Yargıtay Kararı 12. Ceza Dairesi 2022/7028 E. 2023/1560 K. 09.05.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/7028
KARAR NO : 2023/1560
KARAR TARİHİ : 09.05.2023

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi

Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1…. 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 12/01/2016 tarihli ve 2015/287 Esas, 2016/5 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında taksirle öldürme suçundan, beraat kararı verilmiştir.

2.Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 03/09/2020 tarihli ve 2016/67938 sayılı, bozma görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdii olunmuştur.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Mahalli Cumhuriyet savcısının temyiz sebebi; her ne kadar sanık anlatımı dışında başkaca delil bulunmasa da, ölenin solak olduğu ve sol göğüs bölgesinden yaralandığı, solak bir kişinin kendisini sol göğüs bölgesinden vurmasının mümkün olmadığı, tabancanın sanığın elinin değmesiyle ateş aldığı, dolayısıyla sanığın en azından taksirle ölüme sebebiyet verdiğinin sabit olduğu bu nedenle sanığın eylemine uyan 5237 sayılı Kanun’un 85/1. maddesi gereğince cezalandırılmasına karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde beraat kararı verilmesinin hukuka aykırı olduğuna ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
1.Yerel Mahkemenin Görüşü;
Maktul ile sanığın resmi nikahlı evli oldukları, suç tarihi olan 29/09/2014 saat 08:00 sularında sanığın maktule ait telefonda başka bir bayandan gelen bir kısım mesajlar gördüğü, bu mesajlarla ilgili olarak sanık ve maktulün tartıştıkları, sanığın boşanmak istediğini söylemesi üzerine maktulün sinirlenerek evde bulunan eşyalara zarar vermeye başladığı, sonrasında emanete kayıtlı ruhsatsız tabancayı bulunduğu yerden alarak kendi göğsüne dayadığı, bunu yaparken sanığın elini de silahın kabzasına tutuşturduğu, sanığın eli ve kendi eli silahta olduğu halde silahı kendi göğsüne doğru dayadığı ve bu sırada “bana inanmıyorsan beni vur” diyerek söylendiği, bu sırada sanığın elini sıkıca silahın kabzesine tutuşturduğu, sanığın durumun getirdiği korku ve heyecan ile elini silahtan ve maktulün elinden çekmeye çalıştığı, bu sırada silahın ateş aldığı, silahın ateş alması sonucu yaralanan maktulün bu yaralanmaya bağlı olarak öldüğü, sanık ile maktul arasında öldürmeyi gerektirecek herhangi bir husumetin bulunmadığı, belirtilmiştir.

2.Sanık aşamalardaki savunmalarında, ölenin sinirli ve agresif yapıda bir insan olduğunu, olay anında boşanmaktan söz ettiğinden kendisini ikna etmek adına, ölenin kendisine ait silahı alıp bu silahı eline tutuşturmak suretiyle birlikte göğsüne doğru yaklaştırdığını, eline tutuşturulan bu silahtan elini çekmek üzere hareket yaptıktan sonra silahın patladığını, olayda kusurunun bulunmadığını beyan etmiştir.

3.Dosyada mevcut bulunan … Kriminal Polis Laboratuvarının 20/11/2014 tarihli raporu ile olay yerinden alınan bir adet boş kovan ve bir adet deforme mermi çekirdeğinin ölene ait Star marka 28M model tabancadan atıldığı ve 01/10/2014 tarihli uzmanlık raporunda ise ölenin üzerinden çıkan kıyafetler üzerinde yapılan kriminal inceleme sonucu kahverengi mont üzerinde bulunan delinme bölgesi dikkate alınarak atışın bitişik atış mesafesinden yapıldığı, bildirilmiştir.

4.Dosyada mevcut bulunan, … Emniyet Müdürlüğünün 10/10/2014 tarihli uzmanlık raporunda, silah üzerinde vücut izine rastlanamadığı ve … Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğünün 05/11/2014 tarihli uzmanlık raporunda, suçta kullanılan tabanca ve şarjörü üzerinde kan izi bulunmadığı ayrıca üzerlerinden alınan örneklerin genetik analize cevap vermediği, belirtilmiştir.

