Yargıtay Kararı 12. Ceza Dairesi 2023/1118 E. 2023/4254 K. 23.10.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2023/1118
KARAR NO : 2023/4254
KARAR TARİHİ : 23.10.2023

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2015/973 E., 2016/411 K.
SUÇLAR : Kişilerin huzur ve sükununu bozma
HÜKÜM : Beraat
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama, bozma

Sanıklar hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Çay Asliye Ceza Mahkemesinin, 25.04.2016 tarihli ve 2016/973 Esas, 2016/411 Karar sayılı kararı ile sanıklar hakkında kişilerin huzur ve sükununu bozma suçundan, 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca beraat kararı verilmiştir.

2. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 26.04.2021 tarihli ve 18-2016/252850 sayılı hükmün sanıklar … ve … açısından onanması, sanık … açısından bozulması görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdi edilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Katılan vekilinin temyiz isteği; sanıkların müvekkil ve ailesini rahatsız ettiğine, sanıkların cezalandırılması gerektiğine, ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
1.Sanıklar …, … ve …’in, müştekilerin komşusu olduğu, müştekiler ile sanıklar arasında önceye dayalı husumet bulunduğu, sanıkların müştekileri rahatsız etmek amacıyla uzun bir süredir akşam vakitlerinde gürültü yaptıkları, müştekiler ile olay nedeniyle sanıklar hakkında şikayetçi olduğu ve uzlaşmak istemediklerini beyan ettikleri, sanıkların ayrı ayrı alınan ifadelerinde özetle, müştekilerin huzurunu bozmadıklarını, gürültü yapmadıklarını belirterek üzerilerine atılı suçlamaları kabul etmediklerini beyan ettikleri, müştekiler ile sanıklar arasında başka davaların da bulunduğu ve aralarında husumet oluştuğu, sanıkların bu şekilde üzerlerine atılı kişilerin huzur ve sükununu bozma suçundan kamu davası açılmıştır.

2.Mahkemece; sanıkların , müştekilerin komşusu olduğu, müştekiler ile sanıklar arasında önceye dayalı husumet bulunduğu, sanıkların müştekileri rahatsız etmek amacıyla uzun bir süredir akşam vakitlerinde gürültü yaptıkları iddiası ile cezalandırılması için kamu davası açılmış ise de; tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; ceza yargılamasının amacının hiçbir duraksamaya yer vermeden maddi gerçeğin ortaya çıkarılması olduğuna göre, bu araştırmada yani gerçeğe ulaşmada mantık yolunun izlenmesinin gerektiği, gerçeğin, akla uygun ve realist, olayın bütünü veya bir parçasını temsil eden kanıtlardan veya kanıtların bütün olarak değerlendirilmesinden ortaya çıkarılması gerektiği; aksi halde bir takım varsayımlara dayanılarak sonuca ulaşılmasının, ceza yargılamasının amacına kesinlikle aykırı olduğu, ceza yargılamasında kuşkunun bulunduğu yerde mahkumiyet kararından söz edilemeyeceği, ceza yargılamasının amacının, ihtimallerden hareketle işlenen bir suça mutlak surette bir fail, sanık bulmak olmayıp gerçek faili, sanıkları bulmak olduğu ve bunun da her türlü aksi yöndeki ihtimal ve kuşkudan, varsayımdan uzak, somut delillere dayalı olmak durumunda olduğu, Yargıtay’ın emsal kararları da gözönüne alındığında; sanıkların üzerine atılı kişilerin huzur ve sükununu bozma suçunu işledikleri yönünde mahkumiyetlerine yeterli her türlü şüpheden uzak kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı, şüphenin de sanıklar lehine değerlendirilmesi gerektiği anlaşılmakla sanıkların üzerlerine atılı kişilerin huzur ve sükununu bozma suçunun sabit olmaması sebebiyle 5271 sayılı Kanunun 223 inci maddesinin 2 inin (e) bendi gereğince ayrı ayrı beraatlerine karar vermek gerekmiştir.

3. Sanıklar aşamalarda alınan beyanlarında; atılı suçlamaları kabul etmediğini, savunmuştur.

4.Katılan aşamalardaki beyanında sanıkların atılı suçtan cezalandırılmasını talep ederek sanık hakkındaki şikayetini devam ettirmiştir.

IV. GEREKÇE
A.Sanıklar … ve … Hakkında Kurulan Hükme Yönelik Katılan Vekilinin Temyiz İsteği Açısından;
Sanıklar hakkında kurulan hükme yönelik katılan vekilinin temyizinin incelenmesinde, sanıkların üzerine atılı suçu işlediğine dair, savunmalarının aksine, şüpheden uzak, mahkumiyete yeter derecede kesin delil mevcut olmadığı anlaşıldığından, mahkemece sanıkların beraatine dair hüküm tesisinde hukuka aykırılık görülmemiş olup;

Hükmün esasını teşkil eden kısa kararda ve gerekçeli kararın hüküm kısmında, sanık hakkında beraat hükmü kurulurken, uygulanan kanun maddesinin 5237 sayılı kanun 123 üncü maddenin 1 inci fıkrasının yer alan kişilerin huzur ve sükunu bozmak suçu yerine sehven 5271 sayılı kanun 106 ıncı maddenin 1 inci fıkrasının 1. cümlesinde yer alan tehdit ve 5271 sayılı kanun 125 inci maddenin 1 inci fıkrası ve 4 üncü maddesinde yer alan hakaret suçunun hatalı gösterilmesi, mahallinde düzeltilebilir yazım hatası olarak kabul edilerek bozma nedeni yapılmamıştır.

B.Sanık … Hakkında Kurulan Hükme Yönelik Katılan Vekilinin Temyiz İsteği Açısından;
Sanığın, Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sisteminden temin olunan güncel nüfus kayıt örneğine göre hüküm tarihinden sonra 24.07.2019 tarihinde vefat ettiğinin anlaşılması karşısında, bu durumun Mahkemece araştırılarak 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 64 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca sanık hakkında açılan kamu davasının düşürülüp düşürülmeyeceğinin karar yerinde değerlendirilmesinde zorunluluk bulunduğu anlaşılmıştır.

V. KARAR
A.Sanıklar … ve … Hakkında Kurulan Hükme Yönelik Katılan Vekilinin Temyiz İsteği Açısından;
Gerekçe bölümünde (A) bendinde açıklanan nedenlerle Çay Asliye Ceza Mahkemesinin, 25.04.2016 tarihli ve 2016/973 Esas, 2016/411 Karar sayılı kararında katılan vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden katılan vekilinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,

B.Sanık … Hakkında Kurulan Hükme Yönelik Katılan Vekilinin Temyiz İsteği Açısından;
Gerekçe bölümünde (B) bendinde açıklanan nedenlerle Çay Asliye Ceza Mahkemesinin, 25.04.2016 tarihli ve 2016/973 Esas, 2016/411 Karar sayılı hükmünün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 23.10.2023 tarihinde karar verildi.