YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2023/4279
KARAR NO : 2023/4862
KARAR TARİHİ : 08.11.2023
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2022/481 E. 2023/37 K.
SUÇ : Taksirle yaralama
HÜKÜM : Mahkumiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
Sanık hakkında Dairemizin bozma ilamı üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.İstanbul Anadolu 16. Asliye Ceza Mahkemesinin 18/02/2016 tarihli 2015/464 esas – 2016/119 karar sayılı kararı ile sanık hakkında taksirle yaralama suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 89 uncu maddesinin birinci fıkrası, ikinci fıkrasının (b) bendi, 62 nci maddesi, 51 inci maddesi uyarınca 5 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve cezanın ertelenmesine karar verilmiştir.
2.İstanbul Anadolu 16. Asliye Ceza Mahkemesinin 18/02/2016 tarihli 2015/464 esas – 2016/119 karar sayılı kararının sanık müdafii tarafından temyizi üzerine Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 22.02.2021 tarihli ve 2019/8420 esas 2021/1778 Karar sayılı kararı ile basit yargılama usulünün değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması nedeniyle bozulmasına karar verilmiştir.
3. İstanbul Anadolu 16. Asliye Ceza Mahkemesinin 25.05.2021 tarihli 2021/399 esas 2021/375 karar sayılı kararı ile sanık hakkında taksirle yaralama suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 89 uncu maddesinin birinci fıkrası, ikinci fıkrasının (b) bendi, 62 nci maddesi, 51 inci maddesi uyarınca 5 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve cezanın ertelenmesine karar verilmiştir.
4.İstanbul Anadolu 16. Asliye Ceza Mahkemesinin 25.05.2021 tarihli 2021/399 esas 2021/375 karar sayılı kararının sanık müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 19.04.2022 tarihli 2021/6487 esas 2022/3081 karar sayılı kararı ile “Dairemizin bozma kararı üzerine, sanığa duruşma gününü bildirir meşruhatlı davetiye tebliğ edilip duruşmadan haberdar edilerek ve Cumhuriyet savcısının da hazır bulunacağı duruşmada karar verilmesi gerekirken, Cumhuriyet savcısının yazılı mütalaası alınarak duruşma açılmadan ve taraflara tebligat çıkartılmadan tensiple hüküm kurularak 1412 sayılı CMUK’un 326/2. maddesine muhalefet edilmesi suretiyle savunma hakkının kısıtlanması,” nedeniyle bozulmasına karar verilmiştir.
5.İstanbul Anadolu 16. Asliye Ceza Mahkemesinin 24.01.2023 tarihli 2022/481 Esas 2023/37 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında taksirle yaralama suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 89 uncu maddesinin birinci fıkrası, ikinci fıkrasının (b) bendi, 62 nci maddesi, 51 inci maddesi uyarınca 5 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve cezanın ertelenmesine karar verilmiştir.
6.Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 02.05.2023 havale tarihli ve 2023/30341 sayılı, onama görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık Müdafinin Temyiz Sebepleri
Sanık kusursuz olduğu halde kusur atfedildiğine,
Kazada 1 kişi yaralanmasına rağmen nitelikli yaralamadan mahkumiyet verildiğine,
Katılanın açtığı tazminat davası göz önüne alınmadan zarar giderilmediğinden bahisle hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilmemesine,
Ve sair hususlara ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
1.Yerel Mahkemenin Kabulü
“suç tarihinde sanığın sevk ve idaresindeki … plaka sayılı aracı ile Sancaktepe Meclis mahallesi yönünden Ataşehir istikametine orta refüjle ayrılmış bölünmüş yolda seyir halindeyken İETT durağı önüne yaklaştığında gidişine göre yolun solundan sağ tarafa geçmek üzere yola çıkan katılana çarpmak suretiyle katılanı dosyada mevcut adli rapor içeriğine göre nitelikli şekilde vücudunda (5) deredece kemik kırığı meydana gelecek şekilde yaralandığı anlaşılmış olup, alınan bilirkişi raporu içeriğine göre; katılanın kazanın oluşumunda asli kusurlu olduğu, sanığın ise tali kusurlu olduğu belirtilmiş, böylece sanığın sabit olan eylemine uyar şekilde olaydaki kusur durumu, müştekideki yaralanmanın derecesi ve suçun işleniş özellikleri dikkate alınarak takdiren hapis cezasıyla cezalandırılmasına ve alt sınırdan uzaklaşılarak hüküm kurulmuş, katılanın tedavi masraflarını hiç bir şekilde gidermemesi nedeniyle CMK’nın 231 maddesi hakkında uygulanamamış, koşulları oluşmakla cezasının TCK’nın 51 maddesi uyarınca ertelenmesine, ancak olaya tali kusuruyla sebebiyet vermesi sebebiyle sürücü belgesinin geri alınmasına yer olmadığına dair CMK 251. madde üzerinden yapılan değerlendirmede kovuşturma sırasında tanık dinlendiğinden basit yargılama usulü uygulanmasına yer olmadığından CMK 251. maddesi uygulanmayarak genel hükümlere göre kovuşturmaya devamla aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. ” şeklindedir.
