Yargıtay Kararı 12. Ceza Dairesi 2023/632 E. 2023/4558 K. 31.10.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2023/632
KARAR NO : 2023/4558
KARAR TARİHİ : 31.10.2023

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2015/1457 E., 2016/170 K.
SUÇ : Kişilerin huzur ve sükununu bozma
HÜKÜM : Beraat
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama

Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Ankara 18. Asliye Ceza Mahkemesinin, 09.03.2016 tarihli ve 2015/1457 Esas, 2016/170 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında kişilerin huzur ve sükununu bozma suçundan, 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (c) bendi uyarınca beraat kararı verilmiştir.

2. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 22.02.2021 tarihli Tebliğname ile hükmün onanması görüşüyle Daireye tevdi edilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Katılan vekilinin temyiz isteği; sanık hakkında beraat kararı verilmesinin hatalı olduğuna ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
1. Ankara 18. Asliye Ceza Mahkemesi gerekçesinde “… İddia, sanık savunması, müştekinin beyanı ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, her ne kadar sanık hakkında müştekinin huzur ve sükununu bozduğu iddia olunarak kamu davası açılmış ise de, müşteki ile sanık arasında iş ortaklığı ve bundan kaynaklanan alacak verecek uyuşmazlığının bulunduğu, sanığın aradaki ihtilafı halletmek amacıyla müştekiyi telefonla aradığı, sanığın müştekiyi sırf huzur ve sükununu bozmak maksadıyla aramadığı, suç kastının bulunmadığı anlaşıldığından beraatine karar verilmesi gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır.” denilmiştir.

2. Sanık beyanında “Suçlamayı kabul etmiyorum, ben müteahhitim, müştekide müteahhittir, 2013 yılında ikimiz birlikte askeriyenin işini yaptık, en son hakediş parasını müşteki kendi hesabına aktarmış, bu meseleden dolayı aramızda itilaf oldu, bana bende alacağın yok diyerek hesabı kapatmaya çalıştı, bende ortak yaptığımız işten kalan alacağımı istedim, hesaplaşalım alacağım varsa alayım, yoksa hesabı kapatalım diye kendisi ile görüşmeler yaptım, yüzüyüze gelemediğimiz içinde kendisini bu hususları konuşmak için telefonlada aradım, mesajda gönderdim, amacım aramızda alacak meselesini halletmekti, ben kendisini huzur ve sükununu bozma kastı ile aramadım.” demiştir.

3. Katılan soruşturma aşamasındaki beyanında “… benim iş arkadaşım olur. 2013-2014 yıllarında … ile birlikte bir defa ortak girişim olarak … taahhüt işi yaptık. Geçici kabul ve kesin kabul olmak üzere iki aşama vardı, birinci aşamayı tamamladık. Geçici kabulü yaptık. İşi 2014 Haziran ayında bitirdik. Bir yıl süreyle kesin kabule kadar sorumluluk ortak girişim yani ikimizin üzerinde idi. … 2014 yılı Temmuz ya da Ağustos ayında kesin kabuldeki riskleri almadan karı paylaşmak istedi. Ben kabul etmedim. Teminat mektubu bana aitti. …’ un kredi gücü olmadığından tüm çekler ve ödemeleri ben yaptım. Bu nedenle kesin kabule kadar kar paylaşımı olmayacağını söyledim. … çevremdekilere iş hayatımı karartacak şekilde ‘paraları aldı kaçtı’ şeklinde sözler söyledi. Arkadaşlarım da …’ a yardımcı olmamı istediler. Bunun üzerine tutanak tutarak 2014 yılı Kasım ayında yaptığımız masrafları döktük, muhtemel vergileri hesapladık. …’ un 12000-TL lik bir alacağı çıktı. Bunu protokole 08.12.2014 tarihinde bağladık. Protokolü ikimiz ve iki şahit imzaladık. İki gün sonra ben 6000-TL yi bankadan …’ a havale ettim. 2015 yılı Nisan ayında işin kesin kabulü yapıldı. Kesin kabul işlemlerinin onaylanması ve verdiğim teminatın iadesi Haziran ayını buldu. 02.06.2015 tarihinde kalan 6000-TL yi …’ un hesabına havale ettim. Havale ettikten bir gün sonra … beni telefonla arayarak ‘aslında biz hesaplaşmadık, ben bu hesabı kabul etmiyorum. %50, %50 şeklinde kar paylaşımı istiyorum. Protokolde yazılı olan %52, %48 lik oranı kabul etmiyorum. Geçici kabulden sonra ortak girişimi niye kapatmadın’ dedi. Bende yasal olarak böyle birşeyin mümkün olmadığını, protokolde ve ortaklık sözleşmesinde kar payı oranlarının yazıldığını, alacağını iddia ediyorsan mahkemeye gitmesi gerektiğini söyledim. … hemen hemen hergün beni arayıp rahatsız etti. … ayrıca benim cep telefonu hattıma 08.07.2015 tarihinde saat 16:07- 16:54′ te tehdit içerikli mesaj gönderdi, bu mesajlar cep telefonumda kayıtlıdır, tespit edilmesini istiyorum. Benden tehdit yoluyla para isteyen, hemen hergün telefonla arayarak rahatsız eden ve çevremdeki arkadaşlarıma hakkımda asılsız iddialarda bulunan …’ tan şikayetçiyim, uzlaşmak istemiyorum” demiştir.

IV. GEREKÇE
5237 sayılı Kanun’un 123 üncü maddesinde düzenlenen kişilerin huzur ve sükununu bozma suçunun maddi unsurunun, sırf huzur ve sükununu bozmak amacıyla bir kimseye ısrarla telefon edilmesi, gürültü yapılması ya da hukuka aykırı başka bir davranışta bulunulmasından ibaret olduğu gözetildiğinde, somut olayda katılan sanığın kendisini sürekli araması ve mesaj atması nedeniyle huzur ve sükununun bozulduğunu iddia etmesine karşın, sanığın katılan ile aralarındaki alacak ilişkisi nedeniyle aradığı ve mesaj attığı ve suçun kanuni tanımında yer alan sırf huzur sükun bozma amacının gerçekleşmediği anlaşılmakla, mahkemece bu kabul ile sanığın beraatine hükmedilmesinde hukuka aykırılık bulunmamıştır.

V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Ankara 18. Asliye Ceza Mahkemesinin, 09.03.2016 tarihli ve 2015/1457 Esas, 2016/170 Karar sayılı kararında katılan vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden katılan vekilinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 31.10.2023 tarihinde karar verildi.