YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2023/1552
KARAR NO : 2023/4616
KARAR TARİHİ : 01.11.2023
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2015/544 E., 2016/51 K.
SUÇ : Kişilerin huzur ve sükununu bozma
HÜKÜM : Beraat
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.Büyükçekmece 13. Asliye Ceza Mahkemesinin 11.02.2016 tarihli ve 2016/544 Esas, 2016/51 Karar sayılı kararı ile; sanık hakkında kişilerin huzur ve sükununu bozma suçundan, 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi gereğince beraat kararı verilmiştir.
2.Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 06.03.2021 tarihli ve 2016/108075 sayılı, hükmün onanması görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdi edilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Katılanın Temyiz İsteği; sanığın cezalandırılması gerektiğine, suçu işlediğini gösteren delillerin dosyada bulunduğuna, kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Yerel Mahkemenin Kabulü;
1. Suç tarihinde sanığın yöneticisi olduğu apartmanda elektriğin kesik olduğu zamanlarda elektriğin jeneratörden karşılanması nedeniyle oluşan yakıt parasının alınmasına karar verildiği ancak apartman yönetimi kararıyla 50’şer TL olarak kat maliklerinden karşılamasına ilişkin karara katılanın itiraz ettiği ve bu parayı ödemek istemediği, bunun üzerine sanığın katılanın oturduğu daireye jeneratörden gelen elektriği kestiği, katılanın elektriksiz kalmasına yol açtığı ve atılı suçu işlediği iddiasıyla hakkında kamu davası açıldığı anlaşılmaktadır.
2.Sanığın atılı suçlamaları kabul etmediği ve yargılama aşamasında alınan savunmasında;
“Müşteki sadece elektrik için değil, birçok düzensizlik yapıyor. Yönetim olarak sürekli kendisine ihtarat yapıyoruz. Taksicilik yapıyor. Otoparkı değişik araçlar dolduruyor. Elekrtik kesinilince mazot aldım. Kendim taşıdım. Jeneratörü çalıştırdım. Ancak bize husumeti olduğu için şikayetçi oldu. Elektriğini kesmedim. Bedaş her ay gelip kendisinin elektriğini kesiyor. Ödemediği için kesilmiş olabilir. O beni ilgilendirmez. Dengesiz hareketleri vardır. Suçsuzum. Bazen elektrik kesilince çok yüklenme olunca sigorta atıyor. Jeneratörden giden elektriğini kesmedim. beraatimi istiyorum, ceza verilmesi durumunda hükmün açıklanmasının geri bırakılmasını isterim…Apartmanın otoparkına yabancı arabaları dolduruyor. Bu sebeple dengesiz dedim. Taksicilik yapıyor. Arkadaşlarını otoparka dolduruyor. Binada düzensizlik yaratıyor. Bu konuda topladığım imzalar vardır. Ev sahibi ile konuştum. Nasıl olsa çıkacak kendisine dava açmayın dedi. Yoksa dava açacaktım. Kaç kere araba koyma diye yalvardım. Hatta karşısında ağladım. Binaya da kendisini ben almıştım. İnsanlar nankör olmamalı.” şeklinde beyanda bulunduğu görülmektedir.
3.Katılanın her aşamada sanıktan şikayetçi olduğunu beyan ettiği ve yargılama aşamasında alınan ifadesinde;
“Önceki ifadelerimi tekrar ediyorum. Elektriği kesti. Ekstra çıkaran ödemeyi ödedim. Makbuzu sunuyorum. Jeneratörden gelen elektriği kesti. Tanık olan görevli bana bunu söylemiştir. Şikayetçiyim. Katılmak istiyorum. Uzlaşmak istemiyorum. Bir kez uzlaşmak için ev sahibi araya girdi. Yine tehditler savurdu.” şeklinde beyanda bulunduğu, Mahkemece 11.02.2016 tarihinde hakkında katılma kararı verildiği, ayrıca taraflar arasında uzlaşmanın gerçekleşmediği belirlenmiştir.
