 361 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edilebilir olduğu, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 142 nci maddesinin sekizinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, aynı Kanun’un 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Davacı vekili 18.10.2018 tarihli dava dilekçesinde özetle; “Avukatlık yapmakta olan müvekkil silahlı örgüt üyeliği suçundan 12.09.2017 tarihinde gözaltına alınmış, 20.09.2017 tarihinde tutuklanmış, 14.09.2018 tarihinde tahliye edilmiştir. Bu süre içerisinde tutukluluk incelemelerinde müvekkilin tutukluluk halinin devamına, tutukluğa itiraz incelemelerinde itirazın reddine, tutukluluk incelemelerinin duruşmalı yapılması taleplerimizin de reddine karar verilmiştir. Müvekkilin haksız olarak tutuklaması, makul süreyi aşan bir süre tutuklu kalması, makul sürede hakim karşısına çıkarılmaması sebepleriyle oluşan zararın karşılığı olarak 100.000,00 TL maddi, 250.000,00 TL manevi tazminatın gözaltına alınma tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ödenmesini, yargılama giderleri ve avukatlık ücretinin davalı tarafa bırakılmasını talep ederiz.” şeklinde beyanda bulunmuştur.

2. Davalı vekili 02.07.2019 tarihli cevap dilekçesinde özetle; “5271 sayılı Kanun’da öngörülen koşullar oluşmadığından davanın reddine karar verilmesi gerekir. Yakalama işlemi Kanun’a uygun şekilde yapıldığından, dava yasal süresi içinde açılmadığından davanın reddine karar verilmesi gerekir. Talep edilen tazminat miktarları fahiştir.” şeklinde beyanda bulunmuştur.

3. … Anadolu 14. Ağır Ceza Mahkemesinin, 16.07.2020 tarihli ve 2019/453 Esas, 2020/302 Karar sayılı kararı ile davanın reddine karar verilmiştir.

4. … Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesinin, 17.02.2021 tarihli ve 2020/3397 Esas, 2021/444 Karar sayılı kararı ile İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik davacı vekilinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.

5. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 27.05.2022 tarihli ve 2021/61849 sayılı, onama görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdi edilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Davacı vekilinin temyiz istemi; 5271 sayılı Kanun’un 141 inci maddesi uyarınca açılan davanın, tazminat davasının dayanağı olan asıl davanın derdest olması sebebiyle reddedilmemesi gerektiğine, yakalama, gözaltı ve tutukluluk işlemlerindeki usulsüzlüklerin davacının avukat kimliği göz önünde bulundurularak değerlendirilmesi gerektiğine, ilişkindir.

III. DAVA KONUSU
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin ceza hukuku ve insan hakları alanında faaliyet yürüten avukat olduğunu, silahlı terör örgütüne üye olma suçundan gözaltına alındığını, tutuklandığını ve yargılandığını, haksız ve hukuka aykırı tutuklama, uzun tutukluluk ve makul sürede hakim karşısına çıkartılmama sebebiyle özgürlüğünden mahrum kaldığı günler için, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere, 100.000,00 TL maddi ve 250.000,00 TL manevi tazminat olmak üzere toplam 350.000,00 TL’nin gözaltına alınma tarihinden itibaren yürütülecek faiz ile birlikte ödenmesini talep ettiği, davacının yargılamasının … 37. Ağır Ceza Mahkemesinin 2018/84 Esas sayılı dosyası üzerinden yürütülerek davacıya neticeten 2 yıl 13 ay 15 gün hapis cezası ile mahkumiyet kararı verildiği, ilk derece mahkemesinin vermiş olduğu kararın istinaf aşamasında olduğu ve henüz kesinleşmediği anlaşılmıştır.

Dosyanın yapılan incelemesinde davacının 12.09.2017 tarihinde gözaltına alındığı, 20.09.2017 tarihinde … 13. Sulh Ceza Hakimliği tarafından tutuklandığı, 18.10.2017, 17.11.2017, 19.12.2017, 19.01.2018, 19.02.2018, 20.03.2018 tarihlerinde tutukluluğunun gözden geçirilmelerinin yapıldığı, 11.04.2018 tarihli Tensip ara kararı gereğince tutukluluk halinin devamına karar verildiği, 09.05.2018, 04.06.2018, 02.07.2018, 30.07.2018, 27.08.2018 tarihlerinde tutukluluk hallerinin incelendiği ve tutukluluğun devamına karar verildiği, 10.09.2018 ve 14.09.2018 tarihleri arasında devam eden duruşma sonucu 14.09.2018 tarihli ara karar ile davacının tahliyesine karar verildiği, bu şekilde davacının tutuklandığı 20.09.2017 tarihinden tahliye edildiği 14.09.2018 tarihine kadar tutukluluk durumunun yasal sürelerinde ele alınıp incelendiği anlaşılmıştır.

