YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/9361
KARAR NO : 2023/985
KARAR TARİHİ : 28.03.2023
MAHKEMESİ:Asliye Ceza Mahkemesi
Sanık hakkında Dairemizce verilen bozma kararı üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. … 2. Asliye Ceza Mahkemesinin, 09.06.2015 tarihli ve 2015/10 Esas, 2015/487 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında taksirle yaralama suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 89 uncu maddesinin dördüncü fıkrası, 22 nci maddesinin üçüncü fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesinin altıncı fıkrası uyarınca 2 yıl 2 ay 20 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
2. … 2. Asliye Ceza Mahkemesinin, 09.06.2015 tarihli ve 2015/10 Esas, 2015/487 Karar sayılı kararının sanık müdafii tarafından temyizi üzerine Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 10.12.2019 tarihli ve 2018/3343 Esas, 2019/11602 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında hükmedilen cezanın fazla olduğu ve sanığın alkollü olduğuna dair yeterli delil bulunmamasına rağmen bilinçli taksir hükmü uyarınca artırım yapılmasının kanuna aykırı olduğu nedenleriyle bozulmasına karar verilmiştir.
3. … 2. Asliye Ceza Mahkemesinin, 04.03.2021 tarihli ve 2020/505 Esas, 2021/169 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında taksirle yaralama suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 89 uncu maddesinin dördüncü fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesinin altıncı fıkrası uyarınca 1 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
4. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 03.11.2022 tarihli Tebliğname ile 5237 sayılı Kanun’un 50 nci maddesinin dördüncü fıkrası delaletiyle birinci fıkrası uyarınca hapis cezasının adli para cezasına çevrilmesine ilişkin uygulamanın gerekçede tartışılmadığından ve 51 inci maddenin uygulanmamasına ilişkin gerekçenin yasal olmadığından bahisle hükmün bozulması görüşüyle Daireye tevdi edilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
1. Sanık müdafiinin temyiz isteği; hükmedilen cezanın fazla olduğuna ve hükmün açıklanmasının geri bırakılması, erteleme veya adli para cezasına çevirmeye ilişkin hükümlerin uygulanmamasının hukuka aykırı olduğuna ilişkindir.
2. Katılanın temyiz isteği; sanık hakkında hükmedilen cezanın az olduğuna ve verilen cezada indirim uygulanmaması gerektiğine ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
1. … 2. Asliye Ceza Mahkemesinin gerekçesinde; “……’ın suç tarihinde yanında müştekiler … ile … da olduğu halde sevk ve idaresindeki . . plaka sayılı aracı ile. Mahallesi . Sokak üzerinde seyir halinde iken . Lisesinin yanına geldiğinde sağ taraftaki sokaktan yukarıda açık kimlik bilgileri yazılı sanık …’un, sevk ve idaresindeki .plaka sayılı aracı ile …’ın aracına çarpması sonucu meydana gelen trafik kazasında, araçta yolcu olarak bulunan müştekiler … ile …’ın dosyada mevcut doktor raporlarında belirtildiği üzere yaşamsal tehlike geçirmeyecek ve BTM ile giderilebilecek şekilde yaralandıkları, kazadan sonra sanık … alkollü bir şekilde aracından inerek sallanarak yürümek suretiyle olay yerinden uzaklaştığı, müştekilerin olayı emniyete bildirmeleri üzerine olay yerine görevlilerin intikal ettiği, Başlatılan soruşturma kapsamında olayla ilgili ifadesi alınan müştekilerin, yaralanmalarına neden olan sanık hakkında şikayetçi oldukları ve uzlaşmayı kabul etmediklerini beyan ettikleri, olay nedeniyle aldırılan adli doktor raporuna göre yaşamsal tehlike geçirmeyecek ve BTM ile giderilebilecek şekilde yaralandıklarının rapor edildiği,
