Yargıtay Kararı 12. Ceza Dairesi 2022/7985 E. 2023/1299 K. 18.04.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/7985
KARAR NO : 2023/1299
KARAR TARİHİ : 18.04.2023

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Taksirle yaralama

Sanık hakkında Dairemizin bozma ilamı üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1 … 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 25.03.2015 tarihli ve 2013/187 Esas, 2015/93 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında taksirle yaralama suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 89 uncu maddesinin birinci fıkrası, üçüncü fıkrasının ( b) bendi, 22 nci maddesinin üçüncü fıkrası, 26 ay 20 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.

2…. 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 25.03.2015 tarihli ve 2013/187 Esas, 2015/93 Karar sayılı kararının sanık müdafii tarafından temyizi üzerine Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 29.03.2018 tarihli ve 2016/6658 Esas, 2018/3660 Karar sayılı kararı ile ”… sanıkla katılan arasında uzlaştırma işlemleri gerçekleştirilmeden dava açıldığı, kovuşturma aşamasında da, aynı Kanunun 254. maddesi uyarınca bu eksikliğinin giderilmediği, buna göre, mahkemece CMK’nın uzlaşma başlıklı 253. ve 254. madde hükümleri uygulanmak suretiyle sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, uzlaşma işlemleri tamamlanmadan yargılamaya devamla yazılı şekilde hüküm kurulması ” nedeniyle bozulmasına karar verilmiştir.

3. Dairemizin bozma kararı üzerine … 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 24.12.2018 tarihli ve 2019/13152 E.2021/233 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında taksirle yaralama suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 89 uncu maddesinin birinci fıkrası, üçüncü fıkrasının ( b) bendi, 22 nci maddesinin üçüncü fıkrası, 26 ay 20 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.

4…. 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 24.12.2018 tarihli ve 2019/13152 E.2021/233 Karar sayılı kararının sanık müdafii tarafından temyizi üzerine Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 13.01.2021 tarihli ve 2019/13152 Esas, 2021/233 Karar sayılı kararı ile sanık lehine olan uygulamanın belirlenerek yerine getirilmesi ve gereği için dosyanın, ”Basit Yargılama Usulü” yönünden yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması nedeniyle bozulmasına karar verilmiştir.

5.Dairemizin bozma kararı üzerine … 1. Ağır Ceza Mahkemesinin,12.10.2021 arihli ve 2021/143 Esas, 2021/395 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında taksirle yaralama suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 89 uncu maddesinin birinci fıkrası, üçüncü fıkrasının ( b) bendi, 22 nci maddesinin üçüncü fıkrası, 26 ay 20 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.

6.Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 27.09.2022 tarihli ve 2021/150699 sayılı, sanık hakkında mahkemece kurulan hükmün onanması görüşünü içerir Tebliğname ile Dairemize tevdi edilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafiinin Temyiz Sebepleri
1.Uzlaştırma işlemlerinin usulüne aykırı yapıldığına,

2. Basit Yargılama usulü yönünden yeniden değerlendirme yapılması gerektiğine,

3. Lehe hükümlerin ve takdiri indirim maddesinin uygulanması gerektiğine,

4. Bilinçli taksir koşullarının oluşmadığına,

5. Üst hadden ceza verildiğine,

6. Katılan hakkında düzenlenen … raporlarına itibar edilemeyeceğine
ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
1.Mahkemenin Kabulü
Mahkemece, ” Sanık ile mağdurun arkadaş oldukları, olay günü birlikte eğlenmek için gazinoya gittikleri, alkol aldıkları, sonra sanığın evine geri geldikleri, sanığın kendisine ait olan silahı alkollü olduğu halde kurcalayarak silahın patlamasına sebep olduğu ve mağdurun göz ve kulakta uzuv tatili olacak şekilde yaralandığı, kullanılan silahın etkili mesafesinin 30-40 metre civarında olduğunu fakat hava durumu, kullanılan fişeğin Orijinal olması bu etkiyi etkilediğini,silahın ateşlemeden önce kurma kolunun çekilmesi gerektiğini, emniyet mandalının açılması gerektiğini,sanığın gerekli önlemi almadığı için kazanın meydana geldiğinin anlaşıldığı, alınan ifadeler, tespit tutanakları, doktor raporları, tanık anlatımları ve tüm dosya içeriğinden, sanık ile şikayetçi arasında olay öncesine dayanan husumet bulunmadığı şikayetçi ve sanık tarafından da bu yönde herhangi bir beyan ileri sürülmediği, sanığın eylemde ateşli silah kullandığının sabit olduğunu ancak müştekinin yaralanmasıyla eylemini sonlandırıp hastaneye götürdüğü bu nedenle sanığın eyleminin kasten öldürmeye teşebbüs niteliğinde olmadığı, av tüfeği ile tedbirsizlik ve dikkatsizlik sonucu tüfeğin ateş alması sebebiyle bilinçli taksirle işlenmiş olduğu kabul edilerek, yaralama suçunu işlediği anlaşılmakla ” denilerek sanığın asli kusurlu eylemi ile bir kişinin nitelikli şekilde yaralanmasına neden olması nedeniyle mahkumiyetine karar verilmiştir.

