YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2023/709
KARAR NO : 2023/4533
KARAR TARİHİ : 30.10.2023
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2015/1067 E., 2016/192 K.
SUÇ : Kişilerin huzur ve sükununu bozma
HÜKÜM : Beraat
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Düzeltilerek onama
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.Torbalı 3. Asliye Ceza Mahkemesinin, 03.03.2016 tarihli ve 2015/1067 Esas 2016/192 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında kişilerin huzur ve sükununu suçundan, 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca “sanığın atılı suçu işlediğine dair cezalandırılmasına yetecek ölçüde kesin, inandırıcı ve yeterli delil bulunmadığından” gerekçesiyle beraat kararı verilmiştir.
2. Dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 25.02.2021 tarihli hükmün onanması görüşünü içerir Tebliğname ile Yargıtay 4. Ceza Dairesine tevdi edilmiştir.
3.Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 01.02.2023 tarihli ve 2021/13404 Esas 2023/1151 Karar sayılı kararı ile dosya Dairemize gönderilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Katılan temyiz isteği; sanığın cezalandırılması gerektiğine ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
1. Sanığın katılanı beş kez arayarak rahatsız ettiği iddiası ile sanık hakkında kişilerin huzur ve sükununu bozma suçundan kamu davası açılmıştır.
2. Mahkemece; olay günü sanığın “…” adına kayıtlı olup kendisinin kullandığını beyan ettiği … numaralı telefonla katılana ait … numaralı telefonu saat 15:29’dan başlamak kaydıyla toplamda beş kez aradığı, sanığın bu aramaları savunmasında doğruladığı ancak rahatsız etmek gibi bir kastı olmadığını, katılan ile telefonda sıklıkla görüştüklerini savunmuş, yapılan 5 aramanın süreleri incelendiğinde 4200 saniye, 3541 saniye, 1051saniye, 717 saniye görüşmeler yapıldığı anlaşılmakla; sanık ve katılanın görüşme süresinin uzunluğundan da görüleceği üzere yapılan görüşmelerin rahatsız etmek kaydıyla yapılmadığı hususunda vicdani kanaate varılmasının yanı sıra tanık olarak dinlenen sanığın eşi … ise sanık ve katılanın telefonda sıklıkla konuştuklarını, kötü bir şey konuştuklarına şahit olmadığını, katılanın bu konuşmalardan rahatsız olduğuna dair kendisine bir şey söylemediğini beyan etmiş olmakla katılanın beyanları dışında sanığın üzerine atılı suçu işlediğine dair her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı somut bir delil elde edilemediği ve suçun unsurları oluşmadığı gerekçeleri ile sanığın beraatine karar verilmiştir.
3. Sanık olay günü katılanı beş kez aradığının doğru olduğunu, kendisiyle muhabbet ettiklerini, ancak kötü birşey konuşmadıklarını, katılanın da kendisine bu telefon konuşmalarından rahatsız olduğunu söylemediğini, hatta konuşurken eşinin de yanımda olduğunu beyan ederek atılı suçlamayı reddetmiştir.
4. Katılan sanığın cezalandırılmasını talep etmiştir.
5. Tanık … “… bizim komşumuz olur sürekli birbirimize gider geliriz, benim eşim benim yanımda da … ile telefonda konuşmuştur, benim eşim telefonda sürekli …’e abla der, havadan sudan konuşurlar, kötü birşey konuştuklarını duymadım, hatta … du bu konuşmalardan rahatsız olduğunu bize söylemedim, eşim münevveri telefonla aramıştır, ben de aramışımdır, kendisi de bizi aramıştır, hatta bazen ben eşime ara gelsin oturalım derim, eşimin … rahatsız ettiğini duymadım, kaldı ki böyle bir şey olsaydı … telefonda eşimle konuşmazdı, eşimin böyle bir şey yaptığını bilsem ben eşimi terk ederim, …’in neden şikayetçi olduğunu bilmiyorum, hatta kendisi bir hafta önce yine bize geldi, bir anlam veremedim” şeklinde beyanda bulunmuştur.
IV. GEREKÇE
Yerel mahkeme kararında yapılan inceleme neticesinde olayın kabulünde herhangi bir isabetsizlik bulunmamıştır.
A.Yüklenen suç açısından sanığın kastı bulunmadığından bahisle hakkında 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (c) bendi uyarınca beraat kararı verilmesi gerekirken, yüklenen suç açısından sanık tarafından işlendiğinin sabit olmaması gerekçe gösterilerek aynı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca beraat kararı verilmesi ve Kanun maddesinin belirtilmemesi hukuka aykırı olup söz konusu aykırılık Yargıtay tarafından düzeltilmiştir.
B. Katılanın sanık hakkında mahkumiyet yerine beraat kararı verilmesinin hukuka aykırı olduğuna ilişkin temyiz sebebi yönünden,
Sanık hakkında kurulan hükme yönelik katılanın temyizinin incelenmesinde, 5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 123 üncü maddesinde düzenlenen kişilerin huzur ve sükununu bozma suçu genel ve tamamlayıcı nitelikte bir suç olup, bu suçun oluşması için eylemin Kanunda ayrıca suç olarak tanımlanmamış olması gerekmektedir. Kişilerin huzur ve sükununu bozma suçu ile korunan hukuki yarar kişi özgürlüğünün korunması ve bireyin, psikolojik ve ruhsal bakımdan rahatsız edilmemesi ve yaşamını sağlıklı bir şekilde sürdürmesi olarak tanımlanmaktadır. Bu suçun oluşabilmesi için, kanun metninde yazılı bulunan telefon etme, gürültü yapma yada aynı maksatla, hukuka aykırı bir davranışta bulunulması eylemlerinin bir kez yapmasının yeterli olmadığı, eylemin ısrarla tekrarlanması, süreklilik arz etmesi ve sırf kişilerin huzur ve sükununu bozma saiki ile işlenmesi gerekmektedir.
Israr ögesinin ve sırf huzur ve sükunu bozma saikinin bulunmaması nedeniyle unsurları oluşmayan kişilerin huzur ve sükununu bozma suçundan mahkemece sanığın beraatine dair hüküm tesisinde hukuka aykırılık görülmemiştir.
V. KARAR
Gerekçe bölümünün (A) numaralı maddesinde açıklanan nedenle Torbalı 3. Asliye Ceza Mahkemesinin, 03.03.2016 tarihli ve 2015/1067 Esas 2016/192 Karar sayılı kararına yönelik olarak hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesi gereği hükmün hükmün 1.paragrafında yer alan, “Sanığın üzerine atılı suçun unsurları oluşmadığından BERAATİNE” cümlesinin hükümden çıkartılarak yerine “Yüklenen suç açısından sanığın kastı bulunmadığından, 5271 sayılı CMK’nın 223/2-c maddesi uyarınca BERAATİNE,” cümlesinin eklenmesi suretiyle hükmün, Tebliğnameye uygun olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 30.10.2023 tarihinde karar verildi.