Mahkememizce verilen 09/06/2015 tarih ve 2015/10 Esas – 2015/487 Karar sayılı karar sanık … tarafından temyiz edilmiş ve Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 10/12/2019 tarih ve 2018/3343 Esas – 2019/11602 karar sayılı ilamıyla bozulmuş olmakla dosyanın yeniden ele alınarak yapılan yargılaması sonucunda; Mahkememizce yapılan yargılamada, taraf anlatımları, tanık beyanı, dosyaya yansıyan deliller değerlendirilmekle; Yargıtay bozman ilamına uyma kararı verilerek; Sanık …’un üzerine atılı taksirle birden fazla kişinin yaralanmasına neden olmak suçunu işlediği sabit olduğundan eylemine uyan 5237 sayılı TCK’nın 89/4 maddesi uyarınca, olayın oluş şekli, katılanların yaralanma dereceleri ile olayın meydana gelmesinde sanığın kusurluluk durumu dikkate alınarak takdiren ve teşdiden 1 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, sanığın olay tarihinde alkollü olduğunu dair dosya kapsamında herhangi bir tutanak bulunmadığı gözetilerek 5237 sayılı TCK 22/3 bilinçli taksir hükmünün uygulanmasına yer olmadığına, sanığa verilen cezada verilen cezanın geleceği üzerinde olası etkileri ve yargılama sürecindeki davranışları dikkate alınarak 5237 sayılı TCK’nın 62/1 maddesi uyarınca takdiren 1/6 oranında indirim yapılarak 1 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, oluşa ve takdire göre sanığa verilen cezadan kanunen ve takdiren başkaca artırım ve indirim maddesinin uygulanmasına yer olmadığına, 5237 sayılı TCK’nın 51. maddesi uyarınca yasal olanak bulunmadığından, sanığa verilen cezasının ertelenmesine kanunen yer olmadığına, sanığa … İl Emniyet Müdürlüğünce verilen 10/10/213 tarihli 101889 belge nolu -B- sınıfı sürücü belgesinin 5237 sayılı TCK’nın 53/6 maddesi uyarınca olayın oluş şekli ile sanığın olayın meydana gelmesindeki kusurluluk durumu dikkate alınarak hükmün kesinleşmesiyle yürürlüğe girmek ve hükmün tamamen infazından sonra başlamak üzere takdiren 1 yıl süreyle geri alınmasına, sanık hakkında 5271 sayılı CMK’nın 253-254 ve 231 maddelerinde düzenlenen uzlaşma ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair düzenlemelerin, hükmün açıklanmasının geri bırakılması yönünden sanığın suçtan zarar gören katılanların uğradığı somut ve giderilebilir zararları aynen iade, tazmin yada eski hale getirme sureti ile gidermemesi ile kasıtlı suçtan sabıkalı hali dikkate alınarak uzlaşma yönünden ise katılanlar ile sanık arasında uzlaşma olmadığının anlaşılması nedeniyle her iki düzenlemenin ayrı ayrı uygulanmasına yer olmadığına karar verilmiştir.” denilmiştir.
2. Sanık bozma öncesi alınan beyanında, aracı kendisinin kullandığını kabul etmiş, bozma sonrasında ise kullanmadığını iddia etmiştir.
3. Katılan … ve müşteki … aşamalarda şikayetçi olduklarını ve zararlarının giderilmediğini beyan etmiş, uzlaşmak istememişlerdir.
4. … Devlet Hastanesinin 19.09.2014 tarihli adli raporlarında katılanın ve müştekinin yaralanmasının basit tıbbi müdahale ile giderilebilir nitelikte olduğu bildirilmiştir.
5. Olay tarihinde kolluk görevlilerince düzenlenen Kaza Tespit Tutanağı ve mahkemece düzenlenen keşif zaptı dosya içerisinde yer almaktadır.
6. Dosya içerisinde bulunan Kaza Tespit Tutanağı ve 14.05.2015 tarihli keşif sonrası aldırılan bilirkişi raporunda sanığın kavşaklarda geçiş önceliğine uymama kuralını ihlal ettiğinden asli kusurlu, katılanların bulunduğu … sürücüsünün ise kusursuz olduğu yönünde görüş bildirildiği görülmüştür.
IV. GEREKÇE
Yerel mahkeme kararında yapılan inceleme neticesinde olayın kabulünde herhangi bir isabetsizlik bulunmamıştır.
