Yargıtay Kararı 12. Ceza Dairesi 2023/2623 E. 2023/1694 K. 17.05.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2023/2623
KARAR NO : 2023/1694
KARAR TARİHİ : 17.05.2023

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Taksirle öldürme
HÜKÜM : Beraat

Sanık hakkında Dairemizce verilen bozma kararı üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. İstanbul Anadolu 5. Asliye Ceza Mahkemesinin 31.12.2015 tarihli ve 2012/62-2015/768 sayılı kararı ile; sanık hakkında taksirle öldürme suçundan, 5237 sayılı Kanun’un (5237 sayılı Kanun) 85 inci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası ve 51 inci maddesi gereğince 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, tayin edilen cezanın ertelenmesine ve 2 yıl denetim süresi belirlenmesine karar verilmiştir.

2. İstanbul Anadolu 5. Asliye Ceza Mahkemesinin, 31.12.2015 tarihli ve 2012/62-2015/768 sayılı kararının, sanık müdafii tarafından temyizi üzerine Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 29.11.2021 tarihli ve 2020/7869 Esas, 2021/8312 Karar sayılı kararı ile;
“…Adli Tıp Kurumu Birinci Adli Tıp İhtisas Kurulunun 01/09/2010, 17.12.2014, 15.04.2015; Adli Tıp Genel Kurulunun ise 26/07/2012, 28.05.2015 tarihli raporlarda karın ağrısı, kusma şikayeti ve laboratuar bulgularına göre ilgili uzman konsültasyonu istemeden hastayı eve göndermesi tıp kurallarına uygun olmadığı belirtilen sanık …’e kusur olarak izafe edilen davranışlarla ölüm arasında illiyet bağının bulunup bulunmadığı, kusurlu davranışlarla meydana gelen ölüm arasında uygun illiyet bağının kurulup kurulamayacağı, sanığın kendisine yüklenilen ve kusur olarak izafe edilen davranışları tam olarak yerine getirmesi durumunda dahi ölümün gerçekleşip gerçekleşmeyeceğine ilişkin rapor alınarak, ölüm ile kusurlu davranışlar arasında uygun illiyet bağının saptanamaması durumunda eyleminin, ihmali davranışla görevi kötüye kullanma suçu kapsamında, uygun illiyet bağının saptanması halinde ise taksirle öldürme suçunun oluşacağı gözetilmeden eksik soruşturma ile sanığın taksirle öldürme suçundan mahkumiyetine karar verilmesi…” nedenleri ile bozulmasına karar verilmiştir.

3. İstanbul Anadolu 5. Asliye Ceza Mahkemesinin 10.11.2022 tarihli ve 2022/46 E. 2022/673 K. sayılı kararı ile; sanık hakkında taksirle öldürme suçundan, 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi gereğince beraat karar verilmiştir.

4. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 17.03.2023 tarihli ve 2023/6436 sayılı, onama görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Katılanlar Vekilinin Temyiz Sebepleri
1. Kararın usul ve yasaya uyarlı olmayıp eksik incelemeyle verilmiş olduğuna, kararın, üst mahkeme uygulamalarına, dosya kapsamına ve yine kamu düzenine de uyarlı olmadığına,

2. Raporun dosya kapsamına ve uygulanan tedavi süreciyle örtüşmediğine, bu sebeple, üniversite tıp fakültesi ilgili birimlerinden rapor alınmasını talep edilmesine rağmen, eksik inceleme ile sanığın beraatine karar verildiğine,

3. Kuruldan izin alınarak soruşturma veya kovuşturmaya devam edilmesi gerektiğine, bu bağlamda da, durma kararı verilerek bu izin eksikliğinin de tamamlanması gerektiğine,
ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
Yerel Mahkemenin Kabulü
1. Katılan …’ın oğlu olan 14 yaşındaki …’ın, karın ağrısı ve kusma şikayeti ile hastane acil bölümüne getirildiği, sanığın Sultanbeyli Devlet Hastanesinde dahiliye uzman doktor olarak görev yaptığı, olay tarihinde de acil doktoru olarak nöbetçi olduğu, sanığın çocuğu muayene ettiği, ancak herhangi bir tetkik ve batın grafisi istemeyip ayakta muayene ederek reçete düzenleyip çocuğu çocuk polikliniğe gitmesi önerilerek eve gönderdiği, çocuğun şikayetinin devam etmesi sonrasında aynı gün sağlık ocağından sevkle, Kartal Eğitim ve Araştırma Hastanesine götürülen …’ın tetkik ve tedavileri sonrasında eve gönderilip ve ertesi gün de öldüğü anlaşılmaktadır.

2. …’ın kesin ölüm sebebini belirleyen, İstanbul Adli Tıp Kurumu Morg İhtisas Dairesinin 30.03.2010 tarih ve 3372 sayılı otopsi raporuna göre; müteveffa …’ın ölüm sebebinin; “peptik ülser zemininde gelişmiş mide perforasyonu ve peritonit sonucu” meydana geldiğinin tespit edildiği görülmektedir.

