Yargıtay Kararı 12. Ceza Dairesi 2022/6151 E. 2023/1556 K. 09.05.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/6151
KARAR NO : 2023/1556
KARAR TARİHİ : 09.05.2023

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi

Sanık hakkında Dairemizce verilen bozma kararı üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. … 2. Asliye Ceza Mahkemesinin, 15.04.2016 tarihli ve 2014/676 Esas, 2016/414 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında taksirle yaralama suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 89 uncu maddesinin birinci fıkrası, aynı maddenin ikinci fıkrasının (a) ve (b) bendi, 62 inci maddesinin

birinci fıkrası ve 52 inci maddesinin ikinci ile dördüncü fıkrası ve 53 üncü maddesinin altıncı fıkrası gereğince 4.500,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

2. … 2. Asliye Ceza Mahkemesinin, 15.04.2016 tarihli ve 2014/676 Esas, 2016/414 Karar sayılı kararının sanık tarafından temyizi üzerine Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 06.04.2021 tarihli ve 2019/8814 Esas, 2021/3287 Karar sayılı kararı ile basit yargılama usulü hükümlerinin değerlendirilmesi gerektiğinden bahisle bozulmasına karar verilmiştir.

3. … 2. Asliye Ceza Mahkemesinin, 11.10.2021 tarihli, 2021/289 Esas, 2021/492 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında taksirle yaralama suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 89 uncu maddesinin birinci fıkrası, aynı maddenin ikinci fıkrasının (a) ve (b) bendi, 62 inci maddesinin birinci fıkrası, 5271 sayılı Kanun’un 251 inci maddesinin üçüncü fıkrasının son cümlesi ve 5237 sayılı Kanun’un 52 inci maddesinin ikinci ve dördüncü fıkrası gereğince 3.360,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

4. … 2. Asliye Ceza Mahkemesinin, 11.10.2021 tarihli, 2021/289 Esas, 2021/492 Karar sayılı kararına sanık tarafından itiraz edilmesi üzerine yerel mahkemece 5271 sayılı Kanun’un 251 inci maddesinin ikinci fıkrası gereğince genel hükümlere göre yargılamaya devam edilmesine karar verilmiştir.

5. … 2. Asliye Ceza Mahkemesinin, 26.04.2022 tarihli, 2021/495 Esas, 2022/174 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında taksirle yaralama suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 89 uncu maddesinin birinci fıkrası, aynı maddenin ikinci fıkrasının (a) ve (b) bendi, 62 inci maddesinin birinci fıkrası, 5271 sayılı Kanun’un 251 inci maddesinin üçüncü fıkrasının son cümlesi ve 5237 sayılı Kanun’un 52 inci maddesinin ikinci ve dördüncü fıkrası gereğince 3.360,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

6.Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 05.08.2022 tarihli ve 2022/105167 sayılı hükmün onanması görüşünü içeren Tebliğname ile Daireye tevdi edilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanığın temyiz isteği; dava zamanaşımı süresinin dolduğuna, sürücü belgesinin geri alınmasının usul ve yasaya aykırı olduğuna, eksik soruşturma nedeniyle delillerin yeterince toplanamadığına ve kusur durumu gözetilmeden cezaya hükmolunduğuna ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
1. … 2. Asliye Ceza Mahkemesi gerekçesinde; “Tüm dosya kapsamı üzerinden yapılan inceleme ve değerlendirme sonucunda; olay günü gece yarısı saat 00:30-01:00 sıraların sanık …’in, sevk ve idaresindeki . plaka sayılı … ile … şehir merkezinden . istikametine doğru seyir halinde olduğu, bu sırada müşteki …’in de yol üzerinde hayvan sevkettiği, sanık …’in sevk ve idaresindeki … ile . nolu hanenin önüne geldiğinde yol üzerinde hayvan sevkeden müşteki …’e çarptığı, sanığın bu kazada 2918 sayılı KTK’nun 52/1-b “Araçlarının hızlarını, aracın yük ve teknik özelliğine, görüş, yol, hava ve trafik durumunun gerektirdiği şartlara uydurmamak) maddesini ihlal ettiğinden 2. derecede kusurlu olduğunun bildirildiği, sanığın eylemi sonucunda müştekinin basit tıbbi müdahale ile giderilemeyecek, vücutta hayat fonksiyonlarını ağır (6) derecede etkileyecek kemik kırığına ve duyularından veya organlarından birinin işlevinin sürekli zayıflamasına neden olacak şekilde yaralanmasına sebebiyet verdiği, sanığın savunması, müştekinin beyanı, müştekiye ait doktor raporları, keşif ve bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamı bir arada değerlendirildiğinde sanık …’in müşteki …’e karşı üzerine atılı taksirle yaralama suçunu işlemiş olduğu tam bir kanaatle sübuta ermiştir.