A. Ceza Miktarı Yönünden;
Sanık hakkında mahkemece takdiren hükmedilen ceza miktarında isabetsizlik bulunmadığından sanık müdafiinin ve katılanın bu hususa ilişkin temyiz istemleri yerinde görülmemiştir.
B. Lehe Hükümler Yönünden;
1. Hükmün açıklanmasının geri bırakılması hükümlerinin uygulanması için başka engeli bulunmayan sanık hakkında, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 03/02/2009 tarihli ve 2008/11-250 esas, 2009/13 sayılı kararında da belirtildiği üzere, ”…5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 6 ncı fıkrasının (c) bendinde belirtilen zararın, maddî zarar olduğu, manevî zararı kapsamadığı, ancak söz konusu maddî zararın da hâkimin basit bir araştırma ile saptayabileceği zarardan ibaret bulunduğu ve hükmün açıklanmasının geri bırakılması müessesinin uygulanabilmesi için, diğer koşulların varlığının yanında, “Suçun işlenmesiyle mağdurun veya kamunun uğradığı zararın, aynen iade, suçtan önceki hale getirme veya tazmin suretiyle tamamen giderilmesi…” koşulunun yerine getirilmesi gerektiği ancak katılanın ve müştekinin zararlarının giderildiğine dair dosyada herhangi bir iddia ve belgenin bulunmadığı gözetildiğinde bu hususta mahkemece kurulan hükümde bir isabetsizlik görülmemiş olup sanık müdafiinin bu hususa ilişkin temyiz istemi yerinde görülmemiştir.
2. 5271 sayılı Kanun’un ”Hükmün gerekçesinde gösterilmesi gereken hususlar” başlıklı 230 uncu maddesinin birinci fıkrasının (d) bendinde; cezanın ertelenmesine, hapis cezasının adlî para cezasına veya tedbirlerden birine çevrilmesine veya ek güvenlik tedbirlerinin uygulanmasına veya bu hususlara ilişkin istemlerin kabul veya reddine ait dayanakların gerekçede gösterilmesi gerektiği düzenlemesine yer verilmiş; yine Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 27.09.2018 tarihli ve 2015/4-1163 Esas-2018/382 Karar sayılı ilamında belirtildiği üzere; hüküm bölümünde 5271 sayılı Kanun’un 230 uncu ve 232 inci maddeleri uyarınca cezanın ertelenmesine, hapis cezasının adli para cezası veya tedbirlerden birine çevrilmesine veya ek güvenlik tedbirlerinin uygulanmasına ya da bu hususlara ilişkin taleplerin kabul veya reddine ait dayanakların açıkça gösterilmesi zorunluluğu bulunmakta olup; dosya içeriğine göre, lehe hükümlerin uygulanması istemi bulunan sanık hakkında hapis cezasının seçenek yaptırımlara çevrilmesinin düzenlendiği 5237 sayılı Kanun’un 50 nci maddesi hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağı karar yerinde tartışılmadan hüküm kurulması ve yasal olmayan gerekçe ile hapis cezasının ertelenmesinin düzenlendiği 51 inci maddesi hükümlerinin uygulanmaması suretiyle 5271 sayılı Kanun’un 230 uncu maddesinin birinci fıkrasının (d) bendine aykırı davranılması hukuka aykırı bulunmuştur.
C. Takdiri İndirim Yönünden;
5237 sayılı Kanun’un 62 nci maddesinde takdiri indirim hükümlerinin uygulanmasına olanak sağlayan sebeplere aykırı bir durumun varlığının dosyadan tespit edilemediği dikkate alındığında, sanık hakkında takdiri indirim müessesesinin uygulanmasına kanunî engel teşkil eden bir hususun bulunmadığı anlaşılmakla katılanın bu hususa ilişkin temyiz istemi yerinde görülmemiştir.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde (B-2) numaralı paragrafta açıklanan nedenlerle, … 2. Asliye Ceza Mahkemesinin, 04.03.2021 tarihli ve 2020/505 Esas, 2021/169 Karar sayılı kararına yönelik sanık müdafiinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
28.03.2023 tarihinde karar verildi.