5.Tüm aşamalarda tanık sıfatı ile dinlenen ölenin ve sanığın komşusu …, ses duyması üzerine kapıya çıktığını, ölen …’in yaralanmış olduğunu gördüğünü, kendisine ne olduğunu sorması üzerine ölenin kendimi vurdum dediğini, belirtmiştir.

6.Olayın meydana geldiği apartmanda alt komşuları olan tanık … Dayan beyanlarında, sanığın ölenin önünde çırpınıp ağlarken seni çok seviyorum sensiz ne yapacağım dediğini, duyduğunu belirtmiştir.

7.Tanık sıfatı ile soruşturma aşamasında dinlenen diğer apartman sakinleri beyanlarında, sanık ile ölen arasında daha önceden bildikleri bir kavganın olmadığını, sanığın olayın şoku ile sinir krizine girip ağladığını belirtmişlerdir.

8…. Cumhuriyet Başsavcılığının 29/09/2014 tarihli ölü muayene ve otopsi raporunda, kişinin vücudunda öldürücü nitelikte 1 adet ateşli silah giriş çıkışına ait yaralar tespit edilmiş olduğunun, haricen sol meme başı üzerinde tarif edilen yerden vücuda giren ateşli silah mermi çekirdeğinin önden arkaya, hafif oblik seyirle sol akciğeri kat ederek haricen sırtta sol hemitoraksta 5-7. Kaburgalar hizasında orta hattın 9cm solundan vücudu terk etmiş olduğunun tespit edildiği, belirtilmiştir.

9.Maktulün kesin ölüm sebebini belirleyen, … Cumhuriyet Başsavcılığının 29/09/2014 tarihli ölü muayene ve otopsi raporunda, “kişinin ölümünün ateşli silah mermi çekirdeği yaralanmasına bağlı iç organ yaralanması ve iç kanama nedeniyle oluşmuş olduğu” belirtilmiştir.

10.Sanık, …’e ait güncel adli sicil ve nüfus kaydı, Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) üzerinden temin olunarak dava dosyasına eklenmiştir.

IV. GEREKÇE
Suç tarihinde sanık …’in, resmi nikahlı eşi ölen, … ‘in cep telefonunda başka bir kadından gelen mesajları görmesiyle, sanığın aşamalardaki beyanları ile sabit olmak üzere, sanık ile ölen arasında bu hususta tartışma yaşandığı, tartışma esnasında sanığın boşanmak istediğini söylemesinin akabinde ölen … İkbal … ‘in, evdeki hasara ilişkin olay yeri tutanağından da anlaşıldığı şekilde, sinirlenerek evde bulunan eşyalara zarar verdiği devamında ölenin kendisine ait olan … Adli Emanetin 2014/848 sırasında kayıtlı 1655250 numaralı 9 mm çapında fişek atan Star marka 28M model, yarı otomatik ruhsatsız tabancayı bulunduğu yerden alıp boşanırlarsa her ikisinin de öleceğini söyleyerek silahı sol eli ile kendi göğsüne doğrulttuğu esnada sağ eli ile sanığın sol elini kavrayarak silahın kabza kısmını sanığın sol el avucuna yerleştirdiği eş zamanlı olarak silahı tutturmak için sağ eli ile de sanığın elini kapatarak baskı yaptığı tüm bu zaman zarfında ölenin sol elininde tabancayı tutmakta olduğu, ancak karşı koyan sanığın parmaklarının avuç içine doğru kapalı olduğu, sanığın elini tabancanın kabzasınden çekmek için aşağı doğru hamle yapması ile silahın patlaması sonucu ölenin göğsünden yaralandığı ve hastaneye kaldırıldığı fakat kurtarılamayarak vefat ettiği, … Cumhuriyet Başsavcılığının 29/09/2014 tarihli ölü muayene ve otopsi raporunda “kişinin ölümünün ateşli silah mermi çekirdeği yaralanmasına bağlı iç organ yaralanması ve iç kanama nedeniyle oluşmuş olduğu”nun bildirildiği olayda;

