YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2023/2945
KARAR NO : 2023/4607
KARAR TARİHİ : 31.10.2023
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2021/3560 E., 2022/3185 K.
SUÇ : Taksirle yaralama
HÜKÜM : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir.
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.Antalya 22. Asliye Ceza Mahkemesinin, 22.10.2021 tarihli ve 2021/415 Esas, 2021/791 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında taksirle yaralama suçundan, 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (c) bendi uyarınca beraat karar verilmiştir.
2.Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Ceza Dairesinin, 17.11.2022 tarihli ve 2021/3560 Esas ve 2022/3185 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik katılan vekilinin aleyhe istinaf başvurusunun kabulüne karar verilerek 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca duruşmalı yapılan inceleme neticesinde aynı Kanun’un 280 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılması ile sanık hakkında taksirle yaralama suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 89 uncu maddesinin birinci fıkrası, ikinci fıkrasının (a-b-e) bentleri, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 52 nci maddesinin ikinci ve dördüncü fıkraları gereğince neticeten 7500 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
3.Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 21.03.2023 tarihli ve 2023/6870 sayılı sair temyiz istemlerinin reddiyle katılanın taksirle yaralamasında sanığın herhangi bir dahilinin bulunmadığından beraatine karar verilmesi gerektiğinden bahisle bozma görüşü içeren Tebliğname ile Daireye tevdi edilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafiinin temyiz isteği, müvekkilinin kusuru bulunmadığından bahisle hakkında beraat kararı verilmesi gerektiğine ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
1.İlk Derece Mahkemesince ”İddia, sanık savunması, katılan beyanı, nüfus ve adli sicil kayıtları ile tüm dosya kapsamından;
Mahkememizin basit yargılama usülüne göre verilmiş olan 05/04/2021 tarih 2019/281 Esas 2021/237 Karar sayılı kararındaki gerekçeler dosya içeriği ile uyumlu, usül ve yasaya da uygun görülmekle;
Müşteki … olay tarihlerinde sanığın yetkili müdür olduğu Çiçek Üretim ve İhracat işi yapan firmada işçi olarak çalışmaktadır. Kendisinin mahkememizdeki ifadelerine göre olay günü fazla mesaiye kalmış zira mesai bitimi iş yerine yaklaşık 300 metre ötede bulunan evine daha önceleri de mesaiye kaldığında yaptığı gibi yaya olarak gitmek üzere iş yerinden ayrılırken aynı iş yerinde çalışan mühendislerden …’in önerisi ve ısrarı nedeni ile içerisinde Suriyeli işçilerinde olduğu kamyonete bindiği, zira kamyonetin binerken de seyir halinde bulunduğu sırada da arka sağ kıpısın açık olduğu olay yerine gelindiğinde virajda savrulması sonucu müştekinin açık bulunan kapıdan düşerek Antalya Eğitim ve Araştırma Hastanesinin 02/02/2017 tarihli raporuna göre kemik kırıkları oluşacak şekilde btm ile giderilmez yaralandığı anlaşılmıştır.
Antalya 8. Asliye Ceza Mahkemesinin 2017/477 Esas sayılı dosyasında aldırılmış olan aynı olayla ilgili 06/07/2018 tarihli Bilirkişi Raporuna göre bu dosyadaki dava dışı olan işveren veya işin yürütümündeki yöneticilerinin emniyetli bir şekilde sevk ve idaresi ile çalışanların işten eve ve evden işe götürülmesinin taahhütleri dahilinde bunu sağlamaları kendilerinden beklendiğinde sağlıklı ve güvenlikli çalışma koşullarının sağlanması adına mevzuatın gerekliliklerini yerine getirme zorunluluğuna ve işin yürütümünde denetim ve gözetim borcunun yerine getirilmemesinden dolayı asli sorumlu oldukları belirtilerek müştekinin çalışanı olduğu şirket yetkilisi mahkememiz dosyasından sanık …’ın sorumlu olduğu zira mahkememiz tarafından düzenlettirilen 12/06/2020 tarihli Bilirkişi Kurulu Raporunda da meydana gelen iş kazası nedeni ile sanık …’ın 6331 sayılı Kanunun 4. Madde ve İş Sağlığı ve Güvenliği eğitimlerinin usul ve esasları hakkındaki yönetmelik madde 5 hükümlerine uymadığı, ayrıca Karayolları Trafik Yönetmeliğinin 130. maddesine de aykırı davrandığından olayın meydana gelmesinde sorumlu olduğu bildirilmiş ise de;