3. Kartal Eğitim ve Araştırma Hastanesi acil polikliniğinde …’a ilk müdahaleyi görevli doktor olan dava dışı … İsmailoğlu’nun Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 27.04.2017 tarih ve 2016/11377 esas, 2017/3545 karar sayılı ilamı ile ihmal suretiyle görevi ihmal suçundan mahkumiyetine karar verildiği, İstanbul Anadolu 16. Asliye Ceza Mahkemesinin 16.06.2016 tarih ve 2015/141-2016/402 sayılı kararın düzeltilerek onanmasına karar verildiği anlaşılmıştır.

4. Adli Tıp Kurumu Birinci Adli Tıp İhtisas Kurulunun 01/09/2010 tarihli 3995 karar nolu mütalaasında; “…Bir adet ADBG kurulda incelendiği, 27/10/2009 günü karın ağrısı, kusma şikayeti ile önce Sultanbeyli Devlet Hastanesine sonra Sancaktepe Osmangazi Taşpınar Sağlık Ocağına götürdüğü, oradan apandisit şüphesi ile Kartal Eğitim ve Araştırma Hastanesine sevk edildiği, burada tetkikleri yapılarak çocuk polikliniğinden randevu alınması önerilerek saat 22:30 sularında revire gönderildiği, sabah saat 05:00 sıralarında ölmüş olduğu bildirilen 1995 doğumlu … hakkında düzenlenmiş adli ve tıbbi belgelerdeki veriler değerlendirildiğinde;

A- Otopside saptanan makroskobik ve mikroskobik bulgulara göre kişinin ölümünün mide ülser perforasyonu ve peritonit sonucu meydana gelmiş olduğu,

B- Karın ağrısı ve kusma şikayeti ile başvurduğu, Sultanbeyli Devlet Hastanesinde herhangi bir tetkik ve ilgili hekim konsültasyonu istenmeden reçete düzenlenerek ve önerilerle evine gönderilmesinin tıp kurallarına uygun olmadığı,

C- Şikayetlerinin devam etmesi üzerine götürüldüğü Osmangazi Taşpınar Sağlık Ocağındaki hekimin muayenesi sonucu bir üst merkeze sevk edilmesinin doğru bir hareket olduğu,

D- Kartal Eğitim ve Araştırma Hastanesinin Acil Poliklinikte görevli Dr. … ’nun, karın ağrısı, kusma şikayeti ve laboratuvar bulgularına göre ilgili uzman konsültasyonu istenmeden hastayı eve göndermesinin tıp kurallarına uygun olmadığı oy birliği ile mütalaa olunur.” şeklinde belirtildiği görülmektedir.

5. Adli Tıp Genel Kurulunun 26/07/2012 tarih ve 694 karar sayılı mütalaasında; “Sonuç olarak; 27/10/2009 günü karın ağrısı, kusma şikayeti ile önce Sultanbeyli Devlet Hastanesine sonra Sancaktepe Osmangazi Taşpınar Sağlık Ocağına götürüldüğü, oradan apandisit şüphesi ile Kartal Eğitim ve Araştırma Hastanesine sevk edildiği, burada tetkikleri yapılarak çocuk polikliniğinden randevu alınması önerilerek saat 22:30 sularında evine gönderildiği, sabah saat 05:00 sıralarında ölmüş olduğu bildirilen … oğlu, 1995 doğumlu … hakkında düzenlenmiş adli ve tıbbi belgelerdeki veriler değerlendirildiğinde;

A- Otopside saptanan makroskobik ve mikroskobik bulgulara göre kişinin ölümünün mide ülser perforasyonu ve peritonit sonucu meydana gelmiş olduğu,

B- Karın ağrısı ve kusma şikâyeti ile başvurduğu, Sultanbeyli Devlet Hastanesinde herhangi bir tetkik ve ilgili branş hekim konsültasyonu istenmeden reçete düzenlenerek ve önerilerle evine gönderilmesinin tıp kurallarına uygun olmadığı,

C- Şikâyetlerinin devam etmesi üzerine götürüldüğü Osmangazi Taşpınar Sağlık Ocağındaki hekimin muayene sonucu bir üst merkeze sevk edilmesinin doğru bir hareket olduğu,

D- Kartal Eğitim ve Araştırma Hastanesinin Acil Poliklinikte görevli Dr. … ’nun, karın ağrısı, kusma şikayeti ve laboratuvar bulgularına göre ilgili uzman konsültasyonu istenmeden hastayı eve göndermesinin tıp kurallarına uygun olmadığı oy birliği ile mütalaa olunur.” şeklinde belirtildiği görülmektedir.

