YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/9668
KARAR NO : 2023/989
KARAR TARİHİ : 28.03.2023
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
İlk Derece Mahkemesi kararına yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 361 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edilebilir olduğu, davacı vekilinin temyiz dilekçesinin tebliği üzerine davalı vekilinin süresinde verdiği dilekçesinde hükme ilişkin temyiz sebeplerini bildirerek katılma yolu ile temyiz isteminde bulunduğu, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 142 nci maddesinin sekizinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Davacı vekili 11.11.2016 tarihli dava dilekçesinde özetle; davacının uyuşturucu veya uyarıcı madde ticareti yapma veya sağlama suçundan 27.04.2015 tarihinde gözaltına alındığını, 28.04.2015 tarihinde tutuklanarak 21.01.2016 tarihinde tahliye edildiğini, yapılan yargılama neticesinde 06.04.2016 tarihinde isnat edilen suçtan beraat ettiğini, beraat kararının 14.04.2016 tarihinde kesinleştiğini, davacının haksız tutuklu kaldığı 9 aylık süre boyunca net ele geçen asgari ücret üzerinden hesaplanan mahrum kaldığı ücretin toplam 8.812,07 TL olduğunu, yapılan yargılamada kendisini avukatla temsil ettirdiğini ve avukata 10.000,00 TL ücret ödediğini, ailesi tarafından saklanan makbuzlara göre 1.770 TL cezaevinde harcama yaptığını, ayrıca harcama kayıtlarının ceza infaz kurumundan sorulmasını istediklerini, bu doğrultuda fazlaya ilişkin dava ve talep hakları saklı kalmak kaydıyla 20.582,07 TL maddi tazminat ile uğranılan manevi zarar karşılığı 150.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle davalıdan alınarak davacıya verilmesini talep etmiştir.
2. Davalı vekili 30.11.2016 tarihli cevap dilekçesinde özetle; davanın öncelikle husumet, yetki, süre ve benzeri koşullar bakımından değerlendirilerek öncelikle usul yönünden reddi gerektiğini, davacı hakkında yapılan işlemlerin usule uygun olması nedeniyle davacının isteminin haksız olduğunu, usulsüz işlem yapılmış ise işlemi yapanlara davanın ihbarının gerektiğini, mükerrer dava açılıp açılmadığının UYAP üzerinden kontrol edilmesi gerektiğini, davacının kendi kusuru ile tutuklanmasına sebebiyet verip vermediğinin araştırılmasını istediklerini, davacının tutuklu kaldığı sürenin başka mahkumiyetinden mahsup edildiğinin araştırılarak böyle bir durumun tespiti halinde tazminat ödenmesinin mümkün olmadığını, maddi tazminat talebinin fahiş olduğunu, davacının zararını belgelendirmesi gerektiğini, cezaevi masraflarının tazminata dahil edilemeyeceğini, avukata ödenen paranın makbuzunun sunulması gerektiğini, talep edilen manevi tazminatın fahiş olduğunu ve hükmedilen manevi tazminata dava değil karar tarihinden itibaren faize hükmedilmesi gerektiğini beyan etmiştir.
3. … 6. Ağır Ceza Mahkemesinin, 13.03.2017 tarihli ve 2016/465 Esas, 2017/52 Karar sayılı kararı ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
4. … Bölge Adliye Mahkemesi 12. Ceza Dairesinin, 09.04.2018 tarihli ve 2018/1359 Esas, 2018/609 Karar sayılı kararı ile İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik davacı vekilinin ve davalı vekilinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca düzeltilerek esastan reddine karar verilmiştir.
5. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı 23.11.2022 tarihli tebliğnamesi ile davacı lehine hükmedilen manevi tazminatın düşük olduğu gerekçesiyle hükmün bozulmasını talep etmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
1.Davacı vekilinin temyiz sebepleri; dava dilekçesinde 20.582,07 TL maddi tazminat talebinde bulunmaları nedeniyle Bölge Adliye Mahkemesinin talebin 8.812,07 TL olduğundan bahisle maddi tazminat miktarını bu tutara düşürmesinin hatalı olduğuna, davacının avukata ödediği 10.000,00 TL vekalet ücreti ile cezaevinde yaptığı harcamaların tazminata dahil edilmesi gerektiğine ve hükmedilen manevi tazminatın eksik olduğuna ilişkindir.
2.Davalı vekilinin temyiz sebepleri davanın süresinde açılmaması nedeniyle reddi gerektiğine, davacının kendi davranışları ile tutuklanmasına sebebiyet verdiğine, davanın Kanun’da yer alan tazminat koşullarını taşımadığına, davacının maddi zararını ispatlar belge sunmadığına, manevi tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerektiğine, hükmedilen manevi tazminatın yüksek olduğuna, hükmedilen vekalet ücretinin hatalı olduğuna, davanın reddedilen kısmı bakımından davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğine ve davanın tümden reddi gerektiğine ilişkindir.
