YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2023/263
KARAR NO : 2023/1011
KARAR TARİHİ : 28.03.2023
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Taksirle öldürme
HÜKÜM : Mahkumiyet
Sanık hakkında, Dairemizce verilen bozma kararı üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.Urla 1.Asliye Ceza Mahkemesinin, 29/05/2015 tarihli ve 2010/676 Esas, 2015/228 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında taksirle öldürme suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 85 inci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 50 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi, 52 nci maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca sonuç ceza olarak hapis cezasından çevrilen 12.100,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
2.Urla 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 29/05/2015 tarihli ve 2010/676 Esas, 2015/228 Karar sayılı kararının sanık müdafii tarafından temyizi üzerine Yargıtay 12. Ceza Dairesinin, 12/04/2022 tarihli ve 2020/3885 Esas, 2022/2865 Karar sayılı ilâmıyla; asli kusurlu olarak bir kişinin ölmesine neden olan sanık hakkında, adalet ve hakkaniyet kuralları uyarınca cezada orantılılık ilkesi gözetilerek alt sınırdan uzaklaşılmak suretiyle ceza tayini gerekirken eksik cezaya hükmolunması ve olay tarihinde yürürlükte bulunan 16.06.2004 tarih ve 225494 sayılı Resmi Gazetede yayınlanan Ağır ve Tehlikeli İşler Yönetmeliğinin 4 üncü maddesine aykırı olarak 18 yaşından küçük işçi çalıştıran sanığın eyleminde bilinçli taksirin koşullarının oluştuğu ve tayin olunan cezasının 5237 sayılı Kanun’un 22 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca arttırılması gerektiğinin gözetilmemesi nedenleri ile, 5271 sayılı Kanun’un 326 son maddesi uyarınca sanığın kazanılmış hakkı saklı kalmak suretiyle, bozulmasına karar verilmiştir.
3.Bozma ilamına uyularak yapılan yargılamada, Urla 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 08/09/2022 tarihli ve 2022/342 Esas, 2022/471 Karar sayılı kararı ile, sanık hakkında taksirle öldrme suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 85 inci maddesinin birinci fıkrası, 22 nci maddesinin üçüncü fıkrısa, 62 nci maddesi, 50 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi, 52 nci maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca sonuç ceza olarak hapis cezasından çevrilen 32.400,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve 5271 sayılı Kanun’un 326/son maddesi uyarınca, sanık hakkında, bozma öncesine ait esas mahkemenin 2010/676 Esas ve 2015/228 Karar sayılı kararı ile verilen hükümden daha ağır ceza verilemeyeceğinden, sanığın cezasının 12.100,00 TL olarak belirlenmesine karar verilmiştir.
4.Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 16/01/2023 tarihli ve 2022/146032 sayılı, düzeltilerek onama görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdii olunmuştur.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafiinin temyiz sebebi; sanık hakkında ceza verilmesinin hukuka aykırı olduğuna ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
1.Yerel Mahkemenin Kabulü
Ölen …’nın, sanığa ait Urla ilçesi, Sıra Selviler sitesi karşısında bulunan … Tavuk çiftliğinde demir doğrama işlerinde çalıştığı, suç tarihinde ranzaya vidalama yaparken aniden yere düşmesi sonucu öldüğü, kesin ölüm sebebinin belirlenmesi açısından cesedinin bulunduğu hal üzere İzmir Adli Tıp Grup Başkanlığına gönderildiği, İzmir Adli Tıp Grup Başkanlığının 13/09/2010 tarihli 2010/5003/1007 sayılı otopsi raporuna göre “kişinin ölümünün vücuttan elektrik akımı geçmesi sonucu “meydana geldiğinin bildirildiği, belirtilmiştir.
2.Sanık aşamalardaki beyanlarında, ölümün meydana geldiği anda elektrikle ilgili hiç bir işle uğraşmadıklarını, ölümün demir parça taşırken meydana geldiğini, elektrik kaçağından kaynaklanmadığını ve kusurunun bulunmadığını beyan etmiştir.