6. Adli Tıp Kurumu Birinci Adli Tıp İhtisas Kurulunun 17/12/2014 tarihli 4791 karar nolu mütalaasında; “Sonuç olarak; 27/10/2009 günü karın ağrısı, kusma şikayeti ile önce Sultanbeyli Devlet Hastanesine, sonra Sancaktepe Osmangazi Taşpınar Sağlık Ocağına götürdüğü, oradan apandisit şüphesi ile Kartal Eğitim ve Araştırma Hastanesine sevk edildiği, burada tetkikleri yapılarak çocuk polikliniğinden randevu alınması önerilerek evine gönderildiği, evinde ölmüş olduğu bildirilen 1995 doğumlu … hakkında düzenlenmiş adli ve tıbbi belgelerdeki veriler değerlendirildiğinde;

A- Adli dosyada mevcut belgelere göre, 27/10/2009 günü karın ağrısı, kusma şikayeti ile saat 06:37’de Sultanbeyli Devlet Hastanesine götürüldüğü, muayenesi yapılarak gastroenterit, kolit tanısı ile reçete yazılarak çocuk polikliniğine gitmesi önerilerek eve gönderildiği, evde kusmaları devam etmesi üzere Sancaktepe Osmangazi Taşpınar Sağlık Ocağına götürüldüğü, oradaki hekim tarafından Kartal Eğitim ve Araştırma Hastanesine sevk edildiği, karın ağrısı, kusma şikayeti olduğu, acil rutin Hemogram, idrar tetkiki ve ADBG istendiği, saat 18:49’da bakılan acil Hemogramda beyaz küre 2.500, kırmızı küre 5.91, Hg 14.9, Hct % 45.2, PLT 456.000 geldiği, tetkikleri yapılarak çocuk polikliniğinden randevu alınması önerilerek akşam saatlerinde saat 23.00 sularında evine gönderildiği, ertesi gün saat 12.50 sularında eks duhul olarak hastaneye getirildiği, otopside midede az miktarda bulanık sarı renkli materyal izlendiği, korpus ön yüzünde 3.5X2 cm çaplı ülser zemininde 0.5 cm çaplı laserasyon alanı izlendiği, bağırsaklar gazla dolu, aşırı distandü bulunduğu, duvarları incelmiş olup serozalardanoktavi kanama alanları izlendiği, midede ülser, ülser zemini altında fibroplazi irinli fibrinli peritonit tespit edildiği kayıtlı olan çocuğun ölümünün mide ülser perforasyonu ve peritorit sonucu meydana gelmiş olduğu,

B- Adli dosyada mevcut belgelere göre, 27/10/2009 günü karın ağrısı, kusma şikayeti ile saat 06:37’de Sultanbeyli Devlet Hastanesine götürüldüğü, Dr…. tarafından muayenesi yapılarak gastroenterit, kolit tanısı ile reçete yazılarak, çocuk polikliniğine gitmesi önerilerek eve gönderildiği dikkate alındığında; karın ağrısı ve kusma şikayetiyle hastaneye getirilen çocuğa hemogram tetkiki yapılmadığı, ayakta direkt batın grafisi istenmediği ve acil konsültasyon istenmemiş olduğundan Dr. …’in kusurlu olduğu oy birliği ile mütalaa olunur.” görüşlerine yer verildiği anlaşılmıştır.

7. Adli Tıp Kurumu Birinci Adli Tıp İhtisas Kurulunun 15/04/2015 tarihli 1599 karar nolu mütalaasında; “27/10/2009 günü karın ağrısı, kusma şikayeti ile önce Sultanbeyli Devlet Hastanesine sonra Sancaktepe Osmangazi Taşpınar Sağlık Ocağına götürdüğü, oradan apandisit şüphesi ile Kartal Eğitim ve Araştırma Hastanesine sevk edildiği, burada tetkikleri yapılarak çocuk polikliniğinden randevu alınması önerilerek evine gönderildiği, evinde ölmüş olduğu bildirilen 1995 doğumlu … hakkında düzenlenmiş adli ve tıbbi belgelerdeki veriler değerlendirildiğinde;

A- Adli dosyada mevcut belgelere göre, 27/10/2009 günü karın ağrısı, kusma şikayeti ile saat 06:37’de Sultanbeyli Devlet Hastanesine götürüldüğü, muayenesi yapılarak gastroenterit, kolit tanısı ile reçete yazılarak, çocuk polikliniğine gitmesi önerilerek eve gönderildiği, evde kusmaları devam etmesi üzere Sancaktepe Osmangazi Taşpınar Sağlık Ocağına götürüldüğü, oradaki hekim tarafından Kartal Eğitim ve Araştırma Hastanesine sevk edildiği, karın ağrısı, kusma şikayeti olduğu, acil rutin, Hemogram, idrar tetkiki ve ADBG istendiği, saat 18:49’da bakılan acil Hemogramda beyaz küre 2.500, kırmızı küre 5.91, Hg 14.9, Hct % 45.2, PLT 456.000 geldiği, tetkikleri yapılarak, çocuk polikliniğinden randevu alınması önerilerek akşam saatlerinde saat 23:00 sularında evine gönderildiği, ertesi gün saat 12:50 sularında eks duhul olarak hastaneye getirildiği, otopside midede az miktarda bulanık sarı renkli materyal izlendiği, korpusön yüzünde 3.5X2 cm çaplı ülser zemininde 0.5 cm çaplı laserasyon alanı izlendiği, bağırsaklar gazla dolu, aşırı distandü bulunduğu, duvarları incelmiş olup serozalardanoktavi kanama alanları izlendiği, midede ülser, ülser zemini altında fibroplazi irinli fibrinli peritonit tespit edildiği kayıtlı olan çocuğun ölümünün mide ülser perforasyonu ve peritorit sonucu meydana gelmiş olduğu,

