YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/5844
KARAR NO : 2023/12
KARAR TARİHİ : 09.01.2023
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
Davacı hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Davacı vekili 22.03.2016 tarihli dava dilekçesinde özetle; davacının bir ceza soruşturması dolayısıyla 27.07.2011 tarihinde gözaltına alındığı, 29.07.2011 tarihinde tutuklandığı, 29.07.2011 tarihinde tahliye edildiği, 22.05.2013 tarihinde beraat ettiği, beraat kararının 14.12.2015 tarihinde temyizde onanarak kesinleştiği, tutuklu kaldığı süre boyunca 52.640,00 TL maddi, 50.000,00 TL manevi tazminat talebinde bulunmuştur.
2. Davalı vekili 06.04.2016 tarihli cevap dilekçesinde özetle; davanın dayanaktan yoksun olduğu, reddi gerektiği, talep edilen tazminat miktarının fazla olduğu, şeklinde beyanda bulunmuştur.
3…. 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 26.05.2016 tarihli ve 2016/126 Esas, 2016/238 Karar sayılı kararı ile tazminat talebinin kısmen kabulü ile 2.460,08 TL maddi ve 4.650,00 TL manevi tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
4…. 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 26.05.2016 tarihli ve 2016/126 Esas, 2016/238 Karar sayılı kararının davacı vekili ve davalı vekili tarafından temyizi üzerine Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 14.02.2022 tarihli ve 2020/10848 Esas, 2022/1037 Karar sayılı ilâmıyla;
“1-Tazminat talebinin dayanağı olan tutuklama müzekkeresinin infaz edilip edilmediği, infaz edilmiş olması halinde infaz tarihleri ilgili ceza infaz kurumundan sorularak infaz edilen tutukluluk süresinin tereddüde mahal vermeyecek şekilde tespit edilmesi gerektiği gözetilmeden, eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde karar verilmesi,
Kabule ve uygulamaya göre de;
1-Nesnel bir ölçüt olmamakla birlikte, davacı lehine hükmedilecek manevi tazminatın davacının sosyal ve ekonomik durumu, üzerine atılı suçun niteliği, tutuklanmasına neden olan olayın cereyan tarzı, tutuklu kaldığı süre ve benzeri hususlar ile tazminat davasının kesinleşeceği tarihe kadar faizi ile birlikte elde edeceği parasal değer dikkate alınıp, hak ve nesafet ilkelerine uygun, makul bir miktar olarak tayin ve tespiti gerekirken, belirlenen ölçütlere uymayacak miktarda eksik manevi tazminata hükmolunması, “
Nedenleriyle bozulmasına karar verilmiştir.
5. Hukukî Süreç başlığı altında (4) numaralı paragrafta ayrıntılarına yer verilen Yargıtay bozma ilâmına uyulmasına karar verilerek gereklerinin yerine getirildiği anlaşılmıştır.
6. … 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 31.05.2022 tarihli ve 2022/284 Esas, 2022/386 Karar sayılı kararı ile tazminat talebinin kısmen kabulü ile 2.460,08 TL maddi ve 5.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
7. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 14.07.2022 tarihli, temyiz isteminin kesinlikten reddi görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A. Davacı vekilinin temyiz sebepleri
Davacı vekili süre tutum dilekçesi vermiş, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren gerekçeli temyiz dilekçesi sunmamıştır.
B. Davacı vekilinin temyiz sebepleri
1.Hükmedilen tazminat miktarının fazla olduğuna,
2. Reddedilen miktar üzerinden davalı lehine vekalet ücreti ödenmesi gerektiğine,
ilişkindir.
III. DAVA KONUSU
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
Davacının silahlı terör örgütüne silah sağlama suçundan 27.07.2011 tarihinde gözaltına alındığı, 29.07.2011 tarihinde tutuklanıp, 16.11.2011 tarihinde tahliye edildiği, yapılan yargılama sonucunda … 7. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 2011/133 Esas, 2013/43 Karar sayılı kararı ile davacı hakkında beraat kararı verildiği, verilen kararın 14.12.2015 tarihinde kesinleştiği, davacının gözaltında ve tutuklulukta kaldığı sürenin başka bir suçtan mahsup edildiğine dair bir kayda rastlanmadığının ve kesinleşmiş beraat kararının davacıya tebliğ edilmediğinin bildirildiği, böylece davacının kararın kesinleşmesi nedeniyle haksız hürriyetinden yoksun kaldığı anlaşıldığından maddi ve manevi tazminata hak kazandığını, kesinleşmiş beraat kararının davacıya tebliğ edilmediğinin bildirilmesi ve davacının davasını 1 yıllık süre içinde açtığı görülmekle davanın süresinde ve usulüne uygun olarak açıldığı anlaşılmıştır.
