YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/6285
KARAR NO : 2023/359
KARAR TARİHİ : 13.02.2023
MAHKEMESİ:Ağır Ceza Mahkemesi
Davalı vekilinin temyiz isteği yönünden; karar tarihi itibarıyla, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası gereği yürürlükte bulunan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun (1086 sayılı Kanun) 21.07.2004 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 5219 sayılı Kanun’un 2 nci maddesi ile değişik 427 nci ve ek 4 üncü maddeleri uyarınca kesin olduğu belirlenmiştir.
Davacı vekilinin temyiz isteği yönünden; Mahkemece bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası gereği yürürlükte bulunan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 26.09.2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanun’la yapılan değişiklikten önceki 427 nci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 142 nci maddesinin sekizinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, karar tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Davacı vekili 20.04.2014 tarihli dava dilekçesinde özetle; davacının cinsel istismar suçundan 19.10.2010 tarihinde tutuklandığını, 22 gün tutuklu kaldığını, yargılama boyunca yurt dışına çıkış adli kontrol tedbirinin uygulandığını, atılı suçtan beraat ettiğini ve beraat hükmünün 30.06.2014 tarihinde kesinleştiğini, davacının haksız tutuklu kaldığı süre boyunca 21.385,00 TL maddi, 200.000,00 TL manevi tazminatın yasal faizi ile ödenmesini talep etmiştir.
2. Davalı vekili 11.12.2014 tarihli cevap dilekçesinde özetle; davanın süresinde açılmadığını, davanın reddi gerektiği şeklinde beyanda bulunmuştur.
3. … 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 05.02.2015 tarihli ve 2014/425 Esas, 2015/47 Karar sayılı kararı ile tazminat talebinin kısmen kabulü ile 8.632,06 TL maddi, 10.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
4. … 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 05.02.2015 tarihli ve 2014/425 Esas, 2015/47 Karar sayılı kararının davalı vekili tarafından temyizi üzerine Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 11.12.2017 tarihli ve 2017/4987 Esas, 2017/9995 Karar sayılı kararıyla;
“1- Nesnel bir ölçüt olmamakla birlikte, hükmedilecek manevi tazminatın davacının sosyal ve ekonomik durumu, üzerine atılı suçun niteliği, tutuklanmasına neden olan olayın cereyan tarzı, tutuklu kaldığı süre ve benzeri hususlar ile tazminat davasının kesinleşeceği tarihe kadar davacının elde edeceği parasal değer dikkate alınıp, hak ve nesafet ilkelerine uygun makul bir miktar olarak tayin ve tespiti gerekirken, belirlenen ölçütlere uymayacak miktarda çok fazla manevi tazminata hükmolunması,
2- Davacı tarafça dava dilekçesinde açıkça tarih belirtmeden faiz talep edildiği dikkate alınarak kabul edilen maddi ve manevi tazminat miktarlarına dava tarihinden itibaren yasal faize hükmedilmesi gerektiği gözetilmeden, tutuklama tarihinden itibaren yasal faize hükmolunması,
3- 29.05.1957 tarih ve 4-16 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında belirtildiği üzere, ait olduğu davada hüküm altına alınması gereken vekalet ücreti, yargılama giderleri kapsamında olup bu hak asıl davadan bağımsız olarak dava konusu yapılamayacağından ceza davasında ödenmeyen vekalet ücretinin, maddi tazminat kapsamına dahil edilemeyeceği gözetilmediği gibi tazminat davasının dayanağı olan beraat hükmü ile birlikte davacı lehine 1.500,00 TL vekalet ücretine hükmedildiği de dikkate alınmadan, tazminat talebinin dayanağı olan ceza dava dosyasında, beraatine hükmedilen davacının kendisini vekil ile temsil ettirdiği gerekçesiyle ”1.500,00” TL vekalet ücretinin maddi tazminat kapsamında hüküm altına alınması,
4- Davacının, 02/12/2010 tarihli dilekçesi ile tutuklu kaldığı dönemde kendisine eksik ödenen maaş farkının hesabına yatırılması talebinde bulunduğu, 20/12/2010 tarihinde ise personel maaş farkı ödeme emri düzenlendiği anlaşılmakla, davacının tutuklu kaldığı dönemde maaşında kesinti yapılıp yapılmadığı, yapılmış ise toplam ne kadar kesinti yapıldığı, yapılan bu kesintilerin daha sonradan kendisine ödenip ödenmediği araştırılarak sonucuna göre maddi tazminat konusunda karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde karar verilmesi,
