Yargıtay Kararı 12. Ceza Dairesi 2023/382 E. 2023/1193 K. 11.04.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2023/382
KARAR NO : 2023/1193
KARAR TARİHİ : 11.04.2023

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Taksirle Öldürme

Sanık hakkında Dairemizce verilen bozma kararı üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. … 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 20.09.2013 tarihli ve 2013/102 Esas, 2013/221 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında kasten öldürme suçundan, 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (c) bendi uyarınca beraat kararı verilmiştir.

2. … 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 20.09.2013 tarihli ve 2013/102 Esas, 2013/221 Karar sayılı kararının katılanlar vekili tarafından temyizi üzerine Yargıtay 1. Ceza Dairesinin 21.05.2015 tarihli ve 2014/6396 Esas, 2015/3261 Karar sayılı kararı ile katılanlar vekilinin hakkimin reddi talebinin usulüne uygun karara bağlanmadığı gerekçesiyle sair hususlar incelenmeksizin bozulmasına karar verilmiştir.

3. … 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 27.11.2015 tarihli ve 2015/433 Esas, 2015/531 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında kasten öldürme suçundan, 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (c) bendi uyarınca beraat kararı verilmiştir.

4. … 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 27.11.2015 tarihli ve 2015/433 Esas, 22015/531 Karar sayılı kararının katılanlar vekili tarafından temyizi üzerine Yargıtay 1. Ceza Dairesinin 02.06.2016 tarihli ve 2016/2273 Esas, 2016/2883 Karar sayılı kararı ile eksik inceleme ile hüküm kurulduğundan ve kabule göre de uygulama maddesinin gösterilmediğinden bahisle bozulmasına karar verilmiştir.

5. … 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 23/05/2019 tarihli ve 2016/492 Esas, 2019/234 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında taksirle öldürme suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 85 inci maddesinin birinci fıkrası, 27 inci maddesinin birinci fıkrasının son cümlesi, 62 inci maddesinin birinci fıkrası, 50 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi ve 52 inci maddesinin iki ve dördüncü fıkraları uyarınca 10.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.

6. … 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 23/05/2019 tarihli ve 2016/492 Esas, 2019/234 Karar sayılı kararının sanık müdafii ve katılanlar vekili tarafından temyizi üzerine Yargıtay 1. Ceza Dairesinin 11.01.2021 tarihli ve 2020/4450 Esas, 2021/1 Karar sayılı kararı ile görevsizlik kararı verilerek dosya dairemize gönderilmiştir.

7. … 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 23/05/2019 tarihli ve 2016/492 Esas, 2019/234 Karar sayılı kararının sanık müdafii ve katılanlar vekili tarafından temyizi üzerine Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 25.05.2021 tarihli ve 2021/1742 Esas, 2021/4196 Karar sayılı kararı ile kanun hükmünü yerine getiren sanığın hukuka uygunluk nedeninin sınırını aşmadığının anlaşılması karşısında, beraatine karar verilmesi yerine, yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı biçimde mahkumiyetine karar verildiği ve kabule göre de uzun süreli hapis cezasının adli para cezasına çevrilmesine karar verilirken uygulanan Kanun maddesinin gösterilmediği gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiştir.

8. … 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 23.12.2021 tarihli ve 2021/185 Esas, 2021/353 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında taksirle öldürme suçundan, 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (d) bendi uyarınca beraat kararı verilmiştir.

9. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 08.01.2023 tarihli ve 2022/22644 sayılı temyiz isteminin reddiyle hükmün onanması görüşünü içeren Tebliğname ile Daireye tevdi edilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Katılanlar vekilinin temyiz isteği; sanığın eyleminin kasten öldürme suçunu oluşturduğuna ve kasten öldürme kabul edilmez ise de sanık hakkında olası kast hükümlerinin uygulanması gerektiğine ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
1. … 2. Ağır Ceza Mahkemesi gerekçesinde; “Sanık savunması, katılan beyanları, tanık beyanları, olay tutanağı, ölü muayene ve otopsi tutanakları, mahallinde yapılan keşif ve düzenlenen bilirkişi raporları, dosyada bulunan diğer tutanaklar ile bilgi ve belgeler ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde olay günü, iki grup arasında çıkan husumet sonrasında kolluk tarafından olaya müdahale edildiği, gruplardan bir şahsın zırhlı … ile muayeneye götürülmesini takiben evine bırakılacağı esnada, karşı gruba ait şahısların özel otomobilleri ile zırhlı aracın önünü kesmeye çalıştığı, zırhlı aracın … İlçe Emniyet Müdürlüğü önüne dönüş yapması üzerine emniyet binası önünde 90-100 kişilik grup tarafından diğer gruba mensup kişilere ulaşmak için taş, sopa ve silahlar ile polis memurlarına saldırıldığı, … İlçe Emniyet Müdürlüğü Trafik Tescil Büro Amirliği’nde görevli polis memuru sanığın başka bir polis memuruna saldıran birkaç şahıs olduğunu görmesi üzerine havaya ateş açtığı, ancak şahısların saldırıya devam etmesi nedeniyle şahıslardan birini ensesinden çektiği, bu şahsın sanığın boynunu sıkmaya başladığı, sanığın kurtulmak için havaya ateş etmek üzere silahını havaya kaldırdığı sırada başka bir şahsın sanığın eline sert bir şekilde vurması üzerine sanığın elinin aşağıya düşüp silahının ateş alması sonucu kalabalık içerisinde bulunan bir kişinin mermi isabet etmesi nedeniyle hayatını kaybetmesi şeklinde meydana gelen olayda öncelikle yaşama hakkı ve yaşama hakkı ihlalinin “kanunun emrini yerine getirme” sebebiyle hukuka uygun sayılabileceği hallere ilişkin olarak ülkemizde yürürlükte bulunan hukuki düzenlemenin irdelenmesi gerekmektedir.

Ülkemizin de taraf olduğu ve Anayasanın 90. maddesi uyarınca iç hukukun bir parçası haline gelen Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin “Haklar ve Özgürlükler” başlıklı bölümünde yer alan 2. maddesinde “yaşama hakkı” düzenlenmiş, aynı maddenin “b” bendinde “usulüne uygun olarak yakalamak veya usulüne uygun olarak tutuklu bulunan bir kişinin kaçmasını önlemek için kuvvete başvurulmasının kesin zorunluluk haline gelmesi sonucunda ölüm meydana gelmişse yaşama hakkının ihlal edilmiş sayılamayacağı belirlenmiştir.

Anayasanın 17. maddesi 1. fıkrasında “herkesin yaşama hakkına” sahip olduğu belirtilmiş, aynı maddenin 4. fıkrasında “meşru müdafaa hali, yakalama ve tutuklama kararlarının yerine getirilmesi, bir tutuklu veya hükümlünün kaçmasının önlenmesi, bir ayaklanma veya isyanın bastırılması, sıkıyönetim veya olağanüstü hallerde yetkili merciin verdiği emirlerin uygulanması sırasında silah kullanılmasına kanunun cevaz verdiği zorunlu durumlarda meydana gelen öldürme fiilleri, birinci fıkra hükmü dışındadır.” denilmek suretiyle birinci fıkradaki hakkın istisnalarını düzenlemiştir.

TCK’nun 24. maddesinin birinci fıkrasındaki; “Kanunun hükmünü yerine getiren kimseye ceza verilmez” şeklindeki düzenleme ile kanunla verilen görevin yerine getirilmesi bir hukuka uygunluk nedeni olarak öngörülmüştür. Maddede geçen kanun kelimesinden pozitif hukuk metinleri yani yazılı hukuk kuralları anlaşılmalıdır. Kanun hükmünün yerine getirilmesinde, belirli konularda kişiye verilen yetki aynı zamanda o kişinin görevidir. Bu nedenle sözü edilen hukuka uygunluk nedenini görevin ifası kapsamında değerlendirmek gerekir.

