YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/7512
KARAR NO : 2023/788
KARAR TARİHİ : 14.03.2023
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. … 3. Asliye Ceza Mahkemesinin, 03.12.2015 tarihli ve 2014/467 Esas, 2015/935 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında taksirle yaralama suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 89 uncu maddesinin birinci – üçüncü fıkrasının (b) bentleri, 62 nci maddesi gereğince neticeten 10.000 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
2. … 3. Asliye Ceza Mahkemesinin, 03.12.2015 tarihli ve 2014/467 Esas, 2015/935 Karar sayılı kararının sanık müdafii tarafından temyizi üzerine Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 21.09.2021 tarihli 2019/ 10838 Esas, 2021/6092 Karar sayılı kararı ile “sanık hakkında basit yargılama usulünün değerlendirilmesinde zorunluluk bulunduğu” gerekçesi ile bozulmasına karar verilmiştir.
3. … 3. Asliye Ceza Mahkemesinin, 26.05.2022 tarihli ve 2021/ 698 Esas, 2022/406 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında taksirle yaralama suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 89 uncu maddesinin birinci – üçüncü fıkrasının (b) bentleri, gereğince neticeten 14.400 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, 1412 sayılı Ceza Muhakemesi Usulü Kanunu’nun 326 ncı maddesinin son fıkrası uyarınca sanığın kazanılmış hakkının saklı tutulmasına karar verilmiştir.
4. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 27.09.2022 tarihli ve 2022/113900 sayılı, hükmün onanması görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdi edilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafiinin temyiz istemi;
1. Sanığın kusuru bulunmadığına,
2. Cezanın fazla olduğuna ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
Yerel Mahkemenin Kabulü:
1. Olay günü saat 18.20 sıralarında katılanın sevk ve idaresindeki motosiklet ile meskun mahalde, orta refüjle bölünmüş, tek yönlü iki şeritli, 8 metre genişliğindeki yolda seyir halindeyken dört yönlü kontrolsüz kavşağa geldiğinde istikametine göre sağındaki tali yoldan gelip anayola giriş yapmak için anayolda solunda park halindeki araçların hizasını geçerek duraklayan sanığın sevk ve idaresindeki otomobile çarptığı, kaza nedeniyle katılanın hayati tehlike geçirecek, basit tıbbi müdahale ile giderilemeyecek ,vücudundaki kemik kırıklarının vücuda etkisinin ağır (6) derecede olacak, duyularından yada organlarından birisinin işlevinin yitirilmesine neden olacak şekilde yaralandığı olayda; mahkemece bozma öncesi sanığın asli kusurlu olduğu, bozma sonrası katılanla eşit kusurlu olduğu kabul edilerek uygulama yapılmıştır.
2. Katılan sanıktan şikayetçi olduğunu beyan etmiştir.
3. Sanık savunmasında ”..14.05.2014 günü saat 18.30 sıralarında çalıştığım şirkete ait olan … plakalı aracın sürücülüğünü yaptığım halde Müftülük ile Yantur arasında bulunan geçiş yolundan Atatürk Bulvan yan yola gireceğim esnada kavşakta durdum ve yolun bana göre soluna sabit durduğum esnada bakarken çok hızlı gelen plakasını sonradan öğrendiğim … plakalı motosiklet birden kayarak üzerime doğru gelmeye başladı. Ben sabit durduğumdan sadece şahsın kaymasını görebildim. Şahıs ve motosiklet kayarak geldi ve motosiklet Atatürk Bulvarı yan yola doğru kaydı. Şahıs ise birden motosikletten ayrılarak benim aracımın sol ön tampona doğru geldi ve şahsın kaskı benim aracımın ön tamponuna çarptı. Ben hemen araçtan inerek şahsın yanına geldim. Benimle birlikte hiç tanımadığım ve yoldan geçen biri de yanımıza geldi. Ben şahsın bilincini açık tutmak için konuşturmaya çalıştım. İsmini sonradan Öğrendiğim … isimli yaralı şahıs kaskım çıkarmamızı söyledi. Yanımdaki şahıs kaskı çıkarttı ve ambulansın gelmesini bekledik. Olay yerine ambulans ve trafik ekibi geldi. Şahıs ambulans ile hastaneye gitti. Bende gelen polislerle birlikte hastaneye gittim. Daha sonra ifade vermek üzere polis merkezine geldim. Olayda benim kusurum yokrtur. Zaten ben sabit durduğum esnada şahıs motosikleti ile kayarak benim aracımın tamponununa çarpmıştır.” şeklinde beyanda bulunmuştur.