5- Davacının yaptığı iddia olunan yol masraflarının maddi tazminat kapsamına dahil edilemeyeceğinin gözetilmemesi,
6- Davacının, hakkında yürütülen yargılamadan dolayı bir üst rütbeye emsallerinden geç çıkması nedeniyle eksik ödenen özlük hakları ile ilgili olarak 926 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanunu’nun 33. maddesinde, terfi ve rütbe kıdemliliklerinde maaş farkı ödenmesi yapılamayacağının belirtilmesi karşısında, bu yöndeki geç terfi ettirilmesine dayalı taleplerinin reddine karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme sonucu bilirkişi tarafından belirlenen miktarların ödenmesine karar verilmesi,
7- Dairemizce yapılan temyiz incelemeleri sırasında aynı konu ve haksız tutuklama nedenine dayalı olarak birden fazla davanın açıldığının tespit edildiğinin anlaşılması karşısında; hazine zararına yol açan mükerrer davalara ilişkin ödemelerin önlenmesinin temini ve kamu kaynaklarının etkili, verimli ve hukuka uygun kullanılması bakımından, aynı konu ve haksız tutuklama nedenine dayalı açılmış dava olup olmadığının Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) üzerinden de araştırılarak tespit edilmesi gerektiğinin gözetilmemesi, “
nedenleriyle bozulmasına karar verilmiştir.
5. Hukukî Süreç başlığı altında (4) numaralı paragrafta ayrıntılarına yer verilen Yargıtay bozma ilâmına uyulmasına karar verilerek gereklerinin yerine getirildiği anlaşılmıştır.
6. … 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 16.01.2020 tarihli ve 2018/174 Esas, 2020/29 Karar sayılı kararı ile tazminat talebinin kısmen kabulü ile 1.037,79 TL maddi, 5.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
7. … 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 16.01.2020 tarihli ve 2018/174 Esas, 2020/29 Karar sayılı kararının davacı vekili ve davalı vekili tarafından temyizi üzerine Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 22.11.2021 tarihli ve 2020/2111 Esas, 2021/8120 Karar sayılı kararıyla;
“1-Dairemizce bozma ilamından sonra gidilen görüş değişikliğine göre, tutuklandığı tarihte T.C. Kara Kuvvetleri Komutanlığında personel olarak çalışan davacının sonradan beraat etmesi sebebiyle, eksik ödenen maaş ve buna bağlı haklarının idari mercilere yapılacak başvuru üzerine kendisine ödenebileceğinden CMK’nın 141. ve devamı maddeleri gereğince hesaplanması gereken maddi zarar kapsamına dahil edilemeyeceğinin gözetilmemesi,
2-Nesnel bir ölçüt olmamakla birlikte, davacı lehine hükmedilecek manevi tazminatın davacının sosyal ve ekonomik durumu, üzerine atılı suçun niteliği, tutuklanmasına neden olan olayın cereyan tarzı, tutuklu kaldığı süre ve benzeri hususlar ile tazminat davasının kesinleşeceği tarihe kadar faizi ile birlikte elde edeceği parasal değer dikkate alınıp, hak ve nesafet ilkelerine uygun, makul bir miktar olarak tayin ve tespiti gerekirken, belirlenen ölçütlere uymayacak miktarda fazla manevi tazminata hükmolunması, “
nedenleriyle bozulmasına karar verilmiştir.
8. Hukukî Süreç başlığı altında (7) numaralı paragrafta ayrıntılarına yer verilen Yargıtay bozma ilâmına uyulmasına karar verilerek gereklerinin yerine getirildiği anlaşılmıştır.
9. … 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 24.05.2022 tarihli ve 2022/132 Esas, 2022/232 Karar sayılı kararı ile tazminat talebinin kısmen kabulü ile 3.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
10. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 04.08.2022 tarihli, davacı vekilinin ve davalı vekilinin temyiz isteminin reddi ile hükmün onanması görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A. Davalı vekilinin temyiz sebepleri
1.Davanın reddi gerektiğine,
2.Reddedilen miktar üzerinden davalı lehine vekâlet ücreti ödenmesi gerektiğine,
3.Davalı aleyhine vekâlet ücretine hükmedilmemesi gerektiğine,
ilişkindir.
