Yargıtay Kararı 12. Ceza Dairesi 2023/1457 E. 2023/4693 K. 02.11.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2023/1457
KARAR NO : 2023/4693
KARAR TARİHİ : 02.11.2023

Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi
Suç : Kişilerin huzur ve sükununu bozma
Hüküm : Beraat

Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.Aydın 4. Asliye Ceza Mahkemesinin, 26.04.2016 tarihli ve 2016/259 Esas, 2016/442 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında kişilerin huzur ve sükununu bozma suçundan, 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca beraat kararı verilmiştir.

2.Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 11.04.2021 tarihli ve 2016/399472 sayılı, onama görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdii olunmuştur.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Katılanın temyiz isteği; sanığın cezalandırılması gerektiğine ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
Sanık ile katılanın resmi nikahlı eş olup, aralarındaki anlaşmazlıklar nedeniyle ayrı yaşadıkları, boşanma davasının devam ettiği, olay günü sanığın katılanın çalıştığı iş yerinin bahçesine gidip, burada katılanın birlikte çalıştığı iş yeri arkadaşları tanıklar … ve … ile ayaküstü konuştuğu, alkollü olduğu, katılanın uyarısı üzerine iş yerinden ayrıldığı, bu durumdan rahatsız olan katılanın sanık hakkında kendisini rahatsız ettiği ve fotoğrafını çektiği yönünde şikayetçi olduğu, iddianamede sanığın bu davranışları ile katılanın huzur ve sükununu bozduğunun iddia edildiği, ancak TCK’nın 123 maddesinde düzenlenen bu suçun oluşabilmesi için sanığın bu davranışlarını belli bir süre içerisinde birkaç kez tekrarlaması, bunu adet haline getirmesi ve bunun sonucu olarak katılanın huzur ve sükununun bozulmuş olması gerektiği, sanığın savunmasında evine giderken eşi olan katılanın çalıştığı iş yerine uğrayıp, sadece selam verdiği ve herhangi bir eylemde bulunmadığı yönündeki savunmasını hazırlıkta dinlenen tanıkların da beyanlarında belirttikleri, aynı gün içerisinde ya da o günü takip eden günlerde sanığın katılanın iş yerine ya da evine giderek yine bu tür davranışlarını devam ettirdiğine dair dosyada herhangi bir delil bulunmaması, sanığın da savunmalarında suçlamayı kabul etmemesi karşısında iddia edilen günde sanığın katılanın iş arkadaşlarıyla konuşmasından rahatsız olup, şikayetçi olmasının davranışların devam etmemesi nedeniyle taraflar arasında boşanma davasının ve huzursuzluğun da sürmesi karşısında katılanın sanığı kendisinden uzaklaştırmak amaçlı şikayette bulunduğu, yasa koyucunun aradığı şartların sanık tarafından yerine getirilmediğinin anlaşılması karşısında atılı suçun yasal unsurlarının oluşmaması nedeniyle sanığın beraatine karar verildiği anlaşılmıştır.

IV. GEREKÇE
Yerel mahkeme kararında yapılan inceleme neticesinde olayın kabulünde herhangi bir isabetsizlik bulunmamıştır.

Sanık hakkında kurulan hükme yönelik katılanın temyizinin incelenmesinde, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 123 üncü maddesinde düzenlenen kişilerin huzur ve sükununu bozma suçu genel ve tamamlayıcı nitelikte bir suç olup, bu suçun oluşması için eylemin Kanunda ayrıca suç olarak tanımlanmamış olması gerekmektedir. Kişilerin huzur ve sükununu bozma suçu ile korunan hukuki yarar kişi özgürlüğünün korunması ve bireyin, psikolojik ve ruhsal bakımdan rahatsız edilmemesi ve yaşamını sağlıklı bir şekilde sürdürmesi olarak tanımlanmaktadır. Bu suçun oluşabilmesi için, kanun metninde yazılı bulunan telefon etme, gürültü yapma yada aynı maksatla, hukuka aykırı bir davranışta bulunulması eylemlerinin bir kez yapmasının yeterli olmadığı, eylemin ısrarla tekrarlanması, süreklilik arz etmesi ve sırf kişilerin huzur ve sükununu bozma saiki ile işlenmesi gerekmektedir.

Israr ögesinin ve sırf huzur ve sükunu bozma saikinin bulunmaması nedeniyle unsurları oluşmayan kişilerin huzur ve sükununu bozma suçundan mahkemece sanığın beraatine dair hüküm tesisinde hukuka aykırılık görülmemiştir.

V. KARAR
Gerekçe bölümünde Aydın 4. Asliye Ceza Mahkemesinin, 26.04.2016 tarihli ve 2016/259 Esas, 2016/442 Karar sayılı kararında açıklanan nedenlerle katılan tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden katılanın temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğnameye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 02.11.2023 tarihinde karar verildi.