YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/6940
KARAR NO : 2023/649
KARAR TARİHİ : 02.03.2023
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
Sanık hakkında Dairemizin bozma ilamı üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1…. 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 23.09.2008 tarihli ve 2008/194 Esas, 2008/419 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında 2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca beraatine karar verilmiştir.
2…. 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 23.09.2008 tarihli ve 2008/194 Esas, 2008/419 Karar sayılı kararının katılan vekili tarafından temyizi üzerine Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 03.04.2012 tarihli ve 2011/9470 Esas, 2012/8960 Karar sayılı kararı ile,” Sanıkların yetkilisi olduğu şirketin taş ocağı olarak işlettiği alanın bir kısmını da içerisine alır şekilde bölgenin … Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu Müdürlüğü’nün 27.10.2005 tarih ve 705 sayılı kararı ile 1. derece arkeolojik sit alanı olarak tescil edilmesi ve bu tescil kararının anılan şirkete tebliği sonrası sit alanına izinsiz inşai ve fiziki müdahalenin olup olmadığının tereddütsüz şekilde tespiti, bu kapsamda olmak üzere 13.11.2007 tarihli suç tutanağını düzenleyen Orman İşletme Müdürlüğü görevlilerinin tutanak tarihinde 1. derece arkeolojik sit alanında çalışma yapılıp yapılmadığı hususunda tanık sıfatıyla dinlenilerek sonucuna göre hüküm kurulması gerektiğinin gözetilmemesi” nedeniyle bozulmasına karar verilmiştir.
3…. 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 12.03.2013 tarihli ve 2012/464 Esas, 2013/107 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında 2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan, 2863 sayılı Kanun’un 65 inci maddesinin (b) bendi, 5237 sayılı Kanun’un 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 52 nci maddesinin ikinci ve dördüncü fıkrası uyarınca 1 yıl 8 ay hapis ve 80 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesinin beşindi fıkrası uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiştir.
4.2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan sanık hakkında yapılan yargılama sonucunda, 2863 sayılı Kanun’un 65 inci maddesinin (b) bendi, 5237 sayılı Kanun’un 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 52 nci maddesinin ikinci ve dördüncü fıkrası uyarınca 1 yıl 8 ay hapis ve 80 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 231 inci maddesinin beşinci fıkrası gereğince sanık hakkındaki hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına, aynı maddenin 8. fıkrası uyarınca 5 yıllık denetim süresine tabi tutulmasına dair … 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 12.03.2013 tarihli ve 2012/464 Esas, 2013/107 Karar sayılı kararının 14.05.2013 tarihinde kesinleşmesine müteakip sanığın denetim süresi içinde 15.07.2015 tarihinde 6831 sayılı Kanuna aykırılık suçunu işlediği ve … 2. Asliye Ceza Mahkemesinin bu suçtan sanığın mahkumiyetine karar verdiği, hükmün 19.01.2017 tarihinde kesinleştiği ve ihbar üzerine dosya yeniden ele alınarak önceki hükmün 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 231 inci maddesinin on birinci fıkrası gereğince … 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 09.01.2018 tarihli ve 2017/20 Esas, 2018/12 Karar sayılı kararı ile açıklandığı anlaşılmıştır.
5…. 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 09.01.2018 tarihli ve 2017/20 Esas, 2018/12 Karar sayılı kararının sanık müdafii tarafından temyizi üzerine Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 24.12.2020 tarihli ve 2020/2345 Esas, 2020/7504 Karar sayılı kararı ile,”Dava konusu yerde yeniden mahkemece arkeolog bilirkişilerin katılımı ile keşif icra edilerek, sanığın eylemi neticesinde sit alanının zarar görüp görmediği araştırılarak zararın varlığı halinde, 2863 sayılı Kanunun 65 inci maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesi uyarınca, zarara neden olmayan fiziki müdahale niteliğinde olduğunun tespiti halinde ise taşınmazın bulunduğu yerin bağlı olduğu idari birimin (belediye – il özel idaresi-büyükşehir belediyesi) bünyesinde suç tarihi itibariyle faaliyette olan koruma uygulama ve denetim bürosu bulunup bulunmadığı araştırılarak, anılan büronun varlığı halinde 2863 sayılı Kanunun 6498 sayılı Kanun ile değişik 65 inci maddesinin dördüncü fıkrası; yokluğu halinde ise aynı Kanunun 65 inci maddesinin birinci fıkrasının ikinci cümlesi uyarınca sanığın mahkumiyetine karar verilmesi gerektiği gözetilmeksizin, eksik araştırma ile yazılı şekilde hüküm tesisi ve sanık hakkında tesis edilen mahkumiyet hükmünde, 2863 sayılı Kanunun 5728 sayılı Kanun ile değişik ve Anayasa Mahkemesince iptal edilen 65 inci maddesinin (b) bendi yerine, suç tarihinden sonra yürürlüğe giren 6498 sayılı Kanun ile değişik 65 inci maddesinin birinci fıkrasının dayanak gösterilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,” nedeniyle bozulmasına karar verilmiştir.
