Yargıtay Kararı 12. Hukuk Dairesi 2014/27198 E. 2014/24956 K. 27.10.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/27198
KARAR NO : 2014/24956
KARAR TARİHİ : 27.10.2014

MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 4. İcra Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 05/02/2014
NUMARASI : 2014/51-2014/47

Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki alacaklı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi …tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü :
Alacaklı tarafından ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla başlatılan takipte borçlunun usulsüz tebligat şikayeti ile beraber sair nedenlerle takibin iptali istemi ile icra mahkemesine başvurduğu, mahkemece, şikayetin kabulü ile takibin iptaline karar verildiği görülmektedir.
İİK’nun 149/a maddesinin göndermesi ile uygulanması gereken aynı Yasanın 33. maddesi gereğince, ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla ilamlı takipte, limit aşımı dışındaki şikayetler ve itirazlar yedi günlük hak düşürücü süre içerisinde icra mahkemesine yapılmalıdır.
Somut olayda borçluya İİK’nun 149. maddesi kapsamında icra emri ve kıymet takdir raporu 27.12.2012 tarihinde tebliğ edilmiş ve mahkemece icra emri tebliğinin usulsüz olduğuna karar verilerek tebliğ tarihi 22.01.2014 olarak düzeltilmiş ise de, borçlu tarafından satış ilanı tebliği işlemine ilişkin yapılmış bir şikayet olmadığından ve satış ilanı şikayetçiye 14.01.2014 tarihinde tebliğ edilmiş olduğundan borçlu icra emri ve kıymet takdir raporuna en geç satış ilanının tebliğ edildiği tarih olan 14.01.2014’te muttali olmuştur. Bu durumda mahkemece tebliğ tarihinin 22.01.2014 olarak düzeltilmesi doğru değildir.
Takip dayanağı ipotek akit tablosunun incelenmesinde, borçlunun kefalet sözleşmelerinden kaynaklı borçlarının da ipotek ile teminat altına alındığı anlaşılmaktadır. Şikayetçi kendi kefalet borcu için banka lehine ipotek vermiştir. Bu nedenle, N…. Ltd. Şti. ile S…. A.Ş.’nin kullandığı kredi ile ilgili sözleşmede müşterek borçlu müteselsil kefil sıfatıyla imzası bulunduğundan ve kefalet borcu da ipotek kapsamında olduğundan, alacaklının sözkonusu kefalet alacağını talep etmesinde yasaya uymayan bir yön yoktur. Kefalet borcu şikayetçiye ait olup, adı geçen şirketler, lehine ipotek verilen asıl borçlu değildir. Bu nedenle anılan şirketlerin de borçlu gösterilmesi zorunluluğu bulunmamaktadır. Bu durumda mahkemece, borçlu ile N…. Ltd. Şti.ve S…. A.Ş. arasında zorunlu takip arkadaşlığı bulunduğu ve adı geçen borçluların asıl borçlu kabul edilerek onlar hakkında da takip yapılmadığı gerekçesiyle takibin iptal edilmesi doğru değildir.
O halde, mahkemece icra emri tebliğ tarihinin yukarıdaki açıklamalar gereğince 14.01.2014 olarak kabulü ile borçlunun sair itirazlarının, süresinde olup olmadığı da değerlendirilerek, oluşacak sonuca göre bir karar vermek gerekirken takibin iptali yönünde hüküm tesisi isabetsizdir.
SONUÇ : Alacaklının temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), peşin alınan harcın istek halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 27/10/2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.