YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/3918
KARAR NO : 2023/441
KARAR TARİHİ : 16.02.2023
MAHKEMESİ:Asliye Ceza Mahkemesi
Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. … Asliye Ceza Mahkemesinin 21.04.2016 tarihli ve 2014/558-2016/273 sayılı kararı ile taksirle yaralama suçundan sanık hakkında yapılan yargılama sonucunda, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 89/1, 89/2-a, 62/1, 50/4-1.a, 52 nci maddenin ikinci ve dördüncü fıkraları gereğince 4.500,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
2. … Asliye Ceza Mahkemesinin 21.04.2016 tarihli ve 2014/558-2016/273 sayılı kararının sanık müdafii ve katılan vekili tarafından temyizi üzerine Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 11.10.2021 tarihli ve 2019/9945 Esas- 2021/6745 Karar sayılı kararı ile;
“…Kovuşturma evresine geçilmiş veya hükme bağlanmış olan ve basit yargılama usulü uygulanabilecek dosyalar yönünden 7188 sayılı Kanunun 5. maddesinin 1-d bendinde yer alan kesinleşmiş hükümler haricindeki düzenlemelerin iptal edildiği anlaşıldığından; Anayasa Mahkemesi kararlarının geriye yürümesi mümkün olmayıp, Ceza Muhakemesi Kanununda yapılan değişikliklerin ise derhal uygulanması gerekmekle birlikte, basit yargılama usulü uygulanan olaylarda CMK’nın 251. maddesinin 3. fıkrasına göre; ”mahkûmiyet kararı verildiği takdirde sonuç ceza dörtte bir oranında indirilir.” şeklindeki düzenleme karşısında, Anayasa Mahkemesinin anılan iptal kararlarının neticeleri itibariyle maddi ceza hukukuna ilişkin olduğunun ve CMK’nın 251. maddesinin 3. fıkrasında yer alan düzenlemenin sanık lehine sonuç doğurabilecek nitelikte olduğunun anlaşılması karşısında, TCK’nın 7. maddesi ile CMK’nın 251. maddesi hükümleri gözetilmek suretiyle, sanık lehine olan uygulamanın belirlenerek yerine getirilmesi ve gereği için dosyanın, ”Basit Yargılama Usulü” yönünden yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması…” nedenleri ile bozulmasına karar verilmiştir.
3. … Asliye Ceza Mahkemesinin 24.02.2022 tarihli ve 2021/804-2022/94 sayılı kararı ile basit yargılama usûlünün takdiren uygulanmamasına karar verilmekle, taksirle yaralama suçundan sanık hakkında yapılan yargılama sonucunda, 5237 sayılı Kanun’nun 89/1, 89/2-a, 62/1, 50/4-1.a, 52 nci maddenin ikinci ve dördüncü fıkraları gereğince 4.500,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
4. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 05.06.2022 havale tarihli ve 2022/72146 sayılı, onama görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık Müdafiinin Temyiz Sebepleri;
1. Eksik incelemeye, kusur tespitine, sanığın müsnet suçu işlediğine dair cezalandırılmasına yeterli delilin bulunmadığına, beraat kararı verilmesi gerektiğine,
2. Tayin edilen cezanın fazla olduğuna, delillerin değerlendirilmesinde hataya düşüldüğüne,
3. Eksik inceleme sonucunda verilen mahkumiyet kararının usul ve yasaya aykırı olduğuna,
ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Yerel Mahkemenin Kabulü;
1. Olay günü saat 13:30 sıralarında, katılan sürücü …’in sevk ve idaresindeki motosiklet ile meskun mahalde, gündüz vakti asfalt kaplama yolda seyretmekte iken, olay mahalli kavşak alanına geldiğinde, karşı yönden gelen ve sola doğrultu değiştirerek önünü kapatan sanık sürücü …’nın sevk ve idaresindeki otomobile sağ ön kapı kesiminden çarpması neticesi, katılanın hayati tehlike geçirecek, vücudunda 4. derecede kemik kırığı oluşacak ve organlarından birinin sürekli işlev zayıflığına neden olacak şekilde yaralandığı anlaşılmıştır.
