Yargıtay Kararı 12. Ceza Dairesi 2023/441 E. 2023/1169 K. 10.04.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2023/441
KARAR NO : 2023/1169
KARAR TARİHİ : 10.04.2023

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi

Davacı hakkında dairemizce verilen bozma kararı üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Davacı vekili 07.09.2015 tarihli dava dilekçesinde özetle; emekli korgeneral olan müvekkilinin Türkiye Cumhuriyeti icra vekilleri heyetini cebren ıskat veya vazife görmekten cebren men etmeye teşebbüs suçundan 14.02.2011 tarihinde tutuklandığını, 19.06.2014 tarihinde tahliye edildiğinı, yapılan yargılama sonucunda davacının beraat ettiğini, haksız tutuklama nedeniyle 100.000,00 TL maddi ve 3.000.000,00 TL manevi tazminatın tutuklama tarihinden işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davacı vekilinin 21.04.2016 tarihli duruşmada maddi tazminat talebinin 850.000,00 TL olarak ıslah ettiği anlaşılmıştır.

2. Davalı vekili 14.12.2015 tarihli cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafın dava dilekçesi açık olmayıp reddi gerektiğini, davacının maddi tazminat taleplerinin hangi hususlara ait olduğunun belirli olmadığını, davanın öncelikle yetki, … bölümü ilk itirazlar yönünden incelenmesi gerektiğini, zaman aşımı hak düşürücü süre, husumet, görev, yargı yolu, kesin hüküm, derdestlik itirazlarını öne sürdüklerini, davacı hakkında yapılan işlemlerin yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan yasal hükümler çerçevesinde gerçekleştiğinden davacının isteminin haksız olduğunu, talep edilen tazminat miktarının fazla olduğunu, davacının maaş ile ilgili taleplerinin idari yargının konusunun olduğunu, tazminata esas dosyada ödenen vekalet ücretinin maddi zarar kapsamında değerlendirilmemesi gerektiğini, talep edilen faiz başlangıç tarihini kabul etmediklerini, davacı hakkında usulsüz bir işlem söz konusu ise bunun ilgili kamu görevlisine ihbar edilmesi gerektiğini, öne sürmüştür.

3. … 3. Ağır Ceza Mahkemesinin, 29.04.2016 tarihli ve 2015/392 Esas, 2016/179 Karar sayılı kararı ile; maddi tazminatın reddine, manevi tazminatın kısmen kabulü ile 900.000,00 TL manevi tazminatın tutuklama tarihinden yasal faizi ile davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.

4. … 3. Ağır Ceza Mahkemesinin, 29.04.2016 tarihli ve 2015/392 Esas, 2016/179 Karar sayılı kararının davacı vekili ve davalı vekili tarafından temyizi üzerine Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 21.03.2022 tarihli ve 2020/11618 Esas, 2022/2134 Karar sayılı kararı ile; dava dilekçesinde davacı vekilinin 100.000,00 TL maddi tazminat talep etmesine karşın, davalı vekilinin bulunmadığı 21.04.2016 tarihli hüküm duruşmasında, 850.000,00 TL maddi tazminat talep ederek ıslah beyanında bulunduğunun anlaşılması karşısında, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 177 nci maddesinin 2 nci bendi gereğince, davacı tarafın bu talebinin davalı tarafa bildirilmesi gerektiğinin gözetilmemesi kabul ve uygulamaya göre de; manevi tazminatın çok fazla olduğundan bahisle davalı vekilinin ve davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile bozulmasına karar verilmiştir.

5. … 3. Ağır Ceza Mahkemesinin, 24.11.2022 tarihli ve 2022/172 Esas, 2022/423 Karar sayılı kararı ile bozma ilamına uyularak maddi tazminat talebinin reddine manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile 400.000,00 TL manevi tazminatın tutuklama tarihinden yasal faizi ile davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.