B- Adli dosyada mevcut belgelere göre, 27/10/2009 günü karın ağrısı, kusma şikayeti ile saat 06:37’de Sultanbeyli Devlet Hastanesine götürüldüğü, Dr. … tarafından muayenesi yapılarak gastroenterit, kolit tanısı ile reçete yazılarak, (Pulset 40 mg ve Buskopan 10 mg verilmiş) çocuk polikliniğine gitmesi önerilerek eve gönderildiği dikkate alındığında; karın ağrısı ve kusma şikayetiyle hastaneye getirilen çocuğa hemogram tetkiki yapılmadığı, ayakta direkt batın grafisi istenmediği ve ilgili branş konsültasyonu istenmemiş olduğundan Dr. …’in kusurlu olduğu oy birliğiyle mütalaa olunur.” şeklinde belirtilmiştir.

8. Adli Tıp Kurumu Genel Kuruluna ait 28/5/2015 tarih 101989-1008 sayılı raporunda;
“…A-Adli dosyada mevcut belgelere göre, 27/10/2009 günü karın ağrısı, kusma şikayeti ile saat 06:37 de Sultanbeyli Devlet Hastanesine götürüldüğü, muayenesi yapılarak gastroenterit, kolit tanısı ile reçete yazılarak, çocuk polikliniğine gitmesi önerilerek eve gönderildiği, evde kusmaları devam etmesi üzere Sancaktepe Osmangazi Taşpınar Sağlık Ocağına götürüldüğü, oradaki hekim tarafından Kartal Eğitim ve Araştırma Hastanesine sevk edildiği, karın ağrısı, kusma şikayeti olduğu, acil rutin, Hemogram, idrar tetkiki ve ADBG istendiği, saat 18:49’da bakılan acil Hemogramda beyaz küre 2.500, kırmızı küre 5.91, Hg 14.9, Hct % 45.2, PLT 456.000 geldiği, tetkikleri yapılarak, çocuk polikliniğinden randevu alınması önerilerek akşam saatlerinde saat 23:00 sularında evine gönderildiği, ertesi gün saat 12:50 sularında eks duhul olarak hastaneye getirildiği, otopside midede az miktarda bulanık sarı renkli materyal izlendiği, korpusön yüzünde 3.5X2 cm çaplı ülser zemininde 0.5 cm çaplı laserasyon alanı izlendiği, bağırsaklar gazla dolu, aşırı distandü bulunduğu, duvarları incelmiş olup serozalardanoktavi kanama alanları izlendiği, midede ülser, ülser zemini altında fibroplazi irinli fibrinli peritonit tespit edildiği kayıtlı olan çocuğun ölümünün mide ülser perforasyonu ve peritorit sonucu meydana gelmiş olduğu,

B- Adli dosyada mevcut belgelere göre, 27/10/2009 günü karın ağrısı, kusma şikayeti ile saat 06.37’de Sultanbeyli Devlet Hastanesine götürüldüğü, Dr. … tarafından muayenesi yapılarak gastroenterit, kolit tanısı ile reçete yazılarak, (Pulset 40 mg ve Buskopan 10 mg verilmiş) çocuk polikliniğine gitmesi önerilerek eve gönderildiği dikkate alındığında; karın ağrısı ve kusma şikayetiyle hastaneye getirilen çocuğa hemogram tetkiki yapılmadığı, ayakta direkt batın grafisi istenmediği ve ilgili branş konsültasyonu istenmemiş olduğundan Dr. …’in kusurlu olduğu oy çokluğu ile mütalaa olunur…” görüşlerine yer verildikten sonra muhalefet şerhinde: “…karın ağrısı, kusma şikayetleri ile başvuran kişilerde ilgili branş konsültasyonu ve ileri tetkiklerin muayene bulgularına göre karar verilerek istenebileceği, peptik ülser perforasyonu olgularında erken dönemde klinik bulguların belirgin olmayacağı, otopsisinde tespit edilen bulgulara göre batın açıldığında sıvı saptanmadığı, yaygın bir peritonit bulgusu olmadığı da göz önüne alındığında 27/10/2009 günü karın ağrısı, kusma şikayeti ile Sultanbeyli Devlet Hastanesine başvuran kişide muayene bulgularına göre karar verilerek ilgili branş konsültasyonu ile ayakta direkt batın grafisi ve kan tetkiklerinin istenmemesi nedeniyle Dr. …’e kusur atfedilmediğini bildirir muhalefet şerhimizdir…” şeklinde görüş bildirilmiştir.