B. Davacı vekilinin temyiz sebepleri
1.Maddi tazminat talebinin kabul edilmesi gerektiğine,
2.Hükmedilen manevi tazminat miktarının az olduğuna,
ilişkindir.
III. DAVA KONUSU
Temyizin kapsamına göre;
Yerel Mahkemenin Kabulü
Yapılan ön inceleme sonucunda dava dilekçesinin yasal koşulları taşıdığı, davanın yasal süresi içinde açıldığı, davacının …’te ikamet ettiği ve bu sebeple 5271 sayılı Kanun’un 141 inci maddesi gereğince mahkemenin yetkili olduğu tespit edilmiştir.
Bahçe Asliye Ceza Mahkemesinin 2010/169 esas 2014/8916 karar sayılı dosyasında; …’in çocuğun basit cinsel istismarı suçundan yargılandığı ve beraatine karar verildiği, kararın temyizi üzerine Yargıtay 14. Ceza Dairesinin 2014/5830 esas 2014/8916 karar 30.06.2014 tarihli ilâmı ile beraat kararının onanmasına karar verildiği, …’in 19.10.2010 ile 09.11.2010 tarihleri arasında tutuklu kaldığı ve tutuklu kaldığı sürelerin infaz gördüğü belirlenmiştir.
Kara Kuvvetleri Komutanlığı 14. Mekanize Piyade Tugay Komutanlığı … ve Bütçe Şube Müdürlüğünün 31.05.2019 ve 18.11.2019 tarihli yazı cevaplarında, …’e tutuklu kaldığı dönem içerisinde yalnızca Kasım 2010 ayı maaş döneminde tutuklu maaşı verildiği, müteakip dönemlerde tam maaş verildiği, verilen tutuklu maaşı ile tam maaş farkının daha sonra kendisine ödenmediği, tutuklu maaşı ve tam maaş arasındaki fark tutarının 1.037,79 TL olduğu tespit edilmiştir.
Davacının, kanuna uygun olarak gözaltına alındıktan ve tutuklandıktan sonra hakkında yapılan yargılamada neticeten beraatine karar verildiği dolayısıyla 5271 sayılı Kanun’un 141 inci maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi gereğince hürriyetinden yoksun kaldığı dönem için maddi ve manevi zararını devletten isteyebileceği ancak her ne kadar davacı tutuklu kalması ve devamında da Astsubay sicil yönetmeliğine göre hakkında bir ceza davası olması sebebi ile kıdem ve terfi alamaması nedeniyle maddi kayıpları olduğunu, yargılama sebebi ile vekalet ücreti ödediğini, yol masrafı yaptığını, tutuklu kaldığı süre zarfında maaşının 2/3’lük kısmını alamadığını, yurt dışı çıkış yasağı nedeniyle yurtdışı görevlerine gidemediğini, bu yargılama nedeniyle zarar uğradığını beyan ederek tazminat talebinde bulunmuş ise de; davacının hakkında yürütülen yargılamadan dolayı bir üst rütbeye emsallerinden geç çıkması nedeniyle eksik ödenen özlük hakları ile ilgili olarak 926 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanunu’nun 33. maddesinde, terfi ve rütbe kıdemliliklerinde maaş farkı ödenmesi yapılamayacağı, tutuklandığı tarihte T.C. Kara Kuvvetleri Komutanlığında personel olarak çalışan davacının sonradan beraat etmesi sebebiyle, eksik ödenen maaş ve buna bağlı haklarının da idari mercilere yapılacak başvuru üzerine kendisine ödenebileceğinden 5271 sayılı Kanun’un 141 inci maddesi ve devamı maddeleri gereğince hesaplanması gereken maddi zarar kapsamına dahil edilemeyeceği, yine tazminat davasının dayanağı olan ceza davasında beraat hükmü ile birlikte davacı lehine 1.500,00 TL vekâlet ücretine hükmedildiği ve maktu vekalet ücretini aşan ve serbest meslek makbuzu ile ispatlanan kısmın ise davacı ile avukatı arasındaki hukuki ilişkiye dayandığı, 29.05.1957 tarih ve 4-16 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında belirtildiği üzere, ait olduğu davada hüküm altına alınması gereken vekâlet ücreti, yargılama giderleri kapsamında olup bu hak asıl davadan bağımsız olarak dava konusu yapılamayacağı, bu nedenle koruma tedbirleri nedeniyle tazminat davasında bu bedelin maddi zarar kapsamında değerlendirilemeyeceği, yapıldığı iddia edilen yol masraflarının gerçek maddi zarar kapsamında olmadığı, bu nedenlerle davacının maddi tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.