2.25.01.2013 tarihli katılan hakkında … kuruluşu tarafından düzenlenen raporda, ” sağ gözde görme kaybının uzuv tatili niteliğinde olduğunu, sağ kulaktaki işitme kaybının yaralanma sonucu olduğu düşünüldüğünde uzuv tatili niteliğinde olduğu ” nun bildirildiği görülmüştür.

3. 25.06.2012 tarihli ekspertiz raporundan, olaya konu silahın yarı otomatik çalışma sistemine haiz bir av tüfeği olduğunun ve atışına engel mekanik herhangi bir arızasının bulunmadığının tespit edildiği anlaşılmıştır.

4. 25.06.2012 tarihli ekspertiz raporundan, av tüfeği saçma tanesi giriş delikleri üzerinde yapılan incelemede uzak atış sonucu meydana geldiklerinin tespit edildiği belirtilmiştir.

IV. GEREKÇE
1.Uzlaştırma İşlemlerinin Usulüne Uygun Yapılmadığı Yönünden;
Ceza Muhakemesinde Uzlaştırma Yönetmeliğinin 29 uncu maddesinin yedinci fıkrasında yer alan, ”Uzlaşma teklifinde bulunmak için çağrı, telefon, telgraf, faks, elektronik posta gibi araçlardan yararlanılmak suretiyle de yapılabilir. Ancak, bu çağrı uzlaşma teklifi anlamına gelmez.” şeklindeki,

Anılan Yönetmeliğin 29 uncu maddesinin altıncı fıkrasında yer alan, ” uzlaştırmacının uzlaşma teklifinde bulunacağı şüpheli, sanık, katılan, mağdur veya suçtan zarar gören ya da kanunî temsilcilerine iletişim araçlarıyla ulaşılamaması hâlinde açıklamalı uzlaşma teklifi büro aracılığıyla yapılır. ” şeklindeki,

Anılan Yönetmeliğin 29 uncu maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan, “Uzlaştırmacı, uzlaşma teklifini büro aracılığıyla açıklamalı tebligat, istinabe veya Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) yoluyla da yapabilir.” ve 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 10 maddesinin birinci fıkrasında yer alan, “Tebligat, tebliğ yapılacak şahsa bilinen en son adresinde yapılır.” şeklindeki,

7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 21 inci maddesinin birinci ve ikinci fıkralarında yer alan, ” Kendisine tebligat yapılacak kimse veya yukarıdaki maddeler mucibince tebligat yapılabilecek kimselerden hiçbiri gösterilen adreste bulunmaz veya tebellüğden imtina ederse, tebliğ memuru tebliğ olunacak evrakı, o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti azasından birine veyahut zabıta amir veya memurlarına imza mukabilinde teslim eder ve tesellüm edenin adresini ihtiva eden ihbarnameyi gösterilen adresteki binanın kapısına yapıştırmakla beraber, adreste bulunmama halinde tebliğ olunacak şahsa keyfiyetin haber verilmesini de mümkün oldukça en yakın komşularından birine, varsa yönetici veya kapıcıya da bildirilir. İhbarnamenin kapıya yapıştırıldığı tarih, tebliğ tarihi sayılır. Gösterilen adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olup, muhatap o adreste hiç oturmamış veya o adresten sürekli olarak ayrılmış olsa dahi, tebliğ memuru tebliğ olunacak evrakı, o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti azasından birine veyahut zabıta amir veya memurlarına imza karşılığında teslim eder ve tesellüm edenin adresini ihtiva eden ihbarnameyi gösterilen adresteki binanın kapısına yapıştırır. İhbarnamenin kapıya yapıştırıldığı tarih, tebliğ tarihi sayılır.” şeklindeki düzenlemeler birlikte değerlendirildiğinde;