Davacının makul sürede hakim karşısına çıkarılmadığı yönündeki talebinin yapılan hukuki incelemesinde ise; davacının 12.09.2017 tarihinde gözaltına alındığı, 20.09.2017 tarihinde ise … 13.Sulh Ceza Hakimliğince tutuklandığı, yani 7. günde Hakim karşısına çıkarıldığı ve akabinde tutuklandığı tespit edilmekle, o tarihte 23 Ocak 2017 tarihi itibariyle yürürlüğe giren 684 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Düzenlemeler Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname’nin 10 uncu maddesinin (a) bendi uyarınca öngörülen gözaltı süresinin aşılmadığı anlaşılmaktadır.

Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı davacının haksız ve hukuka aykırı tutuklama, uzun tutukluluk ve makul sürede hakim karşısına çıkartılmama sebeplerine dayalı maddi ve manevi istemlerinin hukuki dayanağının olmadığı, silahlı terör örgütüne üyelik suçlamasıyla gözaltına alındığı 72 klasör dosyadan ve yüzden fazla sanıktan oluşan dosyada tutuklu yargılandığı ve mahkumiyet cezası aldığı, tutukluluk durumunun ise yasal 30 günlük süreyi geçmeyecek şekilde devamlı olarak ele alınıp süresinde değerlendirildiği ve yine tutukluğa yapılan itirazların yasal süresinde değerlendirilip karar verildiği anlaşıldığından davanın reddine karar verilmiştir.

B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince verilen kararla ilgili olarak, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik bulunmamıştır.

IV. GEREKÇE
Tazminat talebinin dayanağı olan … 37. Ağır Ceza Mahkemesinin 2018/84 E., 2019/125 K. sayılı ceza dosyası kapsamında, davacının silahlı terör örgütüne üye olma suçundan 12.09.2017 – 14.09.2018 tarihleri arasında 367 gün gözaltında ve tutuklu kaldığı, yapılan yargılama sonunda 18.03.2019 tarihinde 2 yıl 13 ay 15 gün hapis cezası ile mahkumiyetine karar verildiği, mahkumiyet hükmünün 03.09.2020 tarihinde kesinleştiği, gözaltına alınma tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 5271 sayılı Kanun’un 142 nci maddesinde öngörülen süre içinde yetkili ve görevli mahkemeye, davacının haksız olarak tutuklanması, makul süreyi aşan tutukluluk süresi, makul sürede hakim karşısına çıkarılmaması sebepleriyle dava açıldığı anlaşılmıştır.

Davacı vekilinin temyiz isteği yönünden;
6749 sayılı Kanun’un 6 ıncı maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde; 26.09.2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun İkinci Kitap Dördüncü Kısım Dördüncü, Beşinci, Altıncı ve Yedinci Bölümünde tanımlanan suçlar, 12.04.1991 tarihli ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu kapsamına giren suçlar ve toplu işlenen suçlar bakımından, olağanüstü halin devamı süresince; gözaltı süresinin, şüphelinin yakalama yerine en yakın hâkim veya mahkemeye gönderilmesi için zorunlu süre hariç, yakalama anından itibaren yedi günü geçemeyeceği, delillerin toplanmasındaki güçlük veya şüpheli sayısının çokluğu nedeniyle Cumhuriyet savcısının, gözaltı süresinin yedi gün süreyle uzatılmasına yazılı olarak emir verebileceği düzenlenmiş olup; dosyanın incelenmesi neticesinde davacının 12.09.2017 tarihinde gözaltına alındığı, 20.09.2017 tarihinde tutuklama istemi ile gönderildiği sulh ceza hakimliğince tutuklandığı, bu şekilde davacı yönünden 6749 sayılı Kanun’da öngörülen yedi günlük gözaltı süresinin aşılmış olduğu tespit edilmekle, delillerin toplanmasındaki güçlük veya şüpheli sayısının çokluğu nedeniyle Cumhuriyet savcısının, gözaltı süresinin uzatılmasına ilişkin yazılı emrinin bulunup bulunmadığının araştırılması, bulunmaması halinde davacının makul miktarda tazminata hak kazanacağının gözetilmemesi, hukuka aykırı bulunmuştur.

V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle davacı vekilinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden … Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesinin, 17.02.2021 tarihli ve 2020/3397 Esas, 2021/444 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca … Anadolu 14. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise … Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

03.04.2023 tarihinde karar verildi.