Yargıtay Kararı 12. Ceza Dairesi 2022/4437 E. 2023/779 K. 13.03.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/4437
KARAR NO : 2023/779
KARAR TARİHİ : 13.03.2023

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi

Sanık hakkında Dairemizce verilen bozma kararı üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. … 8. Asliye Ceza Mahkemesinin, 02.02.2016 tarihli ve 2015/175 Esas, 2016/18 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında taksirle yaralama suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 89 uncu maddesinin birinci fıkrası, 89 uncu maddenin ikinci fıkrasının (b) bendi uyarınca 9 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.

2. … 8. Asliye Ceza Mahkemesinin, 02.02.2016 tarihli ve 2015/175 Esas, 2016/18 Karar sayılı kararının sanık müdafii tarafından temyizi üzerine Dairemizin, 07.06.2021 tarihli ve 2019/9405 Esas, 2021/4617 Karar sayılı ilâmıyla özetle sanığın yargılama konusu eylemi yönünden 5271 sayılı Kanun’un 251 inci maddesi kapsamında basit yargılama usulünün uygulanabilir hâle geldiği gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiştir.

3. Dairemizin bozma kararı üzerine … 8. Asliye Ceza Mahkemesinin, 16.11.2021 tarihli ve 2021/383 Esas, 2021/611 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında taksirle yaralama suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 89 uncu maddesinin birinci fıkrası, 89 uncu maddenin ikinci fıkrasının (b) bendi ile 5271 sayılı Kanun’un 251 inci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca 6 ay 22 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına itiraz yolu açık olmak üzere karar verilmiştir.

4. Sanık müdafiinin itirazı üzerine … 8. Asliye Ceza Mahkemesinin, 24.03.2022 tarihli ve 2022/37 Esas, 2022/147 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında taksirle yaralama suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 89 uncu maddesinin birinci fıkrası, 89 uncu maddenin ikinci fıkrasının (b) bendi, 53 üncü maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkraları uyarınca 9 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.

5. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 12.06.2022 tarihli ve 2022/63592 sayılı, onama görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdi edilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafiinin temyiz isteği;
1.Hükme esas alınan bilirkişi raporunda yapılan kusur tayinine,

2.Taraflar hazır edilmek suretiyle olay yerinde keşif yapılarak, bilirkişi marifetiyle kusurun tespit edilmesi gerektiğine,

3.Tanıklarının dinlenmediğine,

4.Lehe hükümlerin uygulanmadığına,
ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
Yerel Mahkemenin Kabulü
1. … 8. Asliye Ceza Mahkemesi gerekçesinde; “Dosyada bulunan 18.02.2015 tarihli adli raporda müştekide kırık oluşacak şekilde yaralama oluştuğu, 17.04.2015 tarihli bilirkişi raporunda sanığın olayda birinci derecede kusurlu olduğu, mağdurun ise ikinci derecede kusurlu olduğu anlaşılmıştır. Açılan davaya, sanık savunmasına, müşteki beyanına, tanık anlatımına, adli rapora, bilirkişi raporuna ve tüm dosya kapsamına göre; olay tarihinde sanığın sevk ve idaresinde bulunan … plakalı aracı ile önünde giden araçları güvenli ve yeterli bir mesafede izlemeyerek önünde bulunan motosiklete çarptığı, motosikletinde çapmanın etkisi ile öne fırladığı ve müştekinin bu şekilde adli tıp raporunda belirtilen şekilde yaralandığı ve sanığın tedbirsizlik dikkatsizlik sonucu yaralamaya sebebiyet verdiği sabit görülmüştür.” şeklinde karar verilmiştir.

2. Sanık savunmasında “Olay tarihinde ben aracımla gidiyordum. Trafik sıkışıktı. Birinci viteste ilerliyordum. O esnada bir motosiklet yan taraftan aniden önüme doğru gelince bu motosiklete ben aracımla dokundum. Dokunmam üzerine de yaya geçidi olmayan ve aralardan yola geçmeye çalışan bir kişiye bu motosiklet çarptı. Olay bu şekilde meydana geldi. Olaydan sonra ben kartvizitimi bırakmıştım. Bir kez müştekinin eşi işyerime geldi. Yapacağım bir şey varsa her zaman arayın, dedim. Bir daha arayan soran olmadı. Sonradan bu davalar ortaya çıktı.” şeklinde beyanda bulunmuştur.