İş yeri yetkilisi olduğu anlaşılan sanık …’ı müştekinin yaralanması olayından sorumlu tutabilmek için TCK’nun 22. maddesinde de belirtildiği gibi “bir neticenin ön görülebilir olması ve sanığın da ön görülebilir olan bu neticeyi dikkat ve özen yükümlülüklerine aykırı bir şekilde ön görmemiş olması gerekir” dosyamızdaki somut olayda müştekinin kendi ifadesinden de açıkça sabit olduğu üzere iş çıkışı gideceği ikameti yaklaşık 300 metre ötede bulunmaktadır ve önceki zamanlarda olduğu gibi fazla mesaiye kaldığı zamanlar iş çıkışı evine yürüyerek gitmektedir, hâl böyle olunca aslında işçilerin nakillerine tahsis edilmediği anlaşılan kamyonete binerek sonrasında düşmesi sonucu yaralanacak olmasının iş yeri yetkilisi sanığın olağan koşullarda ön görmesi mümkün değildir. Ön görülemeyen bir neticenin dikkat ve özen yükümlülüklerine uygun davransa da ön görülmesi mümkün olmayacaktır, kaldı ki yine müştekinin ifadesine göre iş çıkışı yürüyerek gitmek üzere iş yerinden ayrılmış ancak kendisi istemediği halde iş yeri mühendislerinden … isimli kişinin illaki araca bin ısrarı karşısında yolcu nakline tahsis edilmediği anlaşılan kamyonete bindiği anlaşıldığından sanığın bunu da ön görmesi mümkün değildir, bu koşullarda ön görülmesi mümkün olmayan bir olay sonucu yaralanan müştekinin yaralanmasından sanığı da sorumlu görmek mümkün olamayacağından Bilirkişi Raporlarının aksine sanığın beraatine dair aşağıdaki şekilde karar verilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.”
Biçimindeki gerekçe ile sanık hakkında beraat kararı verilmiştir.
2.5271 sayılı Kanun’un 17.10.2019 tarihli ve 7188 sayılı Kanun’un 24 üncü maddesi ile yeniden düzenlenmiş olan ”Basit Yargılama Usulü” başlıklı 251 inci maddesinin birinci fıkrasında yer alan ”Asliye Ceza Mahkemesince iddianamenin kabulünden sonra adli para cezasını ve/veya üst sınırı 2 yıl veya daha az süreli hapis cezasını gerektiren suçlarda basit yargılama usulünün uygulanmasına karar verilebilir” şeklindeki düzenlemeye göre basit yargılama usulünün uygulanıp uygulanmama takdirinin mahkemeye bırakıldığı, mahkemece basit yargılama hükümlerinin uygulanmasına karar verilmişse de, bu usule uygun şekilde verilen hükme 5271 sayılı Kanun’un 252 nci maddesince itiraz edilmesi üzerine genel hükümlere göre yargılamaya devam edilip karar verildiği anlaşılmıştır.
3.Öğretim üyelerinden oluşan üç kişilik bilirkişi heyetinin düzenlemiş olduğu 06.07.2018 tarihli rapora göre; Dosya kapsamında yer alan trafik iş kazasında dosya kapsamında yer alan temyiz dışı sanık … ve müşteki …’ın kusur durumlarının müşterek olduğu ve kazanın oluşumunda tali kusurlu oldukları, işin yürütümündeki kişinin, emniyetli bir şekilde sevk idaresi ile çalışanların işten eve ve evden iş götürülmesi taahhütleri dahilinde bunu sağlamaları kendilerinden beklendiğinde, sağlıklı ve güvenli çalışma koşullarının sağlanması adına mevzuatın gerekliliklerini yerine getirme zorunluluğuna ve işin yürütümünde denetim ve gözetim borcunun yerine getirmemesinden dolayı işvereni ve/veya işin yürütümündeki yetkilinin cezai yönde asli kusurlu olduğu belirtilmiştir.
4.Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı 16.05.2018 tarihli kati adli muayene raporunda katılanın yaralanmasının duyu veya organlardan birinin sürekli zayıflaması niteliğinde olduğu bildirilmiştir.
5.Taraflar arasında uzlaşma sağlanamamış, zarar giderimi gerçekleştirilmemiştir.
