Yargıtay Kararı 12. Ceza Dairesi 2022/3857 E. 2023/3082 K. 19.09.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/3857
KARAR NO : 2023/3082
KARAR TARİHİ : 19.09.2023

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2020/2035 E., 2021/1142 K.
SUÇ : Taksirle yaralama
HÜKÜM : İstinaf Başvurusunun Kabulü ile Sanığın Mahkumiyetine
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz Başvurusunun Esastan Reddi

İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Bolu 4. Asliye Ceza Mahkemesinin, 16.06.2020 tarihli ve 2019/252 Esas, 2020/300 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında taksirle yaralama suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 89 uncu maddesinin dördüncü fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesinin altıncı fıkrası uyarınca 2 yıl 1 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve 1 yıl süre ile sürücü belgesinin geçici olarak geri alınmasına karar verilmiştir.

2. Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin, 21.04.2021 tarihli ve 2020/2035 Esas, 2021/1142 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafiinin ve katılanlar vekilinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca kabulü ile kararın kaldırılarak, sanık hakkında taksirle yaralama suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 89 uncu maddesinin dördüncü fıkrası, 22 nci maddesinin üçüncü fıkrası, 62 nci maddesi, 53 üncü maddesinin altıncı fıkrası uyarınca 2 yıl 9 ay 10 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve 1 yıl süre ile sürücü belgesinin geçici olarak geri alınmasına karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
1. Katılanlar vekilinin temyiz isteği; ceza miktarının daha yüksek hadden hükmedilmesi gerektiğine,

2. Sanık müdafiinin temyiz isteği; bilinçli taksir hükümlerinin uygulanmasının hukuka aykırı olduğuna ve eksik araştırma sonucu hüküm kurulduğuna

İlişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;

A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
1.İlk Derece Mahkemesince, ”…Dosyadaki tutanaklar, bilirkişi raporları ve kamera kaydına göre; olay günü katılanın dönel kavşakta karşı tarafa geçmek için beklediği, katılan …’in bir süre kırmızı ışığın sönmesini beklediği, kırmızı ışık sönüp yeşil ışık yandığında, dönel kavşaktan, ana yola çıkmak için hamle yaptığı biraz ilerledikten sonra ise sanığın sevk ve idaresindeki aracın, yüksek geldiği ve katılanın kullandığı araca süratle çarparak, sanığın trafik kazasına sebebiyet verdiği anlaşılmaktadır. Trafik kazasının meydana gelmesinde sanığın, özellikle yüksek hızla seyir etmesi, dönel kavşakta trafik lambalarının olmasına rağmen hızını azaltmadığı, sanığın kendisine kırmızı ışık yanabileceği esnada hızını düşürmeyerek, katılan kullandığı araca süratle çarpması hallerinin etkili olduğu, katılanın ise herhangi bir trafik kuralına ihlaline sebebiyet vermediği, trafik güvenliği açısından herhangi bir tedbirsizlik veya dikkatsizlik göstermediğinden, kovuşturma aşamasında alınan bilirkişi raporlarındaki kusur durumuna iştirak edilmemesine gerektirecek bir neden olmadığı görüldüğünde sanığın, neticeten trafik kazasına asli kusuruyla sebebiyet verdiği kabulü gerekmektedir. Bu şekilde sanık, asli kusuruyla trafik kazasına nedene olarak, birden fazla kişinin taksirle yaralanmasına sebebiyet verdiğinden üzerine atılı suçtan mahkumiyetine karar verilmiştir.

Sanığın TCK m.61’e göre hakkında verilen cezanın bireyselleştirilmesinde ve belirlenmesinde ise;
Taksirle birden fazla kişinin yaralanmasına sebebiyet verilmesi halinde, sanık hakkında temel ceza tayin edilmesinde, öncelikle sanığın kusur durumu, yaralanan mağdur sayısı, yaralanan mağdurların yaralanmalarının niteliği, miktar hangi mağdurun nitelikli, hangisinin niteliksiz olarak yaralandığı, sanığın suçtan sonraki olumlu veya olumsuz davranışları ile TCK’nın, 61. ve 3. maddelerindeki kriterler göz önünde bulundurularak değerlendirme yapılması gereklidir(Serap Kaygusuz, Taksirle Öldürme, Taksirle Yaralama, Trafik Güvenliğini Tehlikeye Sokma Suçları, 2.baskı, s.703-704).

Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2013/12-795 Esas, 2015/77 Karar kararında;

“5237 sayılı TCK’nın, Adalet ve kanun önünde eşitlik ilkesi başlıklı 3. maddesinde işlenen fiil ile hükmolunan ceza ve güvenlik tedbirleri arasında orantı bulunması, böylelikle suç işlenmesiyle bozulan toplum düzeninde adaletin sağlanması için suç işleyen kimseye uygulanacak yaptırımın haklı ve ölçülü olması gerektiği de göz önünde bulundurulacaktır.

Bu nedenlerle taksire dayalı kusurun ağır olduğu durumlarda alt sınırdan uzaklaşılarak, hafif olduğu durumlarda ise alt sınırdan veya alt sınıra yaklaşılarak temel ceza tayin edilmesi isabetli bir uygulama olacak ise de, bundan herhalde ağır kusurlu fail hakkında en üst hadden, hafif kusurlu fail hakkında ise alt hadden ceza tayin edilmesi gerektiği sonucu çıkarılmamalıdır. TCK’nın 61/1. maddesindeki olaya uyan diğer ölçütler ve orantılılık ilkesi bir bütün halinde değerlendirilerek haklı ve ölçülü bir ceza belirlenmelidir.” denilmektedir.

Buna göre sanığın, trafik kazası neticesinde katılan …’da birden çok kırığın meydana geldiği, bu kırıkların skorlanmış hali ile hayati fonksiyonuna etkisi 4.(ağır) derece kemik kırığına sebebiyet verdiği katılanın hayati tehlike geçirdiği basit tıbbi müdahale ile giderilemeyecek şekilde yaralandığı, sanık … de de birden çok kırığın meydana geldiği bu kırıkların skorlanmış hali ile hayati fonksiyona etkisi 6.(ağır) derece de olduğu, katılanın basit tıbbi müdahale ile giderilemeyecek şekilde yaralandığı ve hayati tehlike geçirdiği, diğer katılan …’in ise basit tıbbi müdahale ile giderilemeyecek şekilde yaralandığı ve hayati tehlike geçirdiği görülmektedir.

Sanığın, taksirli kusurlu eylemi nedeniyle birden fazla kişinin yaralanmasına neden olarak, meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığının incelenmesi gerekir. Zarar ve tehlike suçlarında kanunun cezalandırmakta olduğu şey, suçun neticesi olarak dış dünyada meydana gelen zarar ve tehlikedir. ( Koray Doğan, Cezanın Belirlenmesi ve Bireyselleştirilmesi, Ceza Hukuku Dergisi, Cilt 2 , Sayı 4, Ağustos 2007, kaynak; https://jurix.com.tr/article/2827). Sanığın eyleminin değerlendirilmesinde, asli kusurlu olduğu, sanığın, özellikle yüksek hızla seyir etmesi, dönel kavşakta trafik lambalarının olmasına rağmen hızını azaltmadığı, sanığın kendisine kırmızı ışık yanabileceği esnada hızını düşürmeyerek, kazaya sebebiyet vererek yukarıda belirtildiği şekilde katılanları yaraladığı görüldüğünde sanığın kusurlu eylemi neticesinde meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığının fazla olduğu, suçun işleniş şekli olarak ise sanığın süratli bir şekilde katılan …’in aracına çarpması birlikte değerlendirildiğinde sanığa üst sınırın altından ceza tayinine karar verilmiştir.

Sanık hakkında TCK m.50/1 hükmünün uygulanmaması; TCK’nun 89/4. Maddesinde düzenlenen taksirle birden fazla kişinin yaralanmasına sebebiyet verme suçunda sanık hakkında seçimlik ceza öngörülmemiştir. Bu kapsamda sanık hakkında tayin edilecek hapis cezasının adli para cezasına veya seçenek yaptırımlara çevrilmesi sırasında sanığın kişiliği, sosyal ve ekonomik durumu, yargılama sürecinde duyduğu pişmanlık, suçun işlenmesindeki özellikler, adli sicil kaydı, yaralanmak suretiyle suçtan zarar görenlerin zararlarının giderilip giderilmediği hususları göz önünde bulundurularak değerlendirme yapılması gerekir. ( erap Kaygusuz, Taksirle Öldürme, Taksirle Yaralama, Trafik Güvenliğini Tehlikeye Sokma Suçları, 2.baskı, s.834).

