Yargıtay Kararı 12. Ceza Dairesi 2022/9792 E. 2023/1320 K. 18.04.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/9792
KARAR NO : 2023/1320
KARAR TARİHİ : 18.04.2023

MAHKEMESİ:Asliye Ceza Mahkemesi

Sanık hakkında dairemizce verilen bozma kararı üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. … 28.Asliye Ceza Mahkemesinin, 17.12.2015 tarihli ve 2015/240 Esas, 2015/791 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında taksirle yaralama suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 89 uncu maddesinin birinci fıkrası, aynı maddesinin üçüncü fıkrasının (b) bendi, 62 nci maddesi gereğince hükmedilen 15 ay hapis cezasının, 51 inci maddesinin üçüncü, altıncı ve sekizinci maddesi gereğince 2 yıl denetim süresine tabi tutularak ertelenmesine , 53 üncü maddesinin altıncı fıkrası gereğince 15 ay süreyle ehliyetin geçici süreyle geri alınmasına karar verilmiştir.

2. … 28.Asliye Ceza Mahkemesinin, 17.12.2015 tarihli ve 2015/240 Esas, 2015/791 Karar sayılı kararının sanık tarafından temyizi üzerine, Yargıtay 12.Ceza Dairesinin 17.11.2020 tarihli ve 2019/7269 Esas, 2020/6041 Karar sayılı kararı ile basit yargılama hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağı hususunun tartışılması gerektiğinden bahisle bozulmasına karar verilmiştir.

3. … 63.Asliye Ceza Mahkemesinin, 30.06.2022 tarihli ve 2021/284 Esas, 2022/431 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında taksirle yaralama suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 89 uncu maddesinin birinci fıkrası, aynı maddesinin üçüncü fıkrasının (b) bendi, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 52 nci maddesinin ikinci ve dördüncü fıkraları gereğince 10.000 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.

4. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 01.12.2022 tarihli ve 2022/141818 sayılı temyiz istemlerinin reddiyle onama görüşü içeren Tebliğname ile Daireye tevdi edilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanığın temyiz istemi temyiz etme iradesini ortaya koymaktan ibarettir.

III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;

Yerel Mahkemenin Kabulü;
1. Mahkemece, ”Dosya içerisindeki iddia, sanığın savunmaları, katılan ve vekilinin beyan ve talepleri, doktor ve adli tabip raporları, trafik kazası tespit tutanağı ile basit krokisi, tarafların ibraz ettikleri olay yerine ve araçların olaydan sonraki durumlarına ilişkin fotoğraflar, olay yerindeki kamera görüntüleri ile izlenmesine ilişkin tutanak, … Adli Tıp Grup Başkanlığı Trafik İhtisas Dairesince düzenlenen kurul raporu, ek kovuşturmaya yer olmadığına dair karar, sanığın doğum, sürücü belgesi ve sabıkasızlık kaydı ile diğer bilgi ve belgeler birlikte incelenip değerlendirildiğinde; suç tarihinde sanığın yönetimindeki . plaka sayılı otomobil ile ..caddede seyir halinde iken saat 08:45 sularında 1. Sokak kavşağına geldiğinde seyrine göre sağ taraftan kavşağa giriş yapan katılanın yönetimindeki . plakalı otomobil ile yol üzerinde çarpıştıkları, bunun sonucunda araçlarda maddi hasarlar meydana geldiği gibi katılanın yaşamı tehlikeye girecek, basit tıbbi müdahale ile giderilemeyecek, dalak çıkartılması nedeniyle organ işlevini yitirecek nitelikte yaralandığı, olayın yerleşim yerinde dört yönlü kavşakta 16,20 mt genişliğinde iki yönlü, eğimsiz, düz, kuru ve asfalt kaplama yolda gündüzleyin meydana geldiği, kavşakta trafik ışığı veya işaret levhası bulunmadığı, yolda hız limitinin 50 km/saat olduğu, zeminde herhangi bir fren izinin tespit edilemediği, çarpma noktasından katılanın aracının geldiği yöne göre 16,30 mt sağa savrulup kaldırıma çıktığı, sanığın aracının ise geldiği yöne göre 16 mt sol ileriye savrulup karşı kaldırıma çıkarak durduklarının belirlendiği, olay nedeniyle katılanın sanıktan şikayetçi olduğu, aralarında uzlaşmanın sağlanamadığı, sanığın olay anında alkollü olmadığı ve suç tarihi itibariyle geçerli (B) sınıfı sürücü belgesi sahibi olduğu, olay nedeniyle sanığın da yaralandığı ancak soruşturma sırasında katılan hakkında taksirle yaralamaya neden olma suçundan şikayet yokluğu nedeniyle ek kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği anlaşılmıştır.