6.Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığın 03.02.2023 tarihli tebliğnamesi ile davalı vekilinin ve davacı vekilinin temyiz istemlerinin esastan reddi talep edilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A.Davacı vekilinin temyiz istemi;
Türk Silahlı Kuvvetlerinde 42 yıl hizmet eden başarılı meslek hayatını korgeneral rütbesinde devam ettirmekte iken usulsüz yargılama ve tutuklama ile manevi elem ve ızdırap çektiğini, görsel ve yazılı basında yapılan haberlerde itibarının zedelendiğinden hükmedilen manevi tazminatın eksik olduğuna, maddi tazminat talebinin kabulü gerektiğine, ilişkindir.

B.Davalı vekilinin temyiz istemi;
Yerel mahkemece eksik inceleme ile hüküm kurulduğunu, davacının tazminat talebinin reddi gerektiğine ve hükmedilen manevi tazminatın fahiş olduğu ilişkindir.

III. DAVA KONUSU
Temyizin kapsamına göre;
İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
Tazminat talebinin esasını oluşturan … Anadolu 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 2014/188 Esas, 2014/143 Karar sayılı ceza dava dosyasında davacının Türkiye Cumhuriyeti icra vekilleri heyetini cebren ıskat veya vazife görmekten cebren men etmeye teşebbüs suçundan 14.02.2011 – 19.06.2014 tarihleri arasında tutuklu kaldığı, yapılan yargılama sonunda beraatine hükmedildiği, beraat hükmünün 08.06.2015 tarihinde kesinleştiği ve davanın 5271 sayılı Kanunun 142 nci maddesinin birinci fıkrasında belirlenen süre içerisinde yetkili ve görevli mahkemede açıldığı, davacı hakkında aynı sebebe dayalı başkaca dosyasının bulunmadığı belirlenerek ve bozma ilamına da uyularak, davacının maaşından kaynaklanan zararları, Oyak emekli ikramiyesi farkı, Sosyal Güvenlik Kurumu emekli ikramiyesi kesintileri, emekli maaş kaybının gerçek zarar kapsamında olmadığından maddi tazminat talebinin reddine, manevi tazminat talebinin de kısmen kabulü ile 400.000,00 TL manevi tazminatın tutuklama tarihinden faizi ile davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.

IV. GEREKÇE
Tazminat talebinin esasını oluşturan … Anadolu 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 2014/188 Esas, 2014/143 Karar sayılı ceza dava dosyasında davacının Türkiye Cumhuriyeti icra vekilleri heyetini cebren ıskat veya vazife görmekten cebren men etmeye teşebbüs suçundan 14.02.2011 – 19.06.2014 tarihleri arasında 1221 gün tutuklu kaldığı, yapılan yargılama sonunda beraatine hükmedildiği, beraat hükmünün 08.06.2015 tarihinde kesinleştiği, tutuklama tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 5271 sayılı Kanun’un 142 nci maddesinin birinci fıkrasında belirlenen süre içerisinde yetkili ve görevli mahkemede açıldığı ve kanunda öngörülen yasal şartların oluştuğu anlaşılmıştır.

A.Davacı vekilinin temyiz istemi;
1.Maddi tazminat talebinin kabulü gerektiğine yönelik temyiz talebi yönünden;
Korgeneral olarak görev yapmakta iken açılan dava nedeni ile maaşından kaynaklanan zararları, Oyak emekli ikramiyesi farkı, Sosyal Güvenlik Kurumu emekli ikramiyesi kesintileri, emekli maaş kaybının 5271 sayılı Kanunun 141 ve devamı maddelerine göre değerlendirilebilecek talepler olmadığı, varsayıma dayalı ve muhtemel gelir kayıplarına ilişkin, idari takdire ilişkin tasarruf niteliğinde olduğu, davanın açılmaması durumunda hakların elde edileceğinin mutlak, muhakkak ve kesin olmadığı, davanın varlığı nedeni ile davacının bu haklardan mahrum kaldığının kabul edilemeyeceği, bu nedenle gerçek maddi zarar mahiyetinde bulunmadıklarından bu taleplerin maddi zarar kapsamında değerlendirilmemesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.
2.Hükmedilen manevi tazminatın eksik olduğuna yönelik temyiz talebi yönünden;
Yargıtayın görevi ülke genelinde uygulama birliğinin sağlanması ve benzer olaylarda aynı çözüm tarzının oluşturulmasıdır. Bu görev yerine getirilirken hukukun genel ilkeleri, ülkedeki pozitif hukuk normları ve uluslararası temel insan haklarına ilişkin kural ve kabullere uygun bir yorum ve uygulama benimsenmelidir.