9. İstanbul Anadolu 16. Asliye Ceza Mahkemesinin 16.06.2016 tarih ve 2015/141-2016/402 sayılı dosyasında yargılanan Kartal Eğitim ve Araştırma Hastanesi acil polikliniğinde …’a ilk müdahaleyi görevli doktor olan … İsmailoğlu hakkında alınan Adli Tıp Kurumu İstanbul Birinci Adli Tıp İhtisas Kuruluna ait 09/12/2015 tarih ve 5178 karar sayılı raporda ise; “…27/10/2009 günü karın ağrısı, kusma şikayeti ile önce Sultanbeyli Devlet Hastanesine sonra Sancaktepe Osmangazi Taşpınar Sağlık Ocağına götürdüğü, oradan apandisit şüphesi ile Kartal Eğitim ve Araştırma Hastanesine sevk edildiği, burada tetkikleri yapılarak çocuk polikliniğinden randevu alınması önerilerek evine gönderildiği, evinde ölmüş olduğu bildirilen 1995 doğumlu … hakkında düzenlenmiş adli ve tıbbi belgelerin tetkikinde;

1-Adli dosyada mevcut belgelere göre, 27/10/2009 günü karın ağrısı, kusma şikayeti ile saat 06:37’de Sultanbeyli Devlet Hastanesine götürüldüğü, muayenesi yapılarak gastroenterit, kolit tanısı ile reçete yazılarak, çocuk polikliniğine gitmesi önerilerek eve gönderildiği, evde kusmaları devam etmesi üzere Sancaktepe Osmangazi Taşpınar Sağlık Ocağına götürüldüğü, oradaki hekim tarafından Kartal Eğitim ve Araştırma Hastanesine sevk edildiği, Karun ağrısı, kusma şikayeti olduğu, acil rutin, Hemogram, idrar tetkiki ve ADBG istendiği, saat 18:49’da bakılan acil Hemogram da beyaz küre 2.500, kırmızı küre 5.91, Hg 14.9, Hct % 45.2, PLT 456.000 geldiği, tetkikleri yapılarak, çocuk polikliniğinden randevu alınması önerilerek akşam saatlerinde saat 23.00 sularında evine gönderildiği, ertesi gün saat 12:50 sularında eks duhul olarak hastaneye getirildiği, otopside midede az miktarda bulanık sarı renkli materyal izlendiği, Korpus ön yüzünde 3.5X2 cm çaplı ülser zemininde 0.5 cm çaplı laserasyon alanı izlendiği, bağırsaklar gazla dolu, aşırı distandü bulunduğu, duvarları incelmiş olup serozalarda noktavi kanama alanları izlendiği, midede ülser, ülser zemini altında fibroplazi irinli fibrinli peritonit tespit edildiği kayıtlı olan çocuğun ölümünün mide ülser perforasyonu ve peritorit sonucu meydana gelmiş olduğu,

2-Adli dosyada mevcut belgelere göre, 27/10/2009 günü karın ağrısı, kusma şikayeti ile saat 06:37’de Sultanbeyli Devlet Hastanesine götürüldüğü, muayenesi yapılarak gastroenterit, kolit tanısı ile reçete yazılarak çocuk polikliniğine gitmesi önerilerek eve gönderildiği, evde kusmaları devam etmesi üzere Sancaktepe Osmangazi Taşpınar Sağlık Ocağına götürüldüğü, Kartal Eğitim ve Araştırma Hastanesine sevk edildiği, Dr. … tarafından muayenesinin yapldığı, karın ağrısı, kusma şikayeti olduğu, acil rutin Hemogram, idrar tetkiki ve ADBG istendiği, saat 18:49’da bakılan acil Hemogramda beyaz küre 2.500, kırmızı küre 5.91, Hg 14.9, Hct % 45.2, PLT 456.000 geldiği, tetkikleri yapılarak çocuk dahiliye polikliniğinden randevu alınması önerilerek akşam saatlerinde saat 23:00 sularında evine gönderildiği, karın ağrısı, kusma şikayeti ve laboratuvar bulgularına göre ilgili uzman konsültasyonu istenmeden hastayı eve göndermesinin tıp kurallarına uygun olmadığı, Dr. … İsmailoğlu’nun kusurlu olduğu,

3-Adli dosyada kayıtlı bilgiler çocuğun ölüm sebebi birlikte değerlendirildiğinde, Dr. … ’nun kusurlu eylemi olmaması ve zamanında tanı konularak uygun takip ve tedavisinin yapılması durumunda da çocuğun kurtulmasının kesin olmadığı cihetle; tespit edilen kusurlu eylem ile ölüm arasında kesin bir illiyet bağı kurulamayacağı oy birliğiyle mütalaa olunur…” şeklinde görüş bildirildiği anlaşılmıştır.

9. Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 29.11.2021 tarihli ve 2020/7869 Esas, 2021/8312 Karar sayılı kararı ile;
“…Adli Tıp Kurumu Birinci Adli Tıp İhtisas Kurulunun 01/09/2010, 17.12.2014, 15.04.2015; Adli Tıp Genel Kurulunun ise 26/07/2012, 28.05.2015 tarihli raporlarda karın ağrısı, kusma şikayeti ve laboratuar bulgularına göre ilgili uzman konsültasyonu istemeden hastayı eve göndermesi tıp kurallarına uygun olmadığı belirtilen sanık …’e kusur olarak izafe edilen davranışlarla ölüm arasında illiyet bağının bulunup bulunmadığı, kusurlu davranışlarla meydana gelen ölüm arasında uygun illiyet bağının kurulup kurulamayacağı, sanığın kendisine yüklenilen ve kusur olarak izafe edilen davranışları tam olarak yerine getirmesi durumunda dahi ölümün gerçekleşip gerçekleşmeyeceğine ilişkin rapor alınarak, ölüm ile kusurlu davranışlar arasında uygun illiyet bağının saptanamaması durumunda eyleminin, ihmali davranışla görevi kötüye kullanma suçu kapsamında, uygun illiyet bağının saptanması halinde ise taksirle öldürme suçunun oluşacağı gözetilmeden eksik soruşturma ile sanığın taksirle öldürme suçundan mahkumiyetine karar verilmesi…” nedenleri ile bozulmasına karar verilmiştir.

10. Yargıtay 12. Ceza Dairesinin bozma ilâmı sonrası alınan Adli Tıp Üçüncü Üst Kurulunun 12.05.2022 /92 karar sayılı mütalaasında;

“…SONUÇ:
27/10/2009 günü karın ağrısı, kusma şikayeti ile önce Sultanbeyli Devlet Hastanesine sonra Sancaktepe Osmangazi Taşpınar Sağlık Ocağına götürüldüğü, oradan apandisit şüphesi ile Kartal Eğitim ve Araştırma Hastanesine sevk edildiği, burada tetkikleri yapılarak çocuk polikliniğinden randevu alınması önerilerek evine gönderildiği ve evinde öldüğü bildirilen … ve … oğlu, 05/05/1995 doğumlu … hakkında düzenlenmiş adli ve tıbbi belgelerin 12/05/2022 tarihinde Adli Tıp Üçüncü Üst Kurulunca yeniden değerlendirilmesinde;

Kişinin 27/10/2009 günü karın ağrısı, kusma şikayeti ile saat 06:37’de Sultanbeyli Devlet Hastanesine götürüldüğü, kişinin Dahiliye Uzmanı Dr. … tarafından muayenesinin yapıldığı ve gastroenterit, kolit tanısı ile reçete yazılıp çocuk polikliniğine gitmesi önerilerek taburcu edildiği, kişinin evde kusmalarının devam etmesi üzerine Sancaktepe Osmangazi Taşpınar Sağlık Ocağına götürüldüğü, buradaki hekim tarafından kişinin Kartal Eğitim ve Araştırma Hastanesine sevk edildiği, saat 18:13’de ilgili hastaneye giriş yapan, karın ağrısı ve kusma şikayeti olan kişiden acil rutin, hemogram, idrar tetkiki ve ADBG tetkiklerinin istendiği, saat 18:49’da bakılan acil Hemogramda WBC 2.500, RBC 5.91, HGB 14.9, HCT % 45.2, PLT 456.000 olarak sonuçlandığı, çekilen ADBG incelemesinin gazlı olduğu, tetkikleri yapıldıktan sonra kişinin çocuk polikliniğinden randevu alınması önerilerek akşam saatlerinde saat 23:00 sularında taburcu edildiği, ertesi gün (28/10/2009) saat 12:50 sularında eks duhul olarak hastaneye getirilen kişinin otopside midede az miktarda bulanık sarı renkli materyal izlendiği, korpus ön yüzünde 3.5×2 cm çaplı ülser zemininde 0.5 cm çaplı laserasyon alanı izlendiği, bağırsakların gazla dolu, aşırı distandü bulunduğu, duvarları incelmiş olup serozalarda noktavi kanama alanları izlendiği, midede ülser, ülser zemini altında fibroplazi irinli fibrinli peritonit tespit edildiği anlaşılmakla;

Kişinin ölümünün mide ülser perforasyonu ve peritonit sonucu meydana gelmiş olduğu,