Sanığın, dosyaya yansıyan bilgilerden, katılanların zararını gidermediği, katılanların sanıktan şikayetçi olması, sanığın asli kusurunun bulunması, yukarıda belirtildiği gibi suçun işleniş biçimi dikkate alındığında sanık hakkında yasal şartları oluşmadığından, TCK m.50/1-a hükmü uygulanmamıştır.
Bilirkişi raporunda kusuruna da mahkememizce iştirak edilerek kazanın oluşumuna tamamen asli kusurla olarak sebebiyet verdiği anlaşılarak hakkında mahkumiyet kararı verilmiştir.
Sanığın birden fazla kişinin taksirle yaralamaya neden olma suçundan cezalandırılmasına karar verilmiş, TCK 53/6 maddesi uyarınca 1 yıl süre ile sürücü belgesinin geri alınmasına karar verilmiştir…”
Biçimindeki gerekçe ile sanık hakkında mahkumiyet kararı verilmiştir.

2. Katılanların kati adli muayene raporları dosyada mevcuttur.

3. Taraflar arasında uzlaşma sağlanamamış, katılanların zararları giderilmemiş ve şikayetleri devam etmektedir.

4. Sanık aşamalarda, kendisinin yeşil ışık yanmakta iken yaklaşık 80 km hızla geçtiğini, çarpışmanın kendi kusurundan kaynaklanmadığını ileri sürmüştür.

5. Olay anını gösteren CD ve CD’nin çözümleme tutanağı dosya arasına alınmıştır.

6. Kolluk güçlerince tanzim olunan 18.06.2018 tarihli Trafik Kazası Tespit Tutanağına göre sanığın 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun (2918 sayılı Kanun) 47 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde yer alan

Madde 47 – Karayollarından faydalananlar aşağıdaki sıralamaya göre;

…b) Trafik ışıklarına, …

Uymak zorundadırlar.”

Kuralına uymadığından bahisle tam kusurlu olduğu belirtilmiştir.

7. Yargılama aşamasında keşif üzerine mahkemece aldırılan polis memuru bilirkişisi tarafından tanzim edilen 19.11.2019 tarihli raporda, sanığın aracının hızını yol, hava ve trafik durumuna göre ayarlamayarak ve kırmızı ışık ihlali yaparak tam kusuruyla neticeye sebep olduğu bildirilmiştir.

8. Yargılama aşamasında Adli Tıp Kurumu Ankara Trafik İhtisas Dairesi Başkanlığı tarafından sunulan 03.01.2020 tarihli bilirkişi raporunda sanığın, kendisine hitaben yanan kırmızı ışığı dikkate alarak durması, yeşil ışık ile birlikte kavşağa girmesi gerekirken bu hususlara riayet etmeyip yola gereken dikkatini vermeyerek kırmızı ışıkta durmadığı, ışık ihlali yaparak kontrolsüz biçimde kavşaktan geçiş yaptığı sırada, aracının ön kısımları ile solundan yeşil ışıkta kavşağa giren sürücünün sevk ve idaresindeki kamyonetin sağ yan ön kesimine çarpmasına sebebiyet verdiği olayda dikkatsizliği, tedbirsizliği ve kurallara aykırı davranışı ile tam kusurlu olduğuna değinilmiştir.

B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
1. İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgular, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından isabetsiz görülmüş, duruşma açılarak, yeniden yargılama yapılmıştır.

2. Bölge Adliye Mahkemesince ”Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre, mahkemenin kararında usule ve esasa ilişkin herhangi bir hukuka aykırılığın bulunmadığı, delillerde ve işlemlerde herhangi bir eksiklik olmadığı, ispat bakımından değerlendirmenin yerinde olduğu, eylemin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu anlaşılmakla, diğer istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir.