2559 sayılı Vazife ve Selahiyet Kanununun 16. maddesinde, ”polisin görevini yaparken direnişle karşılaşması halinde, bu direnişi kırmak amacıyla ve kıracak ölçüde zor kullanmaya yetkili olduğu, zor kullanma yetkisi kapsamında, direnmenin mahiyetine ve derecesine göre ve direnenleri etkisiz hale getirecek şekilde kademeli olarak artan nispette bedenî kuvvet, maddî güç ve kanunî şartları gerçekleştiğinde silah kullanılabileceği, kendisine veya başkasına yönelik bir saldırı karşısında, zor kullanmaya ilişkin koşullara bağlı kalmaksızın, 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun meşru savunmaya ilişkin hükümleri çerçevesinde savunmada bulunacağı, meşru savunma hakkının kullanılması kapsamında, bedenî kuvvet ve maddî güç kullanarak etkisiz hale getiremediği direniş karşısında, bu direnişi kırmak amacıyla ve kıracak ölçüde, hakkında tutuklama, gözaltına alma, zorla getirme kararı veya yakalama emri verilmiş olan kişilerin ya da suçüstü halinde şüphelinin yakalanmasını sağlamak amacıyla ve sağlayacak ölçüde, silah kullanmaya yetkili olduğu, silah kullanmadan önce kişiye duyabileceği şekilde “dur” çağrısında bulunacağı, kişinin bu çağrıya uymayarak kaçmaya devam etmesi halinde, önce uyarı amacıyla silahla ateş edilebileceği, buna rağmen kaçmakta ısrar etmesi dolayısıyla ele geçirilmesinin mümkün olmaması halinde ise kişinin yakalanmasını sağlamak amacıyla ve sağlayacak ölçüde silahla ateş edilebileceği, direnişi kırmak ya da yakalamak amacıyla zor veya silah kullanma yetkisini kullanırken, kendisine karşı silahla saldırıya teşebbüs edilmesi halinde, silahla saldırıya teşebbüs eden kişiye karşı saldırı tehlikesini etkisiz kılacak ölçüde duraksamadan silahla ateş edebileceği” düzenlenmiştir.

Bu açıklamalar ışığında somut olayı değerlendirdiğimizde; polis memuru olan sanığın olay sırasında görevi gereği kanun hükmünü yerine getirdiği ancak bu sırada kastı olmaksızın görev sınırını aştığı, eyleminin taksirle ölüme neden olma suçu kapsamında kaldığı kanaati ile mahkemece mahkumiyet kararı verilmiş ise de; sanığın havaya ateş açmak için silahını havaya kaldırdığı esnada kalabalık içerisinde bulunan bir kişinin sanığın eline vurması neticesinde sanığın elinin aşağıya doğru yöneldiği, eline aldığı darbe nedeniyle tetikte bulunan parmağın istemsiz olarak hareket etmesi sonucu silahın ateş almasının olağan olduğu hususları birlikte değerlendirildiğinde; 2559 sayılı Polis Vazife ve Selahiyet Yasasının 16. maddesi uyarınca silah kullanma yetkisi bulunan polis memuru olan sanığın, kanun hükmünü yerine getirdiği ve bunu yaparken de hukuka uygunluk nedeninin sınırını aşmadığının anlaşılması karşısında, sanığın beraatine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.” denilmiştir.

2. Sanık aşamalardaki beyanında görevi kapsamında silahlı gruba müdahale ederken havaya ateş ettiği sırada eline başka biri tarafından vurulması neticesinde elinin istikametinin değişerek silahının ateş aldığını, kasıtlı bir fiilinin bulunmadığını beyan etmiştir.

3. Katılanlar aşamalarda sanıktan şikayetçi olduklarını beyan etmişlerdir.

4. Adli Tıp Kurumu … Morg İhtisas Dairesi Başkanlığı’nın 10.08.2012 tarihli otopsi raporunda “kişinin ölümünün ateşli silah yaralanmasına bağlı boyun omuru, hyoid kemik ve tiroid kıkırdak kırıkları ile karakterli kanamalı omurilik harabiyeti sonucu meydana gelmiş olduğu, kişinin vücudunda, 1 (bir) adet ateşli silah giriş yarası tespit edilmiş olup; haricen 1 no’da tarif edilen (ensede 1 cm çapında) giriş yarasını oluşturan ateşli silah metalik cisminin servikal omurlarda kırıklara ve servikal omurilik harabiyeti neden olduğu, epiglottis, ve tiroid kıkırdağı kat ederek haricen 2 no’da tarif edilen (çene altında, mentumun 3 cm alt hizasında, kenarları düzensiz görünümde 2×1 cm’lik) çıkış yarasını oluşturarak vücudu terk ettiği, oluşturduğu yaralanmanın öldürücü nitelikte olduğu” şeklinde tespit yapıldığı anlaşılmıştır.