2.İstanbul Anadolu Adli Tıp Şube Müdürlüğünce 31/03/2015 tarihli katılan … hakkında düzenlenen raporda; kişinin yaşamını tehlikeye sokan bir durum olmadığı, basit tıbbi müdahele ile giderilebilecek ölçüde hafif nitelkte olmadığı, birden fazla kemik kırığı olması nedeniyle skorlama yapılarak şahısta saptanan kırıkların birlikte hayat fonksiyonlarını ağır (5) derecede etkileyecek nitelikte olduğu bildirilmiştir.
3.Kaza tespit tutanağında, sürücü …’ın sevk ve idaresindeki aracı ile seyir halindeyken İETT otobüs durağı önüne geldiği esnada aracının sağ ön kısımları ile aynı istikamette yolun solundan karşıya otobüs durağı istikametine kendisine 28 metre uzaklıkta bulunan yaya geçidini kullanmayarak karşıdan karşıya geçmek isteyen yaya …’ın sağ yan kısımlarına çarpması neticesinde kazanın meydana geldiği, yayanın karşıdan karşıya geçiş kurallarına uymaması nedeniyle asli kusurlu, katılanın … hızını yaya geçidine yaklaşırken azaltmamak ve hızını yol trafik şartlarına göre ayarlamamak nedeniyle tali kusurlu olduğu belirtilmiştir.
4.10.12.2015 tarihli bilirkişi raporunda; katılanın asli kusurlu, sanığın ise tali kusurlu olduğu bildirilmiştir.
5.Sanığın savunması “Ben bu konuda daha önce ayrıntılı ifade verdim, doğrudur, tekrar ederim. Ben Sarıgazi den İmes yönüne gitmekte iken hızım yaklaşık 60 km civarındaydı. Saat 17.30 sıralarında ben yaya geçidini geçmiştim ki müşteki orta refüjden bir anda yola fırladı. Çok mesafe olduğu için frene basmış isem de durduramadım. Müşteki benim gidiş yönüme göre bir anda sol tarafımdan çıktı. Ben sol şeritte ilerliyordum. Bu şekilde kaza meydana geldi. Olayda benim kusurum yoktur. Bu nedenle olay sonrası düzenlenen trafik kazası tespit tutanağını kabul etmiyorum. Öncelikle beraat kararı verilmesini isterim. Şayet mahkeme aksi kanatte ise lehime olan kanun hükümlerinin uygulanmasını ve hakkımda hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilmesini isterim ” şeklindedir.
6.Katılanın beyanı “Ben bu konuda daha önce ifade verdim. O ifademi aynen tekrar ederim. Olay günü yolun karşısına geçmek istedim. O esnada yol boştu. Yolun boş olduğu sırada sanık gelerek bana çarptı. Ben 7 aydır yatarak tedavi görmekteyim. Yürümekte çok güçlük çekiyorum. Doktor 6 ay kadar daha yürümeyeceğimi söyledi. Ameliyatımın riskli olduğunu söyleyip ameliyat yapmadılar. 6 ay sonra da yine özürlü olarak yürüyeceğimi söylediler. Sanık bu zamana kadar hiçbir şekilde aramadı, yardımcı olmadı. Sanıktan şikayetçiyim, uzlaşmak istemiyorum. Davaya katılmak istiyorum,” şeklindedir.
7.Tanık …’ın beyanı “Ben bu konuda daha önce ifade verdim. O ifademi aynen tekrar ederim. Olay günü İETT otobüs durağının olduğu yerden karşıya geçmek istediğimiz sırada sanık çok süratli bir şekilde gelerek arkamdan gelen eşime çarptı. Çarpma neticesinde eşim 3-4 metre havaya fırladı ve yere düştü. Sanık olay sırasında bize uzlaşmak istediği söyledi. Ancak daha sonra telefon ile görüştüğümde uzlaşmak istemediğini söyledi. Benim bildiği gördüğüm bu kadardır” şeklindedir.
IV. GEREKÇE
Yapılan inceleme neticesinde yerel mahkemenin kararında, oluş ve kabulde herhangi bir isabetsizlik bulunmadığı görülmüştür.
Sanık Müdafinin Temyiz Sebepleri Yönünden;
Kusur durumuna ve suç vasfına yönelik;
Dosya içeriğine göre, sanığın sevk ve idaresindeki otomobil ile 17.45 sıralarında, alacakaranlıkta, yağmurlu havada, bölünmüş caddede sol şeritte seyir halindeyken yaya geçidini yaklaşık 28 metre geçtikten sonra istikametine göre yolun solundan karşıdan karşıya geçmek isteyen yaya …’a çarpması neticesinde katılanın hayat fonksiyonlarını ağır (5) derece etkileyecek nitelikte yaralanmasına tali kusurlu olarak neden olduğu olayda sanığın 5237 sayılı Kanunun 89 uncu maddesinin birinci ve ikinci fıkrasının (b) bendi uyarınca cezalandırılmasına karar verilmesinde isabetsizlik görülmemiştir.
Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilmemesi yönünden;
Mahkemece hükmün açıklanmasının geri bırakılması hükümlerinin uygulanmamasında hukuka aykırılık bulunmamıştır.
Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri de reddedilmiştir.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle İstanbul Anadolu 16. Asliye Ceza Mahkemesinin 24.01.2023 tarihli 2022/481 Esas 2023/37 Karar sayılı kararında sanık müdafiince öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanık müdafiinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 08.11.2023 tarihinde karar verildi.