YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2023/3754
KARAR NO : 2023/4744
KARAR TARİHİ : 06.11.2023
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2022/103 E., 2022/787 K.
SUÇ : Taksirle öldürme
HÜKÜM : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
Sanık hakkında Dairemizce verilen bozma kararı üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Ankara 33. Asliye Ceza Mahkemesinin, 12.11.2015 tarihli ve 2015/717 Esas, 2015/1905 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında taksirle öldürme suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 85 inci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesi, 50 nci maddesinin dördüncü fıkrası delaletiyle birinci fıkrasının (a) bendi, 52 nci maddesinin ikinci ve dördüncü fıkraları, 53 üncü maddesinin altıncı fıkrası, 63 üncü fıkrası uyarınca 24.300,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, sürücü belgesinin 2 yıl süreyle geri alınmasına karar verilmiştir.
2.Ankara 33. Asliye Ceza Mahkemesinin, 12.11.2015 tarihli ve 2015/717 Esas, 2015/1905 Karar sayılı kararının katılanlar vekili tarafından temyizi üzerine Dairemizin, 22.11.2021 tarihli ve 2019/12167 Esas, 2021/8100 Karar sayılı ilâmıyla özetle, kaza anında sanığın azami hız sınırının iki katının üzerinde hızla seyretmesi, kazanın yaya geçidinin 10 metre kadar gerisinde gerçekleşmiş olması hususları göz önünde bulundurulduğunda, sanık hakkında bilinçli taksir hükümlerinin uygulanmaması, gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiştir.
3.Dairemizin bozma kararı üzerine Ankara 33. Asliye Ceza Mahkemesinin, 08.11.2022 tarihli ve 2022/103 Esas, 2022/787 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında taksirle öldürme suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 85 inci maddesinin birinci fıkrası, 22 nci maddesinin üçüncü fıkrası, 62 nci maddesi, 53 üncü maddesinin altıncı fıkrası uyarınca 4 yıl 5 ay 10 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, sürücü belgesinin 1 yıl süre ile geri alınmasına karar verilmiştir.
4.Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 16.04.2023 tarihli ve 2023/20347 sayılı, onama görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdi edilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A. Sanık müdafiinin temyiz isteği;
Kazanın meydana gelmesine ölenin sebebiyet verdiğine,
Sanık hakkında bilinçli taksir hükümlerinin uygulanmasına,
Sürücü belgesinin 1 yıl süreyle geri alınmasına, İlişkindir.
B. Katılanlar vekilinin temyiz isteği;
Hükmedilen ceza miktarının az olduğuna,
Bilinçli taksir artırım oranının az olduğuna,
Sanık hakkında 5237 sayılı Kanun’un 62 nci maddesinin uygulanmasına, İlişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
Yerel Mahkemenin Kabulü;
1. Ankara 33. Asliye Ceza Mahkemesi gerekçesinde; “Yapılan yargılama, toplanan deliller, sanık savunması ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; sanığın idaresindeki araçla yerleşim yeri içinde, bölünmüş, düz, eğimli, hız limitinin 30 km/s olduğu, asfalt kaplama, aydınlatmalı yolda gece vakti seyir halindeyken seyir istikametine göre sağından gelerek karşıdan karşıya geçmek isteyen yayaya çarpması şeklinde meydana gelen ve sanığın asli kusurlu olarak bir kişinin ölmesine sebebiyet vermesinden ibaret olayda sanığın sevk maddeleri uyarınca cezalandırılmasına, ayrıca kaza anında sanığın azami hız sınırının iki katının üzerinde hızla seyretmesi, kazanın yaya geçidinin 10 metre kadar gerisinde gerçekleşmiş olması hususları göz önünde bulundurulduğunda, sanık hakkında bilinçli taksir hükümlerinin uygulanmasına karar verilmiştir.” şeklinde karar verilmiştir.
2.Kaza tespit tutanağı ve eki kroki ile 18.05.2015 tarihli ölü muayene tutanağı dosya kapsamında mevcuttur.
3.Dosya kapsamında yer alan; 29.07.2015 tarihli trafik bilirkişisi tarafından düzenlenen rapor ve 15.09.2015 tarihli Adli Tıp Kurumu Ankara Trafik İhtisas Dairesi Başkanlığı tarafından düzenlenen raporda, sanığın hızını ve sürüşünü mahal şartlarına göre ayarlamaması, öncesinde bulunan “30 km” hız tahdit ve “Yaya geçidi” ikaz levhalarının da dikkate alıp, kavşağa hız azaltarak uygun hızla yaklaşmaması, bu haliyle, hızla girdiği olay mahalli kavşakta, yaya geçidinin de olduğu kavşak başından yola giren ve ilk geçişi hakkını bırakmadığı yayaya aldığı fren tedbirine rağmen hızından dolayı duramayarak çarpması sonucu meydana gelen olayda, dikkatsiz, tedbirsiz, kurallara aykırı hareketi ile asli kusurlu olduğu belirtilmiştir.