III. DAVA KONUSU
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
… 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 2015/364 esas, 2016/145 karar sayılı dosyasının incelenmesinden, davacı … hakkında uyuşturucu veya uyarıcı madde ticareti yapma veya sağlama suçunu işlediği iddiasıyla kamu davası açıldığı, atılı eylem nedeniyle davacının 27.04.2015 tarihinde gözaltına altına alındığı, 28.04.2015 tarihinde tutuklandığı, 21.01.2016 tarihinde tahliye edildiği, yapılan yargılama sonucu davacının atılı suçtan beraatine karar verildiği, kararın 14.04.2016 tarihinde kesinleştiği ve kesinleşmiş kararın tebliğ edildiğine dair bilgi ve belge bulunmadığı, davacı hakkında açılan başka bir tazminat davasının bulunmadığı, mahkemece aldırılan bilirkişi raporuna göre, davacının gözaltında ve tutuklulukta kaldığı süre bakımından 9.371.13 TL maddi kaybının olduğu, davanın süresinde açıldığı ve gözaltı ve tutuklama işlemlerinin haksız olduğunun anlaşılması nedeniyle davacı tarafın maddi ve manevi tazminat talebinin kabul edilebilir olduğu kanaatine varılmış olup 9.371,13 TL maddi tazminatın ve davacının gözaltı ve tutuklulukta kaldığı süre, işlemlerin haksızlığı, üzerine atılı uyuşturucu veya uyarıcı madde ticareti yapmak veya sağlamak suçunun niteliği, sosyal, ekonomik ve kültürel durumu ile gözaltına alındığındaki konumu dikkate alındığında duyduğu elem ve üzüntünün tazmini bakımından sebepsiz zenginleşme sonucunu doğurmayacak şekilde hak ve nefasete uygun olarak 15.000,00 TL manevi tazminatın, dava tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine hükmedilmiştir.
Her ne kadar davacı yargılandığı dosyada kendisini vekil ile temsil ettirdiğini beyan edip ceza infaz kurumunda kaldığı sürede yaptığı harcamalara ilişkin olarak vekalet ücreti ve masrafların karar altına alınmasını talep etmiş ise de, Yargıtay 12 Caza Dairesinin yerleşmiş içtihatları doğrultusunda taleplerinin reddine karar vermek gerekmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
Bölge Adliye Mahkemesince maddi tazminat miktarının 8.812,07 TL’ye indirilmesi suretiyle düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
IV. GEREKÇE
Tazminat talebinin dayanağı olan … 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 2015/364 Esas – 2016/145 Karar sayılı ceza dosyası kapsamında, davacının uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti suçundan 27.04.2015 – 21.01.2016 tarihleri arasında 269 gün gözaltında ve tutuklu kaldığı, yapılan yargılama sonunda beraatine hükmedildiği, beraat hükmünün 14.04.2016 tarihinde kesinleştiği, tutuklama tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 5271 sayılı CMK’nın 142. maddesinde öngörülen süre içinde yetkili ve görevli mahkemeye davanın açıldığı ve kanunda öngörülen yasal şartların oluştuğu anlaşılmıştır.
A.Davacı vekilinin temyiz sebeplerine yönelik olarak;
1. Davacı vekili dava dilekçesinde her ne kadar toplam 20.582,07 TL maddi tazminat talebinde bulunmuş ise de, davacının çalışamaması nedeniyle yoksun kalınan kazanca ilişkin talep ettiği miktarın 8.812,07 TL olduğu, toplam tazminatın kalan kısmının 10.000,00 TL avukatlık ücreti ve 1.770,00 TL cezaevi harcamalarına ilişkin olduğu ve avukatlık ücreti ile cezaevi harcamalarına ilişkin talebinin reddedildiği anlaşılmakla, Bölge Adliye Mahkemesince maddi tazminatın, davacının tutuklu kaldığı döneme ilişkin net asgari ücret üzerinden hesaplanan “9.371,13” TL yerine, taleple bağlılık ilkesi uyarınca “8.812,07” TL olarak tayin edilmesinde hukuka aykırılık bulunmadığından davacı vekilinin bu hususa ilişkin temyiz istemi yerinde görülmemiştir.
2. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Hukuk Genel Kurulunun 29.05.1957 tarihli, 1957/4 Esas, 1957/16 Karar sayılı içtihadı birleştirme kararında da açıklandığı üzere; vekalet ücreti yargılama giderlerindendir. Buna göre karşı tarafa yüklenmesi gereken vekalet ücretinin bağımsız bir varlığı olamayacağından ayrı bir dava konusu da yapılamayacaktır. Davacının, kendi vekili ile yaptığı ve sadece tarafları bağlayan ücret sözleşmesi niteliğindeki vekalet akdi uyarınca ödenmesi kararlaştırılan bedelin koruma tedbirleri nedeniyle tazminat davasında zarar kapsamında değerlendirilmeyeceği gözetilmelidir.
Anılan ve yerleşik Yargıtay uygulamaları nazara alındığında, tazminat talebinin dayanağını oluşturan ceza dava dosyasında beraat etmiş olması nedeniyle davacı lehine maktu vekalet ücretine hükmolunması gerektiği, maktu vekalet ücretini aşan ve serbest meslek makbuzu ile ispatlanan kısmın ise davacı ile avukatı arasındaki hukuki ilişkiye dayandığı, bu nedenle koruma tedbirleri nedeniyle tazminat davasında zarar kapsamına dahil edilemeyeceği anlaşıldığından davacı vekilinin ceza davasında dolayısıyla davacının ödemek zorunda kaldığı vekalet ücretinin de maddi zarar hesabında göz önünde bulundurulması gerektiğine yönelik temyiz sebebi yerinde görülmemiştir.
3. Dairemiz yerleşik uygulamalarına göre davacının cezaevinde yapmış olduğu harcamaların gerçek zarar kapsamında olmaması nedeniyle tazminat hesabına dahil edilemeyeceği gözetildiğinde davacı vekilinin bu hususa ilişkin temyiz istemi yerinde görülmemiştir.
4.Nesnel bir ölçüt olmamakla birlikte, davacı lehine hükmedilecek manevi tazminatın davacının sosyal ve ekonomik durumu, üzerine atılı suçun niteliği, tutuklanmasına neden olan olayın cereyan tarzı, tutuklu kaldığı süre ve benzeri hususlar dikkate alınıp, hak ve nesafet ilkelerine uygun, makul bir miktar olarak tayin ve tespiti gerekirken, belirlenen ölçütlere uymayacak miktarda eksik manevi tazminata hükmolunması hukuka aykırı bulunmuştur.
B.Davalı vekilinin temyiz sebeplerine yönelik olarak;
1. Davacı hakkındaki beraat hükmüne ilişkin kesinleşme şerhinin davacıya tebliğ edilmediği, davanın yasal 1 yıllık süre içerisinde açıldığı, tutuklandığı suçtan dolayı yapılan yargılama neticesinde beraat eden davacının 5271 sayılı Kanun’un 141 inci maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi uyarınca maddi ve manevi tazminata hak kazandığı ve davanın tümüyle reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı anlaşılmakla davalının bu hususlara ilişkin temyiz istemi yerinde görülmemiştir.
2.Davacının tazminata esas ceza yargılaması sırasında suçlamaları inkar ettiğinin anlaşılması karşısında 5271 sayılı Kanun’un 144 üncü maddesinin birinci fıkrasının (e) bendindeki koşullar oluşmadığından davacının kendi kusuruyla tutuklanmasına neden olduğuna yönelik davalı vekilinin temyiz istemi yerinde görülmemiştir.
3. Asgari ücreti aşan bir geliri olduğunu belgeleyemeyen davacı lehine hükmedilen maddi tazminatın asgari ücret üzerinden hesaplanmasında isabetsizlik görülmemiştir.
4. Davacı lehine eksik manevi tazminata hükmedilmiş olduğu tespit edilmekle davalı vekilinin manevi tazminatın yüksek olduğuna ilişkin temyiz istemi yerinde görülmemiştir.
5. Karar tarihinde yürürlükte bulunan düzenleme dikkate alındığında, davacı lehine hükmolunan vekalet ücreti miktarında herhangi bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşıldığından, mahkemece hükmedilen vekalet ücretinde isabetsizlik bulunmamaktadır.
6.Ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 13.03.2007 gün ve 2 Esas, 63 Karar sayılı kararında açıklandığı üzere; koruma tedbirleri nedeniyle tazminat davalarında, ancak davanın tamamen reddi halinde davalı lehine vekalet ücretine hükmolunabileceğinden, davanın kısmen kabulü halinde davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmemesi hukuka aykırı bulunmamıştır.
V. KARAR
Gerekçe bölümünün (A.4) paragrafında açıklanan nedenle davacı vekilinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden … Bölge Adliye Mahkemesi 12. Ceza Dairesinin, 09.04.2018 tarihli ve 2018/1359 Esas, 2018/609 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendi uyarınca … 6. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise … Bölge Adliye Mahkemesi 12. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
28.03.2023 tarihinde karar verildi.