YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/5252
KARAR NO : 2023/207
KARAR TARİHİ : 23.01.2023
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
Mahkemece bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Davacı vekili 04.09.2015 tarihli dava dilekçesinde özetle; davacının Türkiye Cumhuriyeti İcra vekilleri Heyetini Cebren Iskat veya Vazife Görmekten Cebren Men Etmeye Teşebbüs suçundan 14.09.2011 tarihinde tutuklandığını, 19.06.2014 tarihinde tahliye edildiği, yapılan yargılamada beraat ettiği, haksız olarak tutuklu kaldığı süre boyunca 1.733.307,72 TL maddi, 10.000.000,00 TL manevi tazminatın tutuklama tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile ödenmesi talebinde bulunmuştur.
2. Davalı vekili 14.10.2015 tarihli cevap dilekçesinde özetle; davanın süresinde açılmadığı, yetkili ve görevli mahkemede açılmadığı, talep edilen tazminat miktarının fahiş olduğu, davacının kendi kusuru ile tutuklandığı, davanın reddi gerektiği, seklinde beyanda bulunmuştur.
3. … 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 23.06.2016 tarihli ve 2015/392 Esas, 2016/251 Karar sayılı kararı ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
4. … 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 23.06.2016 tarihli ve 2015/392 Esas, 2016/251 Karar sayılı kararının davalı vekili ve davacı vekili tarafından temyizi üzerine Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 13.12.2021 tarihli ve 2020/4155 Esas, 2021/8775 Karar sayılı kararıyla, davacı ile ilgili tutuklama müzekkeresinin infaz edilip edilmediği, infaz edilmiş olması halinde, infaz tarihleri ile infazı yapılan tutuklama müzekkeresi suç bilgisinin ilgili ceza infaz kurumundan sorulması suretiyle infaz edilen sürenin tereddüde mahal vermeyecek şekilde belirlenmemesi, kabul ve uygulamaya göre de Türk Silahlı Kuvvetleri mensuplarına ödenen Oyak rezerv farkı ve tayın bedelinin CMK’nın 141. ve devamı maddeleri gereğince hesaplanması gereken maddi zarar kapsamına dahil edilemeyeceğinin gözetilmeyerek maddi zarar kapsamına dahil edilmesi, davacının cezaevinde iken emekli edildiği, tutuklu olmasaydı emekli iken başka bir işte çalışabileceği göz önünde bulundurularak, davacının emekli olduğu tarih araştırılarak, emekli olduğu tarih ile tahliye edildiği 19.06.2014 tarihine kadar geçen süreye karşılık Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığınca 16 yaşından büyükler için belirlenen net asgari ücret miktarları üzerinden hesaplanacak miktarın emeklilik tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile ödenmesine karar verilmemesi, belirlenen ölçütlere uymayacak ve emsal uygulamaların da üzerinde olacak şekilde fazla manevi tazminata hükmolunması, kabul edilen maddi ve manevi tazminat miktarının toplamı üzerinden davacı lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan avukatlık asgari ücret tarifesi uyarınca vekalet ücreti takdir edilmesi gerekirken her bir tazminat için ayrı ayrı vekâlet ücretine hükmolunması, nedenleriyle bozulmasına karar verilmiştir.
5. Hukukî Süreç başlığı altında (4) numaralı paragrafta ayrıntılarına yer verilen Yargıtay bozma kararına uyulmasına karar verilerek gereklerinin yerine getirildiği anlaşılmıştır.
6. … 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 20.04.2022 tarihli ve 2022/43 Esas, 2022/113 Karar sayılı kararı ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
7. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 27.06.2022 tarihli, hükmün düzeltilerek onanması görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
1.Davacı vekilinin temyiz sebepleri
Hükmedilen maddi ve manevi tazminat miktarının düşük olduğuna, ilişkindir.
2.Davalı vekilinin temyiz sebepleri
Davanın süresinde açılmadığına, hükmedilen tazminatın yüksek olduğuna, davanın kusurlu kamu görevlilerine ihbar edilmesi gerektiğine, karar tarihinden itibaren faize hükmedilmesi gerektiğine, davacı lehine hükmedilen vekâlet ücretini kabul etmediklerine, ilişkindir.