Kendisine uzlaştırma işlemlerini gerçekleştirmek üzere dosya tevdi edilen uzlaştırmacının öncelikle uzlaştırma teklifi yapılacak ilgililere telefon, telgraf, faks, elektronik posta gibi araçlardan yararlanılmak suretiyle uzlaştırma teklifi yapmak üzere çağrı yapması, şayet belirtilen şekilde çağrı yapılamaz ise bu defa uzlaştırmacının ilgili savcılık nezdinde kurulmuş uzlaştırma bürosundan uzlaşma teklifi yapılmasını talep etmesi gerektiği, böyle bir taleple karşılaşan büronun da muhatabına ulaşamaması durumunda öncelikle muhatabın bilinen son adresine tebliğ yapması, tebligatın iade gelmesi durumunda bu defa muhatabın MERNİS adresinin tespitini yaparak, MERNİS adresi ile bilinen en son adresin aynı olduğunun anlaşılması halinde 7201 sayılı Kanun’un 21 inci maddesinin ikinci fıkrası gereğince işlem yapılması, MERNİS adresinin farklı bir adres olduğunun anlaşılması durumunda ise MERNİS adresine aynı Kanun’un 10 ncu maddesinin birinci fıkrası gereğince tebligat yapılması gerekmektedir.

Somut olayda, uzlaştırmacı tarafından katılan …’ya dava dosyasında bulunan adresine çağrı yapmak amacıyla PTT marifeti iki ayrı adrese davetname gönderildiği, katılana gönderilen uzlaşma teklif formunun da içerisinde olduğu zarfın üzerinde ” adresten ayrılmış iade” ve ” iade ” şeklindeki ibarelerin yer alması üzerine katılana adres bilgilerinden ve telefondan ulaşılamamış olması nedeniyle uzlaşmanın olumsuz olacağı anlaşılmakla denilerek uzlaştırmacı tarafından uzlaştırma sağlanamadığına dair tutanak düzenlenmiş ise de uzlaştırmacının sanığın bilinen adresine gönderdiği davetiyenin iade gelmesi üzerine yukarıda detaylıca açıklandığı üzere bürodan bilinen son adreslere uzlaştırma teklifinin gönderilmesini talep etmesi ve büronun da açıklandığı şekilde tebliğ yapması gerekirken, doğrudan uzlaştırmacı tarafından tebliğ yapılarak uzlaşma sağlanamadığı şeklinde düzenlenen raporun usulünce tanzim edilmediği gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde bir isabet görülmemiştir.

2.Basit Yargılama Usulünün Yeniden Değerlendirilmesi Gerektiği Yönünden;
5271 sayılı CMK’nın, 17.10.2019 tarihli ve 7188 sayılı Kanunun 24. maddesi ile başlığı ile birlikte yeniden düzenlenmiş olan ”Basit Yargılama Usulü” başlıklı 251. maddesinin 1. fıkrasında yer alan; ”Asliye Ceza Mahkemesince, iddianamenin kabulünden sonra adli para cezasını ve/veya üst sınırı iki yıl veya daha az süreli hapis cezasını gerektiren suçlarda basit yargılama usulünün uygulanmasına karar verilebilir.” şeklindeki düzenlemeye göre basit yargılama usulünün uygulanıp uygulanmama takdirinin mahkemeye bırakıldığı, temyizen incelenen kararda mahkemece genel hükümlere göre yargılamaya devam edilip karar verildiği gözetildiğinde mahkemenin uygulama yapılmayacağına ilişkin takdirinin olduğu ve Mahkemece basit yargılama usulünün uygulanmamasına karar verildiği anlaşılmakla, sanık müdafiinin bu konu hakkındaki temyiz talebi yerinde görülmemiştir.

3.Lehe Hükümlerin ve Takdiri İndirim Maddesinin Uygulanması Gerektiği Yönünden;
Mahkemece sanık hakkında tayin edilen suç miktarı dikkate alındığında, sanık hakkında lehe hükümlerin ve mahkemece açıklanan nedenler ile takdiri indirim maddesinin uygulanmamasında bir isabetsizlik görülmemiştir.

4.Bilinçli Taksir Koşullarının Oluşmadığı Yönünden;
Mahkeme gerekçesinde açıklanan nedenlerle sanık hakkında bilinçli taksir hükümlerinin uygulanmasında bir isabetsizlik görülmemiştir.

5. Üst Hadden Ceza Verildiği Yönünden;
Mahkemece gerekçesinde açıklandığı şekilde gerçekleşen olayda, sanık hakkında tayin edilen ceza miktarında bir isabetsizlik görülmemiştir.

6.Katılan Hakkında Düzenlenen … Kuruluşu Raporlarına İtibar Edilemeyeceği Yönünden;
Katılanın yaralanmasına yönelik devlet kurumundan alınan ve hükme esas teşkil eden raporlarda bir isabetsizlik görülmemiştir.

V. KARAR
Gerekçe bölümünde (1) numaralı maddede açıklanan nedenle … 21. Asliye Ceza Mahkemesinin, 14.09.2021 tarihli ve 2021/396 E. 2021/564 Karar sayılı kararına yönelik sanık müdafiinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

18.04.2023 tarihinde karar verildi.

y