5. Sanık tarafından olayın canlandırılması ve olayın oluş biçiminin tespit edilmesine yönelik mahkeme heyetince 21.12.2016 tarihinde keşif yapılmış olup, keşif tutanağı, keşif görüntüleri ve fotoğrafları dosya içerisinde yer almaktadır. Keşif sonrasında olay yeri inceleme uzmanı bilirkişiden aldırılan 28.12.2016 tarihli bilirkişi raporuna göre olayın oluş şekli sanık anlatımı ve mahkeme kabulü ile örtüşmektedir.

6. Mahkemece, ölenin sanığın anlatımlarındaki şekilde isabet almasının mümkün olup olmadığı hususunda rapor düzenlenmesinin talep edilmesi üzerine Adli Tıp Kurumu 1. İhtisas Dairesince düzenlenen 14.11.2018 tarihli İhtisas Kurulu Mütalaası dosya kapsamında yer almaktadır.
7. 21.02.2012 tarihli kolluk tarafından düzenlenen olay tutanağı, arama ve elkoyma tutanağı, kolluk telsiz görüşme tapesi, 21.02.2012 tarihli ölü muayene tutanağı ve sanığın olay anında kullandığı silaha ait Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesi Balistik Şubesi’nin 28.02.2017 tarihli inceleme raporu dosya içerisinde yer almaktadır.

8. Tanıklar Abdulkadir … beyanları dosya içerisinde yer almakta olup sanık anlatımı ve mahkeme kabulü ile uyuşmaktadır.

IV. GEREKÇE
1. Olay günü, iki grup arasında çıkan husumet sonrasında kolluk tarafından olaya müdahale edildiği, gruplardan bir şahsın zırhlı … ile muayeneye götürülmesini takiben evine bırakılacağı esnada, karşı gruba ait şahısların özel otomobilleri ile zırhlı aracın önünü kesmeye çalıştığı, zırhlı aracın … İlçe Emniyet Müdürlüğü önüne dönüş yapması üzerine emniyet binası önünde 90-100 kişilik grup tarafından diğer gruba mensup kişilere ulaşmak için taş, sopa ve silahlar ile polis memurlarına saldırıldığı, … İlçe Emniyet Müdürlüğü Trafik Tescil Büro Amirliği’nde görevli polis memuru sanığın başka bir polis memuruna saldıran birkaç şahıs olduğunu görmesi üzerine havaya ateş açtığı, ancak şahısların saldırıya devam etmesi nedeniyle şahıslardan birini ensesinden çektiği, bu şahsın sanığın boynunu sıkmaya başladığı, sanığın kurtulmak için havaya ateş etmek üzere silahını havaya kaldırdığı sırada başka bir şahsın sanığın eline sert bir şekilde vurması üzerine sanığın elinin aşağıya düşüp silahının ateş alması sonucu kalabalık içerisinde bulunan bir kişinin mermi isabet etmesi nedeniyle hayatını kaybetmesi şeklinde meydana gelen olayda, dosya içerisinde yer alan sanık beyanı, tanık anlatımları, keşif görüntüleri, Adli Tıp Kurumu raporları, otopsi raporu, bilirkişi raporu ve diğer tüm belgelerin incelenmesinde sanığın eyleminin kast unsurlarını taşımadığı ve yine eylemde 5271 sayılı Kanun’un 21 inci maddesinin ikinci fıkrasında düzenlenen olası kast koşullarının bulunmadığı anlaşılmakla, katılanlar vekilinin bu hususa ilişkin temyiz istemleri yerinde görülmemiştir.

2. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı ve vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı anlaşıldığından, katılan vekilinin yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri reddedilmiştir.

V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle … 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 23.12.2021 tarihli ve 2021/185 Esas, 2021/353 Karar sayılı kararında katılan vekilince öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden katılan vekilinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

11.04.2023 tarihinde karar verildi.