YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2023/1760
KARAR NO : 2023/4352
KARAR TARİHİ : 24.10.2023
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2015/389 E., 2016/180 K.
SUÇLAR : Kişilerin huzur ve sükununu bozma
HÜKÜM : Beraat
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Akşehir 1.Asliye Ceza Mahkemesinin, 029/03/2016 tarihli ve 2015/389 Esas, 2016/180 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında kişilerin huzur ve sükununu bozma suçundan, 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca beraat kararı verilmiştir.
2. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 14/03/2021 tarihli ve 2016/219008 sayılı hükmün onanması görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdi edilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Katılanın temyiz isteği; kararın hukuka aykırı olduğuna ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
1.Sanığın, katılanın boşandığı eşinin kardeşi olduğu, suç tarihi itibariyle henüz tarafların boşanmadığı, sanığın savunmasında katılanı aramasının sebebinin eşi ile arasındaki hususları çözmek için yardım amacıyla olduğunu beyan etmesi ve bu hususun müştekinin beyanıyla da sabit olması karşısında kişilerin huzur ve sükununu bozma suçunun oluşabilmesi için özel kast olan sırf kişilerde huzursuzluk yaratmak kastıyla hareket edilmesi gerektiği, sanığın kastının bu olmadığı belirtilerek, 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca “sanığın üzerine atılı suçu işlediğine dair şüpheden uzak mahkumiyete yeterli delil elde edilemediğinden” gerekçesiyle sanık hakkında beraat kararı verilmiştir.
2.Sanık aşamalardaki beyanları, “Ben daha önce ifade vermiştim, olay tarihlerinde eşim 3 çocuğunu bırakarak ailesinin yanına gitti, daha sonra boşanmak istediğini söyledi, bende kendisi ile boşanmak istemediğim için kendisiyle görüşmeye çalıştım, ulaşamayınca kayın biraderim olan müşteki …’ı aradım, arayı bulmaya çalıştım, bunun dışında aramalarımda …’a küfür ve tehdit içerikli sözler söylemedim” şeklinde olup suçlamaları kabul etmemiştir.
4.Katılanın aşamalardaki beyanları, “Haklarımı anladım. Olay nedeniyle halen şikayetçiyim, katılma talebim vardır, … benim kızkardeşimin boşandığı eşidir, olay tarihinde sürekli olarak beni arayarak kızkardeşini geri gönder, yuvasını bozma, onu ikna etmek için sürekli olarak beni aradı, sürekli bunun için aradı, şu anda boşandılar, beni aramamakta, numaramı değiştirdim” şeklinde olup hakkında katılma kararı verilmiştir.
5.Dosya içeriğinde mevcut bulunan, katılanın telefonunda rızası ile yapılan inceleme sonucu oluşturulan mesaj ve arama tespit tutanağına göre sanığın katılanı olay tarihinde 7 kez aradığı ve “… abi özür dilerim bi konuşalım” şeklinde mesaj attığı tespit edilmiştir.
6.Sanık …’a ait güncel adli sicil kaydı ve nüfus kaydı, Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) üzerinden temin olunarak dava dosyasına eklenmiştir.
IV. GEREKÇE
Sanık …’un, katılan …’ın kız kardeşi ile evli olduğu, eşinin evden ayrılarak ailesi yanına Akşehir’e gittiği ve akabinde boşanmak istediğini beyan ettiği, ancak sanığın boşanmak istememesi ve eşinin telefonlarına cevap vermemesi üzerine katılanın kendisi ile görüşmek istemediğini beyan etmesine rağmen cep telefonundan 7 kez arayarak huzur ve sükunun bozduğu olayda;
Katılanın kararın hukuka aykırı olduğuna ilişkin temyiz sebebi yönünden,
Kişilerin huzur ve sükununu bozma suçu ile korunan hukuki yarar kişi özgürlüğünün korunması, bireyin, psikolojik ve ruhsal bakımdan rahatsız edilmemesi ile yaşamını sağlıklı bir şekilde sürdürmesi olarak tanımlanmaktadır. Bu suçun oluşabilmesi için, kanun metninde yazılı bulunan telefon etme, gürültü yapma ya da aynı maksatla, hukuka aykırı bir davranışta bulunulması eylemlerinin bir kez yapılmasının yeterli olmadığı, eylemin ısrarla tekrarlanması, süreklilik arz etmesi ve sırf kişilerin huzur ve sükunun bozma saiki ile işlenmesi gerekmektedir.
Somut olayda, iletişimin tespitine dair belgelerden anlaşıldığı üzere kendisi ile konuşmak istemeyen katılanı 7 kez arayan ve mesaj atan sanığın eylemlerinin, 5237 sayılı Kanun’un 123 ncü maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen kişilerin huzur ve sükunun bozma suçunun “ısrar” ögesini oluşturduğu ve katılan açısından bu madde kapsamıyla korunan hukuki yararın ihlal edildiği dolayısı ile kişilerin huzur ve sükununu bozma suçunun oluştuğu gözetilmeyerek, yerinde olmayan gerekçe ile sanık hakkında mahkumiyet yerine beraat kararı verilmesi hukuka aykırıdır.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Akşehir 1.Asliye Ceza Mahkemesinin, 029/03/2016 tarihli ve 2015/389 Esas, 2016/180 Karar sayılı kararına yönelik katılanın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 24.10.2023 tarihinde karar verildi.