YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2023/1404
KARAR NO : 2023/4449
KARAR TARİHİ : 26.10.2023
Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi
Suç : Kişilerin huzur ve sükununu bozma
Hüküm : Beraat
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.Bakırköy 48. Asliye Ceza Mahkemesinin, 23.05.2016 tarihli ve 2014/163 Esas, 2016/227 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında kişilerin huzur ve sükununu bozma suçundan, 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca beraat kararı verilmiştir.
2.Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 16.04.2021 tarihli ve 2016/334984 sayılı, onama görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdii olunmuştur.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Katılan vekilinin temyiz isteği; sanığın cezalandırılması gerektiğine ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
1. Müştekinin bir dönem sanığın sahibi olduğu şirkette müdür olarak çalıştığı iş yerinden ayrıldıktan sonra telefonla değişik zamanlarda arayarak kendisini mali müfettişi olarak tanıtıp iş yerinin telefonlarının dinlendiğini şirket aleyhine belgeler topladıklarını mali yönden denetim yapıp şirketin mal varlığına el koyacaklarını devletin elinden kurtulamayacaklarını söylediği bu şekilde kişilerin huzur ve sükununu bozup tehdit fiilini işlediği iddia olunmuş ise de sanığın aşamalardan itibaren suçlamayı kabul etmediği, iş ilişkisinin bitmesi nedeniyle aramasının olduğunu ancak iddianamede belirtilen sözleri söylemediğini savunduğu sadece numara tespiti yapılmasının sanığın atılı suçu işlediğini gösteremeyeceği, dosya kapsamına göre bu aramalardan sonra iş müfettişlerinin iş yerine geldiği bu şekilde yasal bir ihbarda bulunulmasının dahi sanığın mahkumiyetine yeterli bir delil olmayacağı kanaatine varıldığından sanığın beraatine karar verildiği anlaşılmıştır.
2.Sanık savunmasında yüklenen suçu kabul etmediğini belirtmiştir.
IV. GEREKÇE
Yerel mahkeme kararında yapılan inceleme neticesinde olayın kabulünde herhangi bir isabetsizlik bulunmamıştır.
Sanık hakkında kurulan hükme yönelik katılan vekilinin temyizinin incelenmesinde, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 123 üncü maddesinde düzenlenen kişilerin huzur ve sükununu bozma suçu genel ve tamamlayıcı nitelikte bir suç olup, bu suçun oluşması için eylemin Kanunda ayrıca suç olarak tanımlanmamış olması gerekmektedir. Kişilerin huzur ve sükununu bozma suçu ile korunan hukuki yarar kişi özgürlüğünün korunması ve bireyin, psikolojik ve ruhsal bakımdan rahatsız edilmemesi ve yaşamını sağlıklı bir şekilde sürdürmesi olarak tanımlanmaktadır. Bu suçun oluşabilmesi için, kanun metninde yazılı bulunan telefon etme, gürültü yapma yada aynı maksatla, hukuka aykırı bir davranışta bulunulması eylemlerinin bir kez yapmasının yeterli olmadığı, eylemin ısrarla tekrarlanması, süreklilik arz etmesi ve sırf kişilerin huzur ve sükununu bozma saiki ile işlenmesi gerekmektedir.
Israr ögesinin ve sırf huzur ve sükunu bozma saikinin bulunmaması nedeniyle unsurları oluşmayan kişilerin huzur ve sükununu bozma suçundan mahkemece sanığın beraatine dair hüküm tesisinde hukuka aykırılık görülmemiştir.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Bakırköy 48.Asliye Ceza Mahkemesinin, 23.05.2016 tarihli ve 2014/163 Esas, 2016/227 Karar sayılı kararında katılan vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden katılan vekilinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 26.10.2023 tarihinde karar verildi.