Yargıtay Kararı 12. Ceza Dairesi 2022/8299 E. 2023/1142 K. 06.04.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/8299
KARAR NO : 2023/1142
KARAR TARİHİ : 06.04.2023

MAHKEMESİ:Asliye Ceza Mahkemesi

Sanık hakkında Dairemizce verilen bozma kararı üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. … (…) 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 26.04.2016 tarihli ve 2014/597-2016/305 sayılı kararı ile; sanık hakkında taksirle yaralama suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 89 uncu maddesinin birinci fıkrası, 89/2-a.b, 62/1, 52/2-4 ve 53 üncü maddenin altıncı fıkrası gereğince 5.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve sürücü belgesinin 6 ay süre ile geri alınmasına karar verilmiştir.

2. … (…) 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 26.04.2016 tarihli ve 2014/597-2016/305 sayılı kararının sanık ve katılanlar vekili tarafından temyizi üzerine, Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 14.04.2021 tarihli ve 2019/8734 Esas, 2021/3590 Karar sayılı kararı ile;

“…Kovuşturma evresine geçilmiş veya hükme bağlanmış olan ve basit yargılama usulü uygulanabilecek dosyalar yönünden 7188 sayılı Kanunun 5. maddesinin 1-d bendinde yer alan kesinleşmiş hükümler haricindeki düzenlemelerin iptal edildiği anlaşıldığından; Anayasa Mahkemesi kararlarının geriye yürümesi mümkün olmayıp, Ceza Muhakemesi Kanununda yapılan değişikliklerin ise derhal uygulanması gerekmekle birlikte, basit yargılama usulü uygulanan olaylarda CMK’nın 251. maddesinin 3. fıkrasına göre; ”mahkûmiyet kararı verildiği takdirde sonuç ceza dörtte bir oranında indirilir.” şeklindeki düzenleme karşısında, Anayasa Mahkemesinin anılan iptal kararlarının neticeleri itibariyle maddi ceza hukukuna ilişkin olduğunun ve CMK’nın 251. maddesinin 3. fıkrasında yer alan düzenlemenin sanık lehine sonuç doğurabilecek nitelikte olduğunun anlaşılması karşısında, TCK’nın 7. maddesi ile CMK’nın 251. maddesi hükümleri gözetilmek suretiyle, sanık lehine olan uygulamanın belirlenerek yerine getirilmesi ve gereği için dosyanın, ”Basit Yargılama Usulü” yönünden yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması…” nedenleri ile bozulmasına karar verilmiştir.

3. … (…) 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 31.05.2022 tarihli ve 2021/279 E. 2021/586 K. sayılı kararı ile; sanık hakkında basit yargılama usulünün uygulanmasına karar verilmekle, taksirle yaralama suçundan 5237 sayılı Kanun’un 89/1, 89/2-a.b, 62/1, 52/2-4, 53/6 ve 5271 sayılı Kanun’un 251 inci maddesinin üçüncü fıkrası gereğince 3.740,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve sürücü belgesinin 6 ay süre ile geri alınmasına karar verilmiştir.

4. Katılan vekilinin … (…) 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 22/10/2021 tarihli ve 2021/279 E. 2021/586 K. sayılı kararına itiraz etmesi üzerine, genel yargılama usulüne göre yargılama yapılıp … (…) 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 31.05.2022 tarihli ve 2022/231 E. 2022/230 K. sayılı kararı ile; sanık hakkında taksirle yaralama suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 89 uncu maddesinin birinci fıkrası, 89/2-a.b, 62/1, 50, 52 nci maddenin dördüncü fıkrası ve 5271 sayılı Kanun’un 252 nci maddesinin üçüncü fıkrası gereğince 3.740,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.

5. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 13/10/2022 tarihli ve 2022/120405 sayılı, onama görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Katılan Vekilinin Temyiz Sebepleri
1. Tayin edilen cezanın katılanda meydana gelen zarara göre hakkaniyete aykırı olduğuna, az olduğuna,

2. Sanığın pişmanlık duymaması nedeni ile hakkında TCK’nın 62. maddesinin uygulanmaması
gerektiğine,

3. Sanığın ehliyetine geçici olarak el konmamasının da hatalı olduğuna,
ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
Yerel Mahkemenin Kabulü
1. Olay günü saat 22:50 sıralarında, sanığın suç tarihinde sevk ve idaresindeki . plaka sayılı araçla … ilçesi . Caddesi üzerinde seyir halinde olduğu sırada, . Sokağa gireceği sırada karşıdan gelen ve katılan …’un sevk ve idaresindeki . plaka sayılı motosiklete çarpması neticesinde katılanın vücudunda 6.derecede ağır kemik kırığı oluşacak ve organlarından birinin işlevinin sürekli zayıflaması niteliğinde yaralanmasına sebebiyet verdiği anlaşılmıştır.

