YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2023/1241
KARAR NO : 2023/4538
KARAR TARİHİ : 30.10.2023
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2018/4014 E., 2019/1946 K.
SUÇ : Kişilerin huzur ve sükununu bozma
HÜKÜM : İlk derece mahkemesi kararı kaldırılarak sanığın mahkumiyetine
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Sanığın adına kayıtlı GSM hattı ile katılanın kullanımında olan telefon hattını kısa aralıklarla, birden fazla kez aramak suretiyle katılanı rahatsız ettiği iddiası ile sanık hakkında kişilerin huzur ve sükununu bozma suçundan kamu davası açılmıştır.
2…. Asliye Ceza Mahkemesinin, 05.06.2018 tarihli ve 2017/66 Esas, 2018/255 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında kişilerin huzur ve sükununu suçundan, 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca beraat kararı verilmiştir.
3…. Asliye Ceza Mahkemesinin, 05.06.2018 tarihli ve 2017/66 Esas, 2018/255 Karar sayılı kararı kararına yönelik o yer Cumhuriyet savcısı ile Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının istinaf başvuruları üzerine Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin 08.10.2019 tarihli ve 2018/4014 Esas 2019/1946 Karar sayılı kararı ile kişilerin huzur ve sükununu suçundan, sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik istinaf başvurusunun kabulü ile 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin ikinci fıkrası gereğince kararın kaldırılarak, 5237 sayılı Kanun’un 123 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesi, 50 nci maddesinin birinci fıkrasının a bendi ve 52 nci maddesinin ikinci fıkrası gereğince hapis cezasından çevrilen 1.500 TL adli para cezası ile mahkumiyetine karar verilmiştir.
4.Dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 09.09.2021 tarihli kişilerin huzur ve sükununu bozma suçu yönünden dosyanın basit yargılama usulü yönünden değerlendirilmesi gerektiği gerekçesi ile hükmün bozulması görüşünü içerir Tebliğname ile Yargıtay 4. Ceza Dairesine tevdi edilmiştir.
5.Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 01.02.2023 tarihli ve 2021/34099 Esas 2023/1683 Karar sayılı kararı ile dosya Dairemize gönderilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafiinin temyiz isteği; Bölge Asliye Mahkemesince beraat kararının kaldırılarak sanığın mahkumiyetine hükmedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğuna ilişkindir.
Katılan … vekilinin temyiz isteği; sanık lehine takdiri indirim sebeplerinin uygulanmasının hukuka aykırı olduğuna ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
1. İlk Derece Mahkemesince; her ne kadar sanığın kullanımındaki … numaralı hat katılan …’ın kullanımındaki… numaralı telefon hattını 01.08.2016 tarihinde saat 19:44:00’da 8 sn., 19:44:34’de 25 sn, 20:14:33’te 34 sn, 20:16:31’de 27 sn, 20:17:24’te 48sn, 20:22:36’da 55 sn, 20:37:53’te 189 sn aradığından bahisle kişilerin huzur ve sükunu bozma suçundan cezalandırılması istenmişse de sanığın üzerine atılı suçun sırf huzur ve sükunu bozma kastıyla işlenebileceği, sanığın avukatlık bürosunda katip olarak çalışan katılanı, aynı büroda babasına hakkındaki icra dosyalarını sormak amacıyla aradığına dair savunması, tüm dosya kapsamından sanığın katılanın huzurunu bozma kastının bulunmadığının anlaşılması karşısında sanığın üzerine atılı suçun yasal unsurlarının oluşmadığı anlaşıldığından sanığın anılan suçtan beraatine karar verilmiştir.
2. Sanık soruşturmanın başından beri atılı suçlamayı reddederek katılanın sekreterlik yaptığı avukatlık bürosunda olan icra dosyaları nedeniyle katılanın telefonunu aradığını, fakat aradığında telefonu kapalı olması nedeniyle ulaşamadığını, sonradan ağabeyi ile ortak kullandıkları 0537 732 36 80 numaralı hat takılı olan telefonu ağabeyine verdiğini, ağabeyim ilekatılanın eşi arasında bir tartışma yaşanmış olduğunu, HTS raporunda çıkan telefon kayıtlarında buna dair olduğunu beyan ederek üzerine atılı suçlamayı reddetmiştir.
3. Katılan … sanığın cezalandırılmasını talep etmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
1. İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgular, Bölge Adliye Mahkemesince isabetsiz bulunmuş, duruşma açılarak yeniden yargılama yapılmıştır.
2.Bölge Adliye Mahkemesince “Katılan …’ın soruşturma ve kovuşturma aşamasındaki ifadesi , tanık beyanları, sanık ve müşteki arasındaki arasındaki arama kaydına ilişkin HTS kayıtları incelenip birlikte değerlendirildiğinde, sanığın müştekiyi defalarca üst üste aradığı anlaşılması karşısında sanığın üzerine atılı kişilerin huzur ve sükununu bozma suçunu işlemiş olduğu kanaatine varıldığı” gerekçesi ile sanık hakkında mahkumiyet kararı verilmiştir.
3.Sanık Bölge Adliye Mahkemesi huzurundaki savunmasında, önceki savunmalarını tekrar etmiştir.
4.Tanık … Bölge Adliye Mahkemesi tarafından yapılan yargılamada talimatla alınan beyanında; “Ben Avukat …’ın … ilçesindeki Bürosunda ara işlere bakıyordum. Sanığın bir kere bizim büroya geldiğini hatırlıyorum. Kendilerinin icra dosyaları varmış. Onunla alakalı bilgi istedi. Ancak o işlere büroda müşteki … bakıyordu. Benden müştekinin numarasını isteyince ben de vermiştim. Sonrasında olan bitenden haberim yoktur.” şeklinde beyanda bulunmuştur.