III. DAVA KONUSU
Temyizin kapsamına göre;
A. Yerel Mahkemenin Kabulü
Davacının Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini Cebren Iskat veya Vazife Görmekten Cebren Men Etmeye Teşebbüs suçlamasıyla 14.09.2011 tarihinde tutuklanmasına karar verildiği, 15.09.2011 tarihinde Hasdal Cezaevinde infaza başlandığı, 06.09.2013 tarihinde …/Metris 1 Nolu T Tipi CİK vasıtasıyla … CİK Müdürlüğü’ne nakledildiği, 09.02.2022 tarihli müzekkere yanıtına göre tutukluluğu devam ederken 30.08.2013 tarihinden geçerli olmak üzere resen emekliye sevk edildiği, Mahkemenin vermiş olduğu mahkumiyet hükmünün onanarak kesinleşmesi üzerine Anayasa Mahkemesine yapmış oldukları bireysel başvurunun Anayasa Mahkemesi tarafından kabul edilmesi sonucunda yapılan yeniden yargılama sonucunda; davacının 19.06.2014 tarihinde tahliyesine, daha sonra anılan Mahkemenin 31.03.2015 tarih, 2014/188 E 2015/143 K sayılı ilamı ile beraatine karar verildiği ve kararın kesinleştiği, tutukluluğunun 15.09.2011-19.06.2014 tarihlerinde infaz gördüğü, davaya konu suçlar nedeniyle gözaltında ve tutuklulukta kaldığı sürelerin başka bir mahkumiyetinden mahsup edilmediği, beraat kararının kesinleştiğinin davacı sanığa tebliğ edilmediği, davanın süresinde açıldığı davalı tarafından aynı mahiyette dava açılmadığı tespit edilmiştir.
Yargıtay bozma ilamının 1. maddesi uyarınca davacının tutuklu iken emekli edildiği 30/08/2013 tarihi ile tahliye tarihi olan 19/06/2014 tarihleri arasındaki süre için, anılan dönem itibarıyla 16 yaşından büyükler için geçerli net asgari ücret üzerinden 8.032,96 TL olarak hesaplanmıştır.
Davacının talep etmiş olduğu Oyak rezerv farkı, tayın bedeli, ev kira ve diğer giderleri ile cezaevinde yapmış olduğu giderler ve ailesinin cezaevi ziyaretlerinde yapmış olduğu ulaşım giderleri yerleşik Yargıtay kararları uyarınca koruma tedbirleri nedeniyle tazminat kapsamında bulunmamaktadır. Ayrıca resen emekliliğe sevki nedeni ile yükselebileceği rütbe nedeniyle alacağı maaş farkı da muhtemel gider olması nedeniyle tazminat kapsamında bulunmamaktadır. Bu nedenle bu taleplerinin reddine karar verilmiştir.
Manevi tazminat miktarının tespitinde davacının sosyal ve ekonomik durumu, üzerine atılı suçların niteliği, tutuklanmasına neden olan olayın cereyan tarzı, tutuklu kaldığı süre, tutuklama tarihinden itibaren faize hükmedilmesi sureti ile tazminat davasının kesinleşeceği tarihe kadar davacının elde edeceği parasal değer ve benzeri hususların gözetilmesi, zenginleşme sonucunu doğurmayacak biçimde hak ve nesafet kurallarına uygun makul ve makbul bir miktarın hüküm altına alınması gerekli olup, belirtilen ölçütler, davacının kasıtlı hukuk ihlalleri sonucu haksız tutuklama işlemine maruz kalması ile emsal uygulamalar uyarınca 225.000,00 TL manevi tazminat takdir edilmiştir.
IV. GEREKÇE
Tazminat talebinin dayanağı olan … Anadolu 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 2014/188 esas 2015/143 karar sayılı ceza dosyası kapsamında, davacının Türkiye Cumhuriyeti İcra vekilleri Heyetini Cebren Iskat veya Vazife Görmekten Cebren Men Etmeye Teşebbüs suçundan 14.09.2011-19.06.2014 tarihleri arasında 1009 gün tutuklu kaldığı, yapılan yargılama sonunda beraatine hükmedildiği, beraat hükmünün 08.06.2015 tarihinde kesinleştiği, tutuklama tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 5271 sayılı Kanun’un 142 inci maddesinde öngörülen süre içinde yetkili ve görevli mahkemeye davanın açıldığı ve Kanun’da öngörülen yasal şartların oluştuğu anlaşılmıştır.
Davacının emekli olduğu tarih ile tahliye edildiği tarih arasında geçen süreye karşılık Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığınca 16 yaşından büyükler için belirlenen net asgari ücret miktarları üzerinden hesaplanan miktarda isabetsizlik görülmediğinden tebliğnamedeki düzeltilerek onama isteyen görüşe iştirak edilmemiştir.
Gerekçeli karar başlığında “04.09.2015” olan dava tarihinin, “18.09.2015” olarak yazılması, mahallinde düzeltilmesi mümkün yazım hatası olarak görülmüştür.
