Yargıtay Kararı 12. Ceza Dairesi 2022/5223 E. 2023/4062 K. 17.10.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/5223
KARAR NO : 2023/4062
KARAR TARİHİ : 17.10.2023

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2022/35 E., 2022/221 K.
SUÇ : Taksirle yaralama
HÜKÜM : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ Onama

Sanık hakkında Dairemizin bozma kararı üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.Geyve Asliye Ceza Mahkemesinin, 12.01.2016 tarihli ve 2014/805 Esas, 2016/4 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında taksirle yaralama suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 89 uncu maddesinin birinci fıkrası, ikinci fıkrasının (b) bendi, 62 nci maddesi gereğince 7 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, 50 nci maddesi gereğince hapis cezasının adli para cezasına çevrilmesine, 53 üncü maddesinin altıncı fıkrası uyarınca 3 ay süre ile ehliyetinin geri alınmasına karar verilmiştir.

2.Geyve Asliye Ceza Mahkemesinin, 12.01.2016 tarihli ve 2014/805 Esas, 2016/4 Karar sayılı kararının sanık tarafından temyizi üzerine Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 01.11.2021 tarihli 2019/10569 Esas, 2021/7413 Karar sayılı kararı ile ”sanık hakkında basit yargılama usulünün uygulanıp uygulanmayacağının değerlendirilmesinde zorunluluk bulunduğu” gerekçesi ile bozulmasına karar verilmiştir.

3.Geyve Asliye Ceza Mahkemesinin, 31.03.2022 tarihli ve 2022/35 Esas, 2022/221 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında taksirle yaralama suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 89 uncu maddesinin birinci fıkrası, ikinci fıkrasının (b) bendi, 62 nci maddesi gereğince 7 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına , 50inci maddesi gereğince hapis cezasının adli para cezasına çevrilmesine, 53 üncü maddesinin altıncı fıkrası uyarınca 3 ay süre ile ehliyetinin geri alınmasına karar verilmiştir.

4. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 30.06.2022 tarihli ve 2022/90802 sayılı, hükmün onanması görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdi edilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafinin temyiz istemi;
Sanık hakkında basit yargılama usulünün uygulanması gerektiğine, kusura ilişkin raporların hatalı olduğuna, cezanın fazla olduğuna ve saire ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
Yerel Mahkemenin Kabulü;
1.”…Sanığın kullandığı biçerdöver ile Göynük ilçesinden Taraklı ilçesine doğru giderken katılanın kullandığı … plakalı tırın şoför mahalline çarpmak suretiyle kazanın meydana geldiği, her ne kadar sanık olayda kusuru olmadığını beyan etmiş ise de olay sonrası tutulan olay yeri kaza tespit tutanağı ve mahkememizce aldırılan Adli Tıp Kurumu İstanbul Trafik İhtisas Dairesinin 08/04/2015 tarihli uzmanlık raporuna göre sanığın kullandığı biçerdöverin arkasına takılı olan römorkun bağlantı yerinden çıkmasını önleyecek tedbirin alınmadığı, virajlı olan yolda biçerdöverin arkasına bağlı olan römorkun karşı yönden gelmekte olan katılanın kullanımındaki aracın sol ön köşe kısmına katılanın kullanmakta olduğu şerit içerisinde çarptığı, bu nedenle sanığın asli kusurlu olduğu, katılanın herhangi bir kusurunun bulunmadığı tespit edildiğinden sanık savunmasına itibar edilmeyerek üzerine atılı sübut bulan suçtan cezalandırılması cihetine gidilmiştir. Sanığın benzer suçtan sabıkasının bulunması, kusur derecesinin ağırlığı, samimi pişmanlık göstermemesi nedeniyle 5237 Sayılı TCK’nın 61. maddesi gereği temel cezada alt sınırdan bir miktar uzaklaşılmıştır. Her ne kadar sanığın kemik kırığına sebep olduğu ve katılanın hayati tehlike geçirdiği iddia edilmiş ise de, katılanın talimatla aldırılan 05/11/2015 tarihli kati hekim raporuna göre; olay nedeniyle katılanda kemik kırığı meydana geldiği basit tıbbı müdahale ile giderilemeyeceği ancak hayati tehlikesinin bulunmadığı anlaşıldığından sanık 5237 Sayılı TCK’nın 89/2-e maddesi uygulanmamış, ancak 5237 Sayılı TCK’nın 89/2-b maddesi gereğince artırım uygulanmıştır. Sanığın daha önce kasıtlı suçtan hakkında verilmiş hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararları bulunduğundan yeniden 5271 Sayılı CMK’nın 231/5-6 maddesi hükümleri uygulanmamıştır.”