6…. 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 11.03.2022 tarihli ve 2021/48 Esas, 2022/128 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında 2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan, 2863 sayılı Kanun’un 65 inci maddesinin birinci fıkrasının ikinci cümlesi, 5237 sayılı Kanun’un 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 52 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca 1 yıl 8 ay hapis ve 80 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafinin temyiz isteği;
1.Mahkumiyet hükmünün hukuka ve yasaya aykırı olduğuna,
2.Sanığın beraatine karar verilmesi gerektiğine,
ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
1.Olay tarihinde sanığın yetkilisi olduğu Akdeniz Beton Ticaret Sanayi A.Ş isimli şirketin Taşağıl Beldesi Arapdağı mevkii 444 ve 465 nolu bölmelerde kalan 36958 metrekarelik orman arazisinde 03.08.2005 tarihinde verilen izin ve 11.08.2005 tarihli saha teslim tutanağı ile taş ocağı işletmeye başladığı, … Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulunun 27.10.2005 tarih 705 sayılı kararı ile taş ocağı olarak işletilen alanın bir kısmını da kapsayacak şekilde alanın 1. derece arkeolojik sit alanı olarak tescil edildiği ve bu alan içerisinde taşocağı işletme çalışmalarında bulunulmamasına karar verildiği, tescile ilişkin kurul kararının mahallinde ilan edildiğine dair ilan tutanaklarının dosya kapsamında yer aldığı, anılan kararının 28.10.2005, 31.10.2005 ve 01.11.2005 tarihlerinde hoparlör ile mahallinde ilan edildiği ve ayrıca belediye tarafından 01.11.2015 tarihinde askıya çıkarıldığı, bunun yanında Taşağıl Orman İşletme Şefliğinin 08.09.2006 tarih 611 sayılı yazısı ile sit alanı içerisinde kalan kısımda herhangi bir çalışma yapılmaması hususunun aynı tarihte şirket yetkilisine tebliğ edilerek bildirildiği, buna rağmen 13.01.2007 tarihinde Taşağıl Orman İşletme Müdürlüğü görevlilerince sanığın yetkilisi olduğu taş ocakları kontrol edilerek yapılan ölçümlerde kullanılmaması gerektiği bildirilen sit alanının 4493 metrekarelik kısmına müdahale edildiğinin ve bu alandan toplam 76381 metreküp taş çıkarılıp alındığının saptandığı, mahallinde yapılan keşif neticesinde düzenlenen bilirkişi raporlarında, taş ocağı malzeme temin yeri olduğu, toplam 4492,07 metrekarelik 1. derece arkeolojik sit alanında çalışma yapıldığı ve bu alandan 80.000 m3 civarında taş malzeme alındığının belirtildiği, her ne kadar sanık savunmasında suça konu müdahalenin sit kararından önce yapıldığını belirterek suçlamayı kabul etmemiş ise de, bozma ilamı doğrultusunda dinlenen tanıklar Halis Hisarkaya ve …’ın beyanlarında tebliğe rağmen sit alanında çalışmaların sürdürüldüğü, suç tarihinden önce sit alanı olduğunu bildiklerini belirttikleri, sit kararının 2005 yılında mahallinde ilan edilmesi, sanığın yetkilisi olduğu şirkete sit kararının ve sit alanında kalan kısımda çalışma yapılmaması hususunun 08.09.2006 tarihinde tebliğ edilmiş olması ve dinlenen tanık beyanları karşısında, sanığın suça konu müdahalenin sit kararından önce yapıldığına yönelik savunmasına itibar edilemeyeceği ve fiziki müdahalede bulunduğu yerin sit alanı olduğunu bildiğinin kabulü gerektiği, bozma ilamı doğrultusunda dava konusu alanda arkeolog bilirkişisi eşliğinde yapılan keşif neticesinde düzenlenen bilirkişi raporuna göre sanığın eyleminin zarara sebep olmayan inşai ve fiziki müdahale niteliğinde olduğu, suç tarihi itibariyle de faaliyette olan koruma, uygulama ve denetim bürosu bulunmadığı bu itibarla sanığın eyleminin 2863 sayılı Kanun’un 65 inci maddesinin birinci fıkrasının ikinci cümlesi kapsamında değerlendirilmesi gerektiği gerekçesiyle sanığın mahkumiyetine karar verildiği belirtilmiştir.
III. GEREKÇE
1.Sanığın yargılama konusu eylemi için, 2863 sayılı Kanun’un 65 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca belirlenecek cezanın türü ve üst haddine göre 5237 sayılı Kanun’un 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi gereği 8 yıllık olağan zamanaşımı süresinin öngörüldüğü anlaşılmıştır.
2.Dava zamanaşımını kesen nedenlerin varlığı halinde süre yeniden işlemekte ise de, bu süre aynı Kanun’un 67 nci maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca en fazla yarı oranında uzayacağından, suç tarihi olan 13.11.2007 tarihinden tarihinden itibaren, zamanaşımı durma süresi de hesaba katıldığında, 5237 sayılı Kanun’un 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi ve 67 nci maddesinin dördüncü fıkrasında öngörülen 12 yıllık zamanaşımının inceleme tarihinden önce 14.01.2022 tarihinde gerçekleşmiş olduğu belirlenmiştir.
IV. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle … 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 11.03.2022 tarihli ve 2021/48 Esas, 2022/128 Karar sayılı kararına yönelik sanık müdafiinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesinin birinci fıkrası gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesinin birinci fıkrasının (1) numaralı bendinin verdiği yetkiye dayanılarak sanık hakkındaki kamu davasının 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası gereği gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜŞMESİNE,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
02.03.2023 tarihinde karar verildi.