IV. GEREKÇE
5271 sayılı Kanun’un 251 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca basit yargılama usulünün Asliye Ceza Mahkemelerince uygulanmasına karar verilebileceği düzenlenmekle, Bölge Adliye Mahkemesince verilen hükme yönelik basit yargılama usulü uygulanamayacağından, Tebliğname’deki bu yönde bozma isteyen görüşe iştirak edilmemiştir.
Yapılan yargılama sonucunda, 5271 sayılı Kanun’un 286 ıncı maddesinin ikinci fıkrasının (d) bendi gereğince 28.02.2019 tarihinden sonra ilk defa Bölge Adliye Mahkemesince verilen ve 5271 sayılı Kanun’un 272 inci maddesinin üçüncü fıkrası kapsamı dışında kalan mahkumiyet kararlarının temyize tabi olduğu anlaşılmakla yapılan incelemede;
A. Katılan Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı vekilinin hükme ilişkin temyiz nedenlerinin incelenmesinde;
Kişilerin huzur ve sükununu bozma suçlarından doğrudan zarar görmediği ve bu nedenle bu suç yönünden davaya katılma hakkı bulunmadığı halde mahkemece Kanuna aykırı gerekçeyle kamu davasına katılan olarak kabulünün katılan Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığına bu niteliği ve dolayısıyla Kanun yoluna başvurma hak ve yetkisini kazandırmadığı anlaşıldığından, 5320 sayılı Kanunun 8/1 ve 1412 sayılı CMUK’nın 317. maddeleri uyarınca katılan Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı vekilinin tebliğnameye aykırı olarak TEMYİZ İSTEMİNİN REDDİNE,
B. Sanık müdafiinin hükme ilişkin temyiz nedenlerinin incelenmesinde;
1.Kişilerin huzur ve sükûnunu bozma suçu ile korunan hukuki yarar kişi özgürlüğünün korunması ve bireyin, psikolojik ve ruhsal bakımdan rahatsız edilmemesi ve yaşamını sağlıklı bir şekilde sürdürmesi olarak tanımlanmaktadır. Bu suçun oluşabilmesi için, kanun metninde yazılı bulunan telefon etme, gürültü yapma ya da aynı maksatla, hukuka aykırı bir davranışta bulunulması eylemlerinin bir kez yapılmasının yeterli olmadığı, eylemlerin ısrarla tekrarlanması, süreklilik arz etmesi ve sırf kişilerin huzur ve sükûnunu bozma saiki ile işlenmesi gerekmektedir.
Somut olayda, sanığın avukat olmayıp büroda çalışan katılana ait telefon hattını 01.08.2016 tarihinde saat 19:44:00’da 8 sn., 19:44:34’de 25 sn, 20:14:33’te 34 sn, 20:16:31’de 27 sn, 20:17:24’te 48sn, 20:22:36’da 55 sn, 20:37:53’te 189 sn arayarak aramanın zamanı ve katılanın savunmada belirtilen icra dosyası bakımından kendi başına hukukî tasarrufta bulunamayacak olması da dikkate alındığında sanığın üzerine atılı suçun sübut bulduğu anlaşılmakla; yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, Mahkemenin yargılama sonuçlarına uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dava dosyası içeriğine göre sanığın mahkumiyetine ilişkin mahkemenin kabulünde hukuka aykırılık görülmemiştir.
2.T.C. Anayasasının 41. maddesinde ailenin huzur ve refahı ile özellikle anne ve çocukların korunmasına yönelik olarak her türlü istismar ve şiddete karşı çocukları koruyucu tedbirleri alma görevinin Devlete ait olduğu, aile ve çocukların korunması hakkının Anayasa ile güvence altına alındığı, 6284 sayılı Kanunun 20/2. maddesi gereğince Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının kadın, çocuk ve aile bireylerine yönelik olarak uygulanan şiddet veya şiddet tehlikesi nedeniyle açılan davalara katılabileceği, ancak Bakanlığın davaya katılmasının doğrudan Anayasa ve kanundan kaynaklanan koruma görevine ilişkin olup Bakanlığa yüklenen bir kamu görevi olduğu, CMK’nın 237 ve devamı maddelerindeki katılma hakkına ilişkin suçtan doğrudan zarar görme şartının katılan Bakanlık için söz konusu olmadığı bu suretle Bakanlık vekili lehine vekalet ücretine hükmedilemeyeceği gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur.
V. KARAR
A. Katılan Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı Vekilinin Temyiz İsteği Yönünden
Gerekçe bölümünde (A) bendinde açıklanan nedenle kişilerin huzur ve sükûnunu bozma suçu yönünden katılan Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı vekilinin suçtan zarar gören sıfatının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 237 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca mezkûr suçtan açılan kamu davasına katılma hakkının ve aynı Kanun’un 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği bu suçtan kurulan hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunmadığı anlaşılmakla, katılan Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı vekilinin temyiz isteğinin, 5271 sayılı Kanun’un 298 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca, Tebliğnameye aykırı olarak, oy birliğiyle REDDİNE,
B.Sanık MüdafiininTemyiz İsteği Yönünden
Gerekçe bölümünde (B-2) numaralı bentte açıklanan nedenle, sanık müdafinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden, Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin 08.10.2019 tarihli ve 2018/4014 Esas 2019/1946 Karar kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 303 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği “hükümden katılan Bakanlık lehine vekalet ücreti verilmesine ilişkin kısımların çıkartılması” suretiyle sair yönleri usul ve Kanuna uygun olan HÜKMÜN DÜZELTİLEREK TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİNE,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca … Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 30.10.2023 tarihinde karar verildi.