YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/6174
KARAR NO : 2023/710
KARAR TARİHİ : 08.03.2023
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
DAVA : Koruma tedbirleri nedeniyle tazminat
Dairemizce verilen bozma kararı üzerine mahkemece kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası gereği yürürlükte bulunan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 26.09.2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanun’la yapılan değişiklikten önceki 427 nci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 142 nci maddesinin sekizinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Davacı vekili 25.12.2015 tarihli dava dilekçesinde özetle; davacının çocuğun cinsel istismarı suçundan 14.06.2010 tarihinde tutuklandığını, 27.10.2010 tarihinde tahliyesine karar verildiğini, yapılan yargılama neticesinde beraat kararı verildiğini, bu nedenle haksız yere tutuklu kaldığı süre uğradığı kazanç kaybı, avukata ödediği ücret ve uğradığı manevi zarardan dolayı 20.000,00 TL maddi ve 250.000,00 TL manevi tazminatın tutuklama tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile ödenmesini talep etmiştir.
2. Davalı vekili 21.01.2016 tarihli cevap dilekçesinde özetle; dava dilekçesinin eksik olduğunu, davacının kazanç kaybına dair delil sunmadığını, tazminat koşullarının oluşmadığını, 5271 sayılı Kanun’un 143 üncü maddesinin üçüncü fıkrası gereğince Devlet’in davacının kızına rücu edebileceğini, talep edilen tazminat miktarlarının fahiş olduğunu ve davanın süresinde açılmaması nedeniyle reddi gerektiğini beyan etmiştir.
3. … 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 01.06.2016 tarihli ve 2016/12 Esas, 2016/207 Karar sayılı kararı ile davanın kısmen kabulü ile 2.683,20 TL maddi, 4.000,00 TL manevi tazminatın ödenmesine karar verilmiştir.
4. … 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 01.06.2016 tarihli ve 2016/12 Esas, 2016/207 Karar sayılı kararının davacı vekili ve davalı vekili tarafından temyizi üzerine Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 11.04.2022 tarihli ve 2020/11949 Esas, 2022/2793 Karar sayılı kararı ile hükmedilen maddi tazminat miktarının fazla ve manevi tazminat miktarının eksik olduğu gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiştir.
5. … 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 23.06.2022 tarihli ve 2022/101 Esas, 2022/182 Karar sayılı kararı ile davanın kısmen kabulü ile 2.626,57 TL maddi, 5.000,00 TL manevi tazminatın ödenmesine karar verilmiştir.
6. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı 04.08.2022 tarihli tebliğnamesi ile hükmün miktara göre davalı bakımından kesin olması nedeniyle davalı vekilinin temyiz isteminin reddine karar verilmesini ve davacı vekilinin temyiz isteminin bakımından ise hükmün onanmasını talep etmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
1. Davacı vekilinin temyiz isteği; hükmedilen maddi ve manevi tazminatın düşük olduğuna ilişkindir.
2. Davalı vekilinin temyiz isteği; davanın süresinde açılmadığına, hükmedilen tazminatın yüksek olduğuna, davacı kendi kusuru ile tutuklanmasına sebebiyet verdiğinden tazminat isteme koşullarının oluşmadığına ve davanın reddine karar verilmesi gerektiğine ilişkindir.
III. DAVA KONUSU
Davacı beyanı, davalı hazine vekili beyanı, sosyal ve ekonomik durum araştırması, bilirkişi raporu, incelenen … 2. Ağır Ceza Mahkemesinin dosyası ve tüm delillere göre; davacı …’ın yargılama sonucunda beraatine karar verildiği ve kararın kesinleştiği, davacının bu eylemden dolayı 14.06.2010 tarihi ile 27.10.2010 tarihleri arasında tutuklu kaldığı ve 29.04.2016 tarihli bilirkişi raporuna göre davacının maddi kaybının 2.626,57 TL olduğu anlaşıldığından, 2.626,57 maddi tazminatın ve davacının haksız olarak tutuklu kaldığı süre, yargılandığı suçun ağırlığı davacının duymuş olduğu üzüntü ile sosyal ve ekonomik durumu ile hak ve nesafet kuralları gözetilerek 5.000,00 TL manevi tazminatın haksız tutuklama tarihi olan 14.06.2010 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin taleplerin reddine hükmedilmiştir.