4. Kaza tespit tutanağında sanığın kusurlu olmadığı kanaati bildirilmiş, çarpma noktası anayol üzerinde işaretlenmiş, katılana ait 9 metre fren izi olduğu belirtilmiştir.
5. Keşfe binaen trafik bilirkişisi … Sak tarafından tanzim olunan 19.12.2014 günlü göre:
”.. Olay yerinde yapılan keşifte, Dosya içeriği ve CD içeriğindeki kamera görüntülerinde … plakalı Honda marka Motosiklet sürücüsü müşteki …’in kavşak girişinde bekleyen aracı fark edip paniklediği ve motosikletini sağ üzerine yatırarak sürüklenip kavşak girişinde otomobile çarptığı ve 2918 sayılı K.T.K.un MADDE 52 – Sürücüler;
a) Kavşaklara yaklaşırken, dönemeçlere girerken, … üstlerine yaklaşırken, dönemeçli yollarda ilerlerken, yaya geçitlerine, hemzemin geçitlere, tünellere, dar köprü ve menfezlere yaklaşırken, yapım ve onarım alanlarına girerken, hızlarını azaltmak,
b) Hızlarını kullandıkları aracın yük ve teknik özelliğine, görüş, yol, hava ve trafik durumunun gerektirdiği şartlara uydurmak zorundadırlar. Kanun ve kuralını ihlalden dolayı ASLİ KUSURLU olduğu;
… Plakalı otomobil Sürücüsü sanık … olayın oluşumunda herhangi bir trafik kural ve ihlalinin olmadığından KUSURSUZ olduğu” kanaati bildirilmiştir.
6. … ATK Trafik ihtisas dairesi tarafından verilen 19.02.2015 günlü ve 2015/8722/1251 sayılı rapora göre;
”…sanık …’in sevk ve idaresindeki kavşağa geldiğinde, anayol üzerindeki gerekli-yeterli kontrolleri yapması gerektiği hususlarına riayet etmediği, yeterli kontrolü yapmadan ve yaklaşan motosikletin hızını-mesafesini dikkate almadan kavşağa kontrolsüzce giriş yaptığı esnada motosikletin direksiyon hakimiyetini kaybedip sürüklenerek aracına çarptığı olayda dikkat ve özen yükümlülüklerine aykırı davranması, diğer sürücü katılan …’in idaresindeki motosiklet ile meskun mahaldeki yolda seyir halinde iken olay mahalli kavşağa geldiğinde, hızını azaltması, seyrine daha kontrollü biçimde devam etmesi gerektiği hususlarına raiyet etmediği, olay mahalli kavşağa giriş yapmakta olan otomobili fark edip kendi varlığını belirtir tarzda uyarıp manevra kabiliyeti yüksek olan aracıyla etkin tedbir alması gerekirken direksiyon hakimiyetini kaybederek motosikleti ile sürüklenip araca çarpması neticesinde meydana gelen olayda dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranışı ile olayda kusurlu olduğu ve sanık ile mağdurun eşit derecede kusurlu oldukları” kanaati bildirilmiştir.
7. Karayolları Trafik Fen Heyeti raporuna göre:
”.. sanık …’in sevk ve idaresindeki aracı ile olay yerine doğru seyri esnasında tedbirli ve dikkatli olması, olay yerinde bulunan kavşağa yaklaşması nedeniyle, aracının seyir şeridine her an bir aracın çıkabileceğini göz önüne alarak aracını ana yola çıkmadan kendi seyir şeridi üzerinde durdurması, yolu kontrolünü buradan yapması, emniyetle durmayacak kadar yaklaşmış bulunan araçlara ilk geçiş hakkın vermesi ve yol tamamen boşaldıktan sonra, çıkış yapması gerekirken, bu kurallara riayetsiz bir şekilde mağdur sürücünün aracının seyir şeridine çıkması sonucu mağdur sürücünün kontrolünü kaybetmesine sebep olduğu kaza nedeniyle, 2918 sayılı Yasa’nın 57/a, 57/b-4, 57/b-5 ve 84. maddelerine göre asli kusurlu, müşteki …’in idaresindeki aracı ile meskun mahal içerisinde seyri ile söz konusu kavşağa yaklaşması nedeniyle, aracının seyir şeridine her an başka bir aracın çıkabileceğini göz önüne alarak, tedbirli ve dikkatli olması, sağından gelen otomobili gördüğünde, tedbirde geç kalmadan etkin bir şekilde korna ile ikaz etmesi ve emniyetli bir mesafeden sert fren ile birlikte aracının sahip olduğu üstünlüğünü kullanarak, son anda dahgi, direksiyon manevrası ile olayı önlemeye çalışması gerekirken tedbirsiz ve dikkatsizce … kullanması ve tedbir almakta geç kalması sonucu meydana gelen olayda 2918 sayılı Yasa’nın 57/a. maddesine göre tali kusurlu olduğu”
Kanaati bildirilmiştir.