3. Katılanın sanık hakkında şikayetçi olduğu, uzlaşmayı istemediği ve katılma talebinde bulunduğu görülmüştür.

4. Görgü tanığı tanık … Ç. alınan beyanında “Ben olay tarihinde … plakalı motosikletimle yavaş bir şekilde gidiyordum. Yolun sol tarafındaydım. Diğer sol tarafta zaten park halinde araçlar mevcuttu. Önümde müştekiyi görünce frene bastım. Zaten yavaş gittiğim için müştekiye 1,5 metre mesafe kala durdum. Durmamla birlikte arkamdan gelen sanığın aracı motosiklete çarptı. Çarpmanın etkisi ile kontrolsüz şekilde motosikletim uçtu ve müştekiye çarptık. Müşteki yaralandı. Motosikletim zarar gördü. Sonra müştekiyi sanığın aracına bindirip hastaneye gönderdik. Daha sonra ben karakola ifade vermeye gittim.” şeklinde beyanda bulunmuştur.

5. Katılan hakkında düzenlenen 18.02.2015 tarihli … Adli Tıp Şube Müdürlüğü raporunda, katılanda saptanan kırıkların hayat fonksiyonlarını ağır (4) derecede etkileyecek nitelikte olduğu belirtilmiştir.

6. Dosya kapsamında yer alan, soruşturma aşamasında alınan 17.04.2015 tarihli bilirkişi raporunda özetle; “Kazanın meydana gelişinde; … plaka sayılı otomobil sürücüsü …’ın önünde seyreden motosiklet ile arasında güvenli ve yeterli bir mesafe bırakmadan seyretttiğinden birinci derecede kusurlu olduğu, yaya …’nun ışıklı işaret veya yetkili kişilerin bulunmadığı geçitlerde ve kavşaklarda, yaklaşan aracın uzaklık ve hızını göz önüne almadan geçiş yaptığından ikinci derece kusurlu olduğu, motosiklet sürücüsü … Ç.’nin kusurunun bulunmadığı” belirtilmiştir.

7. Mahkemece, Hukukî Süreç başlığı altında (2) numaralı paragrafta bilgilerine yer verilen bozma ilâmına uyulmasına karar verilmiştir.

IV. GEREKÇE
Yapılan inceleme neticesinde yerel mahkemenin kararında, oluş ve kabulde herhangi bir isabetsizlik bulunmadığı görülmüştür.

5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkralarında düzenlenen hak yoksunluklarının taksirli suçlarda uygulama olanağı bulunmadığı gözetilmeden taksirle yaralama suçundan hüküm kurulurken anılan madde ile sanık hakkında hak yoksunluğuna hükmedilmesi, hukuka aykırı bulunmuştur.

Sanık müdafinin temyiz isteği yönünden;
Dosya kapsamında yer alan, sanığın önünde seyreden motosiklet ile arasında güvenli ve yeterli bir mesafe bırakmadan seyrine devam etmesi sebebiyle asli kusurlu olduğu belirtilen bilirkişi raporunun oluş ve dosya kapsamı ile uyumlu olduğu, kusur durumunu kesin bir şekilde tespit ettiği, hüküm kurmaya yeterli olduğu anlaşıldığından, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.

Sanık ve müdafinin soruşturma aşamasında ve bozma öncesi yapılan yargılamada bildirmemiş oldukları tanıklarını bozma üzerine yapılan yargılamanın 24.03.2022 tarihli duruşmasında bildirildikleri, ancak o aşamada dosyanın tekemmül ettiği ve dosya kapsamında yer alan beyan, bilgi ve belgelerin hüküm kurmaya yeterli olduğu anlaşıldığından, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.

Mahkemece sanık hakkında lehine sonuçlar içeren ilgili kanun maddelerinin değerlendirildiği ancak 5237 sayılı Kanun’un 50 nci maddesi kapsamında seçenek yaptırımlar yönünden “…Suçun işlenmesindeki özellikler, sanığın pişmanlık belirten davranışlarının olmaması nedeni ile…” şeklinde, 51 inci maddesi kapsamında erteleme müessesesi ve 5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesi kapsamında hükmün açıklanmasının geri bırakılması müessesesi yönünden; “Sanığın geçmişteki hali, suç işleme konusunda eğilimli olması nazara alınarak ileride bir daha suç işlemeyeceği yolunda olumlu kanaat oluşmadığından…” şeklindeki yerinde, yeterli ve kanunî gerekçeler ile lehe hükümlerin uygulanmamasına karar verilmesinde hukuka aykırılık bulunmamıştır.

Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri de reddedilmiştir.

V. KARAR
Gerekçe bölümünün ikinci paragrafında açıklanan nedenle … 8. Asliye Ceza Mahkemesinin, 24.03.2022 tarihli ve 2022/37 Esas, 2022/147 Karar sayılı kararına yönelik sanık müdafinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesi gereği hükmün sanık hakkında 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkralarının uygulanmasına ilişkin altıncı paragrafının hükümden çıkarılması suretiyle hükmün, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

13.03.2023 tarihinde karar verildi.