3.Katılanlar şikayetçi olduklarını ve davaya katılmak istediklerini belirtmiş olup haklarında katılma kararı verilmiştir.
4.Kazanın akabinde ölen işçi …’nın sanık tarafından götürüldüğü Urla Devlet Hastanesi’nin olay tarihli raporunda, hastaneye başvuru nedeni olarak “inşaat sahasında ölenin ayağına kaynak makinesinden elektrik çarptığı” belirtilmiş.
5.Tanık olarak dinlenen …, …’nın pimapen işi ile uğraştığını, monte ve vidalama yaptığını, gerektiğinde de matkap kullandığını beyan etmiştir.
6.Dosya kapsamında var olan kovuşturma aşamasında dosyanın tevdii üzerine düzenlenen 25/12/2011 tarihli rapor ile 16/12/2012 tarihli eki raporda, 20/05/2013 tarihli ve 12/12/2013 tarihli diğer bilirkişi raporlarında, iş sağlığı ve güvenliği tüzüğü ve iş yeri bina ve eklentilerinde alınacak sağlık ve güvenlik önlemlerine ilişkin yönetmelik hükümlerinde ön görülen yükümlülükleri yerine getirmediği, bu çerçevede işin yapımını üstlenmesine rağmen işi fenni yeterliliği bulunan kişilerin yönetimi ve gözetiminde yapmadığı, elektrik tesisatının uygunluk kontrolünü yaptırmadığı, topraklamalarını kontrol ettirmediği, kaplaması bozulmamış çekme kablo kullanmadığı, açık uçla elektrik aldığı ve maktüle kişisel koruyucu malzeme vermediği, sağlık raporunu aldırmaksızın istihdam ettiği, ilgili mevzuata uygun bir çalışma düzeni kurmaması nedenleri ile meydana gelen kazada sanık …’in asli kusurlu olduğu görüş ve kanaati bildirilmiştir.
7.Kovuşturma aşamasında dosyanın tevdii üzerine düzenlenen ve hükme esas alınan 19/12/2014 tarihli, Dokuz Eylül Üniversitesi Hukuk Fakültesi İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku ile Ceza ve Ceza Muhakemesi Hukuku Anabilim Dalı ögretim görevlileri tarafından düzenlenen üç kişilik heyetten oluşan bilirkişi raporunda, sanık …’in, kazanın meydana geldiği tarihte 17 yaşında olan …’yı işe alarak olay tarihinde yürürlükte bulunan Ağır ve Tehlikeli İşler Yönetmeliğinin 4. maddesine aykırı olarak çalıştırması ve İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu ile ilgili tüzük ve yönetmelik maddelerine riayet etmemesi nedenleri ile kazanın meydana gelmesinde asli kusurlu olduğu belirtilmiştir.
8.Adli Tıp Kurumu İzmir Grup Başkanlığı Morg İhtisas Dairesinin 13/09/2010 tarihli raporunda, …’nın ölümünün vücuttan elektrik akımı geçmesi sonucu gerçekleştiği belirtilmiştir .
9.Sanık …’e ait güncel adli sicil kaydı ve nüfus kaydı, Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) üzerinden temin olunarak dava dosyasına eklenmiştir.
