YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/9075
KARAR NO : 2023/988
KARAR TARİHİ : 28.03.2023
MAHKEMESİ:Ağır Ceza Mahkemesi
Dairemizce verilen bozma kararı üzerine mahkemece kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası gereği yürürlükte bulunan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 26.09.2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanun’la yapılan değişiklikten önceki 427 nci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 142 nci maddesinin sekizinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Davacı vekili 20.01.2016 tarihli dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin .Sulh Ceza Mahkemesince 08.06.2012 tarihinde tutuklandığını, yapılan yargılama sonunda müvekkilinin terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işlemek, toplantı ve gösteri yürüyüşlerine muhalefet suçlarından cezalandırılmasına, 31.12.2011 tarihinden önceki suçlar için kovuşturmanın ertelenmesine karar verildiğini, kararın temyiz edilmesine üzerine Yargıtayca bozulduğunu, bozma üzerine müvekkilinin beraatine karar verildiğini, tutuklandığında gazeteci olarak çalışan müvekkilinin haksız yere 125 gün tutuklu kaldığını, tutuklu kaldığı dönemde çalışamadığını ve tutuklama nedeniyle manevi yönden de zarar gördüğünü, bu nedenle 3.004,80 TL maddi ve 10.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ödenmesini talep etmiştir. Davacı vekili 31.03.2021 tarihli duruşmada faiz başlangıcını hakkın doğum tarihi olarak ıslah etmiştir.
2. Davalı vekili 27.01.2016 tarihli cevap dilekçesinde özetle; açılan davanın haksız olması nedeniyle reddi gerektiğini, davacının neden ve ne kadar zarara uğradığını bildirmediği gibi buna dair belge de sunmadığını, mahkemenin davacının ekonomik ve sosyal durumunu araştırarak maddi zararını hesaplaması gerektiğini, hükmedilen tazminata faiz uygulanmayacağını ve davanın kabulü halinde davacı lehine yalnızca dilekçe yazım ücretine hükmedilmesi gerektiğini beyan etmiştir.
3. … Ağır Ceza Mahkemesinin, 17.03.2016 tarihli ve 2016/12 Esas, 2016/62 Karar sayılı kararı ile davanın reddine karar verilmiştir.
4. … Ağır Ceza Mahkemesinin, 17.03.2016 tarihli ve 2016/12 Esas, 2016/62 Karar sayılı kararının davacı vekili tarafından temyizi üzerine Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 15.06.2020 tarihli ve 2019/1800 Esas, 2020/3541 Karar sayılı kararı ile kovuşturmanın ertelenmesine dair kararların akıbetinin araştırılması gerektiği gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiştir.
5. Bozma kararı üzerine … Ağır Ceza Mahkemesinin, 31.03.2021 tarihli ve 2020/172 Esas, 2021/104 Karar sayılı kararı ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
6. … Ağır Ceza Mahkemesinin, 31.03.2021 tarihli ve 2020/172 Esas, 2021/104 Karar sayılı kararının davacı vekili ve davalı vekili tarafından temyizi üzerine Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 07.06.2022 tarihli ve 2021/3035 Esas, 2022/4501 Karar sayılı kararı ile 5271 sayılı Kanun’un 144 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde yer alan tazminata hak kazanmadığı hâlde, sonradan yürürlüğe giren ve lehte düzenlemeler getiren kanun gereği, durumları tazminat istemeye uygun hâle dönüşenlerin tazminat isteyemeyeceği şeklindeki düzenleme gereğince, tazminat talep etme koşullarının oluşmadığından davanın reddine karar verilmesi gerekirken, davacı lehine maddi ve manevi tazminata hükmedilmesinin kanuna aykırı olduğu ve kabule göre de ıslah talebinin davalıya tebliğ edilmesi gerektiği, tutuklama müzekkeresinin infaz görüp görmediğinin araştırılması gerektiği ve eksik manevi tazminata hükmolunduğu gerekçeleriyle bozulmasına karar verilmiştir.
7. Bozma kararı üzerine … Ağır Ceza Mahkemesinin, 08.09.2022 tarihli ve 2022/212 Esas, 2022/236 Karar sayılı kararı ile davanın reddine karar verilmiştir.
8. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı 28.10.2022 tarihli tebliğnamesi ile temyiz isteminin reddi ile hükmün onanmasını talep etmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Davacı vekilinin temyiz isteği; Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 15.06.2020 tarihli ve 2019/1800 Esas, 2020/3541 Karar sayılı kararı ile 07.06.2022 tarihli ve 2021/3035 Esas, 2022/4501 Karar sayılı kararının birbiri ile çelişkili olduğuna, davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğine ve yalnızca dilekçe sunan davalı lehine dilekçe yazım ücretine hükmedilmesi gerektiğine ilişkindir.