6.Mahkemece aldırılan üç A sınıfı iş güvenliği uzmanı bilirkişi heyetince düzenlenen 12.06.2020 tarihli raporda, kazanın, kamyonetle kazalı dahil üç çalışanın evlerine götürülürken meydana geldiği, kısa mesafede taşıma yapılması sırasında Karayolları Trafik Yönetmeliğinin 130 uncu maddesine göre arka kapakların sağlam şekilde kapalı olması, karoser zeminden 120 cm yükseklikte elle tutulacak korkuluk bulunması, uygun oturma yerlerinin olması gerektiği, sanığın işveren sıfatıyla anılan eksiklerin giderilmesini sağlaması gerekirken aksine davranışlarıyla kazaya sebebiyet verildiğini saptanmıştır.
7.Mahkemece dosyaya kazandırılan 20.07.2020 tarihli üç A sınıfı iş güvenliği uzmanı bilirkişi tarafından tanzim edilen raporda, sanığın olay tarihinde olay yerinde olmaması, iş yerinde yeteri kadar servis aracının bulunması, kazalının evinin de yürüme mesafesinde olması, kazalıyı kamyonete binmesi için kimsenin zorlamadığı hususları birlikte gözetildiğinde kusurunun bulunmadığına değinilmiştir.
8.Yargılama aşamasında 14.12.2020 tarihinde üç A sınıfı iş güvenliği uzmanı bilirkişi tarafından düzenlenen raporda, iş kazasının meydane gelmesinde, işverenin yasal gereklilikleri yerine getirmemesi, dolayısıyla kazanın oluşumunu engelleyebilecek tedbirleri alabilecekken gerekli aksiyonu yapmamasının ana etmen olduğu, 20.07.2020 tarihli raporda bildirilen sanığın kusursuzluğuna gerekçe gösterilen olay tarihinde olay yerinde olmaması, iş yerinde yeteri kadar servis aracının bulunması, kazalının evinin de yürüme mesafesinde olması, kazalıyı kamyonete binmesi için kimsenin zorlamadığı hususlarının, işverenin kendisine yüklediği tedbir alma yükümlülüğünü yerine getirmemek için sebep olamayacağından bahsedilmiştir.
9.Sanık aşamalarda, tüm işçilerin servis aracı ile gidip geldiğini, kazalının o gün kendi isteğiyle kamyona bindiğini, inmek isterken düştüğünü, kendisinin olayda bir kusurunun olmadığını ileri sürmüştür.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
1.İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından isabetsiz bulunmuş, duruşma açılarak yeniden yargılama yapılmıştır.
2.Bölge Adliye Mahkemesince ”Dairemizce yapılan yargılama sonucunda iddia, katılan beyanı, sanık savunması, istinaf dışı sanık …’in yargılandığı Antalya 8. Asliye Ceza Mahkemesinin 2017/477 Esas, 2019/6 Karar sayılı dosyasında asılları bulunan katılan hakkında Antalya Eğitim ve Araştırma Hastanesince düzenlenen adli rapor ile Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi Ana Bilim Dalı Başkanlığının 18.05.2020 tarihli adli raporu, öğretim üyesi bilirkişi heyetinin düzenlemiş olduğu 06.07.2018 tarihli rapor, Adli Tıp Ankara Trafik İhtisas Dairesi Başkanlığının raporu, iş güvenliği uzmanlarından oluşan farklı bilirkişi heyetlerince düzenlenen 12.06.2020 tarihli, 20.07.2020 tarihli, 14.12.2020 tarihli raporlar, görgü tespit ve rıza talep tutanağı, trafik bilirkişisi … tarafından düzenlenen bilirkişi raporu, tanık … beyanı ile tüm dosya kapsamı nazara alındığında; sanığın yetkili ve sorumlu müdürü olduğu iş yerinde işçi olarak çalışan, olay günü fazla mesaiye kaldığı için personel servisini kaçırdığı için geç saatlerde