YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/7948
KARAR NO : 2023/709
KARAR TARİHİ : 08.03.2023
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 12. Ceza Dairesi
Sanık hakkında Dairemizce verilen bozma kararı üzerine verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Çaycuma 2. Asliye Ceza Mahkemesinin, 04.10.2017 tarihli ve 2014/244 Esas, 2017/666 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında taksirle yaralama suçundan, 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca beraat kararı verilmiştir.
2. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 12. Ceza Dairesinin, 25.04.2019 tarihli ve 2018/61 Esas, 2019/1176 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik katılan vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne karar verilerek 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca duruşmalı yapılan inceleme neticesinde aynı Kanun’un 280 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılması ile sanık hakkında taksirle yaralama suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 89 uncu maddesinin birinci fıkrası, aynı maddenin ikinci fıkrasının (b) ve (d) bentleri, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 52 nci maddesinin ikinci ve dördüncü fıkraları ve 53 üncü maddesinin altıncı fıkrası uyarınca 6.740,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
3. Ankara Bölge Adliyesi Mahkemesi 12. Ceza Dairesi kararının sanık müdafii tarafından temyizi üzerine Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 21.12.2021 tarihli ve 2021/7089 Esas, 2021/9067 Karar sayılı kararı ile basit yargılama usulü hükümlerinin değerlendirilmesi gerektiğinden bahisle bozulmasına ve dava dosyasının 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
4. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 12. Ceza Dairesinin, 28.06.2022 tarihli ve 2022/159 Esas, 2022/1879 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında, taksirle yaralama suçundan 5237 sayılı Kanun’un 89 uncu maddesinin birinci fıkrası, aynı maddenin ikinci fıkrasının (b) ve (d) bentleri, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 52 nci maddesinin ikinci ve dördüncü fıkraları ve 53 üncü maddesinin altıncı fıkrası uyarınca 6.740,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
5. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 07.09.2022 tarihli ve 2022/115209 sayılı temyiz isteminin esastan reddiyle hükmün onanması görüşünü içeren Tebliğname ile Daireye tevdi edilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafiinin temyiz isteği; sanığın kusursuz olduğuna, kusur tayininin hatalı yapıldığına, sanığın ehliyetinin gerekçesiz olarak geri alındığına ve birden fazla ehliyeti olmasına rağmen hangi sınıf ehliyetinin alındığının belirtilmediğine ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü;
1. Mahkemece sanığın üzerine atılı suçu inkar ettiği, katılanların sanıktan şikayetçi oldukları, katılan …’ın olay esnasında kaldırımda ablası olan … İnam ile birlikte bulunduğu sırada yoldan karşılıklı olarak araçlar geçtiği, sanığın kullandığı araç geçtiği sırada diğer araç yolu daralttığı için sanığın kendisine çarptığını ve olay esnasında kaldırımda olduğunu beyan ettiği, katılan ve tanık …’in beyanları doğrultusunda söz konusu kazanın Adli Tıp Kurumu Başkanlığı Ankara Trafik İhtisas Dairesinin terditli raporundaki birinci hale göre meydana gelmediğinin anlaşıldığı, ikinci halin kabul edildiği durumda da sanığın üzerine atfı kabil kusurunun bulunmadığı, ancak bu hususta da şüpheden uzak, kesin, inandırıcı delil elde edilemediği, bu kapsamda sanık ve müdafiinin savunmaları ile Adli Tıp Kurumu Başkanlığı Ankara Trafik İhtisas Dairesinin raporu bir bütün olarak nazara alındığında, sanığın üzerine atılı taksirle bir kişinin yaralanmasına neden olma suçunu işlediğine dair katılanların iddiaları dışında sanık savunmasını geçersiz kılacak her türlü şüpheden uzak, kesin, inandırıcı ve cezalandırılması için yeterli delil bulunmadığı kanaatine varılmış olup 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 223/2-e maddesi gereği sanığın üzerine atılı taksirle bir kişinin yaralanmasına neden olma suçunu işlediğinin sabit olmaması nedeni beraatine dair karar verilmiştir.
2. Sanık aşamalardaki savunmalarında katılan …’nın asfalt içerisinde yürüdüğünü gördüğünü, bir anda yola atlaması nedeniyle kazanın meydana geldiğini ve kazada kusurunun olmadığını beyan etmiştir.
3. Kaza sebebiyle yaralanan katılan … ile anne ve babasının sanıktan şikayetçi oldukları, katılma talebinde bulundukları ve uzlaşmayı kabul etmedikleri görülmüştür.