Karın ağrısı ve kusma şikayetleri ile başvuran kişilerde ilgili branş konsültasyonu ve ileri tetkiklerin muayene bulgularına göre karar verilerek istenebileceği, peptik ülser perforasyonu olgularında erken dönemde klinik bulguların belirgin olmayacağı, 27/10/2009 günü karın ağrısı ve kusma şikayetleri ile Sultanbeyli Devlet Hastanesine başvuran kişide muayene bulgularında akut batın düşündürecek bulgular bulunmadığı ayrıca ilgili hekim tarafından kişinin Pediatri Polikliniğine de yönlendirildiği ve otopsisinde tespit edilen bulgulara göre ‘batın açıldığında sıvı saptanmadığı, yaygın bir peritonit bulgusu olmadığı’ da göz önüne alındığında kişinin muayene bulgularına göre karar verilerek ilgili branş konsültasyonu ile ayakta direkt batın grafisi ve kan tetkiklerinin istenmemesine tıbbi hata atfedilmediği dolayısıyla kişinin ayaktan reçetesini vererek kişiyi pediatri polikliniğine yönlendiren Dahiliye Uzmanı Dr. …’in uygulamalarının tıp biliminin genel kabul görmüş ilke ve kurallarına uygun olduğu…” tespitlerine yer verilmiştir.

11. Sanığın aşamalarda verdiği ifadelerinde, atılı suçlamaları inkâr ettiği ve duruşmada alınan savunmasında;
“…Ben vefat eden çocuğu ailesinin getirmesi üzerine sabah 06:37’de muayene ettim, hasta ayakta gelmişti, karın ağrısı şikayeti ile gelmişti, akut batın bulguları yoktu, dispepsi şikayeti vardı, gerekli muyanemi yaptım, mide koruyucu ilaçlar yazdım, o esnada nöbetçi doktor sıfatıyla görev yapıyordum, dahiliye uzmanı olarak üst kuruma sevk yetkim yoktu, bu sebeple sabah 08:00’de çocuk uzmanlarının geleceğini ve çocuk uzmanlarına muayenesinin yapılması gerektiğini hastanın babasına söyledim, ayrıca kesin tanının endoskopik yöntemlerle konulacağını söyledim ancak o zaman hastanede endoskopi cihazı yoktu, üst kurumada sevk yetkim olmadığı için hastalığın ilerlememesi amacıyla hastaya reçete düzenledim, benim görevim sabah 08:00’de bitmişti, sonra olanları bilmiyorum, benim icapcı çocuk uzmanı çağırma yetkim vardır, ancak muayene sonucunda acil bir durum görmediğim için ve zaten sabah 08.00’de çocuk uzman doktoru geleceği için icapçı çocuk doktorunu haberdar etmedim, ben acil doktor sıfatıyla reçete yazdığım için randevusuz da çocuk uzmanına muayene olabilirlerdi.Benim dahiliye uzmanı olarak çocuğu endoskopiye sevk etme yetkim yoktur, bu yetki çocuk uzmanına aittir…” şeklinde beyanda bulunduğu anlaşılmaktadır.

12. Mahkemece, “…Her ne kadar sanık hakkında Taksirle Ölüme Neden Olma suçundan cezalandırılması istemi ile kamu davası açılmış ise de, Adli Tıp Kurumu Başkanlığı Üçüncü Üst Kurulu tarafından düzenlenen raporda vefat eden …’ın karın ağrısı ve kusma şikayetleri ile Sultanbeyli Devlet Hastanesine başvurduğu muayene bulgularında akut batım düşündürecek bulgular bulunmadığı ayrıca otopsisinde tespit edilen bulgulara göre batın açıldığında sıvı saptanmadığı yaygın bir peritonit bulgusu olmadığı göz önüne alındığında kişinin muayene bulgularına göre karar verilerek ilgili branş konsültasyonu ile ayakta direkt batın grafisi ve kan tetkiklerinin istenmemesine tıbbı hata atfedilmediği dolayısı ile kişinin ayaktan reçetesini vererek pediatri polikliniğine yönlendiren sanığın uygulamalarının tıb biliminin genel kabul görmüş ilke ve kurallarına uygun olduğunun belirtildiği böylelikle sanığın taksirli bir eyleminin bulunmadığı, kusurlu bir davranışının olmadığı, böylelikle ölümün gerçekleşmesinde uygun illiyet bağının bulunmadığı, sanığın her hangi bir ihmali davranışınında olmadığı görülmekle, atılı suçun unsurları itibarı ile oluşmadığı anlaşıldığından…” gerekçeleri ile sanık hakkında beraat hükmü kurulmuştur.

13. Katılanların her aşamada sanıktan şikayetçi olduğunu beyan ettiği ve mahkemece 14.06.2012 tarihinde hakkında katılma kararı verildiği tespit edilmiştir.

14. Mahkemece, Hukuki Süreç başlığı altında (2) numaralı paragrafta bilgilerine yer verilen Yargıtay bozma ilâmına uyulmasına karar verildiği belirlenmiştir.

15. Sanık …’e ait güncel adli sicil kaydı ve nüfus kaydı, Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) üzerinden temin olunarak dava dosyasına eklenmiştir.