Sanık hakkında taksirleme yaralama suçundan temel ceza teşdiden belirlenmiştir. Şöyle ki, 5237 sayılı TCK’nın 61/1 maddesinin “Hakim, somut olayda; suçun işleniş biçimini, suçun işlenmesinde kullanılan araçları, suçun işlendiği zaman ve yeri, suçun konusunun önem ve değerini, meydana gelen zarar veya tehlikenin ağırlığını, failin kast veya taksire dayalı kusurunun ağırlığını, failin güttüğü amaç ve saiki, göz önünde bulundurarak, işlenen suçun kanuni tanımında öngörülen cezanın alt ve üst sınırı arasında temel cezayı belirler.” şeklinde olduğu, somut olayda sanığın sevk ve idaresindeki. plaka sayılı … ile müşteki …’e çarpması sonucunda müştekinin basit tıbbi müdahale ile giderilemeyecek, vücutta hayat fonksiyonlarını ağır (6) derecede etkileyecek kemik kırığına ve duyularından veya organlarından birinin işlevinin sürekli zayıflamasına neden olacak şekilde yaralanmasına sebebiyet vermesi hususları göz önünde bulundurulduğunda, suçun işleniş biçimi, suç konusunun önem ve değeri, meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığı gözetilerek sanığın temel cezası teşdiden belirlenmiştir.

Sanık …’in müşteki …’e karşı üzerine atılı taksirle yaralama suçunu işlediği sabit olduğundan 5237 sayılı TCK’nın 61. maddesi gereğince suçun işleniş biçimi, suç konusunun önem ve değeri, meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığını göz önüne alınarak adli para cezası tercih edilmiş ve alt sınırdan uzaklaşarak ceza tayini ile sanığın eylemine uyan 5237 sayılı TCK’nın 89/1 maddesi hükmü uyarınca takdiren ve teşdiden 180 gün adli para cezası ile cezalandırılmasına, sanığın eylemi sonucunda katılanın vücudunda kemik kırığı oluştuğu ve duyularından veya organlarından birinin işlevinin sürekli zayıflamasına neden olduğu anlaşıldığından cezasından 5237 sayılı TCK’nın 89/2-a-b maddesi gereğince 1/2 oranında artılarak sanığın 270 gün adli para cezası ile cezalandırılmasına, cezanın sanığın geleceği üzerindeki olası etkileri lehine takdiri indirim sebebi kabul edilerek sanığa verilen cezadan 5237 sayılı TCK’nın 62/1 maddesi hükmü gereğince takdiren 1/6 oranında indirim yapılarak 225 gün adli para cezası ile cezalandırılmasına, yargılama dosyasında 7188 sayılı yasayla değişik 5271 sayılı CMK’nın 251-252 maddeleri uyarınca basit yargılama usulü uygulanmakla, 7188 sayılı yasayla değişik CMK’nın 251/3 maddesi gereğince sonuç cezadan 1/4 oranında indirim yapılarak sanığın 168 gün adli para cezası ile cezalandırılmasına, sanığın ekonomik durumu göz önünde bulundurularak sanığa verilen bu 168 günlük adli para cezasının 5237 sayılı TCK’nın 52/2. maddesi gereğince beher günü taktiren ve asgari hadden 20,00 TL’den hesaplanmak suretiyle toplam 3.360,00 tl adli para cezasına çevrilmesine, suçun işlenmesiyle meydana gelen zararın giderilmemiş olması, sanığın eylem tarihinden karar tarihine kadar pişmanlık göstererek müştekiye herhangi bir yardım talebinde bulunmadığı, kişiliği, suçun işlenmesindeki özellikler, katılanın vücudunda altıncı derecede kemik kırığı meydana gelecek şekilde ve duyularından ve organlarından birinin işlevinin sürekli zayıflamasına neden olacak şekilde yaralanması nazara alınarak sanığın yeniden suç işlemeyeceği hususunda mahkememizde olumlu kanaat oluşmadığından hakkında verilen cezanın ertelenmesine ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının yer olmadığına,
Sanığın 12/05/2010 tarih ve 68119 belge numaralı ehliyetinin 5237 sayılı TCK’nın 53/6 maddesi uyarınca 6 ay boyunca geri alınmasına dair aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.