Davacı lehine hükmedilecek manevi tazminatın davacının sosyal ve ekonomik durumu, üzerine atılı suçun niteliği, tutuklanmasına neden olan olayın cereyan tarzı, tutuklu kaldığı süre, davasının kesinleşeceği tarihe kadar işleyecek faiz miktarı da dikkate alınması gerektiği, tüm dosya kapsamından davanın kısmen kabulü ile 3.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihi olan 20.08.2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı hazineden alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemlerin reddine karar verilmiştir.
IV. GEREKÇE
Tazminat talebinin dayanağı olan Bahçe Asliye Ceza Mahkemesinin 2010/169 esas 2014/6 karar sayılı ceza dosyası kapsamında, davacının cinsel istismar suçundan 19.10.2010-09.11.2010 tarihleri arasında 21 gün tutuklu kaldığı, yapılan yargılama sonunda beraatine hükmedildiği, beraat hükmünün 30.06.2014 tarihinde kesinleştiği, tutuklama tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 5271 sayılı Kanun’un 142 nci maddesinde öngörülen süre içinde yetkili ve görevli mahkemeye davanın açıldığı ve kanunda öngörülen yasal şartların oluştuğu anlaşılmıştır.
A. Davalı Vekilinin Temyiz İsteği Yönünden
Davalı vekilinin temyizinin katılma yolu ile yapılmadığı dikkate alınarak karar tarihi itibarıyla temyiz kesinlik sınırının 5.810,00 TL olduğu, davacının cinsel istismar suçundan 19.10.2010-09.11.2010 tarihleri arasında 21 gün tutuklu kalması nedeniyle hükmedilen tazminat miktarının 3.000,00 TL olduğu, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası gereği yürürlükte bulunan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun (1086 sayılı Kanun) 21.07.2004 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 5219 sayılı Kanun’un 2 nci maddesi ile değişik 427 nci ve ek 4 üncü maddelerindeki temyiz sınırı ve hükmolunan tazminat miktarına göre hükmün kesin nitelikte olması nedeniyle davalı vekilinin temyiz isteğinin reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır.
B. Davacı Vekilinin Temyiz İsteği Yönünden
B.1. Maddi Tazminat Talebinin Kabul edilmesi Gerektiğine İlişkin Temyiz Sebebi Yönünden;
Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, incelenen dosya kapsamına göre delillerde ve işlemlerde herhangi bir eksiklik olmadığı, maddi tazminat talebinin reddi yönünde verilen kararın dosya kapsamına uygun bulunduğu anlaşıldığından, davacı vekilinin yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmiştir.
B.2.Hükmedilen Manevi Tazminat Miktarının Az Olduğuna İlişkin Temyiz Sebebi Yönünden;
Nesnel bir ölçüt olmamakla birlikte, davacı lehine hükmedilen manevi tazminatın davacının sosyal ve ekonomik durumu, üzerine atılı suçun niteliği, gözaltına neden olan olayın cereyan tarzı, gözaltında kaldığı süre ve benzeri hususlar ile tazminat davasının kesinleşeceği tarihe kadar faizi ile birlikte elde edeceği parasal değer dikkate alınıp, hak ve nesafet ilkelerine uygun, makul bir miktar olarak tayin ve tespiti yapıldığından hükmedilen manevi tazminat miktarında hukuka aykırılık bulunmamıştır.
V. KARAR
A. Davalı Vekilinin Temyiz İsteği Yönünden
Gerekçe bölümünde (A) bendinde açıklanan nedenle … 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 24.05.2022 tarihli ve 2022/132 Esas, 2022/232 Karar sayılı kararına yönelik davalı vekilinin temyiz isteğinin, 1086 sayılı Kanun’un 432 nci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle REDDİNE,
B. Davacı Vekilinin Temyiz İsteği Yönünden
Gerekçe bölümünde (B) bendinde açıklanan nedenle … 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 24.05.2022 tarihli ve 2022/132 Esas, 2022/232 Karar sayılı kararında davacı vekili tarafından öne sürülen temyiz sebeplerinin incelenmesi neticesinde herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden, temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
13.02.2023 tarihinde karar verildi.