IV. GEREKÇE
Tazminat talebinin dayanağı olan … 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 2015/344 Esas-2015/398 Karar sayılı ceza dosyası kapsamında, davacının çocukların cinsel istismarı suçundan 14.06.2010–27.10.2010 tarihleri arasında 135 gün tutuklu kaldığı, yapılan yargılama sonunda beraatine hükmedildiği, beraat hükmünün 17.12.2015 tarihinde kesinleştiği, tutuklama tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 5271 sayılı Kanun’un 142 nci maddesinde öngörülen süre içinde yetkili ve görevli mahkemeye davanın açıldığı ve tazminat talep edilebilmesi bakımından kanunda öngörülen yasal şartların oluştuğu anlaşılmıştır.
Karar tarihi itibariyle temyiz kesinlik sınırının 5.810,00 TL olduğu ve davacı lehine hükmedilen toplam 7.626,57 TL tazminatın bu miktarın üzerinde kalması nedeniyle hükmün davalı bakımından miktar itibari ile kesin olmadığı anlaşılmakla, tebliğnamede davalı vekilinin temyiz isteminin reddini isteyen görüşe iştirak edilmemiştir.
A. Davacı vekilinin temyiz sebeplerine yönelik olarak
Davacının sosyal ve ekonomik durumu, üzerine atılı suçun niteliği, tutuklanmasına neden olan olayın cereyan tarzı, tutuklu kaldığı süre ve benzeri hususlar ile tazminat davasının kesinleşeceği tarihe kadar faizi ile birlikte elde edeceği parasal değer gözetilmek suretiyle, hak ve nesafet ilkelerine uygun, makul bir manevi tazminat tayin edildiği ve asgari ücreti aşan bir geliri olduğunu belgeleyemeyen davacı lehine asgari ücret üzerinden hesaplanan maddi tazminat miktarında isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla davacı vekilinin bu hususlara ilişkin temyiz istemi yerinde görülmemiştir.
B. Davalı vekilinin temyiz sebeplerine yönelik olarak
1. Tazminata esas ceza davasına konu beraat hükmünün 17.12.2015 tarihinde kesinleştiği, tutuklama tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 5271 sayılı Kanun’un 142 nci maddesinde öngörülen süre içinde 25.12. 2015 tarihinde davanın açıldığı vetazminat talep edilebilmesi bakımından kanunda öngörülen yasal şartların oluştuğu anlaşılmıştır.
2. Davacının sosyal ve ekonomik durumu, üzerine atılı suçun niteliği, tutuklanmasına neden olan olayın cereyan tarzı, tutuklu kaldığı süre ve benzeri hususlar ile tazminat davasının kesinleşeceği tarihe kadar faizi ile birlikte elde edeceği parasal değer gözetilmek suretiyle, hak ve nesafet ilkelerine uygun, makul bir manevi tazminat tayin edildiği ve asgari ücreti aşan bir geliri olduğunu belgeleyemeyen davacı lehine asgari ücret üzerinden hesaplanan maddi tazminat miktarında isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla davalı vekilinin bu hususlara ilişkin temyiz istemi yerinde görülmemiştir.
3. Davacının tazminata esas ceza yargılaması sırasında suçlamaları inkar ettiğinin anlaşılması karşısında 5271 sayılı Kanunun 144 üncü maddesinin birinci fıkrasının (e) bendindeki koşullar oluşmadığından davacının kendi kusuruyla tutuklanmasına neden olduğuna yönelik davalı vekilinin temyiz sebepleri yerinde görülmemiştir.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle … 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 23.06.2022 tarihli ve 2022/101 Esas, 2022/182 Karar sayılı kararında davacı vekili ve davalı vekili tarafından öne sürülen temyiz sebeplerinin incelenmesi neticesinde herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğnameye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
08.03.2023 tarihinde karar verildi.