8. Yaralanmaya ilişkin kesin doktor raporunun, sanığın adli sabıka kaydının dosyada olduğu görülmüştür.
IV. GEREKÇE
1. Yapılan inceleme neticesinde yerel mahkemenin kararında, oluş ve kabulde herhangi bir isabetsizlik bulunmadığı görülmüştür.
2. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 23/01/2018 tarih, 2017/463 Esas, 2018/20 Karar sayılı ve 23/01/2018 tarih, 2015/962 Esas, 2018/16 Karar sayılı ilamlarında vurgulandığı üzere, sanık hakkında hükmolunan adli para cezasının ödenmemesi halinin infaz aşamasında değerlendirilmesi gerektiği dikkate alındığında, 5237 sayılı TCK’nın 52/4. maddesi yerine 5275 sayılı Kanunun 106/3. maddesinin uygulanması bozma nedeni yapılmamıştır.
3. Sanık müdafiinin sanığın kusuru bulunmadığı, cezanın fazla olduğu yönünden temyiz istemi;
Sanığın sevk ve idaresindeki aracı ile olay yerine doğru seyri esnasında tedbirli ve dikkatli olması, olay yerinde bulunan kavşağa yaklaşması nedeniyle, aracının seyir şeridine her an bir aracın çıkabileceğini göz önüne alarak aracını ana yola çıkmadan kendi seyir şeridi üzerinde durdurması, yolu kontrolünü buradan yapması, emniyetle durmayacak kadar yaklaşmış bulunan araçlara ilk geçiş hakkın vermesi ve yol tamamen boşaldıktan sonra, çıkış yapması gerekirken, bu kurallara riayetsiz bir şekilde katılan sürücünün aracının seyir şeridine çıkması sonucu katılanın kontrolünü kaybetmesine sebep olmakla kusuru bulunan sanık hakkında katılanın yaralanmasının niteliği de göz önünde bulundurulduğunda hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık görülmemiştir.
4. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri de reddedilmiştir.
5. … 3. Asliye Ceza Mahkemesinin, 26.05.2022 tarihli ve 2021/ 698 Esas, 2022/406 Karar sayılı kararında Yargıtay tarafından düzeltilmesi mümkün görülen “Bozma kararı öncesi hükmedilen 500 gün karşılığı 10.000 TL adli para cezasına ilişkin ilk hükmün yalnızca sanık müdafii tarafından temyiz edildiği ve belirtilen cezanın sanık bakımından kazanılmış hak oluşturduğu hususunun CMUK 326/son maddesi gereğince infaz aşamasında gözetilmesine karar verilmesi gerekirken, sanık hakkında neticeten 10.000 TL adli para cezasına hükmedilmesi” dışında bir hukuka aykırılık görülmemiştir.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde 5 numaralı bentte açıklanan nedenle … 3. Asliye Ceza Mahkemesinin, 26.05.2022 tarihli ve 2021/698 Esas, 2022/406 Karar sayılı kararına yönelik sanık müdafiinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi uyarınca BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesi gereği hüküm fıkrasından 5 nolu parafrafın çıkarılarak yerine “Bozma kararı öncesi hükmedilen 10.000 TL adli para cezasına ilişkin ilk hükmün sadece sanık müdafii tarafından temyiz edilmesi nedeniyle sonuç ceza miktarı sanık lehine kazanılmış hak teşkil ettiğinden, 1412 sayılı CMUK’un 326/son maddesi uyarınca infazın 10.000 TL adli para cezası üzerinden yapılmasına” ibaresinin eklenmesi, suretiyle hükmün, Tebliğnameye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
14.03.2023 tarihinde karar verildi.