Her ne kadar sanık olayda kusurunun bulunmadığını, varsa da asıl kusurun diğer tarafta olduğunu bildirerek suçlamayı reddetmiş ise de; olayın meydana geliş şekli, olay yerindeki kamera görüntüleri, çarpışma noktası, çarpışma sonrası araçların savrulma yönleri ve mesafesi, zeminde hiç fren izinin bulunmaması, katılanın oluşa uyan beyanları, trafik kazası tespit tutanağı içeriği ve trafik ihtisas dairesince düzenlenen kurul raporu dikkate alındığında cezadan kurtulmaya yönelik olduğu anlaşılan ve oluşa uymayan bu savunmalara itibar edilmemiş, aksine sanığın yönetimindeki … ile seyri sırasında kontrolsüz kavşağa geldiğinde yavaşlayıp sağ taraftaki yol üzerinde kavşağa gelen ve ilk geçiş hakkına sahip olan katılanın aracını beklemesi gerektiği halde beklemeyip aracın hızını yerleşim yeri hız limitlerine göre ayarlamayarak dikkatsiz, tedbirsiz ve nizamlara aykırı bir şekilde … kullanmak suretiyle katılanın yaralanması ile sonuçlanan olayda asli kusurlu olduğu, katılanın da kavşağa geldiğinde hızını azaltmayıp hızlı şekilde kavşağa giriş yaparak kendisinin yaralanması ile sonuçlanan olayda tali kusurlu olduğu, böylece sanığın üzerine atılı taksirle bir kişinin yaralanmasına neden olmak suçunu işlediği hukuki ve vicdani kanaatine varılarak cezalandırılmasına karar verilmiştir.

Sanığın kişiliği, amacı, suçun işleniş biçimi ve işlenmesindeki özellikler ile işlendiği yer ve zamanı, taksire dayalı kusurunun ağırlığı ve katılanın yaralanmasının niteliği dikkate alınarak hapis cezası tercih edildiği gibi cezasının süresi de alt sınırdan uzaklaşılarak teştiden belirlenmiştir. Sanığın eylemi sonucunda katılanın yaşamının tehlikeye girdiği ve dalağının alınarak organlarından birinin işlevini yitirdiği dikkate alındığında hakkında verilen cezada en ağır olan TCK’nun 89/3.b madde fıkrası gereğince bir kat artırım yapılmış, diğer hal nedeniyle ayrıca artırım yapılmamış, ancak temel ceza belirlenirken bu hususlar nazara alınarak alt sınırdan uzaklaşılmıştır. Sanığın suçun ortaya çıkartılmasındaki tevil yollu kabul beyanları, duruşmadaki pişmanlığını gösterir olumlu tutum ve davranışları ile cezasında indirim yapılması halinde geleceği üzerindeki olası etkileri lehine takdiri indirim nedeni kabul edilmiştir.

Bunun yanında olayın meydana geliş şekli, sanığın taksire dayalı kusurunun derecesi, katılanın hayati tehlike geçirecek ve organ işlevini yitirecek şekilde yaralanması dikkate alınarak alt sınırdan uzaklaşılarak sanığın sürücü belgesinin geçici olarak geri alınmasına karar verilmiştir.