III. DAVA KONUSU
… Ağır Ceza Mahkemesi gerekçesinde; “Her ne kadar bozma ilamı öncesi yapılan yargılamada davacının talebinin kısmen kabulüne karar verilmiş ise de, bozma ilamına uyularak yapılan yargılamada toplanan delillere uygun olarak oluşan kanaat ve takdir ile incelenen dosya kapsamına göre; davacı hakkında 2911 sayılı Kanuna muhalefet suçundan açılan kamu davasının, 6352 sayılı Yargı Hizmetlerinin Etkinleştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması ve Basın Yoluyla İşlenen Suçlara İlişkin Dava ve Cezaların Ertelenmesi Hakkında Kanunun geçici 1. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca ertelenmesine karar verilmesi nedeniyle 5271 sayılı CMK’nın 144/1-b. maddesinde yer alan tazminata hak kazanmadığı hâlde, sonradan yürürlüğe giren ve lehte düzenlemeler getiren kanun gereği, durumları tazminat istemeye uygun hâle dönüşenlerin tazminat isteyemeyeceği şeklindeki düzenleme gereğince, tazminat talep etme koşullarının oluşmadığından davanın reddine karar verilmiştir.” denilmiştir.
IV. GEREKÇE
1.Tazminat talebinin dayanağı olan … 7. Ağır Ceza Mahkemesinin 2015/258 Esas – 2015/311 Karar sayılı ceza dosyası kapsamında, davacının silahlı örgüt ve 2911 sayılı Kanuna muhalefet etme suçlarından 08.06.2012 – 11.10.2012 tarihleri arasında 125 gün tutuklu kaldığı, yapılan yargılama sonunda silahlı örgüt suçundan ve 20.03.2012 tarihli eylemi nedeniyle 2911 sayılı Kanuna muhalefet suçundan beraatine, 07.11.2011 ve 15.05.2011 tarihli eylemleri nedeniyle ise 2911 sayılı Kanuna muhalefet suçundan 6352 sayılı Kanunun geçici 1 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi gereğince kovuşturmanın ertelenmesine karar verildiği, verilen kararın 28.06.2013 tarihinde kesinleştiği, kovuşturmanın ertelenmesi kararının 11.02.2021 tarihinde düşmesine karar verilerek 09.03.2021 tarihinde kesinleştiği, tutuklama tarihi itibariyle davanın yürürlükte bulunan 5271 sayılı Kanununa tabi olduğu ve süresi içinde yetkili ve görevli mahkemeye davanın açıldığı anlaşılmıştır.
2. Dairemizin 15.06.2020 tarihli ve 2019/1800 Esas, 2020/3541 Karar sayılı kararı ile davacı hakkında 6352 sayılı Yargı Hizmetlerinin Etkinleştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması ve Basın Yoluyla İşlenen Suçlara İlişkin Dava ve Cezaların Ertelenmesi Hakkında Kanunun geçici 1 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca verilen erteleme kararının akıbetinin araştırılması gerektiğinden bahisle bozma kararı verilmiş olup, yapılan araştırma neticesinde davacının erteleme süresinde içinde yeniden bir suç işlemesi halinde kovuşturmaya devam olunabileceği ve bu kovuşturma neticesinde davacı hakkında tutuklu kaldığı süreden az süre ile mahkumiyet veya beraat kararı verilmesi halinde tazminata hak kazanılabileceği ancak düşme kararı verilmesi halinde ise 5271 sayılı Kanun’un 144 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde yer alan tazminata hak kazanmadığı hâlde, sonradan yürürlüğe giren ve lehte düzenlemeler getiren kanun gereği, durumları tazminat istemeye uygun hâle dönüşenlerin tazminat isteyemeyeceği şeklindeki düzenleme gereği davacının tazminata hal kazanamayacağı göz önünde bulundurulduğunda, davacı hakkında düşme kararı verildiği yönünde yapılan tespit üzerine Dairemizin 07.06.2022 tarihli ve 2021/3035 Esas, 2022/4501 Kararı ile davanın reddi gerektiği gerekçesi ile hükmün bozulmasına karar verilmesinde isabetsizlik görülmemiş olup, davacı vekilinin bu hususa ilişkin temyiz istemi yerinde görülmemiştir.
3. 5271 sayılı Kanun’un 142 inci maddesinin dokuzuncu fıkrasında yer alan “Tazminat davaları nedeniyle Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi (AAÜT) gereğince hesaplanan nisbî avukatlık ücreti ödenir. Ancak, ödenecek miktar Tarifede sulh ceza hâkimliklerinde takip edilen işler için belirlenen maktu ücretten az, ağır ceza mahkemelerinde takip edilen davalar için belirlenen maktu ücretten fazla olamaz.
” şeklindeki düzenleme uyarınca davanın tamamen reddi nedeniyle davalı lehine yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca vekalet ücretine hükmedilmesi hukuka aykırı bulunmamıştır.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle … Ağır Ceza Mahkemesinin, 08.09.2022 tarihli ve 2022/212 Esas, 2022/236 Karar sayılı kararında davacı vekili tarafından öne sürülen temyiz sebeplerinin incelenmesi neticesinde herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
28.03.2023 tarihinde karar verildi.