YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2023/772
KARAR NO : 2023/4586
KARAR TARİHİ : 31.10.2023
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2016/283 E., 2016/568 K.
SUÇLAR : Kişilerin huzur ve sükununu bozma, tehdit
HÜKÜMLER : Mahkûmiyet, beraat
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Kısmî onama, kısmî bozma
Sanık hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir oldukları, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
A. Çubuk 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 07.04.2016 tarihli ve 2016/283 Esas, 2016/568 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında;
1. Tehdit suçundan, 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca beraatine,
2. Kişilerin huzur ve sükununu bozma suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 123 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesi gereğince 2 ay 15 gün hapis cezasıyla cezalandırılmasına, 50 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca hapis cezasının adli para cezasına çevrilmesine karar verilmiştir.
B.Dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 08.03.2021 tarihli 2016/201568 sayılı hükmün; tehdit suçu bakımından verilen beraat kararının onanması, kişilerin huzur ve sükununu bozma suçundan verilen mahkumiyet kararının bozulması görüşünü içerir tebliğname ile Daireye tevdi edilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
1.Katılanın temyiz isteği;
Kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna, cezanın az olduğuna ve saire ilişkindir.
2. Sanık müdafiinin temyiz isteği;
Yetersiz gerekçe ile keşif taleplerinin reddedilerek savunma haklarının kısıtlandığına, eksik inceleme ile karar verildiğine, sanık lehine delillerin toplanmadığına ve saire ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
1.Sanığın katılanın eski erkek arkadaşı olduğu, ayrıldıktan sonra katılanın evinin önüne gelerek rahatsız ettiği, en son olay günü katılanın ikametinin balkonunda çamaşır asarken katılana hitaben “sana bu yaptıklarının hesabını soracağım, eğer senden çıkaramazsam çocuklarından çıkaracağım”sana bu yaptıklarının hesabını soracağım, eğer senden çıkaramazsam çocuklarından çıkaracağım” demek suretiyle tehdit ettiği iddiasıyla sanık hakkında kamu davası açılarak yapılan yargılama sonunda Mahkemece;
” …Sanığın katılanın eski erkek arkadaşı olduğu, sanığın ayrıldıktan sonra katılanın evinin önüne gelerek sürekli beklediği ve katılanı bu şekilde rahatsız ettiği, her ne kadar sanık üzerine atılı suçu inkar etmiş ise de katılan beyanı ile uyumlu tanık beyanı karşısında savunmaya itibar edilemeyerek sanığın kişilerin huzur ve sükunu bozmak suçunu işlediği sabit görülmüş ve atılı suçtan cezalandırılmasına karar verilmiş, sanığa verilen hapis cezası TCK 50. Madde gereği adli para cezasına çevrilmiş, sanığın denetim süresi içerisinde suç işlediği anlaşılmakla bir daha suç işlemeyeceği hususunda mahkememizde olumlu kanaat hasıl olmadığından sanık hakkında CMK 231. Madde uygulanmamıştır.
Her ne kadar sanık hakkında “Basit Tehdit” suçundan cezalandırılması için mahkememizde kamu davası açılmış ise de, sanığın atılı suçu kabul etmediği, katılan ve tanık …’ın soruşturma ve yargılama aşamasında vermiş oldukları ifadeler çelişkili görülmüş, bu sebeple sanığın tehdit suçunu işlediği hususunda mahkememizde şüphe hasıl olmuştur. İzah edilen şekilde sanığın katılanı tehdit ettiği sabit olmadığından beraatine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.” gerekçeleri ile sanığın tehdit suçundan beraatine, kişilerin huzur ve sükununu bozma suçundan mahkumiyetine karar verilmiştir.
2.Katılan beyanında; ” ..Sanık beni sürekli rahatsız etmektedir, evimin önüne araba ile gelip orada beklemektedir, hatta bir kaç defa kapıma kadar gelip zilimi çalıp gitti, olay günü de kapımın önüne kadar gelip iddianamede belirtilen şekilde beni tehdit etti, ben sanığın yüzünden herhangi bir işe girip çalışamıyorum, sanık olay günü benim evimin önüne geldiğinde öğle saatleri idi, dışarda bana seslenerek söyledi, benim balkonumdan yol gözükmektedir, sanıktan şikayetçiyim, davaya katılmak istiyorum, sanık beni iddianamede belirtilen şekilde sözlü tehdit ettiğinde kızım yanımda değildi, sanığın söyledikleri beni korkutmuyor, ben çocuklarım için korkuyorum” demiştir.
3.Sanık … savunmasında; “Ben hazırlıkta vermiş olduğum ifademi aynen tekrar ederim. Üzerime atılı suçlamayı kabul etmiyorum, 10/01/2016 tarihinde benim doğum günüm olması nedeniyle evde idim, bir ara çocuklarım ile kapının önüne indim ancak hiç bir yere gitmedim, kesinlikle müştekiyi tehdit etmedim, rahatsız etmedim, suçsuzum, beraatimi talep ediyorum” şeklinde beyanda bulunmuştur.
4.Tanık … :”Sanık benim eşim olur, olay günü eşimin doğum günü olması nedeniyle sürekli beraberdik, eşim hiç yanımdan ayrılmadı, sadece çocuklar ile beraber kapının önündeki bahçeye inip geri eve çıktılar, eşimin müştekiyi tehdit ettiğini, rahatsız ettiğine şahit olmadım…” şeklinde beyanda bulunmuştur.