4.Mahkemece, Hukukî Süreç başlığı altında (2) numaralı paragrafta bilgilerine yer verilen bozma ilâmına uyulmasına karar verilerek gereklerinin yerine getirildiği anlaşılmıştır.
IV. GEREKÇE
Yapılan inceleme neticesinde yerel mahkemenin kararında, oluş ve kabulde herhangi bir isabetsizlik bulunmadığı görülmüştür.
Sanık müdafiinin temyiz isteği yönünden;
1.Olay ve Olgular başlığı altında ayrıntılarına yer verilen kusur durumuna ilişkin raporlardaki kusur tayininin oluş ve dosya kapsamına uygun olduğu, kusur durumunu kesin bir şekilde tespit ettiği anlaşılmakla; sanık müdafinin yerinde görülmeyen temyiz sebebi reddedilmiştir.
2.Oluş ve dosya kapsamına göre; sanığın azami hız sınırının iki katının üzerinde hızla seyrederken karşıdan karşıya geçmek isteyen yayaya yaya geçidinin 10 metre kadar gerisinde çarparak kazaya sebebiyet verdiği, bu tehlikeli davranışları gerçekleştirirken herhangi bir kaza neticesinin meydana gelebileceğini öngörmesine rağmen, şoförlük bilgi ve deneyimine, içinde bulunduğu koşullara, önceki tecrübelerinin olumsuz neticelenmemesine olan güveni sebebiyle, ölüm veya yaralanma ile neticelenebilecek herhangi bir kazanın meydana gelmeyeceğine ya da meydana gelse dahi bu türden bir kazayı önleyebileceğine güvenerek hareketine devam etmek suretiyle, öngördüğü ancak gerçekleşmesini istemediği kaza neticesine sebebiyet verdiği, tüm bu sebeplerle sanık hakkında bilinçli taksir koşullarının oluştuğu anlaşıldığından; sanık müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz sebebi reddedilmiştir.
3. Mahkemenin sanık hakkında 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesinin altıncı fıkrasının uygulanması yönündeki takdirinde hukuka aykırılık bulunmadığından; sanık müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz sebebi reddedilmiştir.
4. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık müdafinin yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmiştir.
Katılanlar vekilinin temyiz isteği yönünden;
1.Dosyada bulunan deliller kapsamında; 5237 sayılı Kanun’un 61 inci maddesinde yer verilen, suçun işleniş biçimi, sanığın taksirinin yoğunluğu, meydana gelen zararın ağırlığı gibi ölçütler ile aynı Kanun’un 3 üncü maddesinin birinci fıkrasına belirtilen cezada orantılılık ilkesi dikkate alınarak asli kusurlu olarak ölüme sebebiyet veren sanık hakkında belirlenen temel ceza miktarında isabetsizlik bulunmadığı anlaşıldığından; katılanlar vekilinin yerinde görülmeyen temyiz sebebi reddedilmiştir.
2.Sanık hakkında 5237 sayılı Kanun’un 61 inci maddesi uyarınca tayin edilen temel cezanın bilinçli taksir hükümleri uygulanarak artırılması sırasında, 5237 sayılı Kanun’un 22 nci maddesinin üçüncü fıkrası gereğince yapılan artırım oranında isabetsizlik bulunmadığı anlaşıldığından; katılanlar vekilinin yerinde görülmeyen temyiz sebebi reddedilmiştir.
3.Mahkemece sanık hakkında kurulan hükümde, “Sanığın geçmişi, sosyal ilişkileri, fiilden sonraki ve yargılama sürecindeki davranışları, cezanın sanığın geleceği üzerindeki olası etkileri dikkate alınarak…” şeklindeki gerekçeyle 5237 sayılı Kanun’un 62 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca takdirî indirim nedeni uygulanmasına karar verildiği, mahkemenin takdir yetkisinin cezanın bireysel caydırıcılığı fonksiyonu dikkate alınarak yerinde, yeterli ve kanunî bir gerekçeye dayandığı anlaşılmakla, katılanlar vekilinin yerinde görülmeyen temyiz sebebi reddedilmiştir.
4.Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, katılanlar vekilinin yerinde görülmeyen temyiz sebebi reddedilmiştir.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Ankara 33. Asliye Ceza Mahkemesinin, 08.11.2022 tarihli ve 2022/103 Esas, 2022/787 Karar sayılı kararında sanık müdafii ve katılanlar vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanık müdafii ve katılanlar vekilinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 06.11.2023 tarihinde karar verildi.