2. … Adli Tıp Şube Müdürlüğüne ait 23.05.2014 tarihli rapor ile Adli Tıp Kurumu … Anadolu Adli Tıp Şube Müdürlüğünce düzenlenen 14.05.2015 tarihli raporda; katılanın hayati tehlike geçirecek ve vücudunda 4. derecede (ağır) kemik kırığı oluşacak nitelikte yaralandığı ayrıca, katılandaki kord yaralanmasının organlardan birinin sürekli işlev zayıflığı niteliğinde olduğunun bildirildiği görülmüştür.. Eğitim ve Araştırma Hastanesine ait … kurulu raporu da dava dosyasında bulunmaktadır.
3. Trafik kaza tespit tutanağı içeriğine göre, olay mahallinde yol 6,40 m. genişlikte, asfalt kaplama, iki istikametli üç yönlü “T” şeklinde kavşak olup, olaya karışan motosikletin ön kesimi ile önüne yönelen otomobile sağ yan kesimine çarptığı, çarpma öncesi motosiklete ait 10,5 m. fren izi saptandığı, kaza tespit tutanağına, keşfe dayalı düzenlenen 17.12.2015 tarihli rapor ve Mahkemece hükme esas alınan Adli Tıp Kurumu … Trafik İhtisas Dairesine ait 29.02.2016 tarihli rapora göre; “…A) Sanık sürücü … sevk ve idaresindeki otomobil ile sola doğrultu değiştirmeden evvel, yeterli mesafeden dönüş sinyalini yakması sağ şeridin soluna yaklaşarak karşı yön şeridini takiben gelen taşıt trafiğini gerektiği şekilde kontrol ettikten sonra doğrultu değiştirerek seyrini sürdürmesi gerekmekte iken bu hususlara riayet etmemiş, mevcut hızı ile mahale yaklaşmış, karşı yönden gelen ve ilk geçiş hakkına sahip motosiklete rağmen sola doğrultu değiştirerek önünü kapatmış bu tavrı ile olayın meydana gelmesine sebebiyet vermiş olmakla asli derecede kusurludur.
B) Müşteki sürücü sevk ve idaresindeki motosiklet ile olay mahalline gelmeden evvel, her ne kadar ilk geçiş hakkına sahip ise de görüş alanını gerektiği şekilde kontrol ederek teyakkuzla seyrini sürdürmeye önem ve özen göstermemiş mevcut hızı ile mahale yaklaşmış, karşı yönden gelen ve doğrultu değiştirerek önünü kapatan otomobili geç fark ederek aldığı fren tedbirinde etkisiz kalarak otomobile çarpmış olmakla tali derecede kusurludur…” şeklinde görüş bildirildiği anlaşılmaktadır.
4. Kaza yeri krokisi ile olayın tanıkları H.Y., A.K.G., E.Ş., A.Y., K.D. Ve İ.O.’nun anlatımları dava dosyasında bulunmaktadır.
5. Katılanın her aşamada sanıktan şikayetçi olduğunu beyan ettiği ve Mahkemece 27.11.2014 tarihinde hakkında katılma kararı verildiği tespit edilmiştir.
6. Sanığın üzerine atılı suçlamaları kabul etmediği ve taraflar arasında uzlaşmanın gerçekleşmediği görülmüştür.
7. Sanık …’a ait güncel adli sicil kaydı ve nüfus kaydı, Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) üzerinden temin olunarak dava dosyasına eklenmiştir.
8. Mahkemece, Hukuki Süreç başlığı altında (2) numaralı paragrafta bilgilerine yer verilen Yargıtay bozma ilâmına uyulmasına karar verildiği belirlenmiştir.
9. Bozma ilamına uyularak yapılan yargılamada, “Dosyanın gelmiş olduğu aşama, delillerin toplanmış olması, sanığın sorgusunun usulüne uygun yapılmış olması, katılanın ve tanıkların dinlenmiş olması, keşif ve bilirkişi incelemesi yapılmış olması gözetilerek” sanık hakkında basit yargılama usulünün uygulanmaması yönünde karar verildiği anlaşılmıştır.
