Yargıtay Kararı 12. Ceza Dairesi 2023/1392 E. 2023/4686 K. 02.11.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2023/1392
KARAR NO : 2023/4686
KARAR TARİHİ : 02.11.2023

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2015/451 E., 2016/313 K.
SUÇ : Kişilerin huzur ve sükununu bozma
HÜKÜM : Beraat
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Düzeltilerek onama

Sanıklar hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Sivas 3. Asliye Ceza Mahkemesinin, 24.05.2016 tarihli, 2015/451 Esas ve 2016/313 Karar sayılı kararı ile sanıklar hakkında kişilerin huzur ve sükununu bozma suçundan, 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrası uyarınca beraat kararı verilmiştir.

2. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 08.04.2021 tarihli, hükmün düzeltilerek onanması görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdi edilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Katılanın temyiz isteği; sanığın cezalandırılması gerektiğine ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
Yerel Mahkemenin Kabulü;
1.”… Sanıklar … ve … hakkında, 2014 yılında ve 2015 yılının 5. ayında alıcısı …, göndericisi … Hukuk Bürosu olarak düzenlenmiş iki adet PTT kargo poşeti ve makbuzlarını katılan … ‘ın ikametinin önüne bırakarak katılana karşı kişilerin huzur ve sükununu bozma suçunu işledikleri iddiasıyla cezalandırılmaları talep edilmişse de, sanıkların alınan savunmalarında, söz konusu poşet ve kağıtları sanık …’ın diğer sanık …’ya borcu olduğunu katılanın öğrenmesi ve buna inanmasını sağlamak için koyduklarını, huzur ve sükununu bozma amaçlarının bulunmadığını beyan etmeleri, kargo evraklarının katılan adına düzenlenmeyip alıcısının sanık … olması, suç tarihlerinde de katılan ile sanık … aynı ikamette kalıyor olmaları, 2014 yılındaki olaya ilişkin katılan tarafından yapılan bir şikayet bulunmayıp 6 aylık şikayet süresi geçtikten sonra şikayette bulunması ve sanıkların katılanın huzur sükununu bozma kastı ile hareket etmediklerine dair savunmalarının aksine delil bulunmaması karşısında, sanıkların somut olayda sırf katılanın huzur ve sükununu bozmak maksadıyla ve suç kastı ile hareket ettiklerinin ve somut olayda atılı suçun yasal unsurlarının oluştuğunun sabit olmaması nedeni ile CMK’nun 223/2. maddesi uyarınca müsnet suçtan ayrı ayrı beraatlerine karar verilerek tüm dosya kapsamı ve yukarıda izah edilen gerekçeye istinaden sanıklar hakkında aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. ” şeklindedir.

2.Sanık … Savunmasında; “… benim arkadaşım olur, ekonomik durumu iyi olmadığı için ben ve ailem kendisine yardımcı olduk, benden borç aldı, bana 6.000,00 TL borcu vardı, son zamanlarda maaş kartını eşi aldığı için parasını ödeyemiyordu, başka icra takipleride vardı, fakat eşi Serkan ın parasını ailesine harcadığını düşünüyordu, bu düşünceyi ortadan kaldırmak Serkan ın borcu olduğunu göstermek için 2014 ve 2015 yılında belirtilen kargo poşeti içerisinde avukatlık bürosundan gelmiş gibi evrak ve A4 kağıdını … ile görüşerek müştekinin kapısına ben bıraktım, maksadımız Serkan’ın borçlu olduğunu göstermekti, kesinlikle müştekinin huzur ve sükununu bozmak için hareket etmedik, müştekinin ailesinin yuvasının yıkılmasını istemedik, işin bu boyuta geleceğini bilemedik…” şeklinde beyanda bulunmuştur.

3.Sanık … Savunmasında: “… benim boşanma davamız devam eden eşim olur, … da arkadaşımdır, eşim benim borcum olduğunu bilmektedir, …’ı da tanımaktadır, boşanma davasına kadar her hangi bir şikayette bulunmamışken boşanma davasından sonra şikayette bulunmuştur, iddianamedeki olay doğrudur, PTT kargo poşetlerini eşim benim borcum olduğunu öğrensin ve inansın diye …’a ben gönderttim, kargo poşetleri geldiği tarihte de aynı evde birlikte oturuyorduk, huzur ve sükununu bozma amacım kesinlikle yoktu, suçlamayı kabul etmiyorum, beraatimi istiyorum. ” şeklinde beyanda bulunmuştur.