evine gitmek için, aynı iş yerinde şoför olarak çalışan ve hakkında aynı olay nedeni ile Antalya 8. Asliye Ceza mahkemesinin 2017/477 Esas sayı ile ayrı yargılama yapılan, …’in sevk ve idaresindeki … plakalı kapalı kasa kamyonete binen katılan …’ın, kamyonet hareket halinde iken saat 22:05 sıralarında aracın aniden sallanması nedeni ile kapısı açık olan kasadan düşerek, hayati tehlike geçirecek, vücudunda hayat fonksiyonlarını (4.) derecede etkileyecek nitelikte kemik kırığı oluşacak ve duyularından veya organlarından birinin işlevinin sürekli zayıflamasına neden olacak şekilde yaralandığı, tüm dosya kapsamına ve olayın oluşuna uygun olarak düzenlenen bir kısım bilirkişi raporlarına göre; kazanın meydana gelmesinde … sürücüsü … ile katılanın kusurlu hareketlerinin etkili olması dışında, olay tarihinde katılanın ve …’in çalıştığı iş yerinin sorumlu ve yetkili müdürü olan sanık …’ın, iş yerini emniyetli bir şekilde sevk idare etmesi, çalışanların işten eve ve evden işe uygun ve güvenli servis araçları ile götürülmesini sağlaması, sağlıklı ve güvenli çalışma koşullarının sağlanması adına mevzuatın gerekliliklerini yerine getirmesi gerektiği halde, bu kurallara riayet etmeyerek, katılanın, iş yerine ait olup personel taşımacılığı için uygun ve güvenli olmayan araçla evine gidip gelmesini rutin uygulama haline getirmesi nedeni ile kazanın meydana gelmesinde asli kusurlu olduğu anlaşılmış, sanık savunmasında olay günü iş yerinde olmadığını, katılanın kendi rızası ile bahsi geçen araca bindiğini, kazanın meydana gelmesinde herhangi bir kusurunun bulunmadığını belirtmiş, kusur tespitine ilişkin olarak alınan bilirkişi raporlarından iş güvenliği uzmanlarınca düzenlenen 20.07.2020 tarihli raporda, sanık …’ın, olay tarihinde olay yerinde olmaması, işyerinde yeteri kadar servis aracının bulunması, kazalının evinin de yürüme mesafesinde olması, kazalıyı kamyonete binmesi için kimsenin zorlamaması gibi hususlar göz önüne alındığında, olayda kusurunun olmadığı belirtilmiş ise de; katılanı kamyonete binmesi için kimsenin zorlamaması, sanığın olay günü iş yerinde olmaması, katılanın evinin iş yerine yakın olması gibi hususların, iş yerinin sorumlu ve yetkili müdürü olan sanığın, sağlıklı ve güvenli çalışma koşullarının sağlanması adına mevzuatın kendisine yüklediği gereklilikleri yerine getirmemesi için haklı bir sebep olamayacağı, katılanın yaralanması ile sonuçlanan kaza olayının ana etmeninin işveren pozisyonunda olan sanığın mevzuatın kendisine yüklediği iş sağlığı ve iş güvenliği yönündeki tedbirleri alma yükümlülüğünü yerine getirmemesinden kaynaklandığı nazara alındığında, gerek sanığın ve gerekse sanığın kusursuz olduğuna dair bilirkişi heyeti raporuna itibar edilmeyerek, olayın oluşuna uygun olarak düzenlenen ve sanığın kazanın oluşumunda asli kusurlu olduğuna dair tespitler içeren bilirkişi raporları da dikkate alındığında sanığın olayda kusurlu olduğu kabul edilmiş, kusurlu bir şekilde katılanın yaralanmasına neden olduğu anlaşılan sanığın üzerine atılı taksir ile bir kişinin yaralanmasına neden olma suçunu işlediğinden cezalandırılmasına karar verilmesi gerektiği kanaatine varılmıştır.
