YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/9299
KARAR NO : 2023/1192
KARAR TARİHİ : 11.04.2023
MAHKEMESİAsliye Ceza Mahkemesi
Sanık hakkında Dairemizce verilen bozma kararı üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. . Asliye Ceza Mahkemesinin, 19.11.2015 tarihli ve 2015/77 Esas, 2015/414 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında taksirle yaralama suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 89 uncu maddesinin dördüncü fıkrası, 22 inci maddesinin üçüncü fıkrası, 62 inci maddesinin birinci fıkrası, 50 inci maddesinin dördüncü fıkrası delaletiyle aynı maddenin birinci fıkrasının (a) bendi, 52 inci maddesinin ikinci ve dördüncü fıkraları ve 53 üncü maddesinin altıncı fıkrası uyarınca 3.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
2. . Asliye Ceza Mahkemesinin, 19.11.2015 tarihli ve 2015/77 Esas, 2015/414 Karar sayılı kararının sanık ve katılanlar vekili tarafından temyizi üzerine Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 16.02.2021 tarihli ve 2019/9289 Esas, 2021/1605 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında eksik cezaya hükmolunduğu gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiştir.
3. . Asliye Ceza Mahkemesinin, 25.11.2021 tarihli ve 2021/290 Esas, 2021/1210 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında taksirle yaralama suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 89 uncu maddesinin dördüncü fıkrası, 62 inci maddesinin birinci fıkrası, 51 inci maddesinin üçüncü, altıncı ve yedinci fıkraları ve 53 üncü maddesinin altıncı fıkrası uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hükmün ertelenmesine, 2 yıl denetim süresi belirlenmesine ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
4. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 02.11.2022 tarihli Tebliğname ile hükmün onanması görüşüyle Daireye tevdi edilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanığın temyiz isteği; cezanın alt sınırdan hükmedilmesi gerektiğine, sürücü belgesinin geri alınmasına ilişkin kararın kaldırılmasına ve beraatine hükmedilmesine ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
1. . Asliye Ceza Mahkemesi gerekçesinde “…sanık …’ın taksirle birden fazla kişinin yaralanmasına neden olma suçunu işlediği sabit görülmekle, 5237 Sayılı TCK’nın 61. maddesi uyarınca suçun işleniş biçimi, failin taksire dayalı kusuru, meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığı gözönüne alınarak eylemine uyan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 89/4. Maddesi uyarınca sanığın taksirli eylemi neticesinde on altı katılanın bir kısmının nitelikli bir kısmının ise basit tıbbi müdahale ile giderilebilir şekilde yaralanmış olması dikkate alındığında alt sınırdan uzaklaşılmak suretiyle takdiren ve teşdiden sanığın 2 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, sanığa verilen cezanın sanığın geleceği üzerindeki olası etkileri lehine takdiri hafifletici neden kabul edilerek cezasından 5237 sayılı TCK’ nun 62/1’inci maddesi gereğince takdiren 1/6 oranında indirim yapılarak 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, sanığın katılanların zararını gidermemesi nedeniyle sanık hakkında cmk 231/5 ve devamı maddelerinin tatbikine yer olmadığına, sanığın ekonomik ve sosyal durumu(işçi, aylık geliri 3.000,00 TL, evli, 3 çocuklu) daha önceden kasıtlı bir suçtan 3 aydan fazla açıklanan mahkumiyetinin bulunmaması ve yargılama sürecinde bu suç için gösterdiği pişmanlığı dolayısıyla ileride tekrar suç işlemeyeceği hususunda mahkememizde kanaat oluşması nedeniyle sanık hakkında verilen 1 yıl 8 ay hapis cezasının TCK’nın 51. maddesi gereğince ertelenmesine, sanığın trafik düzeninin gerektirdiği dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırılık dolayısıyla işlenen taksirli suçtan mahkumiyeti nedeniyle 5237 sayılı TCK’nın 53/6. maddesi uyarınca takdiren 6 ay süre ile sürücü belgesinin geri alınmasına, geri almanın hükmün kesinleşmesiyle yürürlüğe girmesine ve sürenin cezanın infazından itibaren işlemesine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.” denilmiştir.
2. Sanık aşamalarda olayın nasıl meydana geldiğini bilmediğini, bir anda aracın şarampole yuvarlandığını ve kusurunun olmadığını beyan etmiştir.
3. Katılanlar …, ., …, …, …, …, …, ., …, …, …, …, …, …, … ve … sanıktan şikayetçi olduklarını beyan etmişlerdir.
4. Katılanlara ait adli muayene raporları ve sanığın 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 52 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca kusurlu olduğu yönünde görüş veren kaza tespit tutanağı dosya içerisinde yer almaktadır.
IV. GEREKÇE
1. Yerel mahkeme kararında yapılan inceleme neticesinde olayın kabulünde herhangi bir isabetsizlik bulunmamıştır.
2. Olay günü gündüz vakti, meskun mahal dışı iki şeritli bölünmüş asfalt Devlet karayolunda, sanığın sevk ve idaresindeki otobüs ile seyri sırasında direksiyon hakimiyetini kaybetmesi üzerine otobüsün yolun sağına devrilmesi şeklinde meydana gelen ve otobüste yolcu olarak bulunan on katılanın basit tıbbi müdahale ile giderilebilir şekilde, dört katılanın hayati tehlikeye neden olacak şekilde, bir katılanın 3. derece kemik kırığına, hayati tehlikeye ve yüzde sabit ize neden olacak şekilde ve bir katılanın ise hayati tehlikeye neden olacak kemik kırığı ile yaralanması ile sonuçlanan olayda, tam kusurlu olan sanık hakkında mahkumiyet hükmü kurulmasında, verilen ceza miktarında ve ehliyetin geri alınması için belirlenen sürede hukuka aykırılık bulunmadığından sanığın bu hususlara ilişkin temyiz istemi yerinde görülmemiştir.
3. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanığın yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri de reddedilmiştir.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle .Asliye Ceza Mahkemesinin, 25.11.2021 tarihli ve 2021/290 Esas, 2021/1210 Karar sayılı kararında sanık tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanığın temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
11.04.2023 tarihinde karar verildi.