4. Katılan … kazanın kendisi ve ablası kaldırımda yürürken gerçekleştiğini, yolun içerisine girmediğini beyan etmiştir.
5. Kaza anında katılan …’nın yanında olan ablası … kazanın kardeşi kaldırımda iken gerçekleştiğini, kardeşinin elini tutması nedeni ile yola inmesinin mümkün olmadığını beyan etmiştir.
6. Tanık … ilk derece mahkemesinde keşif sırasında alınan beyanında olay tarihinde olayın meydana geldiği yeri gören evinin balkonunda bulunduğunu, olay esnasında mağdur … ve yanında bulunan bir kişinin yolun kenarında yolun dışında yürüyerek ilerlediklerini, bu sırada Perşembe istikametinden Çaycuma ilçesine doğru sanığın kullanmış olduğu araç olay yerine yaklaştığını, olay yerinde karşı yönden gelen bir araç ile karşılaşan sanığın direksiyon hakimiyetini kaybettiğini ve yolun dışında yürüyerek ilerleyen mağdura çarptığını, kazanın yolun dışında mağdurun çimenlerin üzerinde yürüdüğü sırada meydana geldiğini ve olay esnasında mağdurun yola çıkmadığını beyan etmiştir.
7. Olay anında araçta bulunan sanığın eşi tanık … Ilgın aracın arka koltuğunda oturduğunu, olay yerinin yaklaştıklarında katılan …’nın yolun kenarından ilerlediğini gördüğünü, sol taraflarından ters istikamette geçen araca baktıktan sonra tekrar yola döndüğünde katılan …’nın yola çıktığını, katılan …’nın hızlıca yola çıkması nedeniyle kazanın şerit çizgilerinin içinde meydana geldiğini, araçlarının hızının 60-70 km kadar olduğunu beyan etmiştir.
8. Adli Tıp Kurumu Zonguldak Adli Tıp Şube Müdürlüğü 13.07.2015 ve 09.11.2015 tarihli adli raporlarında katılanın yaralanmasının yüzde sabit iz niteliğinde ve saptanan kırıkların müştereken hayat fonksiyonlarını ağır (5) derecede etkileyecek nitelikte olduğu bildirilmiştir.
9. Soruşturma aşamasında kolluk güçlerince tanzim olunan Trafik Kazası Tespit Tutanağında ve İlk Derece Mahkemesi tarafından yapılan keşif neticesinde düzenlenen 09.03.2015 tarihli bilirkişi raporunda, katılan …’ın Karayolları Trafik Kanunu’nun 68 inci maddesini ihlal ettiğinden asli kusurlu olduğu, sürücü Denizhan Ilgın’ın ise Karayolları Trafik Kanunu’nun 52 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendini ihlal ettiğinden tali kusurlu olduğu görüş ve kanaati belirtilmiştir.
10. İlk Derece Mahkemesince dosya Adli Tıp Kurumu Ankara Trafik İhtisas Dairesi Başkanlığı’na gönderilmiş olup 08.06.2015 tarihli bilirkişi raporunda, çarpmanın yaya …’ın yol içerisinde Çaycuma istikametine doğru yürüdüğü sırada mı, yoksa yol dışında yürürken birdenbire yola girdiği sırada mı meydana geldiği hususunda tereddüt oluştuğundan mahkemenin takdirine bırakılmak üzere olayın iki hale göre değerlendirildiği, buna göre;
Birinci halde çarpmanın yaya …’ın yol içerisinde Çaycuma istikametine doğru yürüdüğü sırada meydana gelmiş olması durumunda;
Sürücü Denizhan Ilgın’ın, sevk ve idaresindeki otomobil ile meskun mahalde gündüz vakti seyri sırasında olay yerine geldiğinde yeterince müteyakkız davranmadığının, bu haliyle yolun sağında arkası dönük vaziyette yürüyen yayaya tehlikeli biçimde yaklaşarak çarpmasıyla meydana gelen olayda dikkatsizliği, tedbirsizliği ve kurallara aykırı hareketiyle asli kusurlu olduğunun,
Yaya 7 yaşlarındaki …’ın, her iki yanında yaya yolu ve banket bulunmayan iki yönlü karayolunda yolun sol kenarını izleyerek yürümesi gerekirken bu kurala uymadığının, bu haliyle arkasından tehlikeli biçimde yaklaşan araçtan korunma tedbiri alamayıp çarpılmasıyla meydana gelen olayda hal ve hareketlerinin müdriki olmayışı sebebiyle davranışlarının sonuç üzerine tali derecede etkili olduğu,
İkinci halde çarpmanın yaya …’ın yol dışında yürürken birdenbire yola girdiği sırada meydana gelmiş olması durumunda;
Sürücü Denizhan Ilgın’nın, sevk ve idaresindeki otomobil ile meskun mahalde gündüz vakti seyri sırasında olay yerine geldiğinde yolun sağ dışında yürüyen yayanın yanından geçtiği sırada birdenbire yola giren yayaya çarpmasıyla meydana gelen olayı önleme imkanı bulunmadığından sonuçta atfı kabil kusuru olmadığının,
Yaya 7 yaşlarındaki …’ın yolun sağ dışında yürürken yanından araç geçtiği esnada kendi can güvenliğini tehlikeye atacak biçimde birdenbire yola girmesiyle meydana gelen olayda hal ve hareketlerinin müdriki olmayışı sebebiyle davranışları sonuç üzerine asli derecede etkili olduğu yönünde görüş bildirilmiştir.