Antalya 23. Asliye Ceza Mahkemesince yapılan yargılama neticesinde olayda atılı suçun öngörülebilirlik unsuru itibari ile işlendiği sabit görülemediğinden CMK’nın 223/2-c maddesi gereğince beraatine karar verilmiş ise de, tüm dosya kapsamı nazara alındığında; kazanın meydana gelmesinde … sürücüsü … ile katılanın kusurlu olması dışında, olay tarihinde katılanın ve …’in çalıştığı iş yerinin sorumlu ve yetkili müdürü olan sanık …’ın, iş yerini emniyetli bir şekilde sevk idare etmesi, çalışanların işten eve ve evden işe uygun ve güvenli servis araçları ile götürülmesini sağlaması, sağlıklı ve güvenli çalışma koşullarının sağlanması adına mevzuatın gerekliliklerini yerine getirmesi gerektiği halde, bu kurallara riayet etmeyerek, katılanın, iş yerine ait olup personel taşımacılığı için uygun ve güvenli olmayan araçla evine gidip gelmesini normal bir uygulama haline getirmesi nedeni ile gerçekleşen kazada asli kusurlu olduğundan eylemine uyan taksir ile bir kişinin yaralanmasına sebebiyet verme suçundan cezalandırılması gerektiğinden, yerel mahkemece, olayın oluşuna aykırı olarak düzenlenen ve kazanın meydana gelmesinde sanığın herhangi bir kusurunun bulunmadığı bilgisini içeren, kazanın oluş şekli ile bağdaşmayan bilirkişi heyeti raporunun esas alınarak “olayda atılı suçun öngörülebilirlik unsuru itibari ile işlendiği sabit görülemediğinden” şeklindeki gerekçe ile sanığın beraatine karar verilmesi olayın oluşuna ve hukuka aykırı olduğundan, Dairemizce katılan vekilinin istinaf başvurusu yerinde görülerek yerel mahkemece verilen beraat kararının ortadan kaldırılarak sanığın sabit olan eylemine uyan taksirle yaralamaya neden olma suçundan cezalandırılmasına, atılı suç için öngörülen iki sınır arasında temel ceza belirlenirken suçun işleniş şekli, meydana gelen zararın ağırlığı, sanığın taksire dayalı kusurunun yoğunluğu, meydana gelen sonucun ağırlığı nazara alınmak suretiyle adalet ve hakkaniyet kurallarına uygun bir cezaya hükmedilmesi gerektiğinden sanığın asli kusurlu olarak katılan …’ın hayati tehlike geçirecek, vücudunda hayat fonksiyonlarını (4.) derecede etkileyecek kemik kırığı oluşacak ve duyularından veya organlarından birinin işlevinin sürekli zayıflamasına neden olacak şekilde yaralanmasına neden olması nazara alınarak TCK’nın 3/1 maddesinde düzenlenen orantılılık ilkesi gereğince temel ceza belirlenirken alt sınırdan makul bir ölçüde uzaklaşılarak ve seçimlik cezalardan gün adli para cezası tercih edilerek temel ceza tayin edilmesine, TCK 89/2-a-b-e madde ve fıkraları uyarınca temel ceza üzerinden yarı oranında artırım yapılmasına, sanığın sabıkasız oluşu, cezanın sanığın geleceği üzerindeki olası etkileri nazara alınarak cezasından takdiren TCK’nın 62/1 maddesi gereğince 1/6 oranında indirim yapılmasına, TCK’nın 52/2 maddesi gereğince sanığa gün olarak verilen adli para cezasının günlüğü takdiren 30,00TL’den hesap edilmek sureti ile sanığın adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilerek oy birliği ile aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.”
Biçimindeki gerekçe ile sanık hakkında mahkumiyet kararı verilmiştir.
3.Sanık istinaf mahkemesinde alınan savunmasında, kazanın olduğu gün kendisinin şehir dışında olduğunu, kazanın olduğunu üç gün sonra öğrendiğini olay tarihinde söz konusu şirketin müdürlüğünü yaptığını, şirketin servis aracının olduğunu o gün katılan evi yakın olduğundan dolayı servis aracına binmeyerek yürüyerek gideceğini ifade ettiği, daha sonra da kamyona bindiğini, kamyon hareket ettikten sonra da inmek istediği sırada düşerek yaralandığını, beraatini istediğini dile getirmiştir.
IV. GEREKÇE
Sanığın yetkilisi olduğu … Sanayi İthalat İhracat Limited Şirketinde çalışan …’ın, olay günü mesaiye kaldığı, mesai bitiminde evine gitmek için yanında iki çalışanla birlikte diğer bir çalışan sürücü …’in idaresindeki kapalı kasa kamyonun, arka kısmına meyve kasaların üzerine bindiği, seyir halindeki aracın açık olan kapağından aşağı düşerek hayati tehlike geçirecek, vücudunda 4. dereceden kırık oluşacak ve bir organın işlevinin zayıflamasına neden olacak şekilde yaralandığı olayda, katılanın bindiği aracın aslında işçilerin taşınması için tahsis edilmediği, rutin uygulamanın mesai bitiminde servis araçlarıyla dönmeleri olduğu, gerçekleşen kazanın anılan servis araçlarından birinin seyri sırasında meydana gelmediği, katılanın kendi isteğiyle anılan kamyona bindiği gözetildiğinde sanık hakkında kusuru bulunmadığından bahisle hakkında beraat kararı verilmesi gerekirken yazılı şekilde mahkumiyetine hükmedilmesinde isabet görülmemiştir.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle sanık müdafiinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Ceza Dairesinin, 17.11.2022 tarihli ve 2021/3560 Esas ve 2022/3185 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğnameye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendi uyarınca takdîren Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11.Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 31.10.2023 tarihinde karar verildi.