Ancak;
Sanığın sevk ve idaresindeki … plaka sayılı otomobil ile gündü vakti görüşün açık olduğu meskun mahal dışında seyir halinde iken kaza mahalli olan sinyalize kavşağa geldiğinde kendisine hitaben yanmakta olan kırmızı ışıkta durmadan ışık ihlali yaparak kontrolsüz biçimde kavşaktan geçiş yaptığı sırada aracının ön kısımları ile solundan yeşil ışıkta kavşağa giren katılan …’nun sevk ve idaresindeki kamyonetin sağ yan ön kısmına çarpması sonucu katılan …’nun hayati tehlike geçirecek, basit tıbbi müdahale ile giderilemeyecek hayat fonksiyonlarını ağır (6.) derecede etkileyecek nitelikte kırık oluşturacak, katılan …’nun hayati tehlike geçirecek, basit tıbbi müdahale ile giderilemeyecek hayat fonksiyonlarını ağır (4.) derecede etkileyecek nitelikte kırık oluşturacak, katılan …’nun hayati tehlike geçirecek, basit tıbbi müdahale ile giderilemeyecek şekilde yaralanmasına kırmızı ışık ihlali nedeniyle bilinçli taksirle ve tam kusurlu olarak sebebiyet verdiği dosya arasında CD çözümleme tutanağı ve tüm delillerden anlaşılmakla yapılan incelemede;

Kırmızı ışık ihlali yaparak kazaya neden olan sanığın eylemini bilinçli taksirle gerçekleştirdiği; dolayısıyla sanık hakkında hükmedilen temel cezadan TCK’nın 22/3. maddesi gereğince artırım yapılması gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması,
usul ve yasaya aykırı görülmüş olup, bu nedenle duruşma açılmasına karar verilmiş sanığa TCK’nın 22/3 maddesi uygulanmasına binaen ek savunma hakkı verilmiş, sanık ek savunmasında önceki savunmalarını tekrar etmiş olmakla Dairemizce yapılan yargılama sonucunda aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir…”

Biçimindeki gerekçe ile sanık hakkında mahkumiyet kararı verilmiştir.

3. Sanığa 5237 sayılı Kanun’un 22 nci maddesinin üçüncü fıkrası hükümlerinin uygulanması ihtimaline binaen ek savunma hakkı verilerek alınan beyanında, kırmızı ışık ihlali yapmadığını, kendisine yeşil ışık yanar sönerken geçtiğini, kazada kusurunun bulunmadığını dile getirmiştir.

IV. GEREKÇE
1. Sürücü … idaresindeki kamyonetle, yerleşim yeri dışında, gündüz vakti, eğimli, bölünmüş asfalt kaplama devlet yolunda seyrederken, ışık kontrollü kavşağa geldiğinde, kendisine hitaben yanan yeşil ışıkta kavşağa giriş yaptığı sırada, aracının sağ yan kısımlarına, gidiş yönüne göre sağ taraftan kırmızı ışık ihlali yaparak kavşağa giren sanığın idaresindeki otomobilin ön kısımlarıyla çarpmasıyla, sanığın tam kusuruyla bir kişinin vücudunda 6. dereceden kemik kırığı oluşacak ve yaşamı tehlikeye girecek, bir kişinin vücudunda 4. dereceden kemik kırığı oluşacak ve yaşamı tehlikeye girecek, bir kişinin ise yaşamı tehlikeye girecek şekilde yaralanmasına sebebiyet verdiği olaya ilişkin Bölge Adliye Mahkemesinin kabul ve takdirinde bir isabetsizlik görülmemiştir.

2. Sanığın tam kusurlu olarak üç kişinin nitelikli şekilde yaralanmasına sebebiyet verdiği olayda suçun işleniş şekli, meydana gelen zararın ağırlığı, maddede öngörülen cezanın alt ve üst sınırı nazara alındığında mahkemece hükmedilen ceza tayini yerinde bulunduğundan katılan vekilinin temyiz istemi reddolunmuştur.

3. Sanığın kendisine hitap eden kırmızı ışığa rağmen kavşağa giriş yaparak, kazaya sebebiyet verebileceğini objektif olarak öngördüğü halde … kullanmadaki becerisine güvenerek, neticenin meydana gelmeyeceğine inanmak suretiyle dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı eylem gerçekleştirdiği anlaşıldığından bilinçli taksirle hareket ettiği belirlenmekle, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.

V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 3.Ceza Dairesinin, 21.04.2021 tarihli ve 2020/2035 Esas, 2021/1142 Karar sayılı kararında sanık müdafii ve katılanlar vekilince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Bolu 4.Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
19.09.2023 tarihinde karar verildi.