11. Sanığın güncel adlî sicil kaydı dava dosyasına eklenmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
Bölge Adliye Mahkemesince dosyanın gelmiş olduğu aşama, sanık, katılanlar ve tanıkların mahkeme huzurunda dinlenmiş olmaları, delillerin Mahkemece toplanmış ve huzurda tartışılmış olması sebebiyle takdiren basit yargılama usulüne geçilmemiştir.
Dosyada bulunan ve keşfe binaen düzenlenen bilirkişi raporu ile Adli Tıp Kurumu Başkanlığı Ankara Trafik İhtisas Dairesinin raporu, sanık, mağdur ve tanıkların beyanları ve Trafik Kazası Tespit Tutanağı ile kaza yeri krokisi incelenmiş, İlk derece mahkemesince keşif sırasında dinlenen, ancak beyanları hususunda olumlu veya olumsuz değerlendirme yapılmayan tanık …’in ve sanığın eşi tanık … Ilgın’ın anlatımları, mağdur ve diğer tanıkların anlatımları ile sanığın savunmaları birlikte değerlendirilmiş ve sanığın seyir yönünde yol kenarında yürüyen mağdur ve ablasını kaza öncesi gördüğü hususunda bir kuşku bulunmadığı kabul edilmiştir.
Sanığın “….olay yerine geldiğim sırada yolun kenarında mağdur … ve yanında bir çocuk yürüyorlardı, ben karşı şeritten araç geldiği için aracın şeridini değiştirmeden yolda ilerlediğim sırada mağdur … yanındaki arkadaşından ayrılarak bir anda önüme çıktı, ben direksiyonu sola doğru çevirmeme ve frene basmama rağmen aracı kurtaramadım, aracımın sağ çamurluk kısmı mağdura çarptı…” şeklindeki savunmada bulunduğu ancak Trafik Kazası Tespit Tutanağında ve krokisinde sanığın aracının sağ yan kaput üst kısmı ile sağ ön yan direğinde hasar olduğunun belirlendiği, olay yerinde fren izi tespit edilemediği, sanığın otomobilinin sağ tarafı ile çarpması sonucu mağdurun yolun sağ tarafına fırladığı, sanığın otomobilinin ise çarpmadan sonra yolun gidiş istikametine göre, çarpma noktasının hemen dışında yolun sağ tarafında bulunan çöp konteynırına çarparak durduğunun tespit edildiği, işaretlenen çarpma noktasının ise yolun Çaycuma istikametine gidişe göre yol içerisi olmakla birlikte yolun en dış sağ kenarı olduğu ve olay mahallinde yayaların yürüyebileceği kaldırım veya banket olmadığı belirlemeleri karşısında sanığın savunmasına itibar edilmemitir.
Oluşa, tanık beyanlarına ve tüm dosya kapsamına göre somut olayda; sanığın mahal şartlarında seyrine göre yolun sağında yol kenarında yürüdüğünü gördüğü yayaları korna çalarak veya başka şekilde uyarmadan, kontrollü bir şekilde gitmeye çalışmayarak, gerektiğinde durmayarak dikkatsiz ve tedbirsiz şekilde hızını düşürmeden seyrini sürdürdüğü ve karşıdan gelen araç nedeniyle daralan yolun sağına daha da fazla yaklaşarak ve yol kenarında bulunan mağdura çarptığı, sanığın eyleminin; Adli Tıp Kurumu Başkanlığı Ankara Trafik İhtisas Dairesinin 08.06.2015 tarihli raporundaki birinci hale göre gerçekleştiği ve sanığın olayda asli kusurlu olduğu, sanığa atılı suçun bu şekilde sübut bulduğu kabul edilmiş ve sanığın atılı suçtan cezalandırılması gerektiği kanaatine varılmıştır.