Mahkememizce hüküm tesis edilirken mahkememizin 11/10/2021 tarih ve 2021/289-2021/492 E-K. Sayılı basit yargılama usulü uygulanan ilamına sanık tarafından itiraz edildiği, bu nedenle CMK 252/3 gereğince sonuç ceza olan 225 gün adli para cezasından 1/4 oranda tekrar indirim yapılmaması gerekmişse de bu hususta sehven tekrar indirim yapıldığı anlaşılmıştır.” denilmiştir.

2. Sanık soruşturma aşamasında “. Caddesi üzerinden iki şeritli olan ve bana göre gidiş istikametinde yolun sağ şeridinden.’a seyir halindeyken, … yolun tam ortasında, yani iki şeritli gidiş istikametinin tam ortasında bir karartı gördüm, yol aydınlatmasının yetersiz olması sebebiyle bu karartının ne olduğunu seçemedim, bu karartıyı gördüğümde aramızda yaklaşık 10 metrelik bir mesafe vardı ve yolu bana göre sağ tarafa doğru karşıya geçiyordu, ben çarpmamak için frene bastım ve direksiyonu sola doğru kırdım ancak aracımın sağ ayna tarafından çarptım ve çarpma anıyla birlikte bir insana çarptığımı farkettim ve bu insana çarptıktan sonrada hemen akabinde, yolu orlalamış vaziyette ve yolu kaplamış, koyun sürüsü olduğunu gördüm ve yolun sol şeridindeyken tam hatırlayamıyorum ancak 3-4 tane koyuna da aracımla çarptım ve daha sonra durdum … Ben bu kazada kusurumun olduğunu düşünmüyorum, yol aydınlatmasının zayıf olması sebebiyle, yolu karşıya geçmek isteyen şahısın elinde ve üzerinde uyarıcı bir işaret, lamba vesayir olmaması ayrıca koyunların siyah renkli olmasından dolayı ben şahsı ve koyunları fark edemedim, bu sebeple şahsa ve koyunlara çarptım…” şeklinde, kovuşturma aşamasında ise “olay tarihinde Iğdırdan.ta doğru giderken yolun bir kısmında sis gibi bir bulanıklık oluştu, hemen ardından yolda bir karartı gördüm, bunun üzerine bunun bir kişi olabileceğini düşünerek direksiyonu sol şeride doğru kırdım ve sürüye daldım, daha sonradan bu kişinin çoban olduğunu, sürüyü yoldan geçirdiğini anladım, ancak bu kişi sürüyü yoldan geçirdiği esnada kesinlikle fener veya başka bir herhangi ışıkla yoldan geçecek olan araçları ikaz edecek veya yavaşlamalarını sağlayacak herhangi bir işaretde bulunmuyordu, gece saat 23:00 civarında olduğu için ve koyun sürüsü geçerken toz yapıp görüş mesafesini daralttığı için sürüyü ve bu sürünün çobanını fark etmedim, benim hızım tahminen 100-110 civarındaydı, alkollü değildim, bilincim açıktı, uykum yoktu, karşı tarafında maddi zararını gidermek istemiyorum, zira benimde olay nedeniyle zararım oldu, hakkımda şikayetten vazgeçme olursa kabul ederim, suçsuzum, beraatimi talep ediyorum.” şeklinde beyanda bulunmuştur.

3. Müşteki aşamalarda şikayetçi olduğunu ve zararının giderilmediğini beyan etmiştir.

4. … Adli Tıp Şube Müdürlüğü’nün 03.02.2015 ve 14.04.2016 tarihli raporlarında müştekinin yaralanmasının duyularından veya organlarından birinin işlevinin sürekli zayıflamasına ve 6. derece kemik kırığına neden olacak şekilde olduğu belirtilmiştir.