IV. GEREKÇE
Katılan …’ın oğlu olan 14 yaşındaki …’ın, karın ağrısı ve kusma şikayeti ile hastane acil bölümüne getirildiği, sanığın Sultanbeyli Devlet Hastanesinde dahiliye uzman doktor olarak görev yaptığı, olay tarihinde de acil doktoru olarak nöbetçi olduğu, sanığın çocuğu muayene ettiği, ancak herhangi bir tetkik ve batın grafisi istemeyip ayakta muayene ederek reçete düzenleyip çocuğu çocuk polikliniğe gitmesi önerilerek eve gönderdiği, çocuğun şikayetinin devam etmesi sonrasında aynı gün sağlık ocağından sevkle, Kartal Eğitim ve Araştırma Hastanesine götürülen …’ın tetkik ve tedavileri sonrasında eve gönderilip ve ertesi gün de öldüğü olaya ilişkin Mahkemenin kabul ve takdirinde bir isabetsizlik olmadığı anlaşılmaktadır.

A. Katılanlar Vekilinin Temyiz Sebepleri Yönünden
1. Eksik İnceleme İle Hüküm Kurulduğu Yönünden ;
Oluş, dosya kapsamı, Olay ve Olgular başlığı altında (10) numaralı paragrafta açıklanan bilirkişi raporu karşısında Mahkemece, dava dosyası tekemmül ettirilerek karar verildiği, sanığın beraatine ilişkin kabul ve uygulamasında bir isabetsizlik bulunmadığı belirlendiğinden, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamış olup, katılanlar vekilinin kararın usul ve yasaya uyarlı olmayıp eksik incelemeyle verilmiş olduğuna, karar, üst mahkeme uygulamalarına, dosya kapsamına ve yine kamu düzenine de uyarlı olmadığına, raporun dosya kapsamına ve uygulanan tedavi süreciyle örtüşmediğine, bu sebeple, üniversite tıp fakültesi ilgili birimlerinden rapor alınmasını talep edilmesine rağmen sanığın beraatine karar verildiğine ilişkin temyiz sebepleri yerinde görülmemiştir.

2. Kuruldan İzin Alınması Gerektiği Yönünden;
27 Mayıs 2022 tarih, 31848 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren, 7406 sayılı Türk Ceza Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 14. maddesi ile 3359 sayılı Kanuna aşağıdaki ek madde eklenmiştir.

“EK MADDE 18- Yükseköğretim Kanununun 53’üncü maddesinde yer alan soruşturma usulüne tabi olanlar hariç olmak üzere, kamu veya özel sağlık kurum ve kuruluşları ve vakıf üniversitelerinde görev yapan hekim ve diş hekimleri ile diğer sağlık meslek mensuplarının sağlık mesleğinin icrası kapsamında yaptıkları muayene, teşhis ve tedaviye ilişkin tıbbi işlem ve uygulamalar nedeniyle yapılan soruşturmalar hakkında 2/12/1999 tarihli ve 4483 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanun hükümleri uygulanır. Soruşturma izni, Sağlık Bakanlığı bünyesinde kurulan Mesleki Sorumluluk Kurulu tarafından verilir. Mesleki Sorumluluk Kurulu, özel sağlık kurum ve kuruluşları ve vakıf üniversitelerinde görev yapan hekim ve diş hekimleri ile diğer sağlık meslek mensupları bakımından il sağlık müdürlüklerinde görevli başkan veya yardımcılarını da ön inceleme yapmak üzere görevlendirebilir. Soruşturma izni verilmesine ilişkin 4483 sayılı Kanunun 7’nci maddesindeki süreler, iki kat olarak uygulanır. Mesleki Sorumluluk Kurulunun kararlarına karşı Ankara Bölge İdare Mahkemesine itiraz edilebilir.” amir hükmünün yürürlük tarihinden önce, Sultanbeyli Devlet Hastanesinde dahiliye uzman doktor olarak görev yapan sanık hakkında soruşturma izni kararı alındığı ve yapılan itirazın İstanbul Bölge İdare Mahkemesi tarafından reddedildiği anlaşılmakla, hükümde hukuka aykırılık bulunmamış olup, katılanlar vekilinin kuruldan izin alınarak soruşturma veya kovuşturmaya devam edilmesi gerektiğine, bu bağlamda da, durma kararı verilerek bu izin eksikliğinin de tamamlanması gerektiğine ilişkin temyiz sebepleri yerinde görülmemiştir.

B. Yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, Mahkemenin yargılama sonuçlarına uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dava dosyası içeriğine göre, katılanlar vekilinin yerinde görülmeyen temyiz sebeplerinin reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır.

V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle, İstanbul Anadolu 5. Asliye Ceza Mahkemesinin 10.11.2022 tarihli ve 2022/46 Esas, 2022/673 Karar sayılı kararında katılanlar vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden katılanlar vekilinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğnameye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

17.05.2023 tarihinde karar verildi.