Yargıtay Kararı 12. Ceza Dairesi 2022/9679 E. 2023/1608 K. 11.05.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/9679
KARAR NO : 2023/1608
KARAR TARİHİ : 11.05.2023

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi

Sanık hakkında, Dairemizce verilen bozma kararı üzerine kurulan hükmün görevi kötüye kullanma suçundan kurulan hükmün, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 231 inci maddesinin beşinci fıkrası uyarınca verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının, aynı Kanun’un 231 inci maddesinin onikinci fıkrası gereği itiraz yoluna tabi olduğu belirlenmiştir.

Sanık hakkında taksirle öldürme suçundan kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Kanun’un 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği diğer temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1- Mesudiye Asliye Ceza Mahkemesinin 05.06.2015 tarihli,2013/5 E, 2015/183 K sayılı kararı ile sanık hakkında taksirle öldürme suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 85 inci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 50 nci ve 52 nci maddesi uyarınca 21.0750 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.

2- Mesudiye Asliye Ceza Mahkemesinin 05.06.2015 tarihli,2013/5 E, 2015/183 K sayılı kararının sanık müdafii, katılanlar ve mahalli Cumhuriyet savcısı tarafından temyizi üzerine, Dairemizin, 01.03.2021 tarihli ve 2019/802 Esas, 2021/2020 Karar sayılı ilâmıyla

“Adli Tıp Kurumu Genel Kurulunun 09/04/2015 tarihli raporunda ise, dosyada mevcut ifadelere ve dosyada mevcut tıbbi belgelere göre öz geçmişinde kalp damar hastalığı bulunan ve bu nedenle stent implantasyon bulunan kişinin 02/01/2011 tarihinde Mesudiye Devlet Hastanesi Acil Polikliniğine göğüs ağrısı ve öksürük şikayeti ile başvurduğu ve doktora daha önce myokard enfarktüsü geçirdiğini beyan ettiği, acil doktorun kişiye muayene edip kan tetkikleri istediği, tansiyonu ölçüp, EKG’sinin çektirdiği, ancak inferior myokard enfanktüsü bulguları bulunan EKG’yi yanlış yorumladığı, dahiliye ve kardiyoloji uzmanı bulunan bulunan bir merkeze sevk etmemesi nedeni ile Dr. …’ın kusurlu olduğu, kişinin klinik durumu itibariyle zamanında tanı konularak uygun takip ve tedavisinin yapılması durumunda da kurtulma ihtimali bulunduğu, ancak otopside kişide tespit edilen kalp hastalığının ağırlığı itibariyle kurtulma ihtimalinin kesin olmadığı cihetle Dr. …’ın kusurlu eylemi ile kişinin ölümü arasında kesin bir illiyet bağı kurulamayacağının belirtildiği; sanığın tıbbi standartlara aykırı davranışıyla ölüm arasında uygun illiyet bağının bulunmadığı ancak sanığın ihmal göstererek görevinin gereklerini usulüne uygun bir şekilde yapmadığı anlaşılmakla, sanığın eyleminin ihmal sureti ile görevi kötüye kullanmak suçunu oluşturduğunun kabulü ile TCK’nın 257/2. maddesi uyarınca cezalandırılmasına karar verilmesi gerektiği gözetilmeksizin, eylemin TCK’nın 85/1. maddesinde belirtilen taksirle öldürme suçunu oluşturduğunun kabulü ile yazılı şekilde karar verilmesi;

Gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiştir.

3. Bozma ilamına uyularak yapılan yargılamada, Mesudiye Asliye Ceza Mahkemesinin 12.01.2022 tarihli,2021/69 E, 2022/26 K sayılı kararı ile sanık hakkında taksirle öldürme suçundan 5271 sayılı Yasa’nın 223 üncü maddesinin ikinci maddesinin (c) bendi uyarınca beraatine, görevi kötüye kullanma suçundan sanık hakkında 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 257 nci maddesinin ikinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca neticeten hükmolunan 5 ay hapis cezası ile mahkûmiyetin, 5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesinin beşinci fıkrası gereği hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiştir.

4. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 13.06.2022 tarihli ve 2022/58562 sayılı, tevdii ve onama görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdi edilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Katılanların Temyiz Sebebi
Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı kaldırılarak sanığa bilinçli taksirle öldürmeden ceza verilmesi gerektiğine ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
Sanığın acil serviste pratisyen hekim olarak görev yaptığı hastaneye saat 14:00 sularında, göğüs ağrısı ve öksürük şikayeti ile başvuran ve daha önce myokard enfarktüsü geçirdiğini beyan eden ölenin, sanık tarafından muayene edilerek EKG’sinin çekildiği; ancak sanığın inferior myokard enfarktüsü bulguları bulunan EKG’yi yanlış yorumlayarak EKG’de şüpheli bulguya rastlanmadığı kanaati ile ölenin mide rahatsızlığına ilişkin reçete düzenleyerek çıkışını yaptıktan sonra saat 17:30 sularında ölenin evinin önünde bir anda yere yığılarak hayatını kaybetmesi şeklinde meydana gelen ve ölüm sebebinin mevcut kalp damar ve akciğer hastalığına bağlı akut kalp yetmezliği olarak tespit edildiği olayda;

