YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/6149
KARAR NO : 2023/3603
KARAR TARİHİ : 03.10.2023
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2022/51 E., 2022/449 K.
SUÇ : Taksirle yaralama
HÜKÜM : Mahkumiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
Sanık hakkında Dairemizin bozma ilamı üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. İstanbul 21. Asliye Ceza Mahkemesinin, 12.05.2016 tarihli 2015/195 Esas, 2016/380 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında taksirle yaralama suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunun 89 uncu maddesinin birinci fıkrası, 89 uncu maddenin ikinci fıkrasının (b) bendi, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 52 nci maddesinin ikinci ve dördüncü fıkraları, aynı kanunun 53 üncü maddesinin altıncı fıkrası uyarınca 7.500 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve altı (6) ay süre ile mesleğinin icrasının yasaklanmasına ilişkin hak yoksunluklarının uygulanmasına karar verilmiştir.
2. İstanbul 21. Asliye Ceza Mahkemesinin, 12.05.2016 tarihli 2015/195 Esas, 2016/380 Karar sayılı kararının sanık müdafi ve katılan vekili tarafından temyizi üzerine Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 21.06.2021 tarihli ve 2019/9519 Esas 2021/5072 Karar sayılı kararı ile “basit yargılama usulü yönünden yeniden değerlendirmesinde zorunluluk bulunması” nedeniyle bozulmasına karar verilmiştir.
3. Bozma üzerine İstanbul 21. Asliye Ceza Mahkemesinin 15.12.2021 tarihli 2021/556 Esas 2021/851 Karar sayılı karar ile basit yargılama usulü uygulanarak, sanık hakkında taksirle yaralama suçundan 237 sayılı Türk Ceza Kanunun 89 uncu maddesinin birinci fıkrası, 89 uncu maddenin ikinci fıkrasının (b) bendi, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunun 251. maddesinin üçüncü fıkrasının son cümlesi, 52 nci maddesinin ikinci ve dördüncü fıkraları, aynı kanunun 53 üncü maddesinin altıncı fıkrası uyarınca 5.610 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
4. İstanbul 21. Asliye Ceza Mahkemesinin 15.12.2021 tarihli 2021/556 Esas 2021/851 Karar sayılı kararına sanığın itirazı üzerine duruşma açılmak suretiyle genel hükümlere göre temyiz incelemesine konu İstanbul 21. Asliye Ceza Mahkemesinin 07.06.2022 tarihli 2022/51 Esas, 2022/449 Karar sayılı kararında sanık hakkında taksirle yaralama suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunun 89 uncu maddesinin birinci fıkrası, 89 uncu maddenin ikinci fıkrasının (b) bendi, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 52 nci maddesinin ikinci ve dördüncü fıkraları, aynı kanunun 53 üncü maddesinin altıncı fıkrası uyarınca 7.500 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
5. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 04.08.2022 tarihli ve 2022/102168 sayılı onama görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdi edilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafinin temyiz talebinin sanığın kusursuz olduğuna, işçilerin Bedaş’ın işçileri olduğu ve sorumluğun sanıkta olmadığına, dava zamanaşımı süresinin dolduğuna ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
1. Olay günü 19.08.2013 saat 11:00 sıralarında Alibeyköy otogarına memleketine gitmek üzere otobüse binmeye giden katılanın otogarda Bedaş’ın havai hat çalışması yaptığı sırada kafasına kablo düşmesi sonucu yaralanmıştır.
2. Bedaş’ın Gaziosmanpaşa İşletme Müdürlüğü bölgesinde 2012/46 nolu dosya kapsamında arıza ve onarım bakım yüklenicisi olarak çalışan … Ticaret İnşaat Mühendisi sanık … tarafından yapılmıştır.
3. Soruşturma aşamasında ve keşif üzerine mahkemede alınan bilirkişi raporlarında sanığın asli kusurlu olduğu, katılanın kusursuz olduğu tespit edilmiştir.
4. İstanbul Adli Tıp Kurumundan alınan 18/09/2013 tarihli raporu ile katılanda meydana gelen yaralanmanın; kişinin yaşamını tehlikeye sokmadığı, basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek nitelikte hafif olmadığı, kemik kırığının yaşam fonksiyonlarına etkisi orta (2) derecede olduğu tespit edilmiştir.
5. Soruşturma aşamasında sanık ve katılan arasında uzlaşma sağlanamadığı dosya kapsamında anlaşılmıştır.
IV. GEREKÇE
1.Sanığın gerekli ve yeterli ölçüde iş güvenliği eğitimi verilmesine dikkat etmemesi, olay yeri olan cadde üzerinde, çalışmalar sırasında … ve yaya geçişi sırasında oluşabilecek riskler konusunda uyaran bulunmaması, uyarı levhalarının uygun bir şekilde koyulmasını sağlamaması, … ve yaya geçişini engelleyecek yada kontrollü şekilde geçişi sağlayacak şekilde şerit kullanmaması nedeniyle asli derecede kusurlu olduğu, dosyada mevcut bilirkişi raporlarında da sanığın kusur durumuna ilişkin kanaatin aynı olduğu, raporların birbirleriyle, oluş ve dosya kapsamıyla uyumlu olduğu, kusur durumunu kesin bir şekilde tespit ettiği, denetime elverişli, yasal dayanağa haiz ve yeterli olduğu, mahkemece kurulan hükümde salt sanık beyanlarına dayanılmadığı, dosyadaki bilgi ve belgelerden mahkemenin uygulamasının isabetli olduğu anlaşılarak hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık görülmemiştir.
2. Sanığa isnat edilen ve daha ağır bir suçu oluşturma ihtimali bulunmayan eylem, 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 89 uncu maddesinin birinci fıkrasında yaptırıma bağlanmış olup, anılan suç, 5237 sayılı TCK’nın 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi uyarınca 8 yıllık zamanaşımına tabidir. Kesen nedenlerin varlığı halinde süre yeniden işlemekte ise de, bu süre 67 nci maddesinin dördüncü fıkrası maddesi uyarınca en fazla yarı oranında uzayacaktır. Sanık hakkında zamanaşımını kesen son işlem 12.05.2016 tarihli mahkumiyet hükmü olup henüz zamanaşımı süresinin dolmadığı anlaşıldığından sanığın zamanaşımına yönelik temyiz sebebi yerinde görülmemiştir.
3.Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri de reddedilmiştir.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle İstanbul 21. Asliye Ceza Mahkemesinin 07.06.2022 tarihli 2022/51 Esas, 2022/449 Karar sayılı kararında sanık müdafiince öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanık müdafiinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 03.10.2023 tarihinde karar verildi.