2. … Devlet Hastanesi Baştabipliğince tanzim edilen genel adli muayene raporu içeriğine göre, katılanın basit tıbbi müdahale ile giderilemeyecek, hayati tehlike oluşmayacak, sol tibia ve fibula kemiklerinde kırık oluşacak şekilde yaralandığı, Adli Tıp Kurumu … Adli Tıp Şube Müdürlüğü tarafından tanzim edilen 28.11.2014 tarihli raporuna göre, katılanın vücudunda ağır derecede (6/6) birden fazla kemik kırığı oluşacak şekilde yaralandığı, yine … Adli Tıp Kurumu Adli Tıp Şube müdürlüğü tarafından tanzim edilen 18.02.2016 tarihli raporda da, “…Tıbbi evrak tetkiki ile muayenesinden elde edilerek yukarıda kaydedilen bilgi ve bulgular birlikte değerlendirildiğinde …’un trafik kazasına bağlı sol tibia-fibula parçalı kemik kırıklarına, aksayarak yürümeye, sol alt ekstremitede 2 cm kısalığa, sol tibia cisim alt 1/3’te posteriora 30 derece angule kaynama kusuruna neden olan travmasının; Duyu veya organlardan birinin işlevinin sürekli zayıflaması niteliğinde olduğu…” kanaatinin bildirildiği görülmüştür. . Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Başhekimliği tarafından tanzim edilen 04.09.2014 tarihli raporu da dosya kapsamında mevcuttur.

3. Kaza yeri krokisi, kaza tespit tutanağı, sanığın alkolsüz olduğuna ilişkin alkolmetre sonucu dava dosyasında bulunmaktadır.

4. Kaza tespit tutanağında, olay mahallinin meskun mahal olduğu, iki yönlü olduğu, vaktin gece havanın açık, zeminin asfalt kaplama ve kuru olduğu, yol platform genişliğinin 18 metre, aydınlatmanın olduğu yolda meydana gelen kazada, sanık sürücünün 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’na (2918 sayılı Kanun) 84 üncü maddesinde yer alan asli kusurlardan (h) bendinde yer alan, (Kavşaklarda geçiş önceliğine uymama) kuralını ihlal ettiği, diğer … sürücüsü katılanın ise 2918 sayılı Kanun’un 52/1-A maddesinde yer alan (kavşaklara yaklaşırken aracın hızını azaltmama) kuralını ihlal ettiğinden tali kusurlu olduğu belirtilmiş olup; 03.04.2015 tarihinde yapılan keşfe dayalı düzenlenen 10.04.2015 bilirkişi raporunda da, sanık sürücünün asli kusurlu, katılanın ise tali kusurlu olduğu görüşü bildirilmiştir.

5. Katılanın her aşamada sanıktan şikayetçi olduğunu beyan ettiği ve Mahkemece 27.01.2015 tarihinde hakkında katılma kararı verildiği, duruşmadaki beyanında, “…Söz konusu olay tarihinde ben eski . Hastanesinin bulunduğu yerden .istikametine doğru kullanmış olduğum . plakalı motorsiklet ile hatırladığım kadarıyla 40-50 km hızla seyir halindeydim. Sanığın kullanmış olduğu … benim istikametimin ve bana karşı tarafımdan ve bana göre sol taraftan geliyordu. Sanığın kullanmış olduğu .plakalı … aniden sinyal vermeden dönüş yaptığı sırada ben motorsikletimle ön tarafına çarptım ve çarpmanın etkisiyle yere düştüm. Olay nedeniyle bacağımda kırık meydana geldi. Olaydan sonra sanık herhangi bir şekilde benim zararlarımı gidermiş değildir. bu nedenle sanık hakkındaki şikayetim devam etmektedir. Sanık ile uzlaşmak istemiyorum. Davaya da katılmak istiyorum…” şeklinde beyanı olduğu anlaşılmaktadır.

6. Sanığın üzerine atılı suçlamaları kabul etmediği yargılama aşamasında alınan ifadesinde de, “… Söz konusu olay tarihinde saat 23.00 sıralarında ben kullanmakta olduğum . plakalı aracımla .tarafından . Caddesinde seyir halindeydim. Olayın meydana geldiği ışıklara geldiğimde sola sinyal verdim. Ve etrafı kontrol edip, kontrollü bir şekilde döndüğüm sırada aniden bir gürültü duydum. Bu sırada mağdurun kullanmakta olduğu 42 YU 256 plakalı motorsiklet ile aracımın ön kısmına çarptığını fark ettim. Söz konusu motorsikletin herhangi birşekilde farı yanmıyordu. Ben kendisini karşıdan geldiğini fark etmedim. Söz konusu olay nedeniyle benim herhangi bir kusurum bulunmamaktadır…” şeklinde savunma yaptığı, ayrıca taraflar arasında uzlaşmanın gerçekleşmediği görülmüştür.