IV. GEREKÇE
1. Sanık Müdafiinin Temyiz İsteği Yönünden;
Olay günü saat 13:30 sıralarında, katılan sürücü …’in sevk ve idaresindeki motosiklet ile meskun mahalde, gündüz vakti asfalt kaplama yolda seyretmekte iken, olay mahalli kavşak alanına geldiğinde, karşı yönden gelen ve sola doğrultu değiştirerek önünü kapatan sanık sürücü …’nın sevk ve idaresindeki otomobile sağ ön kapı kesiminden çarpması neticesi, katılanın hayati tehlike geçirecek, vücudunda 4. derecede kemik kırığı oluşacak ve organlarından birinin sürekli işlev zayıflığına neden olacak şekilde yaralandığı olayda; oluşa ve dosya kapsamına uygun olduğu anlaşılan ve Mahkemece hükme esas alınan Adli Tıp Kurumu … Trafik İhtisas Dairesine ait 29.02.2016 tarihli raporuna göre kazanın meydana gelmesinde asli kusurlu olduğu kabul ve tespit edilen sanık hakkında kusur durumu ve meydana gelen zarar durumu gözetilerek mahkemece takdiren tayin edilen ceza miktarında, kusur tespitinde bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmakla, sanık müdafiinin eksik incelemeye, kusur tespitine, sanığın müsnet suçu işlediğine dair cezalandırılmasına yeterli delilin bulunmadığına, beraat kararı verilmesi gerektiğine, tayin edilen cezanın fazla olduğuna, delillerin değerlendirilmesinde hataya düşüldüğüne, eksik inceleme sonucunda verilen mahkumiyet kararının usul ve yasaya aykırı olduğuna ilişkin temyiz sebepleri yerinde görülmemiştir.
2. 5237 sayılı Kanun’un 50/2 maddesinin ”suç tanımında hapis cezası ile adlî para cezasının seçenek olarak öngörüldüğü hâllerde, hapis cezasına hükmedilmişse; bu ceza artık adlî para cezasına çevrilmez” şeklindeki hükmüne ve 5237 sayılı Kanun’un 89 uncu maddesinin birinci fıkrasındaki seçimlik cezalardan hapis cezası tercih edilmesine rağmen, sanık hakkında tayin edilen hapis cezasının adli para cezasına çevrilmesi, hukuka aykırı bulunmuş ise de temyiz edenin sıfatı karşısında aleyhe temyiz bulunmadığı gözetilerek bu husus bozma nedeni yapılmamıştır.
3. Sanığın kusurlu eylemi sonucu katılanın yaşam tehlikesi geçirecek, kemik kırığı oluşacak ve organlarından birinin sürekli işlev zayıflığına neden olacak şekilde yaralanmasına rağmen, sanık hakkında 5237 sayılı Kanun’un 89 uncu maddenin birinci fıkrası gereğince belirlenen temel cezanın, aynı maddenin ikinci fıkrasına göre yarı oranında artırım yapılması sırasında uygulama maddesinin “89/2-a.b.e” yerine “89/2-a” olarak gösterilmesi sebebi ile hüküm bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmuştur.
4. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri reddedilmiştir.
5. … Asliye Ceza Mahkemesinin 24.02.2022 tarihli ve 2021/804-2022/94 sayılı kararında, Yargıtay tarafından düzeltilmesi mümkün görülen (3) numaralı bent dışında bir hukuka aykırılık görülmemiştir.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde (2) numaralı bentte açıklanan nedenle, … Asliye Ceza Mahkemesinin 24.02.2022 tarihli ve 2021/804-2022/94 sayılı kararına yönelik sanık müdafiinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi uyarınca BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesi gereği hüküm fıkrasının ikinci paragrafında yer alan “TCK 89/2-a” ibaresinden sonra gelmek üzere, “TCK’nın 89/2-b.e” ibarelerinin eklenmesi suretiyle hükmün, Tebliğnameye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
16.02.2023 tarihinde karar verildi.