1.Davacı Vekilinin Temyiz İsteği Yönünden
1.Koramiral olarak görev yapmakta iken açılan dava nedeni ile oramiral olamadığı, emekli iken çalışsa idi asgari ücretten fazla bir ücretle çalışacağına yönelik maddi tazminat taleplerinin 5271 sayılı Kanunun 141 inci ve devamı maddelerine göre değerlendirilebilecek talepler olmadığı, varsayıma dayalı ve muhtemel gelir kayıplarına ilişkin, idari takdire ilişkin tasarruf niteliğinde olduğu, davanın açılmaması durumunda hakların elde edileceğinin mutlak, muhakkak ve kesin olmadığı, davanın varlığı nedeni ile davacının bu haklardan mahrum kaldığının kabul edilemeyeceği, bu nedenle gerçek maddi zarar mahiyetinde bulunmadığından hükmedilen maddi tazminat miktarında hukuka aykırılık bulunmamıştır.
2.Nesnel bir ölçüt olmamakla birlikte, davacı lehine hükmedilen manevi tazminatın davacının sosyal ve ekonomik durumu, üzerine atılı suçun niteliği, gözaltına neden olan olayın cereyan tarzı, gözaltında kaldığı süre ve benzeri hususlar ile tazminat davasının kesinleşeceği tarihe kadar faizi ile birlikte elde edeceği parasal değer dikkate alınıp, hak ve nesafet ilkelerine uygun, makul bir miktar olarak tayin ve tespiti yapıldığından hükmedilen manevi tazminat miktarında hukuka aykırılık bulunmamıştır.
2. Davalı Vekilinin Temyiz İsteği Yönünden
1. 5271 sayılı Kanun’un 142 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca “Karar veya hükümlerin kesinleştiğinin ilgilisine tebliğinden itibaren üç ay ve her hâlde karar veya hükümlerin kesinleşme tarihini izleyen bir yıl içinde tazminat isteminde bulunulabilir.
” hükmü karşısında beraat hükmünün 08.06.2015 tarihinde kesinleştiği, davanın ise 04.09.2015 tarihinde kanuni süresinde açıldığı anlaşılmakla yerel mahkemece davanın süresinde açıldığının kabulünde hukuka aykırılık görülmemiştir.
2. Tazminat talebinin dayanağı olan … Anadolu 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 2014/188 esas 2015/143 karar sayılı ceza dosyası kapsamında, Türkiye Cumhuriyeti İcra vekilleri Heyetini Cebren Iskat veya Vazife Görmekten Cebren Men Etmeye Teşebbüs suçundan tutuklu kalan ve yapılan yargılama sonunda beraatine hükmedilen davacının 5271 sayılı Kanun’un 141 inci maddesinin birinci fıkrasının (e )bendi gereğince tazminata hak kazandığı anlaşılmakla davanın kısmen kabulüne karar verilmesinde hukuka aykırılık görülmemiştir.
3. Nesnel bir ölçüt olmamakla birlikte, davacı lehine hükmedilen manevi tazminatın davacının sosyal ve ekonomik durumu, üzerine atılı suçun niteliği, gözaltına neden olan olayın cereyan tarzı, gözaltında kaldığı süre ve benzeri hususlar ile tazminat davasının kesinleşeceği tarihe kadar faizi ile birlikte elde edeceği parasal değer dikkate alınıp, hak ve nesafet ilkelerine uygun, makul bir miktar olarak tayin ve tespiti yapıldığından hükmedilen manevi tazminat miktarında hukuka aykırılık görülmemiştir.
4. 5271 sayılı Kanun’un 142 inci maddesinin dokuzuncu fıkrasında, tazminat davaları nedeniyle Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesaplanan nisbî avukatlık ücreti ödeneceği, ancak, ödenecek miktarın tarifede sulh ceza hâkimliklerinde takip edilen işler için belirlenen maktu ücretten az, ağır ceza mahkemelerinde takip edilen davalar için belirlenen maktu ücretten fazla olamayacağı hususu dikkate alınarak, davacı lehine hükmedilen vekâlet ücretinde hukuka aykırılık görülmemiştir.
5. 5271 sayılı Kanun’un 141 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ” … kişiler, maddî ve manevî her türlü zararlarını, Devletten isteyebilirler.” hükmü karşısında mahkemece davanın ilgili kamu görevlilerine ihbar edilmemesinde hukuka aykırılık görülmemiştir.
6. Hükmedilen maddi tazminat miktarına zararın oluştuğu tarihi olan emeklilik tarihinden itibaren, hükmedilen manevi tazminat miktarına zararın oluştuğu tarihi olan tutuklama tarihinden itibaren yasal faize hükmedilmesinde hukuka aykırılık görülmemiştir.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle … 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 20.04.2022 tarihli ve 2022/43 Esas, 2022/113 Karar sayılı kararında davacı vekili ve davalı vekili tarafından öne sürülen temyiz sebeplerinin incelenmesi neticesinde herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
23.01.2023 tarihinde karar verildi.