7. Sanık …’e ait güncel adli sicil kaydı ve nüfus kaydı, Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) üzerinden temin olunarak dava dosyasına eklenmiştir.

8. Mahkemece, Hukuki Süreç başlığı altında (2) numaralı paragrafta bilgilerine yer verilen Yargıtay bozma ilâmına uyularak yapılan yargılamada; sanık hakkında basit yargılama usulü uygulanarak karar verildiği, ancak katılan vekilinin bu karara itiraz etmesi üzerine, genel hükümlere göre yargılama yapılıp karar verildiği anlaşılmıştır.

IV. GEREKÇE
Katılan Vekilinin Temyiz Sebepleri Yönünden;
1. Sanık Hakkında Tayin Edilen Ceza Yönünden
Sanığın suç tarihinde sevk ve idaresindeki 42 ETT 79 plaka sayılı araçla … ilçesi . Caddesi üzerinde seyir halinde olduğu sırada . Sokağa gireceği sırada karşıdan gelen ve katılan …’un sevk ve idaresindeki . plaka sayılı motosiklete çarpması neticesinde çift taraflı yaralamalı ve maddi hasarlı trafik kazasının meydana geldiği, kazada motosiklet sürücüsü olan katılan …’un vücudunda 6. derecede (Ağır) derecede kemik kırığı oluşacak şekilde yaralandığı, yaralanmanın katılanın organlarından birinin işlevinin sürekli zayıflaması niteliğinde olduğunun rapor edildiği, sanığın olay nedeni ile asli kusurlu olduğu, katılan …’un ise tali kusurlu olduğunun kabul ve tespit edildiği olayda; Mahkemece suçun işleniş biçimi, suçun işlendiği zaman ve yer, suç konusunun önem ve değeri dikkate alınarak tayin edilen ceza miktarında ve sanık hakkında takdiri indirim maddesinin uygulanmasında bir isabetsizlik görülmediğinden, katılan vekilinin tayin edilen cezanın katılanda meydana gelen zarara göre hakkaniyete aykırı olduğuna, az olduğuna ve sanığın pişmanlık duymaması nedeni ile hakkında TCK’nın 62 nci maddesinin uygulanmaması gerektiğine ilişkin temyiz sebepleri yerinde görülmemiştir.

2. Sürücü Belgesinin Geri Alınmaması Yönünden
5237 sayılı TCK’nın 53/6. maddesinde, belli bir meslek veya sanatın ya da trafik düzeninin gerektirdiği dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırılık dolayısıyla işlenen taksirli suçtan mahkumiyet hâlinde, üç aydan az ve üç yıldan fazla olmamak üzere, bu meslek veya sanatın icrasının yasaklanmasına ya da sürücü belgesinin geri alınmasına karar verilebileceği düzenlendiği; Mahkemece “Sanığın mesleği şoför olduğu, geçimini taksicilik ile sağladığı anlaşılmakla TCK’nın 53/6 maddesinin uygulanmasına takdiren yer olmadığına” karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmediğinden, katılan vekilinin sanığın ehliyetine geçici olarak el konmamasının da hatalı olduğuna ilişkin temyiz sebebi yerinde görülmemiştir.

3. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 05.03.2020 tarihli ve 2018/12 – 399 Esas – 2020/154 Karar sayılı ilamında da vurgulandığı üzere, taksirli suçlar açısından temel cezanın belirlenmesinde TCK’nın 61/1. maddesinin (g) bendinde yer alan “failin güttüğü amaç ve saiki” gerekçesine dayanılamayacağının gözetilmemesi, hukuka aykırı bulunmuştur.

4. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği tüm dava dosyası kapsamı, sanığın ve katılanın beyanları, Olay ve Olgular başlığı altında bilgilerine ve içeriğine yer verilen bilirkişi raporlarından anlaşıldığından, … (…) 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 31.05.2022 tarihli ve 2022/231 E. 2022/230 K. sayılı kararında, Yargıtay tarafından düzeltilmesi mümkün görülen (3) numaralı bent dışında, katılan vekilinin yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri reddedilmiştir.

V. KARAR
Gerekçe bölümünde (3) numaralı bentte açıklanan nedenle, … (…) 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 31.05.2022 tarihli ve 2022/231 E. 2022/230 K. sayılı kararına yönelik, katılan vekilinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi uyarınca BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesi gereği hükmün (1) numaralı paragrafında yer alan, “failin güttüğü amaç ve saiki” ibaresinin hükümden çıkarılması suretiyle hükmün, Tebliğnameye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

06.04.2023 tarihinde karar verildi.