4.Mahkemece yapılan yargılama neticesinde;
“…Tüm dosya kapsamında; Her ne kadar sanık hakkında Kişilerin huzur ve sükununu bozma suçundan dolayı cezalandırılması talebiyle mahkememizde bu kamu davası açılmış ise de, yapılan yargılama, tanıklar …, …, …, …, …’ın beyanları ve toplanan deliller itibariyle sanığın atılı suçu işlediğine dair müştekinin ve eşinin soyut beyanları dışında yeterli delil elde edilemediğinden atılı suçtan sanığın CMK’nun 223/2-e maddesi gereği sanığın beraatine…” gerekçeleri ile sanık hakkında kişilerin huzur ve sükununu bozma suçundan, 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi gereğince beraat kararı verilmiştir.
5. Tanıklar…., …., ….’nın anlatımları dava dosyasında bulunmaktadır.
6. Sanığa ait güncel adli sicil kaydı ve nüfus kaydı, Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) üzerinden temin olunarak dava dosyasına eklenmiştir.
IV. GEREKÇE
1. Amacı, somut olayda maddi gerçeğe ulaşarak adaleti sağlamak, suçu işlediği sabit olan faili cezalandırmak, kamu düzeninin bozulmasını önlemek ve bozulan kamu düzenini yeniden tesis etmek olan ceza muhakemesinin en önemli ve evrensel nitelikteki ilkelerinden biri de, öğreti ve uygulamada; “suçsuzluk” ya da “masumiyet karinesi” olarak adlandırılan kuralın bir uzantısı olan ve Latincede; “in dubio pro reo” olarak ifade edilen “şüpheden sanık yararlanır” ilkesidir. Bu ilkenin özü, ceza davasında sanığın mahkûmiyetine karar verilebilmesi bakımından göz önünde bulundurulması gereken herhangi bir soruna ilişkin şüphenin, mutlaka sanık yararına değerlendirilmesidir. Oldukça geniş bir uygulama alanı bulunan bu kural, dava konusu suçun işlenip işlenmediği, işlenmişse sanık tarafından işlenip işlenmediği veya gerçekleştirilme biçimi konusunda bir şüphe belirmesi hâlinde de geçerlidir. Sanığın bir suçtan cezalandırılmasına karar verilebilmesinin temel şartı, suçun hiçbir şüpheye mahal bırakmayacak kesinlikte ispat edilebilmesidir. Gerçekleşme şekli şüpheli veya tam olarak aydınlatılamamış olaylar ve iddialar sanığın aleyhine yorumlanarak mahkûmiyet hükmü kurulamaz. Ceza mahkûmiyeti; toplanan delillerin bir kısmına dayanılıp, diğer kısmı göz ardı edilerek ulaşılan kanaate ya da herhangi bir ihtimale değil, kesin ve açık bir ispata dayanmalı, bu ispat, hiçbir şüphe ya da başka türlü oluşa imkân vermemelidir. Yüksek de olsa bir ihtimale dayanılarak sanığı cezalandırmak, ceza muhakemesinin en önemli amacı olan gerçeğe ulaşmadan hüküm vermek anlamına gelecektir.
Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; kişilerin huzur ve sükununu bozma suçunun oluşması için failin ”sırf huzur ve sükunu bozma” kastıyla hareket etmesi gerektiği, sanığın savunmasının aksine sırf katılanı rahatsız etmek ve kişilerin huzur ve sükununu bozma kastı ile hareket ettiğine ilişkin delil elde edilemediği dosya kapsamından anlaşılmakla; sanığın atılı suçu işlediğine dair katılanın ve eşinin soyut beyanları dışında yeterli delil elde edilemediğinden sanık hakkında beraat hükmü kurulmasında hukuka aykırılık görülmemiş olup, yerel mahkemenin kararında, oluş ve kabulde herhangi bir isabetsizlik bulunmadığından, katılanın temyiz sebebi yerinde görülmemiştir.
2.Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olduğu, incelenen dava dosyası içeriğine göre sanığın beraatine dair Mahkemenin inanç ve takdirinde hukuka aykırılık bulunmadığı belirlenerek yapılan incelemede; katılanın diğer temyiz sebeplerinin reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle, Büyükçekmece 13. Asliye Ceza Mahkemesinin 11.02.2016 tarihli ve 2016/544 Esas, 2016/51 Karar sayılı kararında katılan tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden katılanın temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğnameye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’na TEVDİİNE,01.11.2023 tarihinde karar verildi.