Dava dilekçesinde davacının gelirine dair herhangi bir belge sunulmaması ve davacının da herhangi bir vergi kaydının bulunmadığını beyan etmesi karşısında, geliri belgelendirilemeyen davacılar hakkında tutuklu kaldığı dönemdeki asgari ücret miktarı nazara alınarak değerlendirme yapılması gerektiği yönündeki yerleşik Yargıtay uygulamaları dikkate alınarak 16/05/2016 tarihli bilirkişi raporu doğrultusunda 2.460,08 TL maddi tazminatın yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davacının sosyal ve ekonomik durumu, gözaltında ve tutuklulukta geçen süre, gözaltına alınmasına ve tutuklanmasına neden olan olayın cereyan tarzı, gözaltında ve tutuklulukta geçen süre içerisinde duyulan ızdırap ve acı, haksız olarak gözaltına alınmanın ve tutuklananın meydana getirdiği psikolojik sıkıntı, hak ve nesafet kuralları ile hükmolunacak tazminat miktarının zenginleşme sonucunu doğurmayacağına ilişkin tazminat hukuku ilkesi gözönünde bulundurularak ve ayrıca haksız hürriyetinden yoksun kılınan zaman dilimi de gözetilerek davacı yararına 5.000,00 TL manevi tazminatın davacıya verilmesine, karar verilmiştir.
IV. GEREKÇE
Tazminat talebinin dayanağı olan … 7. Ağır Ceza Mahkemesinin 2011/133 Esas – 2013/43 Karar sayılı ceza dosyası kapsamında, davacının silahlı terör örgütüne silah sağlama suçundan 27.07.2011-16.11.2011 tarihleri arasında 1112 gün gözaltında ve tutuklu kaldığı, yapılan yargılama sonunda 22.05.2013 tarihinde beraat hükmü kurulduğu, beraat hükmünün 14.12.2015 tarihinde kesinleştiği, tutuklama tarihi itibariyle davanın yürürlükte bulunan 5271 sayılı Kanun’a tâbi olduğu anlaşılmıştır.
Karar tarihi itibariyle ilk derece mahkemelerinden gelen kararlar için temyiz kesinlik sınırının 5.810,00 TL olduğu ve davacının 52.640,00 TL maddi ve 50.000,00 TL manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile 2.460,08 TL maddi ve 5.000,00 TL manevi tazminat takdir edilmesi nedeniyle kabul edilen ve reddedilen tazminat miktarı davacı ve davalı açısından kesin olmadığından Tebliğnamedeki ret isteyen görüşe iştirak edilmemiştir.
A. Davacı Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden
Nesnel bir ölçüt olmamakla birlikte, davacı lehine hükmedilecek manevi tazminatın davacının sosyal ve ekonomik durumu, üzerine atılı suçun niteliği, tutuklanmasına neden olan olayın cereyan tarzı, tutuklu kaldığı süre ve benzeri hususlar ile tazminat davasının kesinleşeceği tarihe kadar faizi ile birlikte elde edeceği parasal değer dikkate alınıp, hak ve nesafet ilkelerine uygun, makul bir miktar olarak tayin ve tespiti gerekirken, belirlenen ölçütlere uymayacak miktarda eksik manevi tazminata hükmolunması nedeniyle hukuka aykırı görülmüştür.
B. Davalı Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden
Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, incelenen dosya kapsamına göre delillerde ve işlemlerde herhangi bir eksiklik olmadığı, davanın kısmen kabulü yönünde mahkemede oluşan kanaat ve takdirin dosya kapsamına uygun bulunduğu anlaşıldığından, davalı vekilinin yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmiştir.
V. KARAR
Gerekçe bölümünün (A) paragrafında açıklanan nedenle … 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 31.05.2022 tarihli ve 2022/284 Esas, 2022/386 Karar sayılı kararına yönelik davacı vekilinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
09.01.2023 tarihinde karar verildi.