Adli Tıp Kurumu Genel Kurulunun 09/04/2015 tarihli raporunda; dosyada mevcut ifadelere ve dosyada mevcut tıbbi belgelere göre öz geçmişinde kalp damar hastalığı bulunan ve bu nedenle stent implantasyon bulunan kişinin 02/01/2011 tarihinde Mesudiye Devlet Hastanesi Acil Polikliniğine göğüs ağrısı ve öksürük şikayeti ile başvurduğu ve doktora daha önce myokard enfarktüsü geçirdiğini beyan ettiği, acil doktorun kişiye muayene edip kan tetkikleri istediği, tansiyonu ölçüp, EKG’sinin çektirdiği, ancak inferior myokard enfanktüsü bulguları bulunan EKG’yi yanlış yorumladığı, dahiliye ve kardiyoloji uzmanı bulunan bulunan bir merkeze sevk etmemesi nedeni ile Dr. …’ın kusurlu olduğu, kişinin klinik durumu itibariyle zamanında tanı konularak uygun takip ve tedavisinin yapılması durumunda da kurtulma ihtimali bulunduğu, ancak otopside kişide tespit edilen kalp hastalığının ağırlığı itibariyle kurtulma ihtimalinin kesin olmadığı cihetle Dr. …’ın kusurlu eylemi ile kişinin ölümü arasında kesin bir illiyet bağı kurulamayacağının belirtildiği; sanığın tıbbi standartlara aykırı davranışıyla ölüm arasında uygun illiyet bağının bulunmadığı ancak sanığın ihmal göstererek görevinin gereklerini usulüne uygun bir şekilde yapmadığı anlaşılmakla, sanığın eyleminin ihmal sureti ile görevi kötüye kullanmak suçunu oluşturduğunun kabulü ile TCK’nın 257/2. maddesi uyarınca cezalandırılmasına karar verilmesi gerektiği kanaati ile bu madde uyarınca cezalandırılmasına; sanığın tıbbi standartlara aykırı davranışıyla ölüm arasında uygun illiyet bağının bulunmaması sebebiyle taksirle ölüme sebebiyet verme suçu yönünden beraatine karar verilmiştir.

IV. GEREKÇE
A. Sanık Hakkında Görevi Kötüye Kullanma Suçuna Yönelik Katılanların Temyizi Yönünden;
Sanık hakkında 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 231 inci maddesinin beşinci fıkrası uyarınca verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararlarının; Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 03.02.2009 tarihli ve 2008/11-250 Esas, 2009/13 Karar sayılı kararı ile 5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesinin onikinci fıkrası gereği itiraz yoluna tabi olduğu, temyizinin mümkün olmadığı ve aynı Kanun’un 264 üncü maddesinin birinci fıkrasında yer verilen; “Kabul edilebilir bir başvuruda kanun yolunun veya merciin belirlenmesinde yanılma, başvuranın haklarını ortadan kaldırmaz.” şeklindeki düzenleme dikkate alınarak kanun yolu incelemesinin itiraz merciince yapılması gerektiği anlaşılmıştır.

B. Sanık Hakkında Taksirle Öldürme Suçundan Kurulan Hükme Yönelik Katılanların Temyizi Yönünden;
Oluşa ve dosya kapsamına göre sanığın görevi kötüye kullanma suçundan mahkumiyetine karar verildiği dikkate alındığında, taksirle öldürme suçundan karar verilmesine yer olmadığına hükmedilmesi gerektiği gözetilmeksizin, hatalı değerlendirme ile taksirle öldürme suçundan beraat hükmü kurulması, hukuka aykırı bulunmuştur.

V. KARAR
A. Sanık Hakkında Görevi Kötüye Kullanma Suçuna Yönelik Katılanların Temyizi Yönünden Temyizi Yönünden;
Sanık hakkında 5271 sayılı Kanunun 231 inci maddesinin beşinci fıkrası uyarınca verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararlarının; Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 03.02.2009 tarihli ve 2008/11-250 Esas, 2009/13 Karar sayılı kararı ile 5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesinin onikinci fıkrası gereği itiraz yoluna tabi olduğu, temyizinin mümkün olmadığı ve aynı Kanun’un 264 üncü maddesinin birinci fıkrasında yer verilen; “Kabul edilebilir bir başvuruda kanun yolunun veya merciin belirlenmesinde yanılma, başvuranın haklarını ortadan kaldırmaz.” şeklindeki düzenleme dikkate alınarak kanun yolu incelemesinin itiraz merciince yapılması gerektiği anlaşılmakla, dava dosyasının, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle İNCELENMEKSİZİN İADESİNE,

B. Sanık Hakkında Taksirle Öldürme Suçundan Kurulan Hükme Yönelik Katılanların Temyizi Yönünden;
Gerekçe bölümünde (B) bendinde açıklanan nedenle Mesudiye Asliye Ceza Mahkemesinin 12.01.2022 tarihli, 2021/69 E, 2022/26 K sayılı kararına yönelik katılanların temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesi gereği hüküm fıkrasının A bendinin çıkarılarak yerine “Sanık … hakkında taksirle öldürme suçundan açılan kamu davasında karar verilmesine yer olmadığına” ifadesi yazılmak suretiyle hükmün, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

11.05.2023 tarihinde karar verildi.