Sanığın aşamalardaki beyanlarında solak olan eşinin silahı sol eli ile tuttuğunu, boşta kalan sağ eli ile de sanığın sol eline silahı tutuşturmaya çalıştığına yönelik istikrarlı beyanları ile … Çelebi Eğitim ve Araştırma Hastanesince düzenlenen olay tarihli …’in yaralanmasına ilişkin doktor raporunda “sol el başparmak distalinde dermaabrazyon” tanımlandığı, 29.09.2014 tarihli olay yeri inceleme rapor formunda, ölenin boşanma konusunun açılması sonrası sinirlenerek eve zarar verdiğine ve olayın akışına ilişkin sanığın aşamalardaki beyanları ile uyumlu olacak şekilde evin hol kısmında kırık … parçalarının bulunması ile tuvalet kapısının kırılmış olmasının tanımlandığı, tüm aşamalarda tanık sıfatı ile dinlenen komşuları …’ın, ses duyması üzerine kapıya çıktığında ölen …’in yaralanmış olduğunu gördüğünü, kendisine ne olduğunu sorması üzerine ölenin kendimi vurdum dediğine ilişkin değişmeyen istikrarlı beyanları, yine tanık sıfatı ile soruşturma aşamasında dinlenen diğer apartman sakinlerinin sanık ile ölen arasında daha önceden bildikleri bir kavganın olmadığı, sanığın olayın şoku ile sinir krizine girip ağladığı ve alt komşuları olan tanık … … ‘ın beyanlarına göre sanığın ölenin önünde çırpınıp ağlarken seni çok seviyorum sensiz ne yapacağım şeklindeki söylemleri göz önüne alınarak, ölenin solak olması nedeni ile kendisini sol göğsünden vuramayacağına ilişkin tahmini çıkarımı destekler nitelikte delil olmadığı,

Taksirle işlenen suçlar TCK’nın 22. maddesinde belirtildiği üzere dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırılık dolayısıyla bir davranışın suçun kanuni tanımında belirtilen neticesi öngörülmeyerek eylemin gerçekleştirilmesidir. Yine TCK’nın 22. maddesinin gerekçe kısmında belirtildiği üzere Taksirli suçların belirgin özelliği, icrai veya ihmali şekilde olabilen iradi hareketin varlığı ve kanuni tanımda yer alan unsurlardan birinin öngörülmemiş olmasıdır. Fakat bu öngörmemenin gerekli dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırılık dolayısıyla ortaya çıkması gerekir. Çünkü gerekli dikkat ve özen gösterilmediği için kanunda tanımlanmış olan neticenin gerçekleşeceği öngörülmemiştir.

Taksirli suçlarda fail kendi yetenekleri, algılama gücü, tecrübeleri, bilgi düzeyi ve içinde bulunduğu koşullar altında, objektif olarak var olan dikkat ve özen yükümlülüğünü öngörebilecek ve yerine getirebilecek durumda olmalıdır. Bütün bu yeteneklere sahip olmasına rağmen bu yükümlülüğe aykırı davranan kişi, suç tanımında belirlenen neticenin gerçekleşmesine neden olması durumunda taksirli suçtan dolayı kusurlu sayılarak sorumlu tutulacaktır.

Oysa olayımızda sanığın kendi iradesi dışında ölen eşi tarafından silahın kabzasını tutmaya zorlanması nedeniyle taksirle hareket ettiğinin yukarıda belirtilen gerekçelerle kabulünün mümkün olmadığı anlaşılmakla tebliğnamede bu hususta bozma öneren görüşe iştirak edilmemiştir.

Mahalli Cumhuriyet savcısının, her ne kadar sanık anlatımı dışında başkaca delil bulunmasa da, ölenin solak olduğu ve sol gögüs bölgesinden yaralandığı, solak bir kişinin kendisini sol göğüs bölgesinden vurmasının mümkün olmadığı, tabancanın sanığın elinin değmesiyle ateş aldığı, dolayısıyla sanığın en azından taksirle ölüme sebebiyet verdiğinin sabit olduğu bu nedenle sanığın eylemine uyan 5237 sayılı Kanun’un 85/1 maddesi gereğince cezalandırılmasına karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde beraat kararı verilmesinin hukuka aykırı olduğuna ilişkin temyiz sebebi yönünden,
Yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, Mahkemenin yargılama sonuçlarına uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dava dosyası içeriğine göre, yargılamanın başından beri alınan savunmalarında ısrarlı ve tutarlı biçimde yüklenen suçlamayı kabul etmeyen, savunmasının aksine bu eylemi gerçekleştirdiğini gösterir dosya içersinde cezalandırmaya yeterli ve her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil elde edilemeyen sanık hakkında, 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca beraat kararı verilmesine ilişkin esas mahkemenin kararı hukuka uygun olup, bu yönüyle hükümde hukuka aykırılık tespit edilmemiştir.