2. Katılan sanıktan şikayetçi olduğunu beyan etmiştir.

3. Sanık savunmasında;
”..Olay tarihinde Karacalar köyünden Taraklı istikametine doğru seyir halindeydim. Kullanmakta olduğum iş makinasının römorku vardı. Ben yolda ağır ağır ilerliyordum. Karşı yoldan gele tır benim kullanmakta olduğum iş makinasının römorkun çarptı. Olay nedeniyle kusurum yoktur. Benim ihlal ettiğim bir güvenlik kuralı yoktur. Olay sonrasında trafik polisinin tuttuğu tutanağa itiraz ediyorum. Karşı şeritten gelen tırın hızını belirtmemiştir. Bilirkişi raporuna itiraz ediyorum. Yeniden bilirkişi raporu alınmasını talep ediyorum. Bilirkişi incelemesine esas olmak üzere, olay mahalline ait 6 adet fotoğraf sunuyorum” demiştir.

4.Kaza tespit tutanağında, soruşturma aşamasında alınan bilirkişi raporunda, Adli Tıp Kurumu raporunda yönetimindeki biçer-döver iş makinası ile yolda seyri sırasında arkasında takılı olan römorkun bağlantı yerinden çıkmasını önleyecek tedbir almadığı,nizamsız şekilde iş makinasını kullandığı,virajlı olan yolda biçer-döverin arkasına bağlı römorkun karşı yönden gelmekte olan çekicinin ön sol köşe kısmına çekicinin şeridi içerisinde çarptığı olayda dikkatsiz ve özensiz davrandığından sanığın asli kusurlu, katılanın kusursuz olduğu kanaati bildirilmiştir.

IV. GEREKÇE
Sanığa isnat edilen suçun 5271 sayılı Kanun’un 89 uncu maddesinin birinci ve ikinci fıkrasında tanımlandığı, bu suç için yaptırımın seçimlik olarak öngörüldüğü, aynı Kanun’un 50 nci maddesinin ikinci fıkrasının ”Suç tanımında hapis cezası ile adlî para cezasının seçenek olarak öngörüldüğü hallerde, hapis cezasına hükmedilmişse; bu ceza artık adlî para cezasına çevrilmez.” şeklinde düzenlendiği hususları birlikte değerlendirildiğinde sanık hakkında seçimlik öngörülen yaptırımlardan hapis cezasının seçilip, akabinde hapis cezasının aynı Kanun’un 50 nci maddesi gereğince adli para cezasına çevrilmesi isabetli görülmemiş ise de, aleyhe temyiz olmadığından bu husus bozma nedeni yapılmamıştır.

Olay günü saat 14:20 sıralarında sanığın sevk ve idaresindeki iş makinası ile meskun mahal dışında, iki yönlü, iki şeritli yolda seyir halindeyken virajlı kesime geldiğinde aracının arkasında bağlı olan römorkun araçtan kurtularak karşı şeride geçerek kendi şeridinde seyreden katılanın sevk ve idaresindeki araca çarptığı, kaza nedeniyle katılanın kemik kırığı oluşacak şekilde yaralandığı olayda;

Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, kusur tespitinin yerinde olduğu, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç tipi ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık müdafinin yerinde görülmeyen tüm temyiz sebepleri reddedilmiştir.

V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Geyve Asliye Ceza Mahkemesinin, 31.03.2022 tarihli ve 2022/35 Esas, 2022/221 Karar sayılı kararında sanık müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanık müdafiinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğnameye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 17.10.2023 tarihinde karar verildi.