Olay nedeni ile katılanın uğradığı ve tarafımızdan da var olduğu kabul edilen maddi zararların giderilmemesi nedeni ile CMK’nun 231/6 madde fıkrasının (c) bendindeki şartın oluşmadığı, keza aradan zaman geçen zaman içerisinde sanığın bu zararı giderme yönünde girişimde de bulunmadığı dikkate alınarak CMK’nun 231/9. madde ve fıkrasındaki koşula da bağlanamayacağı kanaatiyle sanık hakkında verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması yoluna gidilmemiş, ancak sanığın daha önce hiçbir mahkumiyetinin bulunmaması, duruşmada gözlemlenen kişilik özellikleri itibariyle ileride bir daha suç işlemeyeceği kanaatine ulaşılmasına nazaran ve sanığın bu yöndeki talebi de dikkate alınarak suçun niteliği itibariyle hakkındaki hapis cezası adli para cezasına çevrilmeyip, ertelenmiş ve bu çerçevede aşağıdaki hüküm kurulmuştur.”

Biçimindeki gerekçe ile sanık hakkında mahkumiyet kararı verilmiştir.

2.5271 sayılı Kanun’un 17.10.2019 tarihli ve 7188 sayılı Kanun’un 24 üncü maddesi yeniden düzenlenmiş olan ”Basit Yargılama Usulü” başlıklı 251 inci maddesinin birinci fıkrasında yer alan;
(1)”Asliye Ceza Mahkemesince iddianamenin kabulünden sonra adli para cezasını ve/veya üst sınırı 2 yıl veya daha az süreli hapis cezasını gerektiren suçlarda basit yargılama usulünün uygulanmasına karar verilebilir”

Şeklindeki düzenlemeye göre basit yargılama usulünün uygulanıp uygulanmama takdirinin mahkemeye bırakıldığı, bozma ilamına uyularak yapılan yargılamada mahkemece basit yargılama hükümlerinin uygulanmaması yönünde takdir hakkı kullanarak genel hükümlere göre yargılamaya devam olunarak, karar verildiği anlaşılmıştır.

3. Katılanın kati adli muayene raporu ve olay anı görüntülerini içeren cd dosyada mevcuttur.

4. Sanık aşamalarda, kazanın meydana gelmesinde tek etken davranışın katılana ait olduğunu ileri sürmüştür.

5. Olay tarihli kaza tespit tutanağında ve … Cumhuriyet Başsavcılığınca aldırılan 04.02.2015 tarihli raporda, sanığın olay yeri kontrolsüz kavşağa geldiğinde, yavaşlayarak kavşağı kontrol etmesi ve sağ tarafındaki yol üzerinde seyrederek kavşak mahalline gelmekte olan ilk geçiş hakkını haiz otomobilin geçişini beklemesi gerekirken, bu hususa riayet etmeyerek, asli kusuruyla neticeye sebep verdiği hususuna değinilmiştir.

IV. GEREKÇE
1. Sanığın idaresindeki otomobille, meskun mahalde, gündüz vakti, iki yönlü asfalt kaplama caddede seyrederken, olay mahalli dört yönlü kontrolsüz kavşağa geldiğinde, gidiş yönüne göre sağdan kavşağa giren katılana ilk geçiş hakkını vermesi gerekirken, aksine davranışıyla, asli kusuruyla bir kişinin vücudunda organ yitirilmesi şeklinde yaralanmasına sebebiyet verdiği olaya ilişkin mahkemenin kabul ve takdirinde bir isabetsizlik görülmemiştir.

2. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanığın yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmiştir.

V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle … 63.Asliye Ceza Mahkemesinin, 30.06.2022 tarihli ve 2021/284 Esas, 2022/431 Karar sayılı kararında sanık tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanığın temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

18.04.2023 tarihinde karar verildi.