V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle … 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 12/01/2016 tarihli ve 2015/287 Esas, 2016/5 Karar sayılı kararında, mahalli Cumhuriyet savcısı tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden mahalli Cumhuriyet savcısının temyiz sebebinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy çokluğuyla ONANMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

09.05.2023 tarihinde karar verildi.

(Muhalif Üye) (Muhalif Üye)

KARŞI OY YAZISI

… C.Başsavcılığınca “ölen ile sanığın resmi nikahlı evli oldukları, olay tarihi şüphelinin maktule ait telefonda başka bir kadından gelen mesajlar gördüğü, bu mesajlar nedeniyle sanık ile ölenin tartıştıkları, sanığın boşanmak istediğini söylemesi üzerine ölenin sinirlenerek evde bulunan eşyalara zarar verdiği, daha sonra ölenin, kendisine ait olan adli emanette kayıtlı ruhsatsız tabancayı alarak kendi göğsüne dayadığı, ölenin sanığın elini silahın kabzesine tutturduğu ve sanığa ”bana inanmıyorsan beni vur” dediği, bu sırada sanığın silahtan elini çekmek istediği ancak yanlışlıkla tetiğe basması sonucu silahın ateş alarak maktulun sol göğsünden yaralandığı ve bu yaralamaya bağlı olarak öldüğü” gerekçesiyle sanığın TCK’nın 85/1 ve 54/4. maddeleri gereğince tecziyesi için Asliye Ceza mahkemesine kamu davası açılmıştır.
Kamu davası Asliye Ceza Mahkemesine açılmış ise de eylemin kasten öldürme olabileceği savıyla görevsizlik kararı verilmiş, yargılamaya Ağır Ceza Mahkemesi devam etmiş ve hükme bağlamıştır.
Sorun, ölümü gerçekleştiren silahı ateşleyen eylemi sanığın mı yoksa ölenin mi gerçekleştirdiği noktasında toplanmaktadır.
Sanık tüm aşamalarındaki savunmalarında küçük değişiklikler dışında; “kocası olan ölen ile telefonunda bir başka kadından gelen mesajları görmesi nedeniyle tartıştıklarını, bir süre sonra kocasının dolaptan tabancayı alıp beline koyduğunu, hazırlanıp evden çıkarken yedek anahtarı istediğini, yedek anahtarı annesine verdiği için yedek anahtar yerine kapı üzerindeki anahtarı kocasına verdiğini, bunun üzerine aniden sinirlenip “sen bana inanmadın, kendi anahtarını veriyorsun” tarzında konuşmaya başladığını, çocuk gelince onu alıp oturma odasına götürüp bıraktığını, kapıyı kapatıp, kolundan tutup salona çektiğini, ayakta ve yüzyüze iken belinin sol tarafından çıkarttığı tabancayı sol eli ile sol eline tutuşturmak istediğini, eşinin solak olduğunu, diğer sağ el ile elini tuttuğunu, tabancanın kabzasını avucuna yerleştirdiğini, tabancayı tutmak istemediğini, bu arada “ikimizinde ölmesi gerekiyor, ben seni çok seviyorum, sen bensiz yaşayamazsın” dediğini, tabancadan elimi çekmek isterken tabancanın namlusunun eşine doğru olduğunu, fakat göğsüne bitişik olmadığını, elini tabancanın kabzasından çekmek için aşağı doğru hamle yaptığı andan yaklaşık 1 … kadar sonra silah patladığını, bir duman farkettiğini, eşinin koşarak kapıya yöneldiğini, eşinin vurulduğunu kendi söylediği zaman farkettiğini, çığlık attığını, komşularının geldiğini, eşinin kendi kendini vurduğunu” söylemiştir.
Sanık ve ölenin komşusu olan Tanık … … “sanığın feryadı üzerine sanık ve ölenin evine gittiğinde ölenin “kendi kendimi vurdum abi” dediğini ifade etmiştir.