4.Katılan … Beyanında; “Hem 2014 hemde 2015 yıllarında benim kapıma PTT kargo poşet içerisinde boş A4 kağıdı ve PTT evrakı bırakıldı, 2014 yılındaki evraktan dolayı ben … Hukuk Bürosunu aradım, kendilerine bana ceza işi ile uğraştıklarını söyleyince boş A4 kağıdının tehdit olduğunu düşünerek eşim ile savcılığa şikayet dilekçesi verdim ancak savcı A4 kağıdında birşey yazmadığı için tehdit olmayacağını söyleyip bizi gönderdi, buna ilişkin eşimin şikayet dilekçesini dosyaya sunuyorum, suça konu evraklar benim her zaman açıköğretim öncesinde kapı önüne bırakıldı, cumartesi sınavım oluyordu, cuma günü bu evraklar bırakılmıştı, maksatları benim sınavımın kötü geçmesini sağlamak olduğunu düşünüyorum, ayrıca benim eşim evde yokken kapıma bu şekilde evrak bırakması da doğru değildir, PTT den araştırdığımda bu evrakların kaydının olmadığını öğrendim, ben eşimin kartlarını da almadım, borçların ödenmesine de mani olmadım, yine 6.000,00 TL lik senedi icraya koymakta anlamsızdır, sanıklardan şikayetçiyim, eşim ve sanığın sırf beni rahatsız etmek için bu evrakları kapıma koyduklarını düşünüyorum, davaya katılmak istiyorum, maddi zararım yoktur, manevi zararım vardır” şeklinde beyanda bulunmuştur.

IV. GEREKÇE
A. Sanıklar hakkında kurulan hükme yönelik katılanın temyizinin incelenmesinde, 5237 sayılı TCK’nın 123 üncü maddesinde düzenlenen kişilerin huzur ve sükununu bozma suçu ile korunan hukuki yarar kişi özgürlüğünün korunması ve bireyin, psikolojik ve ruhsal bakımdan rahatsız edilmemesi ve yaşamını sağlıklı bir şekilde sürdürmesi olarak tanımlanmaktadır. Bu suçun oluşabilmesi için, kanun metninde yazılı bulunan telefon etme, gürültü yapma yada aynı maksatla, hukuka aykırı bir davranışta bulunulması eylemlerini bir kez yapmasının yeterli olmadığı, eylemlerin ısrarla tekrarlanması süreklilik arz etmesi ve sırf kişilerin huzur ve sükununu bozma saiki ile işlenmesi gerekmektedir.

Somut olayda, sanıkların katılanı rahatsız etmek, huzur ve sükununu bozma gibi kasıtları olmadığı anlaşılmakla; Mahkemenin kabul ve takdirinde hukuka aykırılık görülmemiştir.

B. Mahkemece sanıkların suç kastı ile hareket ettiklerinin ve somut olayda atılı suçun yasal unsurlarının oluştuğunun sabit olmaması nedeni ile müsnet suçtan ayrı ayrı beraatlerine karar verilirken, uygulanan Kanun maddesinin CMK’nın 223/2-a maddesi olarak gösterilmesi gerekir iken, CMK’nın 223/2 nci maddesi olarak eksik gösterilmesi suretiyle CMK’nın 232/6. maddesine aykırı hareket edilmesi; hukuka aykırı bulunmuştur.

V. KARAR
Gerekçe bölümünde (B) numaralı bentte açıklanan nedenle Sivas 3. Asliye Ceza Mahkemesinin, 24.05.2016 tarihli, 2015/451 Esas ve 2016/313 Karar sayılı kararına yönelik katılanın temyiz istemi yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi uyarınca BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesi gereği hükmün (1) nolu paragrafında yer alan “223/2 ” ibaresi ve devamındaki kelimeler çıkartılarak yerine “Yüklenen fiilin kanunda suç olarak tanımlanmamış olması nedeniyle, 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca sanıkların ayrı ayrı beraatlerine ” ibaresinin eklenmesi ve hükümdeki diğer hususların aynen bırakılması suretiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 02.11.2023 tarihinde karar verildi.