Yargıtay Kararı 12. Ceza Dairesi 2022/5925 E. 2023/647 K. 02.03.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/5925
KARAR NO : 2023/647
KARAR TARİHİ : 02.03.2023

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi

… Cumhuriyet Başsavcılığının, 23.08.2016 tarihli ve 2016/5636 Esas, 2016/16779 Soruşturma, 2016/4466 İddianame numaralı iddianamesiyle sanık hakkında trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 179 uncu maddesinin üçüncü fıkrası delaleti ile ikinci fıkrası uyarınca cezalandırılmasına ve aynı Kanun’un 53 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği hak yoksunluklarına karar verilmesi talebiyle kamu davası açılmıştır.

… 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 14.02.2017 tarihli ve 2016/1153 Esas, 2017/155 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 179 ncu maddesinin üçüncü fıkrası delaleti ile ikinci fıkrası, 62 inci maddesinin birinci fıkrası,51 inci maddesinin birinci ve üçüncü fıkrası uyarınca 4 ay 5 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, hükmedilen hapis cezasının ertelenmesine karar verildiği, söz konusu kararın, istinaf edilmeksizin 03.03.2017 tarihinde kesinleştiğine ilişkin kesinleştirme şerhi düzenlendiği belirlenmiştir.

… Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 25.06.2022 tarihli ve 2022/94660652-105-54-16338-2022 kyb sayılı sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 18.07.2022 tarihli ve KYB-2022/96843 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:

I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 18.07.2022 tarihli ve KYB-2022/96843 sayılı kanun yararına bozma isteminin;

“… 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 14/02/2017 tarihli kararı ile, “sanığın ekonomik ve sosyal durumuna göre” şeklinde gerekçe ile sanığa verilen kısa süreli hürriyeti bağlayıcı hapis cezasının 5237 sayılı Kanun’un 50. maddesi uyarınca seçenek yaptırımlara çevrilmesine yer olmadığına karar verilmiş ise de,

07/06/1976 tarihli ve 4-3 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme kararı ile bu karara uyum gösteren Ceza Genel Kurulunun yerleşmiş kararlarında belirtildiği üzere, “erteleme” ve “hürriyeti bağlayıcı cezanın para cezasına çevrilmesi” cezanın doğrudan doğruya sanığın kişiliğine uydurulmasını öngören bir şahsileştirme kurumları olduğu, mahkemece, hapis cezasının ertelenip ertelenmeyeceğine ilişkin takdir kullanılırken, sanığın yargılama sürecindeki davranışları göz önünde bulundurularak pişmanlık duyup duymadığının değerlendirilmesi ve tekrar suç işleyip işlemeyeceği hususundaki kanaatin buna göre belirlenmesi gerektiği, diğer yandan mahkemenin hürriyeti bağlayıcı cezanın 5237 sayılı Kanun’un 50/1. maddesindeki adli para cezası seçenek yaptırımına veya seçenek tedbirlerden birisine çevrilmesi ya da çevrilmemesi konusundaki dayandığı gerekçenin dosya içeriğine uygun, kanuni ve yeterli olması gerektiği nazara alındığında, daha önce hapis cezasına hükümlülüğü bulunmayan ve yargılama aşamasındaki davranışları nedeniyle hakkında takdiri indirim uygulanan sanık hakkında hükmolunan kısa süreli hapis cezasının 5237 sayılı Kanun’un 50/1. maddesindeki seçenek yaptırımlarına çevrilmeme gerekçesinin yeterli olmadığı gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiştir.

Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.

II. GEREKÇE
1.Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 20.01.2022 tarihli, 2018/12-546 Esas-2022/43 Karar sayılı ilamında, “…her biri ayrı bir kişiselleştirme kurumu olan takdiri indirim, erteleme, hükmün açıklanmasının geri bırakılması ve kısa süreli hapis cezasının seçenek yaptırımlara çevrilmesi hükümlerinin şartları kanunda birbirinden farklı biçimde düzenlenmiş olup, takdiri indirim ve erteleme hükümlerinin uygulanmaması ya da hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilmesi, hapis cezasının adli para veya bir diğer seçenek yaptırıma çevrilmesine engel teşkil etmeyecek, yasal, yeterli ve dosya kapsamı ile uyumlu şekilde gerekçesi gösterilmek suretiyle uygulanması mümkün olabilecektir. Öte yandan, hâkimin, hükmolunan hürriyeti bağlayıcı cezanın 5237 sayılı Kanun’un 50 nci maddesinin birinci fıkrasındaki adli para cezası seçenek yaptırımına ya da seçenek tedbirlerden birisine çevrilmesi ya da çevrilmemesi konusundaki dayandığı gerekçenin dosya içeriğine uygun, kanuni ve yeterli olması gerekir…” açıklamaları yer almaktadır.

2. Sanık müdafii tarafından sanığın sorgu ve savunmasının alındığı 03.02.2017 tarihli duruşmada ve hükmün tefhim edildiği 14.02.2017 tarihli duruşmada lehe olan kanun hükümlerinin uygulanması ya da adli para cezasına çevrilmesi talebinde bulunulmadığı, mahkemece, sanığın ekonomik ve sosyal durumunu dikkate alarak sanığa verilen cezanın 5237 sayılı Kanun’un 50 nci maddesinde yer alan seçenek yaptırımlara çevrilmesine yer olmadığına” karar verildiği, sanığa verilen kısa süreli hürriyeti bağlayıcı cezanın sanığın daha önce kasıtlı suçtan dolayı üç aydan fazla hapis cezasına mahkum edilmemiş olması, sanığın duruşmadaki hal ve tavrı, cezanın geleceği üzerine yapacağı etkiler dikkate alınarak ertelenmesine karar verilmesinde bir hukuka aykırılık görülmemiş olup Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin reddine karar vermek gerekmiştir.

III. KARAR
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, kanun yararına bozma istemi doğrultusunda düzenlediği tebliğnamedeki düşünce yerinde görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesindeki koşulları taşımayan KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİNİN oy birliğiyle REDDİNE,

Dava dosyasının, Mahkemesine sunulmak üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

02.03.2023 tarihinde karar verildi.