Olay yeri inceleme ekipleri tarafından olayın meydan geldiği ikamette yapılan incelemede ölene ait olduğu anlaşılan ve suçta kullanılan 1 adet 9 mm çapında 1655250 seri nolu STAR marka tabanca ve bu tabancaya ait şarjör ile 110 adet merminin bulunarak muhafaza altına alınmış, … Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğü tarafından düzenlenen 20/11/2014 ve 01/10/2014 tarihli raporlarda bahse konu tabanca ve mermilerin 6136 sayılı yasa kapsamında yasak niteliği haiz oldukları,
01.10.2014 tarihli … Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğünce yapılan inceleme neticesinde; sanık … ve ölen … ‘den alınan svap örneklerinde atış artığına rastlanılmadığının ancak bununla birlikte yine aynı raporda eylemin söz konusu silah ile bitişik atış şeklinde gerçekleştiği,
22.10.2014 tarihli … Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğünce yapılan inceleme neticesinde; Söz konusu tabanca ve tabancaya ait şarjör üzerinde yapılan biyolojik inceleme sonucu iz, emare ve bulguya rastlanılmadığı,
Rapor edilmiştir.
Bu anlatımlar ile tüm delil ve belgeler birlikte incelendiğinde; ölenle sanık eşi arasında ölenin cep telefonunda bir başka kadına ait mesajlar nedeniyle tartışma yaşandığı, sanığın evinde bulunan ruhsatsız silahı alıp sanık eşinin eline vermek istediği, namlunun ölene doğru olduğu, sanığın elini silahtan çektikten 1 … kadar sonra silahın patladığı, silahı ölenin patlattığı iddia edilmiş ise de yakın mesafeden ölene ateş edildiği ve gögüs kısmından vurulduğu dikkate alındığında namlusu kendine dönük olan birinin silahı kendine doğru ateşlemesinin güç olduğu hele gögüs nahiyesinden vurmasının daha da güç olduğu açıktır.
Kriminal inceleme neticesinde; silahı sanığın eline veren, tutması için diğer elini üzerine kapatan, sanığın eline çekmesi sonrası patlama gerçekleştiği kısacası silahın ölenin temasıyla gerçekleştiği kabul edilse dahi ölenin elinden alınan svap örneklerinde hiç atış artığına rastlanılmaması da dikkate değer bulunmuştur. Sanığın eli de olay sonrası yıkandığı için alınan svaplardan sonuç alınamamıştır.
Olayda kullanılan silah üzerinde yapılan teknik incelemede, sanık tarafından belden çıkartılan, sanığın eline tutuşturulan ve diğer eliyle üzerinden bastırılan ve bir el patladığı sabit olan silah üzerinde ne sanığın ne de ölenin parmak izine ya da herhangi bir emareye rastlanılmamıştır. Bu da olay sonrası suçu örtbas etmek için silah üzerinde kapsamlı bir temizlik yapıldığın göstermektedir.
Ölenin kendi kendini vurduğunu ölenden duyduğunu söyleyen … ise kollukta, Cumhuriyet savcılığında ve mahkeme huzurunda verdiği beyanlarında ölenle karşılaştığı yer ve ölenin “kendimi vurdum” sözlerinin içeriği hakkında zaman zaman birbiriyle uyumsuz anlatımlarda bulunmuştur.
Sanığın ölenin eşi olduğu da dikkate alındığında; sanık ile ölen arasında telefonda rastlanılan bir başka kadından gelen mesaj sonrası tartışma yaşandığı, sanığın öleni kasten öldürdügüne dair her türlü şüpheden uzak kesin ve inandırıcı delil elde edilememişse de, ölenin kendisine ait ruhsatsız silahının namlusunu kendisine yöneltip tabancanı kabzasını sanık eşinin eline verdiği, sanığın elini silahtan çekmek isterken tetiğe temas ederek silahın ateş almasına taksirli davranışıyla sebebiyet verdiği sanığın tevil yollu anlatımları ve kriminal raporlarla teyit edilmiştir.
Yukarıda arz ve izah edilen hususlar dikkate alındığında; Dairemizce yapılan inceleme neticesinde, sanığın hukuki durumunun TCK’nın 85/1 ve 22/6. maddeleri gereğince değerlendirilmesi gerektiği gerekçesiyle ilk derece mahkemesinin beraat kararının bozulması yerine kararın onanmasına karar veren çoğunluk görüşüne iştirak etmiyoruz. 09/05/2023