YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/2481
KARAR NO : 2013/10668
KARAR TARİHİ : 21.03.2013
MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki borçlular tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü :
7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 12. maddesine göre, hükmi şahıslara tebligat selahiyetli mümessillerine, bunlar birden ziyade ise yalnız birine yapılır. Aynı Kanunun 13. maddesine göre de, tebliğ yapılacak bu kişiler herhangi bir sebeple mutad iş saatlerinde iş yerinde bulunmadıkları veya o sırada evrakı bizzat alamayacakları bir halde oldukları takdirde ancak o zaman, tebliğ orada hazır bulunan memur veya müstahdemlerinden birisine yapılır. Tebligat Tüzüğü’nün 18. maddesinde selahiyetli kişilerin bulunmadığının tebligat belgesinde gösterilip bunun açıklanması lüzumu hüküm altına alınmıştır.
Somut olayda borçlu şirket adına çıkarılan satış ilanı tebligatının “aynı adreste çalışan işçi …’e” tebliğ edildiği belirlenmiş ise de, adı geçen şahsın şirket yetkilisi olmadığı, borçlu şirket yetkilisinin Ticaret Sicili Kayıtlarına göre … olduğu görülmektedir. Buna göre borçlu şirketin yetkili temsilcisinin bulunup bulunmadığı belirlenmeden çalışanına tebligat yapılması, 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 12. ve 13. maddeleri ile Tebligat Tüzüğü’nün 18. maddesine aykırı olduğundan anılan tebliğ işlemi usulsüzdür. Bu ilkeler Hukuk Genel Kurulunun 22.06.1988 tarih 1988/12-266 sayılı kararında da kabul edilmiştir (HGK. nun 13.05.2009 tarih, 2009/12-184/187 sayılı kararı).
Satış ilanının hiç veya usulüne uygun olarak tebliğ edilmemesi ise yerleşik Yargıtay uygulamalarına göre tek başına ihalenin feshi sebebidir.
O halde mahkemece şirket yönünden ihalenin feshine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile istemin reddi yönünde hüküm tesisi isabetsizdir.
Öte yandan borçlu …’a yapılan kıymet takdiri raporu ve taşınmaz satış ilanının tebliğ mazbatasının üzerine “Mernis Adresi” yazılarak tebliğe çıkarıldığı ve dağıtıcı tarafından Tebligat Kanunu’nun 21/2.maddesine göre tebliğ edildiği ve bu tebliğlere dayanarak takip ve ihale işlemlerine devam edildiği görülmüştür.
11.01.2011 tarihinde 6099 Sayılı Kanunun 3.maddesiyle 7201 Sayılı Tebligat Kanunu’nun 10. maddesine eklenen 2.fıkraya göre; “Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır”.
Tebligat Kanununun Uygulanmasına Dair Yonetmelik’in Bilinen Adreste Tebligat başlıklı 16/2.maddesinde “Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır.” denilmiştir.
Tebligat Kanunu’nun 10. maddesine eklenen ikinci fıkrasında gerçek kişilere yapılacak tebligatla ilgili olarak iki aşamalı bir yol benimsenmiştir. Muhatabın adresi takip alacaklısı (veya davacı) tarafından bildirilecek ve normal tebligat çıkarılacaktır. Bildirilen adresin muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi veya başka bir adresi olması arasında fark bulunmamaktadır. Bildirilen adrese çıkarılan tebligatın bila tebliğ iade edilmesi halinde, muhatabın adres kayıt sistemindeki yerleşim yeri adresine Tebligat Kanunu’nun 21/2.maddesine göre çıkarılacaktır.
Somut olayda borçlu …’a yapılan tebligatların TK.’nun 10/2.maddesi gözardı edilerek, borçluya önceden hiçbir tebligat çıkarılmadan ve yasal şartları oluşmadan doğrudan doğruya TK.’nun 21/2 maddesine göre çıkartılıp çıkartılmadığı yöntemince araştırılmadan anılan borçlu yönünden de ihalenin feshi isteminin reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ : Borçluların temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 21.03.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.