Bu ilke yalnızca denetim mahkemeleri için değil, hüküm mahkemeleri için de geçerlidir. Hukuk devletinin en belirgin özelliği hiçbir kurum ve makam ayrımı gözetilmeden herkesin hukuk kurallarına uymasıdır.

Dairemizin yerleşik kararlarında da vurguladığı üzere, nesnel bir ölçüt olmamakla birlikte, hükmedilecek manevi tazminatın davacının sosyal ve ekonomik durumu, üzerine atılı suçun niteliği, tutuklanmasına neden olan olayın cereyan tarzı, tutuklu kaldığı süre ve benzeri hususlar ile tazminat davasının kesinleşeceği tarihe kadar faizi ile birlikte elde edeceği parasal değer gözetilmek suretiyle, hak ve nesafet ilkelerine uygun, makul bir miktar olarak tayin ve tespiti gerekirken, belirlenen ölçütlere uymayacak ve emsal uygulamaların da üzerinde olacak şekilde fazla manevi tazminata hükmolunduğundan davacı vekilinin manevi tazminatın eksik olduğuna yönelik temyiz istemi yerinde görülmemiştir.

B.Davalı vekilinin temyiz istemi;
1.Yerel mahkemece eksik inceleme ile hüküm kurulduğuna yönelik talebi yönünden;
Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, incelenen dosya kapsamına göre delillerde ve işlemlerde herhangi bir eksiklik olmadığı, davanın kısmen kabulü kararında usul ve yasaya aykırı bulunmadığından davalının eksik inceleme ile hüküm kurulduğuna yönelik talebi yerinde görülmemiştir.

2.Hükmedilen manevi tazminatın fazla olduğuna yönelik talebi yönünden;
Yargıtayın görevi ülke genelinde uygulama birliğinin sağlanması ve benzer olaylarda aynı çözüm tarzının oluşturulmasıdır. Bu görev yerine getirilirken hukukun genel ilkeleri, ülkedeki pozitif hukuk normları ve uluslararası temel insan haklarına ilişkin kural ve kabullere uygun bir yorum ve uygulama benimsenmelidir.

Bu ilke yalnızca denetim mahkemeleri için değil, hüküm mahkemeleri için de geçerlidir. Hukuk devletinin en belirgin özelliği hiçbir kurum ve makam ayrımı gözetilmeden herkesin hukuk kurallarına uymasıdır.

Dairemizin yerleşik kararlarında da vurguladığı üzere, nesnel bir ölçüt olmamakla birlikte, hükmedilecek manevi tazminatın davacının sosyal ve ekonomik durumu, üzerine atılı suçun niteliği, tutuklanmasına neden olan olayın cereyan tarzı, tutuklu kaldığı süre ve benzeri hususlar ile tazminat davasının kesinleşeceği tarihe kadar faizi ile birlikte elde edeceği parasal değer gözetilmek suretiyle, hak ve nesafet ilkelerine uygun, makul bir miktar olarak tayin ve tespiti gerekirken, belirlenen ölçütlere uymayacak ve emsal uygulamaların da üzerinde olacak şekilde fazla manevi tazminata hükmolunması hukuka aykırı bulunmuştur ve bu nedenle tebliğnamede onama isteyen görüşe iştirak edilmemiştir.
V. KARAR
Gerekçe bölümünün (B-2) nolu paragrafında açıklanan nedenle … 3. Ağır Ceza Mahkemesinin, 24.11.2022 tarihli ve 2022/172 Esas, 2022/423 Karar sayılı kararına yönelik davalı vekilinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

10.04.2023 tarihinde karar verildi.