IV. GEREKÇE
Olay tarihinde henüz faaliyete geçmemiş olan, …Mantar Üretim Tarım Ürünleri Gıda Sanayi Ticaret Ltd. Şti.’ne ait eski tavuk çiftliği tesisi olan ve mantar üretim fabrikasına dönüştürülmek üzere tadilatta bulunan iş yerinde, şirket ortaklarından … adına resmiyette olmasa da fiili olarak işleri yürüten ve hakkında verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı kesinleşen sanık …’nun, şirket ad ve hesabına hareket ederek, mantar üretiminde kullanılmak üzere demir ranza hazırlanması adı altında demir doğrama, kaynak ve monte işi için anahtar teslim şeklinde (götürü usulü) sanık … ile anlaştığı, sanık …’in ilgili iş kapsamında sigortasız olarak yanında çalıştırdığı 17 yaşındaki işçi …’nın söz konusu demir ranzaların monte işini yaptığı esnada, elektrik çarpması sonucu öldüğü, Adli Tıp Kurumu İzmir Adli Grup Başkanlığı Morg İhtisas Dairesinin 13/09/2010 tarihli otopsi raporunda “kişinin ölümünün vücuttan elektrik akımı geçmesi sonucu meydana gelmiş olduğu”nun tespit edildiği olayda;
Olayda bilinçli taksir hükümlerinin uygulanmasına rağmen 5237 sayılı Kanun’un 50 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca sanık hakkında tayin edilen hapis cezasının sonuç ceza olarak adli para cezasına çevrilmesine hükmedilmesi, 5271 sayılı Kanun’un 326 ncı maddesinin son fıkrasının uygulanması ile infazın önceki hüküm üzerinden yapılacak olması ve aleyhe temyiz bulunmaması sebebiyle bozma nedeni yapılmamıştır.
AI.Sanık hakkında hükmedilen hapis cezasının adli para cezasına çevrilmesine karar verilirken, uygulama maddesi olan 5237 sayılı Kanun’un 50/4. maddesi delaletiyle 50/1-a maddesinin ve sonuç ceza olan adli para cezasının günlük miktarının takdir edilmesinin dayanak maddesi olan 52/2 maddesinin gösterilmemesi suretiyle CMK’nın 232/6. maddesine ve adli para cezasının belirlenmesine esas alınan tam gün sayısının gösterilmemesi suretiyle TCK’nın 52/3. maddesine aykırı hareket edilmesi, hukuka aykırı bulunmuş olup Yargıtay tarafından düzeltilmiştir.
B.Sanık Müdafiinin Temyiz Sebepleri
BI.Sanık hakkında ceza verilmesinin hukuka aykırı olduğuna ilişkin temyiz sebebi yönünden,
Olay ve olgular kısmında yer verilen bilirkişi raporları doğrultusunda asli kusurlu bulunan sanık hakkında, taksirle öldürme suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 85 inci maddesinin birinci fıkrası, 22 nci maddesinin üçüncü fıkrası, 62 nci maddesi, 50 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi, 52 nci maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca sonuç ceza olarak hapis cezasından çevrilen 23.400,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve 5271 sayılı Kanun’un 326/son maddesi uyarınca, sanık hakkında, bozma ilamı öncesine ait esas mahkemenin 2010/676 Esas ve 2015/228 Karar sayılı kararı ile verilen hükümden daha ağır ceza verilemeyeceğinden bahisle sanığın cezasının 12.100,00 TL olarak belirlenmesine ilişkin esas mahkemenin kabulü hukuka uygun bulunmakla, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.
V. KARAR
Gerekçe bölümünün AI numaralı maddesinde açıklanan nedenle Urla 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 08/09/2022 tarihli ve 2022/342 Esas, 2022/471 Karar sayılı kararına yönelik sanık müdafiinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesi gereği hükmün (4) numaralı maddesinin hükümden çıkarılması ile yerine “sanığın kişilik ve sosyal özellikleri nazara alınarak, sanığa verilen hapis cezasının TCK’nın 50/4. maddesi delaleti ile 50/1-a. maddesi gereğince adli para cezasına çevrilmesine, sanığa verilen adli para cezasının TCK’nın 52/3. maddesi gereğince 1620 tam gün karşılığı adli para cezası olarak belirlenmesine, TCK’nın 52/2. maddesi gereğince sanığın ekonomik ve şahsi halleri gözönünde bulundurularak bir gün karşılığı adli para cezasının takdiren 20,00 TL olarak hesabıyla 32.400,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına” ibaresinin eklenmesi suretiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
28.03.2023 tarihinde karar verildi.