5.Tanık … “Müşteki benim annem olur, sanık bizim evin ordan arabası ile gelip sürekli durmaktadır, bu şekilde annemi rahatsız etmektedir, aynı zamanda olay günü biz annem ile balkonda idik, annem çamaşır seriyordu, sanık anneme ağza alınmayacak şekilde küfürler etti, tehdit ettiğini duymadım, benim bilgim bundan ibarettir, tanıklık ücreti istemiyorum” şeklinde beyanda bulunmuştur.
IV. GEREKÇE
A. Sanık Hakkında Tehdit Suçundan Kurulan Beraat Hükmü Yönünden;
Yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, Mahkemenin yargılama sonuçlarına uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dava dosyası içeriğine göre, katılanın yerinde görülmeyen tüm temyiz sebeplerinin reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır.
B. Sanık Hakkında Kişilerin Huzur ve Sükununu Bozma Suçundan Kurulan Mahkumiyet Hükmü Yönünden;
Sanığa isnat edilen eylemin, 5237 sayılı Kanun’un 123 üncü maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen ”kişilerin huzur ve sükununu bozma” suçuna ilişkin olduğu, “kişilerin huzur ve sükununu bozma” suçu için 5237 sayılı Kanun’un 123 üncü maddesinin birinci fıkrasında temel ceza miktarının ”üç aydan bir yıla kadar hapis” olarak belirlendiği; 5271 sayılı Kanun’un, 17.10.2019 tarihli ve 7188 sayılı Kanun’un 24 üncü maddesi ile başlığı ile birlikte yeniden düzenlenmiş olan ”Basit Yargılama Usulü” başlıklı 251 inci maddesinin birinci fıkrasında yer alan; ”Asliye ceza mahkemesince, iddianamenin kabulünden sonra adli para cezasını ve/veya üst sınırı iki yıl veya daha az süreli hapis cezasını gerektiren suçlarda basit yargılama usulünün uygulanmasına karar verilebilir.” şeklindeki düzenlemeye, 7188 sayılı Kanun’un geçici 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendinde yer alan ”01.01.2020 tarihi itibarıyla kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış veya kesinleşmiş dosyalarda seri muhakeme usulü ile basit yargılama usulü uygulanmaz.” şeklindeki düzenleme ile sınırlama getirilmiş ise de; Anayasa Mahkemesinin 19.08.2020 tarihli 31218 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 25.06.2020 tarihli ve 2020/16 Esas, 2020/33 Karar sayılı ve 16.03.2021 tarihli 31425 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 14.01.2021 tarihli ve 2020/81 Esas, 2021/4 Karar sayılı iptal kararları ile ”…kovuşturma evresine geçilmiş…, …hükme bağlanmış…” ibarelerinin, aynı bentte yer alan ”…basit yargılama usulü…” yönünden Anayasaya aykırı bulunarak iptaline karar verilmesi sebebiyle;
Kovuşturma evresine geçilmiş veya hükme bağlanmış olan ve basit yargılama usulü uygulanabilecek dosyalar yönünden 7188 sayılı Kanun’un 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendinde yer alan kesinleşmiş hükümler haricindeki düzenlemelerin iptal edildiği anlaşıldığından; Anayasa Mahkemesi kararlarının geriye yürümesi mümkün olmayıp, Ceza Muhakemesi Kanununda yapılan değişikliklerin ise derhal uygulanması gerekmekle birlikte, basit yargılama usulü uygulanan olaylarda 5271 sayılı Kanun’un
251 inci maddesinin üçüncü fıkrasına göre; ”mahkûmiyet kararı verildiği takdirde sonuç ceza dörtte bir oranında indirilir.” şeklindeki düzenleme karşısında, Anayasa Mahkemesinin anılan iptal kararlarının neticeleri itibariyle maddi ceza hukukuna ilişkin ve 5271 sayılı Kanun’un 251 inci maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan düzenlemenin sanık lehine sonuç doğurabilecek nitelikte olduğunun anlaşılması karşısında, 5237 sayılı Kanun’un 7 nci maddesi ile 5271 sayılı Kanun’un 251 inci maddesi hükümleri gözetilmek suretiyle, sanık lehine olan uygulamanın belirlenerek yerine getirilmesi ve gereği için dosyanın, ”Basit Yargılama Usulü” yönünden yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk görülmüştür.
V. KARAR
1. Sanık Hakkında Tehdit Suçundan Kurulan Beraat Hükmü Yönünden;
Gerekçe bölümünde (A) numaralı bentte açıklanan nedenlerle Çubuk 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 07.04.2016 Tarihli ve 2016/283 Esas, 2016/568 Karar sayılı kararında katılan tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden katılanın temyiz sebeplerinin reddiyle hükümlerin, Tebliğnameye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
2. Sanık Hakkında Kişilerin Huzur ve Sükununu Bozma Suçundan Kurulan Mahkumiyet Hükmü Yönünden;
Gerekçe bölümünde (B) numaralı bentte açıklanan nedenlerle sair yönleri incelenmeyen Çubuk 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 07.04.2016 tarihli ve 2016/283 Esas, 2016/568 Karar sayılı kararında sanık müdafiinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğnameye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 31.10.2023 tarihinde karar verildi.