5. Kolluk tarafından düzenlenen 13.04.2014 tarihli kaza tespit tutanağında ve mahkemece keşif üzerine aldırılan 19.01.2015 tarihli bilirkişi raporunda müştekinin Karayolları Trafik Kanunu’nun 69 uncu maddesinde yer alan “Yerleşim birimleri dışındaki karayolunda, taşıt yolu üzerinde zorunlu haller dışında hayvan bulundurmak, karayollarının yasaklanmış kesimlerinde ise hayvanla çekilen veya elle sürülen araçları, hayvanları, hayvan sürülerini ve binek hayvanları trafik kurallarına uymadan sürmek ve bunları sürme yeteneğinden yoksun kimselerin yönetimine vermek veya başıboş bırakmak yasaktır.” şeklindeki düzenleme uyarınca birinci derecede kusurlu olduğu, sanığın ise aynı Kanun’un 52 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde yer alan “Araçlarının hızlarını, aracın yük ve teknik özelliğine, görüş, yol, hava ve trafik durumunun gerektirdiği şartlara uydurmamak” şeklindeki düzenleme uyarınca ikinci derecede kusurlu olduğu yönünde görüş bildirilmiştir.

IV. GEREKÇE
1. Yapılan inceleme neticesinde yerel mahkemece olayın kabulünde ve kusur tayininde herhangi bir isabetsizlik bulunmamıştır.

2. 5237 sayılı Kanun’un 67 inci maddesinin ikinci, üçüncü ve dördüncü fıkrasında yer alan;
“(2)Bir suçla ilgili olarak;

a) Şüpheli veya sanıklardan birinin savcı huzurunda ifadesinin alınması veya sorguya çekilmesi,

b) Şüpheli veya sanıklardan biri hakkında tutuklama kararının verilmesi,

c) Suçla ilgili olarak iddianame düzenlenmesi,

d) Sanıklardan bir kısmı hakkında da olsa, mahkûmiyet kararı verilmesi,
halinde, dava zamanaşımı kesilir.

(3) Dava zamanaşımı kesildiğinde, zamanaşımı süresi yeniden işlemeye başlar. Dava zamanaşımını kesen birden fazla nedenin bulunması halinde, zamanaşımı süresi son kesme nedeninin gerçekleştiği tarihten itibaren yeniden işlemeye başlar.

(4) Kesilme halinde, zamanaşımı süresi ilgili suça ilişkin olarak Kanunda belirlenen sürenin en fazla yarısına kadar uzar.” şeklindeki düzenleme gözetildiğinde, sanık hakkında dava zamanaşımı süresinin en son 26.04.2022 tarihinde kesildiği, bu tarihten itibaren yeniden işlemeye başladığı ve zamanaşımı süresinin henüz dolmadığı anlaşılmakla, sanığın bu hususa ilişkin temyiz istemi yerinde görülmemiştir.

3. 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesinin altıncı fıkrasında yer alan “Belli bir meslek veya sanatın ya da trafik düzeninin gerektirdiği dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırılık dolayısıyla işlenen taksirli suçtan mahkûmiyet halinde, üç aydan az ve üç yıldan fazla olmamak üzere, bu meslek veya sanatın icrasının yasaklanmasına ya da sürücü belgesinin geri alınmasına karar verilebilir…” şeklindeki düzenleme uyarınca taksirli suçtan mahkumiyetine hükmedilen sanık hakkında sürücü belgesinin geri alınmasına ilişkin hak yoksunluğu uygulanmasında hukuka aykırılık bulunmamaktadır.

4. Soruşturma aşamasında iddianame düzenlemeye ve olayın aydınlatılmasına yeter nitelikte kapsamlı olarak inceleme yapıldığı ve delil toplandığı anlaşılmakla, sanığın bu hususa ilişkin temyiz istemi yerinde görülmemiştir.

5. Yerel mahkemece “suçun işleniş biçimi, suç konusunun önem ve değeri, meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığı gözetilerek” belirlenen temel cezada miktarında isabetsizlik görülmemiş olup, sanığın bu hususa ilişkin temyiz istemi yerinde görülmemiştir.

6. Sanık hakkında basit yargılama usulü uygulanarak verilen hükme sanık tarafından itiraz edilmesi üzerine genel hükümlere göre yargılamaya devam olunarak hüküm kurulmasına rağmen, sanık hakkında 5271 sayılı Kanun’un 251 inci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca 1/4 oranında indirim yapılması hukuka aykırı olmakla birlikte, aleyhe temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.

V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle … 2. Asliye Ceza Mahkemesinin, 26.04.2022 tarihli, 2021/495 Esas, 2022/174 Karar sayılı kararında sanık tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanığın temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

09.05.2023 tarihinde karar verildi.