Asli kusurlu olarak katılan mağdur …’ın basit tıbbi müdahaleyle giderilemeyecek ve 5. derecede (ağır) kemik kırığına ve yüzünde sabit iz oluşmasına neden olacak şekilde taksirle yaralanmasına neden olan sanığa, suçun işleniş şekli, katılanda meydan gelen yaralanmaların niteliği, bu suretle meydana gelen tehlike ve zararın ağırlığı, sanığın asli kusurlu oluşu ile hak ve nesafet kuralları da gözetilmek sureti ile sanık hakkında 5237 sayılı Kanun’un 89 uncu maddesinin birinci fıkrasında yer alan cezalardan adli para cezası tercih edilerek ve temel ceza alt sınırdan bir miktar uzaklaşılarak 270 gün karşılığı adli para cezası olarak belirlenmiş, katılan mağdur …’ın vücudunda kemik kırığı meydana gelecek ve yüzünde sabit iz oluşacak şekilde yaralanmasından dolayı 5237 sayılı Kanun’un 89 uncu ikinci fıkrasının (b) ve (d) bentleri, uyarınca temel ceza yarı oranında arttırılmış, sanığın, kişiliği, sosyal ve ekonomik durumu, fiilden sonraki ve yargılama sürecindeki davranışları ve suçun işlenmesindeki özellikler gözetilerek sanığın cezasından 5237 sayılı Kanun’un 62 nci maddesinin birinci fıkrası gereğince takdiri indirim uygulanması gerektiği kanaatine varılarak hüküm kurulmuştur.
IV. GEREKÇE
1. Yapılan inceleme neticesinde Bölge Adliye Mahkemesince olayın kabulünde ve verilen ceza miktarında herhangi bir isabetsizlik bulunmamıştır.
2. Dosya içeriğinde yer alan belgeler, sanığın aşamalardaki savunmaları, katılanların beyanları ve tanıkların beyanları birlikte değerlendirildiğinde; sanığın yol kenarında yürüyen katılanı görmesine rağmen hızını düşürmediği, etkin fren tedbiri almadığı, sesli uyarı işaretlerini kullanmadığı ve tanık …’in kaza anında katılanın yolun dışında olduğuna yönelik beyanının dosya içeriği ile örtüştüğü değerlendirilerek, sanığın ve eşinin beyanlarının suçtan kurtulmaya yönelik olduğu değerlendirilmiş, kazanın Bölge Adliye Mahkemesince kabul edilen şekilde gerçekleşmesi nedeniyle sanığın asli kusurlu olarak değerlendirilmesinde isabetsizlik görülmemiştir.
3. 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesinin altıncı fıkrasında, belli bir meslek veya sanatın ya da trafik düzeninin gerektirdiği dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırılık dolayısıyla işlenen taksirli suçtan mahkûmiyet hâlinde, üç aydan az ve üç yıldan fazla olmamak üzere, bu meslek veya sanatın icrasının yasaklanmasına ya da sürücü belgesinin geri alınmasına karar verilebileceği ve aynı Kanunun 3 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca tayin olunacak güvenlik tedbirinin süresinin, fiilin ağırlığı ile orantılı, adalet ve hakkaniyet kurallarına uygun olacak şekilde belirlenmesi gerektiği düzenlenmiş olup, Bölge Adliye Mahkemesince takdiren sürücü belgesinin 5 ay geri alınmasında isabetsizlik görülmediğinden sanık müdafiinin bu hususa yönelik temyiz istemi yerinde görülmemiştir.
4. Sanığın 06.09.2004 tarihinde verilen ve 368999 seri numaralı ehliyetinin verildiği tarihte ve kaza tarihinde “B” sınıfı olduğu, 17.04.2015 tarihli 29329 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Karayolları Trafik Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 8 inci maddesi ile ehliyet sınıflarının güncellendiği ve bu nedenle “B” sınıfı ehliyetlere “M, B1, D1 ve F” sınıfı araçları sürme yetkisi verildiği anlaşılmakla, sanığın yalnızca “B” sınıfı ehliyeti bulunmasından dolayı sanık müdafiinin hangi sınıf ehliyetinin alındığının belirtilmesi gerektiğine yönelik temyiz istemi yerinde görülmemiştir.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 12. Ceza Dairesinin, 28.06.2022 tarihli ve 2022/159 Esas, 2022/1879 Karar sayılı kararında sanık müdafiince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden aynı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğnameye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Çaycuma 2. Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 12. Ceza Dairesine gönderilmek üzere gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
08.03.2023 tarihinde karar verildi.